Lms 20.2 : Davetsiz Misafirlerin Gelişi

avatar
635 10

Legendary Moonlight Sculptor - Lms 20.2 : Davetsiz Misafirlerin Gelişi


Çevirmen : Clumsy-nim



Seoyoon ve Tori’nin kadroya eklenişiyle Babalar tehdit teşkil etmemeye başlamıştı. Verilen her mücadelede ölümsüz ordusunun sayısı hatırı sayılır ölçüde azalırken ikilinin yardımıyla Babaları avlamak çok kolay hale gelmişti.

 

Weed’in gücü seviye olarak iki kattan da fazla artmıştı.

 

‘Sert tipler değillermiş, ha? Ölümsüzlerin ölçeği gelişse de savaşa konsantre olmaya elverişli güç sınırlı.’

 

Weed, son parti Hortlaklar, Zombiler ve İskelet Şövalyelere yalnızca takipte kalmalarını emretmişti, çünkü pek yardımları dokunmuyordu.

 

‘Bunun yerine menzilli saldırıları arttırmak için İskelet Büyücüleri yeğlerdim.’

 

Seoyoon ve Tori’nin canavarlara üstünlük taslayabilmesi sayesinde destek kuvvetlerin sayısını arttırmak daha iyi bir seçeneğe dönüşmüştü.

 

Babalarla verdikleri her mücadelede ölümsüz sayısı azalıyor ve Weed’in önderliğindeki orduda kalite artışı gerçekleşiyordu.

 

‘Gelen tecrübe ve ganimetler de fena değil.’

 

Babaların yarısının icabına Seoyoon baktığı için kazandığı tecrübe düşse de avlanma hızı epey yüksekti.

 

Düşen öğelerin sayısı da artmıştı ve dolayısıyla Weed’in belirgin bir şikayeti yoktu.

 

“Bekleyin!”

 

Ganimet taşıyarak peşlerinde dolanan, bağımsız bir Hortlak birimi bile vardı.

 

Bilhassa Oymacının Mirası bölgesi yakınlarında gide gele gerçekleştirdikleri av epey hızlıydı.

 

Weed, Las Phalanx’ta 10 seviye atlamıştı.

 

Seoyoon’la avlanmaya devam ettiği takdirde seviyesini hızlı ve güvenli şekilde yükseltmeye devam edebilirdi.

 

‘Ama yetenek yetkinliğim pek gelişmeyecek…….’

 

Kaybederseniz hiçbir şey kazanamazdınız, kural buydu!

 

Weed burada kalıp Babaları ve Tair Porsuklarını avlamaya devam etmek istiyordu ancak başka bir yere geçme ihtiyacı doğmuştu.

 

‘Donmayan nehre mi geçsek? Ya da yok olan Ermeni Korsanlarıyla ilgili görev için 7 tepeye göz atabiliriz?’

 

Avlamak için dört defa Kaos Savaşçılarına meydan okumuş ama her defasında yenilmiş, dayak yiyerek kaçtığıyla kalmıştı.

 

Ancak savaşta büyük yardımları dokunan Seoyoon ve Tori sayesinde işler değişmişti.

 

Weed, ikilinin katılımıyla birlikte optimal verimliliğe ulaşmak için ölümsüz ordusunun kümeleşmesini değiştirmek zorunda kalmıştı.

 

Kaos Savaşçıları öyle bir mücadele veriyordu ki ölümsüzler arasındaki boşluklarda kapana kıstırıldıklarında bile durdurulamıyorlardı.

 

“Kaos Savaşçılarıyla bayağı zorlu bir çarpışma olacak……. bir iki gün daha avlanalım. Ayrıca Seoyoon ve Tori’ye de Kaos Savaşçılarıyla nasıl savaşılacağını öğretmek lazım.”

 

Bu esnada Weed, ne Seoyoon’un kendisi için ne denli endişelendiğinden zerre kadar haberdardı ne de ölmemesini umduğundan.

 

Kaos Savaşçılarını avlamak tamamen Weed’in göreviyle bağlantılıydı. Seoyoon, bu süreçte öldürülürse Weed’in herhangi bir suçluluk veya acı duymasını istemiyordu.

 

“Şimdilik iniş yaptığım yere dönmek istiyorum, orada buradan daha çok canavar vardı. Yakınlarda avlanır gelirim, olur mu?”

 

Seoyoon bu teklife onay verdiğini belli ederek kafasını salladı.

 

Weed bir süredir Seoyoon’la avlanıyordu, donmuş nehre geri döndüğündeyse Haven Krallığının filosu uzaklarda görünüyordu.

 

“Buraya bile onca tekne mi geliyor?”

 

Kıtanın merkezi ile Las Phalanx arasındaki mesafe aşırı fazlaydı.

 

Lakin görünen gemiler, Haven Krallığı bayrakları taşıyordu.

 

Düzinelerce başarılı gemi amirali yaklaşıyordu.

 

Weed son zamanlarda avlanmakla meşgul olduğu için olup bitenlerden haberdar değildi.

 

Kalabalık bir ölümsüz grubuna komuta edebilmek için şaşırtıcı düzeyde fısıltıyı ve lonca sohbetini kapatması gerekmişti.

 

Yine de bir sorun olduğunu hissedebiliyordu.

 

“Ehh, öylece oturup bekleyemem.”

