Bölüm 86: Zhu Hong’u Yumruklamak (3)

avatar
5083 16

Library of Heaven's Path - Bölüm 86: Zhu Hong’u Yumruklamak (3)


 

Çevirmen: W2G

 

“Bu şekilde tepki vereceğini biliyordum!”

 

Üç tekniğin olduğu gibi ya da ters çevrilmiş bir şekilde kullanılacağının farkında olan Zhu Hong, iki senaryoya karşı da anında tepki vermek için hazırlıklıydı.

 

Akademi giriş sınavının dördüncüsü olarak, her türlü büyük ve küçük savaşların içinde bulunmuştu. Rakibinin karşısında üstünlük kurmasını sağlayan bu tekniğe karşı ilk seferde tedbiri elden burakmış olabilirdi. Fakat şimdi kendini koruduğuna göre, aynı numaranın iki kez iş yapma ihtimali var mıydı?

 

İçinden soğukça alay eden Zhu Hong, Zheng Yang'ın parmak saplama hareketini saptırırken, rakibinin mingmenine vurma girişimini engelledi. Tam o sırada karşı saldırıya geçecekti ki, Zheng Yang’ın aşağıya doğru gelen saldırısının bir aldatmacadan ibaret olduğunu fark etti, doğrudan yüzünü hedef alan başka bir yumruk çoktan gözünün önünde belirmişti bile.

 

Peng!

 

Tepki dahi veremeden, gelen yumruk dümdüz yüzüne çarptı.

 

“Kahretsin, nasıl bu kadar adi olabiliyorsunuz…”

 

Geriye doğru bir birbirini izleyen iki adım attan Zhu Hong'un, yüzünden yaşlar akıyordu.

 

Zheng Yang'ın yumruğu Yuan Tao'nunkinden çok daha korkutucuydu. Tek bir darbeyle, Zhu Hong çoktan bayılmanın eşiğine gelmişti.

 

“Adi mi? Savaş esnasında adilik diye bir şey yoktur!”

 

Zheng Yang onunla daha fazla konuşmadı. Tek bir darbeyle işini hallettikten sonra, saldırmasını sürdürdü. Sol elinin parmaklarıyla Zhu Hong'un mingmenini hedeflerken, diğer yumruğuyla karşı tarafın yüzünü dağıtmaya devam etti.

 

İki farklı yeri hedef alan art arda saldırılar doğrudan Zhu Hong’un üstüne indi. Saldırılarında hiçbir tereddüt yoktu ve yüzünden en ufak bir vicdan azabı belirtisi okunmuyordu.

 

"Sen..."

 

Zhu Hong her kendini korumaya çalıştığında, gelen saldırılardan birinin aldatmaca olduğunu fark etti. Engelleyemediği birkaç darbeyle birlikte, yüzü daha da beter bir hal aldı ve görüşü bulanıklaştı. O kadar çok hayal kırıklığına uğramış ve tıkanmış hissediyordu ki, kan kusmamak için kendini zor tutuyordu.

 

[Çok utanmazca!

 

Hepiniz mingmenimin nerede olduğunu biliyor olsanız bile, durmadan orayı hedef almanıza gerek yok, tamam mı? Bu tıpkı satrançta devamlı olarak kralın nerede olduğunu kontrol etmeye benziyor, bunu yapmanın bir anlamı var mı? Hiç mi sportmenliğiniz yok?

 

Yüzüm çoktan tanınmayacak bir hal almasına rağmen, hala acımasızca vurmaya devam ediyorsun…

 

Bu düelloda adil bir tutum takınmaktan bahsetmiyor muydun?

 

Bahsettiğin adalet nerede?

 

Dürüstlük nerede?

 

Bir de aşırıya kaçmamak… ve dost öğrenciler arasındaki samimiyeti zedelememekten dem vurdun…

 

Aşırıya kaçma sınırın nereden başlıyor senin…]

 

“Dur…”

 

Bu şekilde devam ederse ölebileceğinin farkına varan Zhu Hong, sadece kalbindeki acıyı bastırıp, aceleyle savaştan çekilebilirdi, “Yenildiğimi kabul ediyorum…”

 

Yenilgiyi kabul etmekten başka bir seçeneği yoktu. Karşı taraf mingmeninin nerede olduğunu biliyordu ve en önemlisi rakibi terbiyeden hiç nasibini almamıştı. Tekrar ve tekrar zayıf noktasına saldıran birisine nasıl karşı koyabilirdi?

 

Yaralı olmasaydı, bir takım hareket tekniklerinden yararlanarak, rakibinin saldırılarından kaçıp, karşı saldırı için bir fırsat kovalayabilirdi. Fakat neredeyse tamamen kapanmış gözlerinden neler yaşandığını bile, zar zor görebildiği göz önüne alındığında, savaş devam edecek olursa burada ölme ihtimali mevcuttu.

