Lms 16.8 : Savaş Alanının Komutanı

avatar
889 16

Legendary Moonlight Sculptor - Lms 16.8 : Savaş Alanının Komutanı


Çevirmen : Clumsy-nim



Weed, vahşi grubu, Anka Kuşları ve Bingryong bir ara verdi.

 

İlk planları katkı puanı ve ganimet toplamak adına daha çok avlanmaktı. Fakat Vejague ve Salmere Kabilelerinin dayanıklılığı azalıp Lekiye Kabilesi zihinsel yorgunluktan bitap düşünce ara vermek kaçınılmaz olmuştu.  

 

Weed elinde bandajlarla Vejague Kabilesini iyileştirmek için koşturuyordu.

 

"İlk yardım!"

 

Elleri yaraları sımsıkı sarabilmek için çabalıyordu. Sebepse özverili bir aziz olması değil, kabile üyelerini savaş alanının daha derinlerine sürüklemeyi amaçlamasıydı.

 

Fakat topladığı bitkiler çok geçmeden azalmaya başladı. Vejague Kabilesi savaşçılarının bedenleri dağ gibiydi ve çok sayıda yaraları da olunca elden bir şey gelmiyordu.

 

"Sarı Oğlan, bitkimiz tükeniyor. Birazcık tükürüver!"

 

Boğanın yoğun tükürüğü de bitki yerine kullanılabilirdi.

 

Weed’in birlikleri bu şekilde tedavi edişi sonrası grup bir kez daha harekete geçti.

 

Balkan, Imoogi ve Feylord'un savaşı son evresine ulaşıyordu.

 

— Kiyaaaaaaaoooo!

 

"Sizi gebertecek ve birer Ölümsüze çevireceğim."

 

"Embinyu’nun kutsal topraklarını kirletenlerin hiçbirini bağışlamayacağım."

 

Rakiplerin birbirlerine güçlü bir düşmanlık beslediği şiddetli bir çarpışma gerçekleşiyordu.

 

Balkan'ın cüppesi yırtılmış, iskeleti tamamen açığa çıkmıştı. Kıtayı kana ve cesede bulayan yüksek rütbeli bir canavardı. Fakat gücü, göğsündeki kutsal kılıç tarafından sınırlanıyordu ve Ölüm Cezası yüzünden artık Sağlık ve Mana çekmesi mümkün değildi. Yani hayatı gerçekten de perişan bir hale gelmişti.

 

"Şeytani Ölümsüzler, uyuyacağınız yere geri dönün. Dönün, Ölümsüzler!"

 

Ölümsüz arındırma büyüsü! Embinyu Kilisesi Rahiplerinin Ölümsüzleri Döndürme büyüsü Balkan’a odaklanmıştı.

 

"Henüz değil... Buradaki işlerimi bitirmedim. Çok fazla canlı var."

 

Balkan Ölümsüzlerin hükümdarıydı. Ölümsüzlere hükmederek Embinyu Kilisesini tarihten silmeye çalışıyor fakat onlar son ana dek inatla direndiği için kolay bir iş olmuyordu. Ayrıca Imoogi de büyülerini saçıyordu, haliyle Ölümsüz Ordusunun aldığı hasar büyüktü.

 

Derken en sonunda Balkan’ın bedeninde bir problem doğdu. Kutsal kılıcın göğsüne saplı olduğu noktadan parlak ışıklar yayıldı.

 

Çaaatııırtt!

 

Kafatasının üzerinde iri bir çatlak belirdi ve bedenini çevreleyen Ölüm Aurası incelerek silindi.

 

"Bu kılıcın laneti..."

 

Kutsal Kılıç, Balkan’ın manasını çekiyordu.

 

Balkan'ın bedeni güneş kadar parlak bir ışıkla sarmalanmıştı.

 

"Bu... Böyle devam edemem. Bu kılıcın lanetinden kurtulduğum gün mutlaka intikamımı alacağım."

 

Nefret dolu bu sözler işitilirken ne Liç Balkan’dan eser kaldı ne de Kutsal Kılıçtan.

 

Tamamen yok olmamış, geri çağrılmıştı! Liç Balkan bedenini meydana getirecek bir Mana kalmayınca Sağlığının mühürlü olduğu Yaşam Gücü Kanalının konumuna geri dönmüştü.

 

Balkan’ın gözden kayboluşuylaysa Ölümsüzler fark edilir ölçüde güçsüzleşmişti.

 

"Kuueell?"