 

Ölümsüz ordusuyla avlanacak olursa yaklaşan Haven Krallığı filosu tarafından fark edilirdi. Sıradan oyuncular ölümsüzleri canavar olarak görürdü.

 

“Hadi esas mekanımızda avlanmaya dönelim.”

 

Böylece gizlenme yeri olan mağaradaki ganimetleri ve arazideki çatlaklara sakladığı öğeleri çıkartarak Oymacının Mirası bölgesi yakınlarına döndü.

 

***

 

“Ooooo, nihayet Las Phalanx’a ulaştık. Kuzeyin sonunda, 10 yasaklı bölgeden birindeyiz!”

 

Haven Krallığı filosundaki pek çok oyuncu, Las Phalanx manzarasını hayranlıkla izliyordu.

 

Versailles Kıtasında çeşitli canavar türleri, zorlu araziler, uzaklıklar ve benzeri halka açık bilgiler mevcuttu.

 

Bu bilgiler özellikle de 10 yasaklı bölge hakkındaydı. Pek çok güçlü kişi, o bölgelere meydan okurdu!

 

Oraya gitmek bile içlerini gururla doldururdu.

 

Las Phalanx’ta tek bir ağaç dahi bulunmuyor ve kara volkanlardan keskin dumanlar yayılıyor, arada bir de kan kırmızı lavlar fışkırıyordu.

 

Etrafta dolanan canavarların gaddarlığı, tehlikelinin de ötesinde demenin abartı olmayacağı düzeydeydi.

 

Düşük mücadele ruhuna sahip oyuncuların o yüksek seviyeli canavarlara belli bir mesafeden bakması bile güç ile çeviklik istatistiklerinin düşüşe geçmesiyle körelmelerine yetiyordu.

 

Bilhassa korku hali, yetenek yetkinliklerini birkaç basamak düşürüyordu.

 

“Ölümsüz ordusu!”

 

“İleride muazzam bir ölümsüz topluluğu var.”

 

İzciler, daha iniş yapmadan ölümsüzlerin hareketlerinin izini sürmeye başlamıştı.

 

“Weed’in liderlik ettiği ölümsüzler mi? Orduyla beklediğimizden daha hızlı karşılaştık. Zombiler, Hortlaklar, Ölü Şövalyeler, Cadılar, İskeletler, bu kadar çok çeşidi ilk defa bir arada görüyorum.”

 

“Aynen, Weed’in işi. Las Phalanx’a ve avlanmaya tamamen adapte olmuş, ihtiyacımız olan tek kanıt bu.”

 

“Bir ruh çağıran olsa bile… bu kadar canavarı nasıl kontrol edebiliyor ki? Her canavar ordusuna ayrı ayrı komuta etme yeteneğine mi sahip?”

 

“Bizim için bunun doğru olmasını umuyorum. Söz konusu Weed’se her şey mümkün!”

 

Haven Krallığı filosundaki oyuncular bile ölümsüzleri keşfetmekten yana mutluydu.

 

Hermes Loncasının kıdemli üyeleri, Weed’e olan kinlerini diğerlerinin bu insan dışı anormallikleri fark etmeyeceği düzeyde dizginliyordu.

 

Nerede olduğunu bilmemelerine rağmen Weed’i Las Phalanx’a dek takip etmişlerdi. Bazı oyuncular, pek çok zorlu mücadelenin yaşandığı ana kıtayı daha önemli buluyordu.

 

Bununla birlikte çoğu oyuncu lonca politikasına uymak zorundaydı.

 

Onlar, şahsi hislerinden bağımsız olarak Weed’in düşmanlarıydı.

 

Yine de Weed’i Las Phalanx’ta avlayabilecek olma düşüncesi içlerini saf bir neşeyle dolduruyordu.

 

“İyi.”

 

Drinfeld, Las Phalanx’a varmalarıyla birlikte üzerindeki yükün bir nebze azaldığını hissetmişti.

 

“İner inmez bölgenin kontrolünü ele geçirmek zorundayız.”

 

Zindanlara, öğelere ve seviyelere açtı. Üstelik yanında birlikte avlanacağı filo üyeleri de vardı.

 

Weed kovalamacası birazcık gecikse de onun için sorun olmazdı.

 

“İşte buradasın hayalet gemi.”

 

Weed’i bekleyen hayalet gemi, donmayan nehre demir atmıştı.

 

“Weed yeniden bu noktaya gelmeden kıtanın merkezine geri dönemez.”

 

Diye düşünen Drinfeld, 3 koca birimden hayalet gemiyi çekip ele geçirmelerini istedi.

 

Teğmen ise, “Kuzey Yıldızı güvertesinde pek çok yüksek seviyeli oyuncu var, harekete geçmemi ister misiniz?” diye sordu.

 

“Geçmesen daha iyi, elden ne gelir bilmiyorum.”

 

“Kuzey Yıldızını seferber ettiğimiz takdirde hayalet gemiyi ele geçirmenin çocuk oyuncağı olacağına inancım tam.”

 

Yüksek seviyeli oyuncular, Haven Krallığı filosunun Kuzey Yıldızı gemisinin ana ekseninde birlik olup toplaşmıştı.

 

“Ama onlar da Las Phalanx’a inmek istiyorlar. Şikayet etmezler mi?”

