Bölüm:132 Gururlu Sun Qiang

avatar
4375 13

Library of Heaven's Path - Bölüm:132 Gururlu Sun Qiang


Bölüm:132 Gururlu Sun Qiang

 

 

Çeviren ve Düzenleyen: Gin

 

 

Usta Cheng Yuan'in ifadesindeki ani değişimi gören Ling Tianyu bakışlarını aceleyle taş aslan parçalarına çevirdi.

 

Yeşim taşının kırıldığı noktalarda kan rengi çizgiler ortaya çıkmıştı. Çevreden yayılan ışıkla parıldarken son derece vahşi ve korkutucu bir görünüyorlardı.

 

Bu çizgiler taşın içindeydi ve Güney Yeşili Yeşim taşı saydam olmadığından dolayı, aslanı kırmadan görmek imkansızdı.

 

"Bu gerçekten de Güney Kanlı Yeşim taşı mı?"

 

Yüzü kararmıştı. Usta Cheng Yuan cevap vermese bile önündeki bu malzemenin Güney Yeşili Yeşim taşı olması imkansızdı!

 

Taş aslana elinin ayasıyla vurdu.

 

Şangırt!

 

Aslanın sağlam vücudu paramparça oldu ve parçaları yere dağıldı. Rastgele bir parçayı eline aldığında üzerindeki kan rengi çizgileri gördü.

 

"Bu Güney Kanlı Yeşim taşı, yanlış değerlendirmişim!"

 

Yeşim taşının yüzeyinde sık şekilde yayılan kan rengi çizgileri gören Usta Cheng Yuan sanki bir anda on yaş yaşlanmış gibiydi.

 

Muhakeme yeteneğine inanılmaz güvenirdi. Ticaret şirketinde eşsiz bir mevkide bulunup Ling Tianyu ile kardeş olmalarının nedeni de tam olarak bu yeteneğiydi.

 

Ancak, ticaret şirketinin en büyük ve değerli ürününü yanlış değerlendirmişti.

 

"Bu çizgilerin hepsi yeşim taşının içine gizlenmiş, bu yüzden dışardan görülmeleri mümkün değil. Büyük ihtimalle heykeltıraş bile bunu fark etmemiştir. Senin bu şekilde değerlendirmende yanlış bir durum yok!" Ling Tianyu karşı tarafı suçlamıyordu. Bunun yerine ona dönüp sordu, "Şu anda tek bilmek istediğim Güney Kanlı Yeşim taşı gerçekten de birinin yaşam gücünü emer mi?"

 

"Kanlı Yeşimi daha önce kitaplarda okumuştum ve kendi gözümle görmesem bile efsanelerde bu şekilde anlatılır." Usta Cheng Yuan başıyla onayladı.

 

"Demek doğru söylüyormuş..."

 

Ling Tianyu yüzü bir kez daha solmuştu. Başını kaldırarak güvenlikçilerin liderine döndü, "Sun Qiang'in Büyük Efendisi kim biliyor musun?"

 

"Emin değilim!" Adam kafasını salladı. Ardından, ansızın bir şeyi hatırladı, "Oh, doğru ya... Sun Qiang dün dükkanını satarken gezgin bir... usta hocanın hizmetine girdiğiyle ilgili böbürleniyordu. Hepimiz onun attığını düşündük ve arkasından uzun bir süre gülüştük. Bir usta hoca onun gibi birinin kendisine hizmet etmesine nasıl izin verir..."

 

"Usta hoca mı?"

 

Ling Tianyu geriye doğru sendeledi. Dizlerinin zayıfladığını hissetti ve neredeyse yere kapaklanıyordu. O anda o kadar pişmandı ki kafasını duvarlara vurabilirdi.

 

Karşı taraf bir usta hoca mıydı?

 

Onu gördüğünde sakinliğini korumasına ve Usta Cheng Yuan yapamazken Güney Kanlı Yeşim taşını ayırt edebilmesine, hatta karısının semptomlarını doğru bilmesine şaşmamalıydı...

