Bölüm 25: Bela Aramak

avatar
5952 21

Library of Heaven's Path - Bölüm 25: Bela Aramak


 

Çevirmen: W2G

 

"Shang shaoye!”

 

Cao Xiong saygılı bir şekilde seslendi.

 

“Cao Xiong laoshi, beni mi arıyordun?” Shang Bin şaşırmış bir ifadeyle baktı.

 

İkisi de akademinin hocası olup, birbirleriyle sık sık çarpışmalarına rağmen, ilişkileri hala tanışma aşamasındaydı.

 

“Aslına bakarsanız. Sizi uğraştıracak bir sorunum var!” Cao Xiong konuşmadan önce biraz duraksadı.

 

“Yardımcı olabileceğim bir şeyse, elimden geleni yaparım!” diye yanıtladı Shang Bin.

 

Kıdemli Shang Chen’in torunu olduğu için, her gün ondan iyilik istemek için gelen çok sayıda öğretmen oluyordu, bu duruma çoktan alışmıştı.

 

“Öyle mi? Ben… Dün, bir öğrenciyi vesayetim altına almak için çok uğraştım fakat başka bir hoca dalavereyle öğrencimi kaptı. Eğitim Bürosu'ndan sorumlu olan kişi Kıdemli Shang değil mi? Şunu sormak istiyorum… bu öğrencinin bana geri dönmesi mümkün mü…” dedi Cao Xiong.

 

Sınıfına katmak için en çok efor sarf ettiği öğrenci olan Liu Yang, en iyi öğrencisiydi. Fakat, onu iddiada Zhang Xuan’a kaybetti. Döndüğünde, daha çok sinirlendi ve bu aklına geldikçe siniri daha da arttı. En sonunda dayanamadı ve bugün Shang Bin’e bakmaya geldi.

 

Shang Bin’in büyükbabası, akademinin Eğitim Bürosu başkanı Kıdemli Shang Chen’di. Bir öğrenciyi başka bir öğretmene tahsis etmek onun için oldukça basit bir olaydı.

 

“Geri dönmesi mi?” Shang Bin kaşlarını çattı. “Eğer bu öğrenci diğer hocanın vesayetine kendi isteğiyle girdiyse, bunu yapmak zor olur! Ayrıca, öğrencilerin bugünlerde çok daha baş belası olduğunu biliyorsunuz. Hoşnut olmadıkları herhangi bir şey olduğunda, bu hadiseyi Kraliyet Mahkemesi ve Öğrenci Birliğine bildirirler, sonrasında da biz…”

 

“Kendi isteğiyle girmedi! Bunun garantisini verebilirim!” Cao Xiong aceleyle yanıtladı.

 

“Öğrenci istekli olmasa da, şu anki hocası onu bırakmaya razı olmadığı takdirde bunu yapmak kolay olmaz. Okul kurallarını biliyorsun…” Shang Bin elini salladı. Sonrasında, aklına bir şey takılmışçasına aniden başını kaldırdı ve sordu, “Biraz önce sen dalavere mi dedin? Öğrencinizi kandıran bu hocanın ismini öğrenebilir miyim?”

 

“Akademimizin ‘işe yaramaz’ lakaplı öğretmeni, Zhang Xuan…” Bu genç adamın ismini söylerken, Cao Xiong çenesini sıktı, yüzünden ona beslediği kin açıkça görülebiliyordu.

 

“Zhang Xuan mı? Öğrenciniz onun tarafından mı kandırıldı?” Bu ismi bir kez daha duyunca, Shang Bin’in öfkesi yeniden alevlendi.

 

Bu adam olmasaydı, kesinlikle tanrıçasıyla bir akşam yemeği yiyebilecekti! Savaşçı 3-dan’da olup, Öğretmen Yeterlilik Sınavından sıfır alan bir adam gerçekten de onun otoritesini hiçe saymıştı, resmen ölümünü arıyordu!

 

Dün tanrıçasının varlığından dolayı fiziksel bir saldırıda bulunmak uygunsuz kaçmasaydı, kesinlikle onu ölümün eşiğine gelene kadar döverdi!

 

“Evet! Hiçbir insan böyle bir adamın öğrencisi olmak istemeyeceğine göre, Shang shaoye’nin bu konuyu Kıdemli Shang’a taşıyıp, öğrencimin geri alınması hususunda bana yardımcı olmasını umut ediyorum…” Cao Xiong, karşısındakinin isteğini reddedebileceğinden korktuğu için dikkatlice konuştu.

 

“Bunu Kıdemli Shang’a bildirmemize gerek yok, şimdi sizin için bu meseleyi halledeceğim!” Shang Bin elini görkemli bir şekilde salladı.

 

“Bu meseleyi benim için halledecek misiniz?”