 

“İlk önce Kuzey Yıldızına hayalet gemiyi ele geçirt. Sonra da NPC askerleri ve şövalyeleri, orayı güvence altına almakla görevlendir.”

 

“Harekete geçiyorum öyleyse.”

 

Kkvagvang!

 

Kvaahahahang!

 

Bu konuşmanın kısa bir süre sonrasında Haven Krallığı gemisiyle hayalet gemi arasında bir bombardıman başladı.

 

Hayalet geminin isabet kabiliyeti zayıftı ve geminin pruvasına bir darbe inmesi çok sürmemişti, onu da amansız bir saldırı izledi.

 

Beklenilenden uzun sürse de düşmanlar nihayet geri adım attı. Ve Kuzey Yıldızı oyuncuları ile donanma şövalyeleri hayalet gemiye geçiş yaparak pek zorluk çekmeden kontrolü ele aldı.

 

“O Haven Krallığı herifleri iniş yapıyor.”

 

Bu esnada Korsan Kralı Griffith’in astları gizliden gizliye Drinfeld’i takip ediyordu.

 

Ve keşif görevlilerinin raporu Griffith’e ulaşmıştı.

 

“Las Phalanx’a iniş yapmak… epey cesurca.”

 

Geride bırakılan Griffith’in ön saflardaki durumla ilgili hiçbir fikri yoktu. Diğer taraftan henüz ölümsüzler de onları fark edememişti.

 

Becky Ninh’in Çılgın Köpekbalıkları sayesinde bu noktaya dek ölümsüzlerden kaçınarak sessizce ilerleyebilmişlerdi.

 

“Weed Las Phalanx’a indi bile, değil mi?”

 

“Öyle görünüyor.”

 

Diye yanıtladı Yardımcı Kaptan Corum.

 

Griffith Korsanları komutasının ikinci sırasında yer alan Yardımcı Kaptan, bu yaşananlardan önce Haven Krallığı filosundan bir teğmenle anlaşmaya varmıştı.

 

“Şimdi ne yapmalıyız?”

 

“Korkarım ki şu anda yapabileceğimiz tek şey beklemek.”

 

“Bir düşünüyorum da…….”

 

Griffith, Weed’in öldürülmesi için görevlendirilmişti.

 

Korsanlar genellikle saldırı öncesi nehirlerde veya denizlerde beklerdi.

 

Ancak Griffith, diğer korsanlardan farklı olarak bekleyemiyordu.

 

“Drinfeld bize inme izni vermişti.”

 

“Haven Krallığı filosuyla aramızda bir husumet var. Bize saldırmazlar mı?”

 

Krallığın denizcileri, denizde karşılaştıkları her seferde korsanlarla çarpışırdı.

 

Denizciler için korsanları yakalamak, hızlıca tecrübe ve başarı edinmenin en iyi yoluydu. Benzer şekilde korsanlar da hazine ve ödül elde etmek adına donanmaların savaş gemilerine saldırırdı.

 

Her şeyden önce donanmayla korsanlar arasındaki farkı kapatmak oldukça zordu.

 

Haven Krallığının 2. filosundaki oyuncu sayısı, genel kalite düşüklüğüne rağmen korsanlardan fazlaydı.

 

Yani denizlerde gerçekleşecek bir savaşın sonucunu bile bilmeksizin karadaki Haven Krallığı oyuncu ve askerlerine saldırıp kazanmaları zordu.

 

“Şimdilik sıkıntı yok. BardRay bize bir görev verdi, onun ismini verirsek bize saldırmayacaklardır. Yine de emin olmak adına Hermes Loncasıyla irtibata geçeceğim.”

 

Söyledikleri gibi Hermes Loncasıyla irtibata geçip onaylarını almaları sonrası Griffith Korsanları, Las Phalanx’a inmeye hazırdı.

 

“Buraya dek geldik, hiç değilse şu güçlü canavarların birazını avlayalım.”

 

***

 

Weed, Haven Krallığı fertleri karşısında dilini şaklattı.

 

Onu buraya getiren tek hayalet gemisi, onların muazzam seferiyle hayatta kıyaslanamazdı.

 

“O bayrak Hermes Loncasının 2. Filosuna mı ait?”

 

Hermes Loncasının gücünün yanı sıra birliklerini ta Las Phalanx’a dek gönderebilmiş olmalarına da şaşırmıştı.

 

Weed’in kötü şöhretli ve övgülerin odağı Hermes Loncasıyla karşılaştığı ilk sefer sayılırdı.

 

“Ne oldu da hepsi buraya geldi ki şimdi? Ben yalnızca huzur içerisinde yiyip içip yaşamak istiyordum. Artık işler kötüleşecek.”

 

Oymacının Mirası bölgesine dönen Weed, epey gergindi.

 

Haven Krallığı filosunun kendisine düşman kesildiğini bilmiyordu. Yine de onca oyuncunun karşısında iyi bir sonuç ummak zordu.

 

“Şu işe bak, tabaktan dökülen yemekleri bile çalacaklar mı yani?”

 

Weed bu düşüncelerle yerde çatlaklar bulunan araziye ulaştığında Seoyoon, uzaklardaki bir volkana gözlerini dikmişti. Kendisini beklermiş gibi görünen o güzellik karşısında bir an için kalbi alevlendi.

 

Tam da Weed’in sevdiği gibi, saçları bir film sahnesinden fırlamışçasına rüzgarda uçuşuyordu.