 

Zombiler düşmanla yüzleştiklerini unutmuş, kafaları karışmış ve hatta İskeletlerin bir kısmı kemik yığınına çevrilmişti. Kıyamet Şövalyelerinin Ölüm Auraları da güçsüzleşince Embinyu Rahiplerinin arındırma büyüleriyle taş gibi düşmeye başlamışlardı. Sıçrayan hayaletler ve kalabalık Ölümsüz ordusu boş boş dolaşıyordu.

 

"Balkan’ın şimdiden gitmiş olması kötü oldu." diyen Weed, pişmanlık içerisinde dudaklarını ısırdı.

 

Ölümsüz Lejyonunun lideri olan Balkan sahiden işinin erbabıydı. İnanılmaz bir manzara çizmiş, Versailles Kıtası tarihine yazılmayı hak eden bir Ölümsüzün onun seviyesinde olması gerektiğini göstermişti.

 

Onu avlamak için önce yarattığı Ölümsüz Ordusuyla baş edilmeliydi, dolayısıyla Balkan, çoğu loncanın nazarında gerçekten akıl sır erdirilemeyecek bir düşmandı!

 

"Ölümsüzleri idare etme kabiliyeti Liç Shire’ınkinden çok çok daha harika."

 

Düşük seviyeli Ölümsüzleri seri halde üretip savaştırmış, hatta kabiliyetlerini kullanmalarına yardımcı olmuştu. Ölüm Cezası ve Kutsal Kılıcın kısıtlamaları olmasa Embinyu Kilisesini tek başına ele geçirebilirdi.

 

Balkan’ı avlama şansı çok nadir ele geçerdi. Weed ise tüm o gösterişli vahşileri feda etmesi gerekse bile kazanacaktı, dolayısıyla Balkan’ın gitmesine üzülmüştü.

 

Balkan gitmiş olsa bile Imoogi için durum pek iyi görünmüyordu. Yaralarla delik deşikti, kopuk kanadı yüzünden uçamıyordu ve Ölümsüzlerle Karanlık Şövalyeler ona kılıç sallıyordu. Hareketlerinin kısıtlanışıyla Imoogi’nin sırtının üzerinde bile Ölümsüzlerle Karanlık Şövalyeler arasında bir savaş gerçekleşiyordu.

 

Sahiden de Embinyu Kilisesinin bundan daha kötü bir duruma düşmesi zordu.

 

Bir düzine bile rahipleri kalmamış, Ölümsüz Ordusunu engellemek için var olan Karanlık Şövalyelerin sayısı 100ün altına inmişti! Hala dayanabiliyor olmalarını Başrahip Feylord’un kutsal güç yayarak Ölümsüz Ordusunu püskürtüşüne borçluydular.

 

Oradan ayrılarak Ölümsüz Ordusunu bir başına bırakan Balkan. Nefes nefese halde Sağlığını birazcık arttırmak için gücünü saklayan kurnaz Imoogi. İşgalcileri kovmaya çalışan Embinyu Kilisesi.

 

İşte Weed’in vahşileri ve hayat bahşettiği heykelleri sürüklediği ortam buydu.

 

— Elebaşı!

 

"Balkan Demoph’u buraya çağıran kişi bu aşağılık insan mı?"

 

"Tüm bu canavarları buraya toplayan işgüzar sensin!" Ölümsüzlerin temsilcisi, Kıyamet Şövalyelerinden biriydi.

 

Weed üç grup tarafından da şiddetle kınanıyordu. Buna rağmen omuzlarını iyice yayarak inatla konuştu. "Popüler tipler kötü laflara maruz kalırlar, bu bir kuraldır."

 

Asılsız bir masumiyet duygusu taşıyordu!

 

Weed Imoogi’yi hedef alarak, "Daha güçlü olsaydın tüm bu çirkin düşmanları öldürebilirdin. Haksız mıyım?" dedi.

 

— ...

 

Sonra Kıyamet Şövalyelerine döndü. "Kim ona göğsünde bir kılıçla belirmesini söyledi ki? Balkan bile güçsüz olduğu için geri döndü."

 

Sonra da Feylord’a. "Seninle başından beri düşmandık. Sen kime kin güdüyor ve kimin karnını ağrıtıyorsun?"

 

Böylesine bencil ifadeler ve sonu gelmez kendini haklı çıkarmalar!

 

"Tarih yalnızca kazananları hatırlar. Kaybedenlerin korkakça bahanelerini umursamaz bile. Öyle değil mi, Bingryong?"

 

"Efendim doğru söylüyor." Bingryong’un da Weed’den farkı yoktu!

