Bölüm:130 Ailen İyi mi?

avatar
4325 14

Library of Heaven's Path - Bölüm:130 Ailen İyi mi?


Bölüm:130 Ailen İyi mi?

 

Çeviren ve Düzenleyen: Gin

 

 

Taş aslan başından beri dikkat çekiciydi. Parçalandığında, çan sesine benzeyen bir sesle yankılanarak sayısız başka insanın dikkatini daha o yöne çekmişti.

 

"Neler oluyor? Biri efendinin taş aslanını mı kırdı? Bu..."

 

"Bu herif... Kafayı mı yemiş?"

 

"Efendi Ling taş aslanları hazinesi olarak görür ve neredeyse her gün birkaç kez okşar. Buna rağmen kırmaya cüret mi etti? Kim bu herif? Yaşamaktan sıkılmış olmalı!"

 

……

 

...

 

Alışveriş merkezinde dolaşan kalabalık şok olmuştu.

 

Daha mırıltılar kesilmeden devriyedeki bir güvenlik ekibi yaklaştı ve durumu fark ettikleri anda şok oldular.

 

Efendi Ling Tianyu bu iki taş aslana çok değer verirdi. Dahası her biri birkaç milyon değerindeydi ve piyasada bulunamayacak eşsiz ürünlerdi. Ancak bu herif birini yumruğuyla kırmıştı...

 

Kahretsin, yaşamaktan sıkıldın mı be adam?

 

"Kaçmasına izin vermeyin! Yakalayın onu, Efendi Ling yardım edenleri ödüllendirecektir!"

 

Kısa bir şok anından sonra güvenlik ekibinin başı bağırdı.

 

Aauu!

 

Kalabalık hiç tereddüt etmeden, bir kurt sürüsü gibi Sun Qiang'ın etrafını sarmaya koştu. Yenlerini sıvayıp yumruklarını kütletiyorlardı.

 

"Bu ne hız?" Güvenlik ekibinin bu kadar çabuk geleceğini beklememişti. Büyük Efendinin yanına dönemeden etrafı sarılmıştı. Sun Qiang'ın ifadesi korkuyla değişti, "Ben... durumu açıklayabilir miyim? Aslında..."

 

"Açıklayacak bir şey yok, dövün onu!"

 

"Konuşmayı dayaktan sonraya bırakalım!"

 

Birkaç bağırıştan sonra sayısız yumruk Sun Qiang'ın üzerine yağdı.

 

Gözlerinin önünde taş aslanı kırmaya cesaret ettiğine göre, deli olmalıydı!

 

"Ben..."

 

Üzerine yağan sayısız yumruğu gören Sun Qiang o kadar içerlemişti ki neredeyse ağız dolusu kan kusacaktı.

 

Büyük Efendi, sorun çıkmayacağını söylememiş miydin? Demek bir dolandırıcıymışsın...

 

Aslında, güvenlik görevlileri çılgına dönüp şiddete başvurdukları için suçlanamazdı. Sorunları çözüp ticaret şirketinin mülkünü ve ürünlerini korumak için buradaydılar. Taş aslanlar Efendi Ling'in gözde heykelleriydi, ancak bir tanesi gözlerinin önünde yok edilmişti. Eğer meseleyi büyütürse, büyük olasılıkla hepsi kovulurdu. Bu yüzden aslında kızgın olmamaları garip olurdu!

 

"Eh?"

 

Sun Qiang'ın dönüşünü beklerken çayını yudumlayan Zhang Xuan, uzun bir süre geçmesine rağmen dönen olmayınca o tarafa dönmüştü ve olanları görür görmez gözleri kocaman açıldı.

 

Bu fazla hızlı olmuştu!

 

Meseleyi çözmeden önce Efendi Ling'e rapor vermeleri gerekmez miydi?

 

Neden daha meseleyi bile anlamadan... adamı dövmeye başlamışlardı?

 

"Eğer orada olsaydım büyük ihtimalle ben de dayak yiyor olurdum..."