 

“Öhöm.”

 

Sonuç olarak kızın yanına geçip dikildi.

 

Ölümsüz olmasıyla uyumlu şekilde, duruşuyla korkunç bir hava doğuruyordu.

 

Orada sessizce dikilirken rüzgar kafasını okşuyordu.

 

Tabii bir iskelet olarak kafasında saçtan eser yoktu!

 

Dışarıdan bakan bir göze şeytani bir ölümsüz, yüzyılın güzeli Seoyoon’u tehdit ediyormuş gibi görünebilirdi.

 

Spontane bir şekilde oluşan bu atmosfer nedeniyle manzara, görevine bağlı Seoyoon, görünüşünü bir iskelete dönüştürmüş olan Weed’in kökünü kurutmaya hazırlanıyormuş gibi bir hal almaya başlıyordu.

 

“Keuheum, yeniden avlanma vakti.”

 

Diyen Weed, Babaların dikkatini çekmek için ölümsüz ordusunu kullandı.

 

Canavarlar çokça derinin yanı sıra mis gibi bir tecrübe de kazandırıyordu.

 

Weed, Seoyoon’un da eklenişiyle sağduyulu davranmadan lanet ve ceset patlatma yeteneklerini kullanabiliyordu.

 

Seoyoon’un canavarların çoğunu ilk iş kendine çekmesine yol açan Vahşi Savaşçı özelliği gereği avlanma hızları oldukça yüksekti.

 

Ölümsüzlerin toplu atağı, Ruh Çağıran lanetleri ve ceset patlatma yeteneğiyle birlikte Seoyoon'un desteğinin birleşimi avlanma rutinlerini değiştirmişti.

 

‘Ruh çağıranlar genelde diğer mesleklerle iyi anlaşmazdı ama şimdi bir Vahşi Savaşçıyla birlikte olunca gözüme doğru geliyor.’

 

Vahşi Savaşçı mesleğine de çok nadir rastlanırdı.

 

Daha en başta o mesleği almak bile zordu. Sonrasında da istatistikleri ve yetenekleri arttırıp mesleği doğru düzgün geliştirebilmek adına uzun bir süre tehlikeli alanlarda tek başına avlanmanız gerekirdi.

 

Yani silah arkadaşı edinmek isteyenlere uygun bir meslek değildi.

 

“Alakasız malakasız, her halükarda avlanmaya devam edeceğiz.”

 

Zeminde ciddi çatlakların olduğu bölgede uzun süre avlanmaları sonrası soğukkanlılıktan eser kalmamıştı.

 

Ölümsüz ordularının en büyük avantajı, çılgınca avlanma hızları ve ganimet meselesiydi.

 

“Kaos Savaşçılarını avlamak için buradan ayrılmalı ve yeni bir noktaya geçmeliyiz.”

 

Yanardağ kraterinde bir zindan vardı.

 

Uçurum arazisinin altındaki iri bir çatlaktan lavlar fışkırıyordu. İşte tüm bunların ortasında da o zindan yer alıyordu.

 

Tam da Weed’in yarattığı bir merdivenle zindana girmek üzere olduğu sıralardı.

 

“Yo, zindan olmaz.”

 

İlk kaşif olarak bir haftalığına 2 kat tecrübe ve öğe düşme sıklığından faydalanacaktı.

 

Ama zindan canavarları genelde arazilerde bir başlarına dolaşan canavarlardan bir, hatta iki adım güçlü ve yüksek seviyeli olurdu.

 

Las Phalanx’taki arazi canavarları bile bu denli korkutucuyken bir zindana pervasızca giremezdiniz.

 

“Niyetlendiğimiz gibi zindana girer ve karşımızda dar bir mağara veya labirent bulursak ölümsüz ordusunu sürükleyemem ve dağıtmak zorunda kalırım.”

 

Öyle ya da böyle, Weed’in pek seçim şansı yoktu.

 

“Kısa bir ara verelim. Kardeşime pilav yapmam lazım… birazdan tekrar toplanırız.”

 

Akşam yemeği vakti gelmişti, dolayısıyla Seoyoon ile Weed bir saatliğine oyundan çıkış yaptı.

 

Yemekte gangdoenjang, bibimbap ve ılık fasulye filizi çorbası vardı.

 

Pirinçleri tencerede sotelemeyi tamamlayan ve kız kardeşiyle akşam yemeğini yiyen Lee Hyun, bilgisayarın başına geçti.

 

“Bir sürü yeni öğe olunca fiyat belirlemek kolay olmayacak.”

 

Bu yeni öğelerin kaynağı Las Phalanx’taki avlarıydı.

 

Deriyi doğrudan dikip kıyafet yaptığınızda fiyat, kullanılan mallara bağlı olarak belirlenirdi. Mücevherlerin piyasa fiyatı da renk doygunluğu ve parlaklığa bağlı olarak yükselirdi lakin çok sayıda karmaşık ganimet söz konusuyken keşfedilmemiş birçok öğenin işe yaramaz olduğu anlaşılmıştı.

 

“Fırsat bulursam onları satmalı veya takas etmeliyim.”

 

O tarz ganimetler asla satılmazdı, uygun bir alıcı bulmanız gerekirdi. Weed de makul bir fiyat almasına imkan tanımayacakları için dükkanlara satış yapmazdı.

