Bölüm 83: Prenslerin Mücadelesi

avatar
7628 22

Martial World - Bölüm 83: Prenslerin Mücadelesi


 

Çeviri: Xanaphia Düzenleme: Kharsmi

 

Bu kül renkli kıyafetli adamlar, veliaht prensin ilişkileri ve nüfuzu sayesinde Yedi Derin Savaşçı Evi’ne doğrudan girip sıralama savaşını izleyebiliyorlardı. Ama yapabildikleri en fazla şey buydu; Yedi Derin Savaşçı Evi’nin kuralları dışına çıkıp Lin Ming ile özel bir anlaşma yapamıyorlar, ya da yeteneklerini kendi saflarına çekmeye çalışamıyorlardı.

 

Göklerin Talihi Krallığında, Yedi Derin Savaşçı Evi, imparatorluk otoritesinin ve yargısının etkisi olmayan bir varlıktı. Hiçbir yasal sınırlama yoktu. Bunun nedeni, Yedi Derin Savaşçı Evi’nin, üçüncü sınıf bir tarikat olan Yedi Derin Vadi’ye bağlı olmasıydı. Yedi Derin Vadi, imparatorluk otoritesine bile hükmeden korkunç bir devdi! Açıkça söylemek gerekirse, Yedi Derin Vadi, 200 bin mil civarında bir alandaki herhangi bir ülkenin taç giymiş hükümdarını ortadan kaldırabilirdi!

 

Eğer biri emirlerine uymazsa, 3-4 Xiantian ustayı doğrudan yollayabilirdi. Bu ustalar Kraliyet Sarayına hiçbir dirence maruz kalmadan girip çıkabilirdi. Basite indirgemek gerekirse, içeri girip imparatorun kellesini alıp, bu sanki sıradan bir olaymış gibi çıkabilirlerdi.

 

Göklerin Talihi Krallığı’nı daha geniş bir açıdan ele alırsak, en güçlü savaşçıları Qin Xiao, Muyi ve bunlar gibi olanlardı. Bu kişiler de Houtian aşamasının ortalarındaydı. Böylesi birinin çıkması zaten oldukça nadir bir şeydi ve bunların toplandığı yer Yedi Derin Savaşçı Evi’ydi. Böyle bir durumda kime yardım edeceklerini bilemezdiniz. Sadece bir avuç orta Houtian aşamasındaki ustanın, 3 tane Xiantian aşamasındaki güç merkezine karşı misilleme yapması bile düşünülemezdi.

 

Yani imparator Yedi Derin Savaşçı Evi’nin emirlerine isyan ettikten sonra, yapabileceği tek şey ölümünü beklemek olurdu. Sonrasında da Yedi Derin Vadi, yeni imparatoru ayarlamak için Yedi Derin Elçi tayin ederdi. Eğer kraliyet ailesi de isyan ederse, o zaman Yedi Derin Vadi, imparatorun tüm klanını bile ortadan kaldırabilirdi!

 

Böyle korkunç bir oluşum, tüm sağ duyuların ötesine geçiyordu. Göklerin Talihi Krallığı ve çevre ülkeler, Yedi Derin Vadi’yi kutsal ve çiğnenemez bir mabet olarak görüyordu. Yedi Derin Vadi’nin karşısında hiçbir direniş göstermiyorlar ve onlara karşı olan tüm davranışlarına özen gösteriyorlardı. Bunun da ötesinde, her ülkenin kıymetli hazineleri ve gerçek öz taşları sandıklara konularak Yedi Derin Vadi’ye gönderilmek zorundaydı. Hatta ülkeler Yedi Derin Vadi’nin maden kazılarına yardımcı olması için insan gücü bile yolluyordu.

 

Kraliyet Ailesi itaatkâr bir şekilde tüm emirleri yerine getiriyor ve kaynaklarını yolluyorsa, o zaman Yedi Derin Vadi ulusun iç işlerine karışmıyordu ve hatta bazen isyanları bastırabilmeleri için yardım ediyordu.

 

Tabii kısıtlamaların da bir sınırı vardı. Eğer hükümdar ahlaksızlıklar, hainlikler ve kötülükler peşindeyse ya da yönetimde beceriksizse, ya da halk yaşayamadığı için sık sık isyan ediyorsa, o zaman Yedi Derin Vadi şimdiki yönetimden vazgeçiyor ve tamamen yeni bir hanedan getiriyordu.

 

Yedi Derin Vadi’nin her ülkeye Yedi Derin Savaşçı Evi kurmasının amacı, yetenekleri ve dahileri bulup Yedi Derin Vadi’ye getirmek ve aynı zamanda ulusların durumunu izlemek ve onları yönetmektir.