 

“Diğer öğretmenlerin, tahsis işlemleri için büyükbabamın yardımına ihtiyaçları olabilir fakat söz konusu işe yaramaz Zhang Xuan olduğuna göre, neden bu kadar zahmete girelim? Tek yapmamız gereken direkt olarak ona gitmek. İsteğimizi reddederse, onu sakatlayana kadar döveriz!”

 

Shang Bin konuşurken görkemli el hareketleri kullandı.

 

Diğer hocalarla uğraşmak zararına bir sonuç doğurabilirdi fakat Öğretmen Yeterlilik Sınavından sıfır alan birisine karşı durup, ona dersini vermek basitçe onun için çok kolay bir işti!

 

Zayıf beceriye sahip birisi olduğunu bir kenara bırakırsak, akademideki hiç kimsenin onu savunmak için gelmeyeceği de açıktı.

 

En önemlisi de yaşadığı hayal kırıklığından dolayı Zhang Xuan’a sağlam bir dayak atmak istemiş fakat bunun için uygun bir gerekçesi olmadığı için harekete geçememişti.

 

Uygun bir gerekçesi olmadan ona saldırsaydı, kesinlikle Shen Bi Ru bu durumu öğrendiğinde onun gözünde kötü bir intiba bırakacaktı.

 

Fakat şimdi, öğrencisini kandırdığı için başka bir hoca ondan yardım istemeye geldiğine göre, bunu bahane ederek ona saldırabilirdi!

 

“Bu…” Shang Bin’in bu kadar ilgili olacağını düşünmeyen Cao Xiong şaşırdı.

 

“‘Bu’ lara gerek yok. Sadece benimle gel! Korkuyorsan, senin yerine ben halledeceğim!” Gözlerinin içinde vahşi bir parıltı belirirken, Shang Bin’in dudaklarının kenarları yukarı doğru kıvrıldı.

 

“O zaman, şimdiden Shang shaoye'ye teşekkürlerimi sunuyorum!” Başını aceleyle sallarken,  Cao Xiong’in gözleri heyecan içinde parladı. İkisi geniş adımlarla yürüyerek Zhang Xuan’ın sınıfına doğru yol aldılar.

 

Zhang Xuan’ın sınıfının girişine gelip, bir mumyaya benzeyen Yao Han ve Wang ailesinin genç ustasını görmeleri uzun sürmedi.

 

“Wang Tao, büyükbabanızın yanında eğitim yapmak dururken, burada ne işiniz var?” Shang Bin kaşlarını çattı.

 

Kıdemli Shang Chen'in torunu olabilirdi fakat konum açısından kıyaslandığında Wang Tao’nun hala biraz altındaydı.

 

“Shang Bin Laoshi!” Wang Tao eğildi. “Küçük kız kardeşim kandırıldığı için burada derslere katılıyor. Onu geri almayı amaçlıyorum…”

 

“Shang Bin mi?”

 

Yao Han hala Shang Bin konusunda kimden bilgi toplaması gerektiğini düşünürken, önündeki adamın Shang Bin’in ta kendisi olduğunu duydu. Ona iyice bir bakmak için aceleyle başını kaldırdı.

 

“Wang Ying xiaojie’yi mi diyorsun?” Shang Bin’in yüzü karardı. İlan ederken, gözlerinden soğuk bir enerji yayıldı, “Bu Zhang Xuan gerçekten çok cüretkar! Wang xiaojie bile kandırdığına göre, yaşamaktan sıkılmış olmalı! Görünüşe göre ona sağlam bir ders vermezsek kalabalığı sakinleştirmek zor olacak!”

 

“Aynen öyle…” Wang Tao başıyla onayladı.

 

“Wang Ying xiaojie’yi kandırarak kendi vesayetine aldıysa, neden içeri dalıp, onu durdurmak yerine burada bekliyorsunuz?” Burnundan soluyan Shang Bin şaşırmış bir yüz ifadesiyle baktı.

 

“Bu…” Wang Tao kapı dışarı edildiğini söylemeye cesaret edemedi. Nasıl cevap vereceği konusunda kafası karışmış bir halde, başını kaşıdı. Onun yanındaki Yao Han lafa atladı, “Akademide, bir dersin ortasındayken sınıfa girilmesinin yasak olduğunu söyleyen bir kural yok mu? Bu nedenle, dersler bitene kadar sadece dışarıda bekleyebilirdik!”

 

"Bu…"

 

Shang Bin ancak şimdi, mumyaya benzeyen Yao Han’ı fark etti.

 

“Bu, Baiyu Şehir Lordu Zhao’nun uşağı olan, Yao Han!” Wang Tao hızlıca onu tanıttı.