 

“Ganimetleri Mapan aracılığıyla elden çıkaracağımda öğe fiyatlarını mutlaka belirlemem gerekiyor.”

 

Bunun yanı sıra terzilik veya demircilik yaparken ürettiği öğelerden de kar ediyordu.

 

İyi bir fiyat almak için öğeyi ihtiyacı olan birine satmanız, Kraliyet Yolundaki genel iş yönelimini bulmanız, mevcut krallığın veya köyün iç işleyişini ya da durumunu anlamanız gerekirdi.

 

Aslen bir tüccar olan Lee Hyun da para toplamak için başarı garantili yöntemler kullanıyordu.

 

Las Phalanx’tan edindiği öğeleri anlaşılır şekilde organize ediyor ve istihbarat toplama sonrası evin hesap defterine kayıtlarını tutuyordu.

 

Öğe fiyatları her durumda sabit değildi, dolayısıyla dikkatli olmak gerekirdi.

 

Çok para kazanmak adına canavar avlarken kazanacağınız tecrübe miktarının yanı sıra hangi öğe tipinden ne kadar ganimet toplayacağınızla da alakadar olmalıydınız.

 

Weed de o öğelerle ilgili bilgi toplamak adına Kraliyet Yolu forumlarına erişmeye biraz vakit ayırmıştı.

 

Başlık: Weed Las Phalanx’ta nasıl bir macera yaşıyor?

 

O başlığa tıklayışıyla Lee Hyun’un hikayesi açıldı.

 

“Benim Las Phalanx’ta olduğumu nereden biliyorlar?”

 

Weed daima büyük bir görev üstünde olduğu için onun nasıl bir maceraya atıldığı çoğunluk tarafından merak edilirdi.

 

-Bir Liçe dönüşeceği akla hayale gelmezdi, sizce de öyle değil mi?

 

Gönderinin altında daha pek çok yorum vardı.

 

-Umarım bir an önce KMC Medyanın yayın takviminde görünür.

-Güvenilir tek kanal onlar.

-Millet, sonrasında kuzeydeki Las Phalanx’ta avlanmak mümkün olacak mı dersiniz?

-Yukarıdakiler vazgeçin gitsin. Tarihsel olarak bakıldığında kuzey o kadar soğuk değildi. Geçici olaylar Las Phalanx’ı basitçe maskeledi. Ölüm ölümdür.

-Hermes Loncasından Las Phalanx’ta olup bitenlerle ilgili bir bilgi geldi mi? Drinfeld ve filosu çoktan varmıştı sonuçta.

-Yeni bir haber var, Griffith Korsanları da oraya ulaşmış. Oradaki arkadaşlardan duydum. Sefer sırasında istikametle ilgili tek kelime edilmemiş, diğer oyunculara ancak Las Phalanx’a indikleri sırada haber vermeye başlamışlar.

- İnanılmaz. 10 yasaklı bölgeden biri ve oraya iniş yapan çok sayıda oyuncuyla birlikte Weed, inanılır gibi değil.

 

Kraliyet Yolu forumlarının ana hikayesi Las Phalanx olmuştu.

 

Pek çok kullanıcının o macerayla ilgili hayalleri vardı.

 

Risklerin üstesinden gelmek ve görev ödülleri elde etmek için bol bol güzel avlanma sahasının, buna karşılık gelecek çoklukta ganimet ve tecrübenin barındığı yeni topraklara ayak basmak!

 

Ne zaman bir Versailles Kıtası efsanesi veya gizemi açığa çıkacak olsa oyuncular öyle bir heyecana kapılıyordu ki forumlarda hiçbir başlığı okuyamayacağınız kadar sık paylaşım yapılıyordu.

 

Şu anda da o başlıkların merkezinde 10 yasaklı bölgeden biri olan Las Phalanx, Weed, Haven Krallığı filosu ve Griffith Korsanları vardı.

 

Başlık: Gerçek maceraperestlerin tutumu gizemlere meydan okumaktır.

Sayın maceraperestler. Mezarlarda ve zindanlarda yalnızca eser veya para aramayalım, uçsuz bucaksız toprakları gezerken keşif de yapalım.

-Senin için söylemesi kolay, bir başlık açmaya birkaç dakika harcıyorsun, git de keşfini kendin yap. Bahse varım ömrün boyunca öyle bir bölge görmemişsindir. Sen ancak fuzuli yere ölürdün.

-Yolda kaybolursan şanslısın demektir.

-Memleketinde bir maceraya başlayan var mı?

 

Başlık: Bunca zamandır 10 yasaklı bölgeden birini arıyorduk.

Detaylı araştırmalar yaptık ve çokça veri inceledik ama hiçbir şeyle karşılaşamadık.

Birkaç gün önce ortaya çıktı ama oraya nasıl giriş yaptığını veya birkaç gün için bile olsa nasıl hayatta kaldığını dahi anlayamadık.

Fakat Weed korku veya vazgeçiş nedir bilmeyen biri.

Bir gün 10 yasaklı bölgenin hepsinde ayak izlerini bırakacağını tahmin ediyorum.

-Weed’in 10 yasaklı bölgenin hepsine ulaşacağı gün er ya da geç gelecek!

-Bir yıl içerisinde üç tanesine gider mi sizce?