 

"Kazanan güçlü olmaz; güçlü olan kazanır."

 

"Çok haklısınız Efendimiz."

 

"Zekice."

 

Weed, seçtiği atasözlerini kullanarak Bingryong ve Anka Kuşlarından pozitif karşılıklar almıştı.

 

Ölüm Cezasının sonlanmasına hala 10 saatten fazla vardı. Yine de boşa vakit harcamaktan hiçbir fayda doğmazdı!

 

Balkan’ın ardında bıraktığı binlerce kişilik Ölümsüz Ordusu, Embinyu Kilisesi Rahipleri, Feylord ve hatta Imoogi ile savaş henüz sona ermemişti.

 

"Tarihten silin şunları!"

 

Weed’in savaşın başladığını ilan edişiyle Bingryong’un ağzı kocaman açıldı. Ve tuttuğu nefesi tek seferde dışarı verişiyle Buz Nefesi ileri atıldı!

 

Bembeyaz Nefesin atıldığı yer, Imoogi ve Ölümsüzlerin toplandığı noktaydı.

 

Yeryüzüne ulaşışıyla birlikte Ölümsüzler oldukları yerde donakaldı. Imoogi kalan kanadıyla bedenini sarmalayarak korunsa da Ölümsüzler karşı koyamayarak buz parçacıklarına dönüştü. Nefesin menzili dışındaki Ölümsüzler ise hücuma geçti.

 

"Durdurun onları!"

 

Vejague Kabilesi Savaşçıları savunmaya geçerek balta ve çekiçlerini savurmaya başladı. İskeletlerin kemiklerini parçalıyor, Zombileri katlediyorlardı.

 

Balkan’ın geri çağrılışıyla Karanlık Hüküm büyüsü iptal olmuştu, dolayısıyla Ölümsüz ordusu artık büyüyemiyordu.

 

"Ölü Şövalye Van Hawk’ı çağırıyorum!"

 

Ölü Şövalye nihayet ürkütücü dumanlarla birlikte belirmişti.

 

"Burada... savaşmaya değer pek çok düşman var."

 

"Öyleyse savaş!"

 

Böylece Ölü Şövalye beş Kıyamet Şövalyesine denk gücüyle çarpışmaya başladı.

 

* * *

 

Hidra Kralının kafalarının kesildiği esnada KMC Medyada şenlik havası vardı.

 

"Oleey!"

 

"Başardı!"

 

Gerçek zamanlı olarak videoyu izleyen Direktör Kang, bu işi kendi başarmışçasına memnundu.

 

Yayın Weed’in Feryat Nehrinde heykel yapışı ve Koruyucu Şövalyelerle Embinyu Kilisesinin ritüeline müdahale ettiği kısımları geride bırakmıştı.

 

Bingryong'un belirişiyle izleyici reytingleri rekor kırarak %27.3ü geçmişti. Kraliyet Yolu forumları Oymacıyla ilgili sorularla dolup taşmaya başlamıştı. Bingryong’un görünüşüyle birlikte Oymacının Savaş Tanrısı Weed’le bağlantısına yönelik yüzlerce soru da gelmişti!

 

"Şimdi tek yapması gereken kalanları temizlemek."

 

Başrahip Feylord başlı başına en üst kademe bir canavardı, dolayısıyla Weed dikkatsiz davranamazdı! Zaten Ölümsüz ordusu ve Imoogi hala ortalıkta olduğu müddetçe savaş sona ermeyecekti.

 

* * *

 

Weed en çok Embinyu Rahipleri konusunda çekinceliydi.

 

"Feylord iyileşmeyecek ama o Rahiplerin yeniden güç kazanması tehlikeli olur!"

 

Ölüm Cezası yalnızca Başrahip Feylord’a etki etmişti. Yani Karanlık Şövalyeler ve Rahipler zamanla normale dönebilirdi.

 

"Boyun eğdirilmeleri gerekiyor."

 

Embinyu Kilisesine saldırabilmek için de araya giren Ölümsüzler temizlenmeliydi.

 

"Vejague Kabilesi, başı çekin! Salmere Kabilesi, ortada hizalanın! Lekiye Kabilesiyse arkada hazır olacak!"

 

Weed'in Aslan Kükreyişi sonrası barbarlar hızlıca hücum düzeni aldı. Weed, üç kabileyi bir araya getirecek ve savaşta kullanacaktı.  

 

İttifak kabilelerinin kaleyi kuşatmaları hoş karşılanmamış ve birlik çok fazla hasar almıştı. Ne Rahipleri ne de Papazları olduğu için ittifak kabileleri yalnızca kendi ellerindekilerle toparlanabiliyordu.