 

“Demek, uşak Yao. İsmini çokça duydum!” Shang Bin başını salladı ve devam etti, “Evet, akademide, bir dersin ortasındayken sınıfa girilmesinin yasak olduğunu söyleyen bir kural var. Fakat, bu durumda öyle bir kuralı önemsememiz yersiz. Hepiniz sınıfın girişine kadar beni takip edebilirsiniz. Bugün, bir öğretmen olarak hiçbir ahlaka sahip olmayan ve etrafta dolaşıp milleti kandıran bu adamın icabına bizzat bakacağım!”

 

“Tamam!” Onun harekete geçeceğini duyduktan sonra Wang Tao’un gözleri parladı ve yakından takip etti. Yao Han onların peşinden gelmeden önce bir anlığına duraksadı.

 

………………………………

 

Sınıfta.

 

“Hongtian Dokuz Dan Formülü, Hongtian Akademisinin en temel yetiştirme tekniklerinden biri olabilir fakat birçok eksikliğe sahip. Örneğin…”

 

Sınıftaki beş öğrenci Zhang Xuan’ın açıklamalarını dikkatlice dinlemekteydi.

 

Sadece ilk ders olmasına rağmen, hepsi inanılmaz derecede şaşkına dönmüştü. Bir jinseng meyvesi(Çin şifalı bitkisi) yedikten sonra onun sözleri tarafından sarhoş edilmiş gibiydiler.

 

Yuan Tao dışında, şu anda sınıfta bulunan öğrencilerin hepsinin olağanüstü bir geçmişi vardı. Daha önce hiç akademiye gitmemelerine rağmen, her şeyi sistematik bir şekilde öğrenmişlerdi. Birçok farklı hocanın derslerine katılmışlar ve hatta Savaşçı 5-dan ve 6-dan uzmanlarının onlara önerilerde bulunması ayrıcalığına sahip olmuşlardı… Ama, hayatları boyunca böyle bir derste bulunmamışlardı.

 

Ders onlara bir aydınlanma hissi vermişti. Geçmişte kafalarını karıştıran birçok şeyi bir anda anladılar. Vücutlarındaki hava akışı, hocanın onlara tarif ettiği metodları karşısında baştan çıkmış gibiydi ve içleri her an yükselebileceklerine dair bir hisle dolup taşıyordu.

 

Basitçe söylemek gerekirse, ders çok yerinde anlatılıyordu.

 

Zhang Xuan’ın derslerini dinledikten sonra, sözde yüksek seviyeli hocaların bile onunla kıyaslandığında sönük kalacağının farkına vardılar.

 

Bu özellikle Zhao Ya için böyleydi. Bir şehir lordunun kızı olarak, babası sık sık onun için yetiştirme teknikleri yorumlamıştı. Önceden, babasının tüm Tianxuan Krallığındaki en iyi öğretmen olduğunu düşünüyordu. Sonuçta, babasının gücü herkesin görebileceği kadar açıktı!

 

Ancak, Zhang laoshi ile karşılaştırıldığında, kendini kuyudaki bir kurbağa gibi hissetti! Gülünçtü. İkisini karşılaştırmanın hiçbir yolu yoktu!

 

Çoğunlukla, Zhang laoshi tarafından yorumlanan tek bir cümle onları yarım gün boyunca düşünmeye gönderiyordu. Söylediklerini kavradıklarında, onun uzun bir süredir konuştuğunu fark ediyorlar ve o zamana kadar verilen bilginin çoğunu kaçırıyorlardı.

 

“Zhang Laoshi'nin standartları… çok yüksek!”

 

O anda beş öğrenci, savaş tekniklerinin temellerinin ne kadar derin olduğunu ve kendilerinden çok büyük olmayan bu genç adamın içindeki bilgi ağacının ne kadar büyük olduğunu anladı.

 

“Önceden, gülünç bir şekilde Zhang laoshi’nin gücümü bir anda yükseltmesinin şansa gerçekleştiğini düşünmüştüm. Ancak şimdi farkına varıyorum ki… bu bilgelikle öyle bir şeyi başarması onun için basit bir işmiş! Gücümü iki katına çıkarabilmesi için yüzden fazla yönteme sahip…”

 

Önceleri kendini beğenmiş olan Liu Yang, olduğu yerde titremesine engel olamadı, “Onunla kıyaslandığında, Cao Xiong laoshi… Sigh(iç çekme), ikisini karşılaştırmasam daha iyi olur. Tamamen farklı kulvardalar. Sanki ikisi bambaşka dünyalardan! İyi ki zamanında öyle bir iddiaya tutuştular, aksi takdirde bu kadar harika bir hocayla tanışamayacaktım…”

 

Beş öğrenci önemli bir bilgiyi kaçırırım endişesiyle dersi pür dikkat bir şekilde dinliyorlardı.

 

Jiyaaaaa!

 

Sınıfın kapısı ittirilerek açıldı ve birkaç adam geniş adımlarla yürüyerek içeri girdi.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 29073 Üye Sayısı
  • 278 Seri Sayısı
  • 39801 Bölüm Sayısı


creator
manga tr