 

Başlık: Weed’in görev içeriği tahminleri

Ansızın Las Phalanx’a giden bir gemiye atladı, bir görev için olabilir mi? Bir Liç olup olmadığını bilmiyorum ama maceranın Las Phalanx’ta gerçekleştiği hesaba katılınca görevinin ne denli zor ve harika olacağını hayal edebilirsiniz. Las Phalanx, belki de üzerinde düşünülmesi gereken bir şeydir. Siz Weed’in ne elde etmesini bekliyorsunuz?

-Olsa olsa ağırbaşlı bir tahminde bulunabilirim.

-Bizim evde köpeğimiz var.

-Benim de küçük kuzenim var. Sadece 8 aylık. Doğum günü partisi süresince onunla ilgilenmem gerekiyor.

-Başarsın başarmasın büyük mesele olacak! Ve yayının tadını çıkarmamız için tüm gece ayakta kalmamız kaçınılmaz!

 

Weed’in maceralarıyla ilgili bir sürü hikaye paylaşılıyordu. Fakat Haven Krallığı filosu ve korsanlarla ilgili hikayeler de vardı.

 

Başlık: Oyuncuları yağmalayan korsanlar neden Las Phalanx’a gitti?

Başlık: Haven Krallığı Filosu Weed’le aynı sıralarda Las Phalanx’a vardı, peki ne sebeple?

Başlık: Gerçek şu ki Haven Krallığı filosu Ipia adasından beri Weed’in izini sürüyordu!

Başlık: Haven Krallığı filosu ve korsanlar, gizli bir anlaşma mı? Onlar düşman, öyleyse neden savaşmıyorlar?

 

Oyuncular paylaşımları analiz ediyor ve dur durak bilmeksizin yeni spekülasyonlarla forumları meşgul ediyordu.

 

BardRay ve Drinfeld’in yanı sıra Hermes Loncası da işlerin bu denli büyümesini beklemiyordu.

 

Aslında hayalet gemiyi denizde batırıp Weed’i öldürmeleri bu kadar büyük bir kargaşaya yol açmayabilirdi.

 

Ama mesele Las Phalanx isimli yeni topraklara taşınmış ve Haven Krallığı filosuyla korsanların Weed’in peşine düşmesi diğer oyuncularda şüphe uyandırmıştı.

 

Hiçbir sır ebediyen saklanmazdı, kural buydu.

 

Açılan başlıklar da Haven Krallığı filosu ve korsanlarla ilgili gerçekleri adım adım açığa çıkartıyordu.

 

- Bir arkadaşım Haven Krallığı filosunun bir parçası. O bana Weed’i takip etme nedenlerinin görevine müdahale etmek ve onu öldürmek olduğunu açıkladı.

- Bu bir yalan, değil mi?

-Benim büyük kuzenim de korsan tayfasında. O da benzer bir görev aldıklarını söyledi.

-Hermes Loncası Weed’in idam edilmesi için alenen Katil Kılıç Ordusunu mu görevlendirmiş yani?

-Haven Krallığı filosunun ve korsanların onu hedef aldığına şüphe yok.

-Vaay, ben de gelmek istiyorum. Weed’in ekipmanlarını ve öğelerini çalmak büyük ikramiye gibi bir şey olur.

-Ama isteseler de göreve müdahale etmeleri mümkün mü bilmiyorum. Eğer sınırlı sayıda mineral toplamak gibi bir şeyse tamam ama herhangi bir yerden bulunabilecek bir şeyse olmaz. Ayrıca özel görevin yalnızca şöhret ve birkaç başka şartı sağlayabildikleri takdirde onlara sunulacağını ve müdahale etme fırsatı bulacaklarını duydum.

- Ahlaksız Hermes Loncası! Yukarıdakiler, benim başıma kalmayın. Ömrünüz boyunca köle olmak mı istiyorsunuz siz?

-Yani Hermes Loncası ve korsanlar Weed’i avlamak için mi Las Phalanx’taymış?

-Aynen. Her türlü niyetle gittiler.

-Her zerreleri kötü bu heriflerin.

-Peki bu çirkin eylemler ne zaman gerçekleşecek, bir iki güne mi?

 

Forumu okuyan Lee Hyun’un öfkeden gözleri seğirmeye başlamıştı.

 

“Neden ben…….”

 

Neden dünyadaki onca insan içerisinden, bir boğazı beslemeyi ve yalnızca zorunlu şeylerle yaşamayı zar zor beceren biri olarak kendisini hedef aldıklarını merak ediyordu.

 

Ana kıtanın acımasızlıklarıyla tanınan en prestijli loncası olan Hermes Loncasından uzak durmak en iyisiydi.

 

Weed en başta karakterini Rosenheim Krallığında oluşturmuştu. Ancak vergiler nedeniyle kıtanın merkezinde bir avlanma sahası bulmak bile zordu.

 

O vergiler prestijli loncaların zorbalığıyla tekerlek gibi şeylere bile uzanıyordu!

 

Açıkçası Lee Hyun’un sinirleri gerilmişti.

 

Hermes Loncası Versailles Kıtasının en büyük gücünü şekillendirmişti ve Haven Krallığındaki etkileri muazzamdı.

 

Avlanma sahalarında, “Hermes Loncasının Bir Parçası” başlığı altında gözlerine batan ve hoşgörülü davranan herkesi öldürüyorlardı.

 

Etki ve güç sahibi yüksek seviyeli oyuncular lonca üyesi olarak kabul görerek loncayı geliştiriyordu.