 

“Yenilgiyi kabul etmen iyi oldu. Zhao Ya, sıra sende…” dedi Zhang Xuan.

 

“Lütfen beni aydınlatın!” Zhao Ya karşı tarafın tepki vermesine dahi izin vermeden, çılgınca saldırmaya başladı.

 

Saldırı rutininin Zheng Yang'dan bir farkı yoktu, saldırılar ya Zhu Hong'un yüzünü ya da mingmenini hedef alıyordu.

 

“......”

 

"..."

 

Zhu Hong ağlamaya başladı.

 

"Tamam, Wang Ying, bir de sen dene bakalım!”

 

Bir kez daha yenildiğini kabul ettikten sonra, konuşması için fırsat tanınmadan Wang Ying ileriye çıktı.

 

Ondan sonra da, Liu Yang…

 

Kısa süre içinde, Zhang laoshi'nin beş öğrencisinin de yumruklarının tadına bakmış oldu. O anda, Zhu Hong'un belli belirsiz açık kalan gözleri, bakanlara kör bir insan izlenimi veriyordu.

 

“Tamam, hadi acele edip, ödeme yap. Her birimize 1000 ve kapının maliyetini de hesaba katarsak, toplamda 10000 altın borcun var!”

 

Yuan Tao öne çıktı.

 

"10000 mi? Sadece beş kişisiniz, nasıl ödemem gereken miktar 10000 oluyor?” Zhu Hong delirmenin eşiğindeydi.

 

“Kapımızın maliyeti 5000 altın tutuyor!” Yuan Tao açıkladı.

 

"5000 mi?" Zhu Hong’un yüzünden birbiri ardına gözyaşları süzülmeye başladı.

 

[Yüz altınla büyük ihtimalle böyle beş tane kırık kapının tamirini karşılayabilirisin, ancak siz benden tamir ücreti olarak 5000 altın talep ediyorsunuz? Sahtekarlar bile diğerlerini bu şekilde dolandırmaz!]

 

“Ödeme yapmak istemiyorsan sorun değil. Zhang laoshi, içimizden birkaçı hala giriş sınavında dördüncü olan ustayla boks antremanı yapmak istiyor, umut ediyorum ki bu isteğimizi yerine getirebilirsiniz!” dedi Zheng Yang.

 

“Tamam, ama unutmayın dost öğrenciler arasında yapılan antremanlarda aşırıya kaçmamalısınız!” Zhang Xuan yüzünde ciddi bir bakışla başını salladı.

 

“Aşırıya kaçmayın mı? Unut gitsin… Buna gerek yok, parası neyse ödeyeceğim, bu yeterli değil mi?”

 

Zhang laoshi’nin bir müddet önce söylediklerinin aynısını söylediğini duyan Zhu Hong'un, dudaklarının kenarları şeğirdi. Böyle bir anda, nasıl sert bir şekilde cevap vermeye cesaret edebilirdi? Hızlıca bin altın değerinde banknot çıkarıp, uzattı.

 

Karşı taraf elindeki banknotları alırken, kalbinin kanadığını hissedebiliyordu.

 

……

 

Varlıklı bir aileden geliyor olabilirdi, fakat 10000 altın para neredeyse yıllardır yaptığı birikimine tekabül ediyordu. Bu savaş mektubu yüzünden bütün servetini bir anda kaybetmişti…

 

Parayı ödedikten sonra Zhu Hong, sanki hala ölümüne dövüleceğinden korkar gibi hızlıca olay yerini terk etti.

 

Bir süre önce, kibirli bir şekilde içeriye dalmış ve diğerlerinden çok daha üstünmüş gibi bir tutum sergilemişti. Fakat, bu duruma gelene kadar dövüleceği aklının ucundan dahi geçmezdi.

 

“Hocam…”

 

Zhu Hong ayrılır ayrılmaz, Zheng Yang, Yuan Yao ve diğerleri odanın merkezinde oturmakta olan Zhang laoshi’ye baktılar, gözleri hayranlıkla doluydu.

 

Zhu Hong’u yenebilmelerinin esas sebebi Zhang laoshi’nin onlara öğretmiş olduğu üç hareketti.

 

Sadece birkaç tane sıradan tavsiyeyle onlardan çok daha güçlü olan düşmanlarının hakkından gelmelerini sağlamak, sanki önceden karşı tarafın ne tür bir savaş tekniği kullandığını biliyor gibiydi. Nasıl bu derece inanılmaz bir durumun gerçekleşmesini başarmıştı?

 

……………………………………

 

"Lu laoshi, Zhang Xuan’ın meydan okumanızı kabul edeceğini düşünüyor musunuz?”

 

Kıdemli Hong Hao sakalını okşarken, kıkırdadı.

 

[Şimdi Lu Xun laoshi harekete geçtiğine göre, Zhang Xuan kesinlikle talihsiz bir yolculuğun içine girdi. Bütün öğrencilerinin elinden alınıp, bir kez daha vesayeti altında hiç öğrencisi kalmaması an meselesi.]