 

 

Buna rağmen adama inanmamış ve ondan yardım istemeye tereddüt etmişti.

 

Bu tereddüt ona bir usta hocayla dostluk kurup karısını kurtarma fırsatına mal olmuştu.

 

"Efendi..."

 

Efendisinin yüzündeki ifadeyi gören güvenlikçilerin lideri durumu fark etmişti. Yüzü birden değişti, "O Büyük Efendi... bir dakika önce, o bir usta hoca olamaz, değil mi?"

 

"Öyle olmalı!"

 

Kendini toparlayan Ling Tianyu aceleyle emretti, "Hemen gidip nerede yaşadıklarını öğrenin. Arabayı hazırlayın, onu hemen ziyaret edeceğim."

 

Fırsatı bir kere kaçırmıştı ve ikinci kez elinden kaymasına izin vermeyecekti.

 

"Emredersiniz!"

 

Az önceki orta yaşlı adamın bir usta hoca olduğunu öğrendiklerinde herkesin korkudan rengi attı. Emirleri büyük bir hızla yerine getirdiler.

 

Tianxuan Krallığında tek bir usta hoca bile yoktu. Hocalar Loncasının lideri Huang bile yalnızca yüksek seviye çırak usta hocaydı.

 

Bir usta hocanın yanlarından geçip gittiğini ve onu tanıyamadıklarını, hatta neredeyse tartaklamaya kalkışacaklarını düşününce...

 

Yalnızca bu düşünce bile sırtlarından soğuk terler boşalmasına neden olmuştu ve her an bayılabilecek gibi hissediyorlardı.

 

Sun Qiang dün ayrılmadan önce nerede yaşayacağını anlatmıştı ve bu yüzden malikaneyi bulmaları zor olmamıştı.

 

"Gidelim!"

 

Karşı tarafın kaldığı yeri öğrenen Ling Tianyu tereddüt etmeden hemen yola koyuldu.

 

…………………………

 

"Büyük Efendi, nereye gidiyoruz?"

 

Sun Qiang Tianyu Ticaret Şirketinden çıkarken soğuk terler dökmüştü. Yalnızca kimsenin yollarını kesmeye kalkışmadığını görünce derin bir nefes verebilmişti. Sonunda sakinleştikten sonra Büyük Efendisine sormadan edemedi.

 

"Eve dönüyoruz!"

 

Zhang Xuan elini şöyle bir salladı.

 

"Böylece mi?" Sun Qiang şaşırmıştı.

 

Büyük Efendi dışarıya ilk çıktıklarında Efendi Ling'i görmek istemişti. Başta onunla bir şeyler konuşmak istediğini düşünmüştü. Bunun yerine tek yaptığı oraya gidip karşı tarafın çok değer verdiği bir taş aslanı parçalayıp, birkaç kelime ederek oradan ayrılmak olmuştu...

 

Durumu inanılmaz bulmuştu ve bir anlam çıkartamıyordu.

 

"Hm!"

 

Zhang Xuan ona açıklamakla uğraşmadı.

 

Malikaneleri ticaret şirketinden fazla uzakta değildi. Geri dönmeleri uzun sürmedi.

 

"Vakit geç oldu ve dinlenmek istiyorum. Gelen kim olursa olsun kapıda durdurun ve içeri girmelerine izin vermeyin!" Odasına dönen Zhang Xuan emretti.

 

"Emredersiniz!" Sun Qiang içten içe itiraz etse de başıyla onayladı.

 

Tüm gün beklemelerine rağmen kimse gelmemişti. Şimdi güneş battığına göre, kim gelecekti ki?

 

Zhang Xuan'in odasından ayrılan Sun Qiang dayaktan kalan yaralarıyla ilgilenmek için bir yer bulmaya çalışıyordu ki muhafızların ona doğru koştuklarını gördü.