 

Weed Haven Krallığı filosunun Las Phalanx’a geldiğini gördüğü ilk anda bunu oldukça elverişsiz bulmasına rağmen onlardan kaçınmak adına avlanma sahalarından ödün vermek zorunda kalmıştı.

 

“Gerçekten sırf beni öldürmeye çalışmak için mi buralara dek geldiniz?”

 

Eğer görev, alan kişiye mahsussa onu çalamazdınız, geriye yalnızca başarısını baltalamak kalırdı.

 

Onlar da bir görevi baltalamak gibi saçma sapan bir sebep uğruna uzak diyarlardaki Las Phalanx’a yelken açmıştı.

 

Kılıç hızlı savrulursa pasla kaplanır, elden çıkarılırdı.

 

Loncaların da güçlerini ve yaydıkları korkuyu doğru kullanması, rekabet sistemini koruması ve diğer loncaların kışkırtmalarını bastırabilmesi gerekirdi.

 

Onlar Weed’i feda etmek istiyordu. Hermes Loncasının art niyeti kolaylıkla tahmin edilebilirdi.

 

“Savaşmaktan kaçınabilirsek iyi olur.”

 

Ağzından dökülenlerin aksine alnı kırışan Lee Hyun için başka bir seçenek yoktu.

 

Rakipleri onu savaşmak adına Las Phalanx’a dek takip etmişken hadi görüşürüz deyip öylece kaçamazdı.

 

“Öyleyse savaşmak kaçınılmaz.”

 

Diyen Lee Hyun, Karanlık Oyuncular Birliği forumundaki bilgileri taramaya başladı.

 

“Düşmanımı tanımalıyım. Yaralansam bile bir kaçış planım olmalı.”

 

Hermes Loncasının zulmü altında pek çok Karanlık Oyuncu canından oluyordu.

 

Materyalleri okuyan Lee Hyun, derin düşüncelere daldı.

 

***

 

“Temel malzeme sayısını düşürelim.”

 

“Hadi ama, duraksamadan devam. Gün sonuna bariyeri hazır etmeliyiz."

 

Haven Krallığı filosunun oyuncu ve askerleri vızır vızır çalışıyordu.

 

Las Phalanx hakkındaki bilgiler muallaktaydı.

 

Ne canavarlar ne de bölge hakkında herhangi bir bilgileri vardı.

 

Genellikle bir maceraperest grubunun fertleri ayrı ayrı dolanırdı. Bu şekilde canavarlar pek tepki vermezdi.

 

Ancak çok sayıda insanın ayak basışına ve sürüler halinde saldırmalarına karşı hassas olurlardı. Aralarında herhangi bir sınır olmaması, hiçbir suretle mümkün olamazdı.

 

“İniş bölgesinin yakınlarındaki tepede bir üs inşa edin ve Las Phalanx’ı keşfedin.”

 

Drinfeld ve filonun kıdemli kesimi, rahatlama ve sömürü arasındaki zıtlığı en üst seviyeye çıkartmak adına mümkün olan en kısa sürede korunma ve dinlenme amaçlı bir hisar oluşturmaya çalışıyordu.

 

Moral ve canlılığı hızla onarabilmek için huzurlu bir uyku ortamı sağlamanız gerekirdi.

 

Tepenin etrafına çekilen bir bariyer de kullanılan materyaller hesaba katılınca canavar saldırılarına karşı bile koruma sağlaması sayesinde basit tente çadırlardan çok daha güvenli olurdu.

 

Bu, NPC denizciler, askerler vesairedense Haven Krallığı filosunun ana oyuncu güçleri içindi.

 

Filoya ait oyuncular için 1 ayı aşan bıktırıcı seferle başa çıkmak kolay değildi.

 

Birer denizci olarak çoğunun kendine ait bir gemiye sahip olması normaldi. Ama uzun süre gemide olunca morallerdeki düşüşe bağlı olarak her türlü şey yaşanabiliyordu.

 

İsyan, ayaklanma, yuva özlemi gibi çok sayıda olası dert vardı.

 

Dolayısıyla askerlere ve donanma şövalyelerine komuta eden Drinfled’in moral ve bitkinlik meselelerine özel ilgi göstermesi gerekiyordu.

 

“Odunumuz azaldı, Kaptan!”

 

“Kaptan, odun bulamıyorum.”

 

Las Phalanx’ın emsalsiz çorak topraklarında ağaç yetişemiyordu.

 

Drinfeld, uzaklarda görünen canavarları kendi hallerine bırakarak yanıt verdi.

 

“Bariyeri oluşturmak için bir gemiyi parçalayın ve yığacak bir sürü taş toplayın.”

 

“Emredersiniz efendim.”

 

Oyuncular ve mürettebat bu emirle taş taşımak için çömeldi.

 

Uzaklara gerçekleştirdikleri sefer nedeniyle üzerlerine ekstrem bir bitkinlik çökmüştü ancak bu halde bile dinlenmeye vakitleri yoktu, çünkü kamp yapmaları gerekiyordu.

 

Ağır taş blokları taşımak ve duvar çıkmakla uğraşmak canlılıklarını düşürüyordu.

 

“İzciler, etrafı gözlemleyin.”

 

Diyen Drinfeld, adamakıllı hazırlanmaları adına izcileri keşfe gönderdi.