 

“Kabul edip, etmemesinin bir önemi yok. Ona öğrencilerimi çalmanın doğuracağı sonuçları göstermezsem, ben, Lu Xun nasıl Hongtian Akademisindeki saygınlığımı koruyabilirim?” Lu Xun laoshi gözlerinde soğuk bir bakışla sinirlendi.

 

"Doğru!" Kıdemli Hong Hao başıyla onayladı. Tam konuşmasına devam etmek üzereydi ki, şişkinliklerden dolayı yüzü adeta bir domuz kafasını andıran bir gencin içeri girdiğini gördü.

 

"Lu laoshi, lütfen sorunlarımı çözüme kavuşturun…”

 

Yüzü tanınmaz haldeki bu şahış, içeri girdiği anda haykırmaya başladı.

 

"Sen..."

 

Tanıdık olmayan bu ziyaretçinin çıkagelmesi, Lu Xun’u biraz korkutmuştu.

 

“Ben Zhu Hong...” Ziyaretçi kim olduğu tanınmayınca, bir 10000 hasar daha aldı.

 

"Zhu Hong mu? Ben seni sadece savaş mektubunu teslim etmen için göndermemiş miydim? Kendini nasıl böyle bir durumun içine soktun?”

 

Karşı tarafın onu tanıdığını duyan Lu Xun, yakından bir bakış attı ve yüzündeki belirli kısımlardan bu kişinin gerçekten de Zhu Hong olduğunu onayladı. Şoka uğramış bir şekilde, kendini soru sormaktan alıkoyamadı.

 

[Sadece bir savaş mektubu teslim etmek için gitmiştin, nasıl bir durumun içine girmiş olabilirsin?]

 

"Dövüldüm..."

 

Zhu Hong'un gözlerinden gözyaşları süzülmeye başladı.

 

“Yoksa Zhang Xuan öğretmenlik kimliğini umursamadan, sana saldırdı mı?” Lu Xun'un yüzü aniden karardı. Sonrasında ansızın ayağa kalkmasıyla, etrafından yayılan güçlü aura kısa süre içinde bütün sınıfı kapladı.

 

Bir anda onlarca akupunktur noktasını açılmıştı, göstermelik bir Pixue alemi ustası olmadığı her halinden belli oluyordu.

 

Akademinin yıldız hocası olduğuna şaşmamalıydı, gücü şimdiden akademideki kıdemlik pozisyonuna yakışır bir seviyedeydi.

 

Giriş sınavı değerlendirmelerine göre, Zhu Hong birinci sınıflar arasında en güçlü dördüncü kişiydi. Bu sıralama sistemi her ne kadar onun savaş kabiliyetini tam olarak göstermese de, yetenek bakımından onun diğer birinci sınıflardan farklı bir seviyede olduğunu gözler önüne seriyordu.

 

Zhang Xuan'ın vesayeti altında tecrübeli bir öğrenci bulunmamaktaydı. Bu durumda onu böyle bir durumda bırakabilecek tek kişi, Zhang laoshi’den başkası olamazdı!

 

“Bunu yapan… onun öğrencileriydi… Zhang laoshi… bir saldırıda bulunmadı!”

 

Zhu Hong'un yüzü utanç içinde kıpkırmızı oldu.

 

“Öğrencileri mi? Zhao Ya, Zheng Yang ve diğerlerini mi kastediyorsun?” Lu Xun karşı tarafa meydan okuduktan sonra, birkaç tane öğrenci gönderip, Zhang Xuan’ın vesayeti altındaki öğrencileri incelemesini istemiş ve şaşırtıcı bir şekilde bu dönem sınıfına kattığı öğrencilerin o kadar da kötü olmadığını fark etmişti. “Hepsi birleşip mi sana saldırdı? Bu doğru gelmiyor. Giriş sınavındaki sıralamaları kötü değildi, fakat eğitimde ben sana kişisel olarak yardımcı oldum ve yetiştirmen şimdiden bir sonraki aleme geçmenin bir adım uzağında. Grup halinde saldırmış olsalar bile, senin dengin olamamaları lazım!”

 

Zhao Ya ve diğerleri güç açısından çok kötü bir seviyede değildi, fakat Zhu Hong onlardan son derece daha güçlüydü. Son iki gündür, Lu Xun’da ona yardımcı olmak için büyük bir çaba sar etmişti. Bireysel dövüş kabiliyeti açısından, Savaşçı 2-dan’ın altında olan herhangi birisi onun rakibi olamazdı. Birkaçı bir araya gelip saldırsa bile, Zhu Hong hiç zorlanmadan onları defedebilirdi!

 

Bu kısa süre içinde, nasıl böyle bir duruma gelinceye kadar dövülmüştü?

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 29111 Üye Sayısı
  • 280 Seri Sayısı
  • 39886 Bölüm Sayısı


creator
manga tr