 

 

Ağzı seğiren Zhang Xuan kıpırdamadan olduğu yerde oturmaya devam etti.

 

Ne şaka ama! Güçsüz biri olmasa da böyle kalabalık bir grupla baş edebilmesi imkansızdı! Onu tanımıyormuş gibi davranmak en iyi seçenekti.

 

"Büyük efendi..."

 

Çılgınca dayak yiyen Sun Qiang, Büyük Efendinin bakışlarını kaçırdığını gördüğünde neredeyse ağlayacaktı.

 

Büyük Efendi, kendinden emin bir şekilde sorun çıkmayacağını söylememiş miydin?

 

"Durun bakalım!"

 

Devriye atan güvenlik ekibi memnun bir şekilde Sun Qiang'ı döverken, yüksek bir ses yankılandı ve vakur görünüşlü, orta yaşlı bir adam büyük adımlarla onlara yaklaştı.

 

Girişe yaklaşıp da taş aslanlardan birinin yerde paramparça olduğunu görünce dudaklarının kenarı seyirdi. Bu manzaranın kalbini acıttığı ortadaydı.

 

Bu Tianyu Ticaret Şirketinin başı, Ling Tianyu'ydu!

 

Aslan parçalandıktan sonra, biri ona haber vermeye koşmuştu. Aksi halde bu kadar kısa sürede ortaya çıkmasına imkan yoktu.

 

"Neler oluyor?"

 

Ling Tianyu güvenlikçilere soğuk bir bakış attı.

 

"Efendi Ling, bu küstah adam efendinin aslanını tek bir vuruşta parçaladığı sırada devriyedeydik. Daha sonra kaçmaya çalıştı ancak onu kıstırmayı başardık..." Güvenlikçilerin başı öne çıkarak durumu çabucak açıkladı.

 

"O mu?"

 

Ling Tianyu'u bakışlarında beliren öldürme arzusuyla Sun Qiang'a doğru ilerledi.

 

Sun Qiang bu noktada çoktan sayısız darbe almıştı ve giysileri paramparçaydı. Yüzünü koruyabildiği için şanslıydı.

 

"Sun Qiang?"

 

Ling Tianyu onu tanıdı ve soğuk bir ses tonuyla, "Eğer bana iyi bir sebep sunmazsan, seni şu an nehre atıp balıkları beslerim!"

 

"Ben..." Korkudan istemsizce titredi. Bir anlık tereddütten sonra dişlerini sıkarak yanıtladı, "Bunu yapmamı isteyen Büyük Efendimdi!"

 

"Büyük Efendin? Ne zamandan beri birine hizmet eder oldun?"

 

Ling Tianyu şaşırmıştı.

 

Bir ticaret şirketinin patronu olarak önemsiz karakterlerin meseleleriyle ilgilenecek kadar boş zamanı yoktu. Sun Qiang dün dükkanını sattığıyla ilgili büyük bir yaygara çıkarmış olsa da, adamın ilgisini çekecek kadar önemli biri değildi.

 

"Büyük Efendiyle daha dün tanıştım, kendisi şurada oturuyor!" Sun Qiang işaret etti.

 

"Hm?"

 

Ling Tianyu kaşlarını çattı. O yöne baktığında Zhang Xuan'i yüzü onlara dönük, çevrede kopan yaygaraya aldırmadan yavaşça çayını yudumlarken görmüştü.

 

"Büyük efendi!"

 

Bunu ona yaptıranın Büyük Efendisi olduğunu açıklama fırsatı bulan Sun Qiang derin bir iç çekerek Zhang Xuan'e doğru yürüdü.

 

"Ona taş aslanımı kırma emrini veren sen miydin?"

 

Ona doğru yürüyen Ling Tianyu, kaşlarını çatarak Zhang Xuan'e soğuk bir bakış attı.

 

Zhang Xuan sanki adamın varlığı ve sözlerinden habersizmiş gibi çayını yudumlamaya devam etti, Efendi Ling'e saygı göstermediği açıktı.