 

Savaşçı Evlerinin Ustalarının ana görevi, Savaşçı Evi’nin günlük öğretilerini kontrol etmek değildi. Bunun yerine ustanın sorumluluğu, madencilik ve ülkenin kaynaklarının sekteye uğramadan Yedi Derin Vadi’ye gönderilmesiydi. Gönderilen bu kaynaklar da, gerçek öz taşları, nadir ve kıymetli ilaçlar, vahşi hayvan kanları ve her türlü işe yarar malzemeden oluşuyordu.

 

Savaşçı Evi Ustasının ve Yedi Derin Elçi’nin Göklerin Talihi Krallığı’nda muazzam bir otoritesi vardı. Savaşçı Evi Ustasının sorumluluğu kaynakların toplanması, yollanması ve Savaşçı Evi’nin yönetimiydi, Yedi derin Elçi’nin sorumluluğu da, imparatorun otoritesini gözetmekti. Mevkileri imparatordan bile yüksekti!

 

Yedi Derin Vadi, iki yüz bin millik bir alandaki sayısız ülkenin kaynağını sömüren, kana susamış dev bir vampir gibiydi. Ancak bu kan emici vampir o kadar güçlüydü ki hiçbir ülke isyan etmeye cesaret edemiyordu. Aksine, bu ülkelerin yöneticileri topraklarındaki istikrar karşılığında, memnuniyetle gelişim kaynaklarını feda edebilirdi. Ölümlüler için, bitmeyen zenginlik, güzel hatunlar sürüsü ve yüce otorite, belki de birkaç gerçek öz taşından daha cazip geliyordu.

 

Yani Kraliyet Ailesi, Yedi Derin Savaşçı Evi’ne burnunu sokmaya cesaret edemiyor ve onların yanında her zaman dikkatli davranıyordu.

 

Fakat insanlar olduğu sürece, ilişkiler ve bağlantılar da olacaktır. Sonuçta Yedi Derin Savaşçı Evi, Göklerin Talihi Krallığı’nda kurulmuştu ve Kraliyet Ailesi’ne bazı kazançlar bağışlaması yerinde bir şeydi. İmparatorun bazı akrabalarının ve küçüklerinin birer istisna olarak İnsan Salonu’na girmesine izin verebiliyorlardı. Örneğin şuan iki prensin, sıralama savaşını izlemesi için yetenek avcıları yollamasına izin vermişlerdi.

 

“Gözünüzü dört açın; Onuncu Prens’in yalakalarına karşı kaybedemeyiz!” Kül cübbeli adamların başı konuşmuştu. 40’lı yaşlarında görünüyordu ve tamamen normal biri gibiydi.

 

“Evet!” diye karşılık verdi diğer üç kişi.

 

Eğer Veliaht Prens adamlarını yolladıysa, doğal olarak taht için yarışan 10. Prens de birkaç adam yollayacaktı.

 

Etkin güçlerin desteğine ihtiyacı olanlar genellikle büyük aileler ya da ticaret odaları değil, generaller ve prensler oluyordu!

 

Generaller sınır hudut güvenliğini sağlıyordu. Savaşa yürüdüklerinde düşmanların hakkında gelecek ve görevleri başaracak etkin güçlere ihtiyaçları vardı. Aynı zamanda bu kişiler kendilerini koruyacak suikastleri engelleyecek kadar güçlü olmalıydı.

 

Prensler ise, topraklar ve eyaletler için rekabet ediyordu ve düşmanlarını süpürmek için böylesi etkin güçlere ihtiyaç duyuyordu!

 

Bu nedenle, Veliaht Prens ve 10. Prens nasıl boş geçsin?

 

Lin Ming’den önce Savaşçı Evi’nde en çok dikkat çeken öğrenciler Ling Sen, Ta Ku Zhang Guanyu ve birkaç çekirdek öğrenciydi.

 

Savaşçı Evi’nin çekirdek öğrencileri, ilerde çok uğursuz bir kaza yaşamadığı sürece, şüphesiz Yedi Derin Vadi’ye giriyordu. Sonrasındaysa Yedi Derin Vadi’de kalabiliyorlardı, hatta Yedi Derin Savaşçı Evi Ustası olarak atanabiliyorlar ya da başka meseleler için Yedi Derin Vadi’de görevlendirilebiliyorlardı.

 

Eğer Yedi Derin Vadi’de kalırlarsa o zaman soğuk ve mesafeli bir varlık oluyorlardı ve Göklerin Talihi Krallığı ile pek fazla ilişkileri olmuyordu. Ama eğer Yedi Derin Savaşçı Evi ustası ya da Yedi Derin Elçi olurlarsa o zaman bu olağanüstü olurdu!