 

"Kardeş Qiang, görüşme talep eden birisi var!"

 

Muhafız açıkladı.

 

"Görüşme mi? Kim?"

 

Kimsenin gelmeyeceğini tahmin eden Sun Qiang şaşırmıştı.

 

"Gelen... Efendi Ling!" Muhafız cevap verdi.

 

"Efendi Ling? Yani Lin Tianyu mu geldi?" Sun Qiang sendeledi ve neredeyse yere düşüyordu.

 

Büyük Efendi birisi gelebilir dediğinde, bunu ciddiye almamıştı. Oysa bu gerçek oluvermişti ve gelen... Daha yeni görüştükleri Efendi Ling Tianyu'ydu!

 

Daha fazla bekleyememiş ve taş aslan için tazminat talep etmeye gelmiş olabilir miydi?

 

"Acele edip onu karşılayın, ben gidip Büyük Efendiyi çağıracağım..."

 

Bunu dedikten sonra birden Zhang Xuan'in emrini hatırladı ve dona kaldı, “Bekle!"

 

Büyük Efendi gelen kim olursa olsun onları kapıda durdurup içeri almamalarını söylemişti.

 

Efendi Ling'in geleceğini bildiği ortadaydı. Niyeti de oldukça açıktı... Onunla görüşmeyi reddediyordu!

 

Efendi Ling'le görüşmeyi reddetmek mi?

 

Başka zaman olsaydı, Sun Qiang on kat cesaretli bile olsa bunu yapmaya cüret edemezdi.

 

Geçmişte bir görüşme için yalvarmasına rağmen reddedilen hep o olmuştu. Bu kez karşı taraf Büyük Efendisiyle görüşebilmek için kapılarına kadar gelmişti...

 

Onu içeri mi almalıydı yoksa ricasını ret mi etmeliydi?

 

Kahretsin, en fazla canından olacaktı. En iyisi Büyük Efendisinin emrini dinlemekti!

 

Dişlerini sıkarak kararını verdi ve konuştu.

 

"Seninle kapıya kadar geleceğim!"

 

Çoktan dayak yemiş ve karşı tarafı kızdırmıştı, adamların malikanelerine geliş nedeni ne olursa olsun, tek yapabileceği Büyük Efendisinin emirlerine sonuna kadar uymaktı.

 

Kısa süre sonra girişe ulaştı.

 

Tahmin edilebileceği gibi heybetli Efendi Ling'in arkasında Usta Cheng Yuan’le birlikte kapıda beklediğini gördü.

 

Onu gördüklerinde ikisi memnun bir ifadeyle gülümsediler, "Kardeş Sun, zahmet olmazsa Büyük Efendine Ling Tianyu'nun görüşmek istediğini iletir misin?"

 

"Kardeş... Sun?"

 

Kendini parçalanan aslan için tazminat bekleyen öfkeli bir Ling Tianyu ile yüzleşmeye hazırlamıştı. Rüyalarında bile karşı tarafın ona böyle cana yakın davranabileceğini düşünemezdi. Sun Qiang elinde olmadan şok olmuştu.

 

Ticaret şehrinde dükkanı olan bir küçük esnaf olarak, başkalarına kul köle olmaya alışıktı. Herhangi bir güvenlik görevlisi karşısına dikilip ondan para isteyebilirdi... Ne zaman Ling Tianyu'nun onu 'Kardeş Sun' olarak görmesi  onurunu kazanıvermişti?

 

Geçmişte, karşı tarafın önünde diz çökse bile, muhtemelen adam ona tek bir bakış bile atmazdı!

 

Bir anda kalbini dolduran sıcak bir duygu hissetti, yüzü kızarmıştı ve sanki vücudu havada süzülüyormuş gibiydi.

 

İftihar!

 

Evet, kendiyle iftihar ediyordu!

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 28346 Üye Sayısı
  • 267 Seri Sayısı
  • 38838 Bölüm Sayısı


creator
manga tr