 

"Küstah!"

 

"Ne cüretle Efendi Ling'in sözlerine cevap vermezsin, eceline mi susadın!"

 

"Hizmetkarına efendinin taş aslanını kırdırarak başına büyük bela aldın..."

 

……

 

...

 

Adamın Efendi Ling'in sorusunu görmezden geldiğini, onunla yüzleşmek için ayağa bile kalkmadığını gören güvenlik görevlileri öfkelenerek ona sövmeye başladılar.

 

Bu herif nereden çıkmıştı? Burası kafasına göre caka satabileceği bir yer değildi!

 

Böyle kibirli davranırsan seni öldürmeye cesaret edemeyeceğimizi mi düşünüyorsun?

 

"Sör'ün adını öğrenebilir miyim? Neden hizmetkarınıza taş aslanımı kırma emrini verdiniz?"

 

Ling Tianyu dünyevi meseleleri bilen, görmüş geçirmiş bir adamdı. Elini şöyle bir sallayarak eleştirileri susturdu.

 

"Otur!"

 

Zhang Xuan çayını yudumlamaya devam ederken Ling Tianyu'ya bakmak için göz kapağını bile oynatmamıştı.

 

Sun Qiang aceleyle koşup bir fincan çay doldurdu.

 

Adamın davranışlarını gören Ling Tianyu'nun öfkesi bir kez daha alevlendi ve yüzü korkutucu bir derecede karardı.

 

Karşı tarafın davranışları aynı zamanda ona duyduğu saygının göstergesiydi. Bu resmen, benimle birlikte çay içebilirsin, ancak sana bizzat çay ikram etmeme layık değilsin anlamına geliyordu!

 

Tianyu Ticaret Şirketini sıfırdan kurmuştu ve Tianxuan Krallığında güçlü bir karakterdi. Wangye ve başbakanlar bile onu dengi olarak görür, karşısında kibirli davranmaya cesaret edemezlerdi. Onun konumundaki birine böyle davrandığına göre, bu herif fazlasıyla küstahtı!

 

Ancak adam böyle davrandıkça, öfkesini daha çok bastırmaya çalıştı.

 

Karşı taraf onun kimliğini bilmesine rağmen böyle davranabiliyorsa, bunun bir zemini vardı. Öfkesini bile kontrol edemeyen birisi olsaydı, Tianyu Ticaret Şirketini şimdiki boyutuna taşıyamazdı.

 

"Mantıklı bir açıklama duymak istiyorum!"

 

Adamın karşısına otururken gözlerini kısmıştı.

 

Zhang Xuan sanki karşı tarafın öfkesi onun için görünmezmiş gibi, adamın sorularına kayıtsız kalarak sakince çayını içmeye devam etti.

 

Çay kaynar derecede sıcaktı ve yudumunu tamamlaması neredeyse tüm bir dakika sürdü. Karşı taraf sabrını yitirmek üzereyken ve Sun Qiang neredeyse altını ıslatacakken, fincanını yavaşça bırakıp kafasını kaldırarak Ling Tianyu'ya baktı.

 

Adam kırklarında görünüyordu ve kömür karası gözleri ona saygın bir ifade katıyordu. Yalnızca dış görünüşüne bakarak bile adamın büyük başarılar elde ettiği anlaşılıyordu.

 

Zhang Xuan tek bir kelime etmeden Sun Qiang'a işaret etti.

 

"Büyük Efendi, bu beyefendi ticaret şirketinin patronu, Efendi Ling Tianyu!" Sun Qiang'ın Zhang Xuan'in hareketinin anlamını anlamamış olması mümkün müydü? Hemen öne çıkarak karşı tarafı tanıtmıştı.

 

"Ya!" Zhang Xuan karşılık verdi. Ardından demliği alarak fincanı yavaşça doldurdu, "Ling Tianyu..."

 

"Ailen iyi mi?"

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 28897 Üye Sayısı
  • 273 Seri Sayısı
  • 39509 Bölüm Sayısı


creator
manga tr