 

Böylece beş izci canavarların miktarını ve menzillerini tespit etmek adına hızla civara açılarak geri döndü.

 

“Özel tehlike izleri mevcut.”

 

“Civarda dolanan canavarlar zeki bir patron sınıfı canavarın kontrolündeymiş gibi görünüyor.”

 

Bu haberler Drinfeld’e moral olmuştu. Yalnızca devasa bir canavar baskınının söz konusu olması zihni bir nebze dinlendirirdi.

 

“Arazi nasıl?”

 

“Çok fena. Çoğu yer dik kayalıklarla dolu olduğu için baskın esnasında hareket etmek zor olacağa benziyor.”

 

Savaş devam ettikçe engebeli, kayalık arazilerde sistematik şekilde çarpışmak zorlaşacaktı.

 

Ayrıca Haven Krallığı mürettebatı karadansa denizde savaşmaya alışkındı.

 

“Canavarlar kestirme yollarda dolaşırken ilerlemek epey vakit alacak anlaşılan. Ayrıca izciler sürekli tetikte olsa bile acaba… burası gerçekten güvenli bir yer mi?”

 

Keşif görevlileri emin olamıyordu.

 

Yakındaki siyah yanardağların birinden siyah dumanlar yükseliyor ve zemin hafiften sallanıyordu. Çatlak zemindeki boşluklardan lavlar çıkıyordu.

 

“Eh, Weed bizden çok daha erken geldiğine göre güvende olması mümkün değil.”

 

“Kesinlikle haklısın.”

 

Mürettebat, gece saatlerine dek kendini duvar yapmaya adamıştı.

 

Haven Krallığının 2. filosunun mürettebatının en az 250 seviye civarında olduğu söyleniyordu.

 

Ama ortalamaya bakıldığında büyük bir çoğunluk 200lerin sonları ila 300lerin başlarındaydı.

 

Yalnızca 46 oyuncu varken askerlerin sayısı 590dı.

 

Çadırlar ve bariyerle dinlenmek için sağlam bir sığınak yaratılmıştı.

 

Uygun alternatif gözetleme noktalarının da ihmal edilmediğini söylemeye lüzum yoktu.

 

Bu süreçte Griffith Korsanları da karaya inebilmek için Hermes Loncası liderleriyle irtibata geçmişti.

 

- Kesinlikle müsaade edemeyiz. Haven Krallığı filosu Weed’i avlamak için yeter de artar bile.

 

Hermes Loncasının inatçılığı emsalsizdi.

 

Filo Las Phalanx’a iniş yaptığında korsanların da avlanma sahalarını keşfedeceği veya bölgedeki kalıntıları ortaya çıkartacağı düşüncesinden hiç hoşlanmamışlardı.

 

Griffith ise bu iş için taviz vermeyi denemişti.

 

-Korsanların Hermes Loncası gemilerine düşmanca davranmasını yasaklayacağım.

 

- Müsaade yok.

 

-Zindanlardan çıkan 3 hazineden ödün vermeye razıyız.

 

-Las Phalanx’ın Hermes Loncamıza has bir bölge olduğu apaçık ortada.

 

Hermes Loncası, daha birkaç saat önce iniş yapmış olmalarına rağmen hiç utanmadan kazanılmış haklardan bahsediyordu!

 

Kıtanın merkezindeki en prestijli lonca olmalarına rağmen utanmaz kelimesi onlar için fena halde yetersiz kalıyordu.

 

Maalesef Griffith, gönlünce pazarlık edemeyeceğini ve perişan halde sürüklenmeye devam edeceğini öğrenmişti.

 

Ve son bir ültimatom vermişti.

 

-Biraz yüzümüz olması adına Hermes Loncası hazinenin %30 kadarını alabilir. Ancak bizler denizlerin korsanlarıyız. Ve Haven Krallığının 2. filosundan korkmuyoruz. Verdiğimiz tavizleri bir düşünün, samimi yanıtınızı dört gözle bekliyor olacağım.

 

Hermes Loncası liderleri bu ültimatom sonrası üzüle üzüle korsanlara izin vermek zorunda kalmıştı.

 

Haven Krallığının 2. filosu Las Phalanx’a iniş yapmıştı. İniş yapmaları sonrasıysa gemilerin savunması düşmüştü. Yani korsan saldırısı gibi ekstrem bir şey yaşanacak olursa büyük bir sorun doğardı.

 

İşte bu şekilde iniş izni almaları sonrası korsanlar, gecenin geç saatlerinde Las Phalanx’a adım attı.

 

“Korsan Kralı-nim, bir üs kuralım mı?”

 

“Vaktimiz yok. Bugün diğer tarafta kalmak zorundayız.”

 

Böylece Griffith Korsanları, üzerlerine ince battaniyeler alarak Haven Krallığı filosunun inşa ettiği hisarın dışına serildi.

 

#Weed peşindekilerin varlığını ve amaçlarını öğrendi, onları yenmek için bir strateji bulmak adına da internet alemine daldı. Weed, Seoyoon ve yancı güçleri, yüzlerce askere ve korsana karşı! Gerçekten savaşacaklar mı ve savaşırlarsa bizi neler bekleyecek çok merak ediyorum. E öyleyse okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 28232 Üye Sayısı
  • 265 Seri Sayısı
  • 38531 Bölüm Sayısı


creator
manga tr