 

Göklerin Talihi Krallığı’nda Yedi Derin Savaşçı Evi Ustası’nın ve Yedi Derin Elçi’nin mevkisi imparatorları aşıyordu!

 

Şöyle söyleyebilir ki; eğer bir prens ileride Savaşçı Evi Ustası ya da Yedi Derin Elçi olacak bir çekirdek öğrencinin kalbini kazanırsa, tahtı miras alma şansları %50 artardı!

 

Eğer çoktan Savaşçı Evi Ustası veya Yedi Derin Elçi olmuş bir çekirdek öğrencinin dostluğunu kazanırlarsa, o zaman tahtı miras almalarına kesin gözüyle bakılırdı.

 

Ancak, Yedi Derin Savaşçı Evi’nin Qin Xingxuan dışındaki çekirdek öğrencileri, kadim dövüşçü ailelerden geliyordu ve gelişim yapmak zorundaydı. Göklerin Talihi Krallığı’na bile ait olmayan bu kişilerin dostluğunu kazanabileceklerine dair en ufak bir umut yoktu.

 

Dahası, bu kişiler Göklerin Talihi Krallığı’ndan olmadığı için, ister Savaşçı Evi Ustası olsun isterse Elçi, gelecekte muhtemelen buraya geri dönmeyeceklerdi. Qin Xiangxuan da benzer bir durumdaydı. Altıncı seviye bir yetenekle, Xiantian yolunu takip etmekte kararlıydı, büyük ihtimalle ileride Yedi Derin Vadi’de kalacaktı.

 

Çekirdek öğrencilerin dostluğunu kazanacaklarına dair umut olmadığından, geriye kalanlar doğal olarak Göksel İkamet’in en üst sıralarıydı.

 

Ama ne yazık ki Ling Sen ve Ta Ku ordu adamıydı. Sekizinci Prens Yang’ın güneybatı silahlı kuvvetlerinin yetenekleriydi ve onları kazanmak için de umut yoktu.

 

Zhang Guanyu’nun ise aile geçmişi ticaret odasına uzanıyordu. Ticaret odası uzun zaman önceden beri olan bir oluşumdu. Bu kadar uzun süre ayakta kalmış bir oluşum doğal olarak, kendini koruma içgüdüsü geliştirmişti ve burnunu sokmaması gereken yerlere sokmuyordu. Bu yüzden ne olursa olsun taht üzerindeki mücadelelere katılmazdı.

 

Tahtı kapmak için mücadele eden ejderhalar, bunu başarırsa kendi namına nam katardı, ama ticaret odası zaten şöhretli ve varlıklıydı. Bu yüzden kendilerine verilecek olan ünvanlara ihtiyaç duymuyordu. Bunun yerine kendi boylarını aşan mevzulara girip başarısız olurlarsa, tüm aile varlıkları haczedilir ve ailelerinin dokuz nesli de ölüme mahkum edilirdi. Bu yüzden Zhang Guanyu hiçbir büyük güce katılmazdı, bunun yerine kendi yaşamını ticaret loncasına adayacaktı.

 

Tahtın değiştiği bu dönemde, aniden göz kamaştırıcı bir süpernova gibi olan Lin Ming ortaya çıkmıştı. Lin Ming’in yeteneği sınırlı olsa da gelecekte herkesi şaşırtabilirdi. Bazı prensler Lin Ming’in dostluğunu kazanmak için hiçbir masraftan kaçınmazdı. Eğer bu mucize devam ederse, işin sonunda Lin Ming, Ling Sen’i ve Ta Ku’yu bile geçen rakipsiz bir usta olabilirdi.

 

Çekirdek öğrenci olma konusunu ise hiç düşünmemişlerdi bile. Sonuçta Lin Ming’in yetenekleri çok sıradandı.

 

On Bin Öldürme Dizilimi’nin başlamasına çeyrek saat kala, veliaht prensin adamlarının başındaki kül cübbeli adam aniden yüzünü o tarafa çevirdi ve fısıldadı, “Lin Ming geldi.”

 

“Tezahürata başlayın!”

 

“Evet!”

 

“Bu görevde başarılı olmalıyız, işi batıramayız! Lin Ming’i kazanamasak bile, 10. Prens’in eline düşmesine izin veremeyiz. Aksi takdirde veliaht prense kellemizi sunacağız!”

 

“Evet!”

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 25460 Üye Sayısı
  • 847 Seri Sayısı
  • 42858 Bölüm Sayısı


creator
manga tr