 

Lakin üç kabilenin şu anda olduğu gibi Imoogi ve Hidra Kralının hiddeti yoluyla enkazla dolup taşan bölgede ideal etkinlikle birlik olması mümkündü.

 

"Büyüler ve oklarla saldırın. Hücum!"

 

Salmere Kabilesinin okları ve Lekiye Kabilesinin büyü saldırıları Ölümsüz grubunu hedeflerken formasyonun dağılışıyla Vejague Kabilesi adım adım ilerliyordu. Ölümsüzler korkusuzca akın etse de kabile üyeleri demirden bir duvar gibi sapasağlam direniyordu.

 

Weed'in keskin bakışlarıysa tüm savaş alanını tarıyordu.

 

"Önce yüksek noktaları ele geçirin. Salmere Kabilesi, sağdaki tepeye yaylım ateşi başlatın!"

 

Yoğun ok saldırıları sonrası Vejague Kabilesi alanı ele geçirdi. Araziyi elverişli bir şekilde işgal ederek Ölümsüzleri avlaya avlaya bir savunma hattı inşa ettiler.

 

"Serpic liderliğindeki birim, 20 adımdan sonra geri çekilin!"

 

Weed, Ölümsüzlere daha çok baskı uygulamaktansa koca bir barbar grubunu dişli çark gibi döndürüyordu.

 

"Vejague Kabilesi, geri çekilin ve Salmere Kabilesi, siz öne geçin. Yaylım ateşi başlatın! Salmere Kabilesi, sağa dönün, Lekiye Kabilesi, büyülerinizle saldırın. Vejague Kabilesi, büyü saldırısı sona erer ermez hep birlikte hücum edin!"

 

Weed’in akıcı hücum ve geri çekilme emirleriyle tüm ordu canlı bir organizmaya çevrilmişti. Tüm birim bölgeye aşina olarak devir yapıyor, yüksek noktalar hızla ele geçiriliyor ve harekete geçiliyordu. Bu, yüksek dayanıklılık ve hareket kabiliyetine dayalı bir dişli çark taktiğiydi.

 

Komutanlarını yitiren Ölümsüz ordusu oklar ve büyülerin yanı sıra Vejague Kabilesinin balta saldırılarıyla korkunç şekilde katlediliyordu.

 

Kurban sayısını olabildiğince azaltmak için kullanılan yaygın bir taktik gibi görünse de sonuçlar gizli, korkunç ve yıkıcı gücünü sergiliyordu.

 

Ölümsüzlerin duyguları olsaydı şimdiye paniklemiş olur ve fazladan, yoğun bir hasar alırlardı.

 

"Kazanabiliriz."

 

"Galip geleceğiz!"

 

Weed’in liderliğindeki barbarların moraliyse zirvedeydi.

 

"Anka Kuşları ve Bingryong, sol kanattan saldırın!"

 

Bingryong ve Anka Kuşları, Ölümsüzlerin toplandığı noktalarda aktif rol oynayarak düşmanları dağıtıyordu. Onların bu bireysel rolü Ölümsüzlerin dikkatlerinin dağılmasını sağlıyordu. Balkan’ın gidişiyle Ölümsüzlerin organize yönü çalınmıştı ve umutsuzca köşeye sıkışmışlardı.

 

An itibarıyla Weed’in öncülük ettiği barbarlar en yüksek çapta bir orduya dönüşmüştü.

 

"Birlikler, bölünün!"

 

Barbarların zekası düşük ama askeri eğitim konusundaki yetenekleri kayda değerdi. Yapılması gerekeni sıradan askerlerden daha hızlı kavrıyor ve görevlerini yerine getiriyorlardı.

 

Weed birliklerini 3 dişli çarka çevirmiş şekilde Ölümsüzlerle çarpışmaya başlamıştı. 3 dişli çark birbiriyle kesişerek boşluklar yaratıyor ve o boşlukların arasında kalan Ölümsüzler ezilip geçiliyordu.

 

"Kiyooooo!"

 

"Kıyamet Şövalyeleri, ileri!"

 

Kıyamet Şövalyelerinin başı çektiği Ölümsüzler bastırıyordu.

 

Yoğun ok ve büyü saldırıları altında ilerleyerek kısa sürede hedeflerine ulaşan Vejague birimi çok gerilere çekilmişti.

 

Dişli çarkın mengenesine hapsolmuş olan Ölümsüz ordusunun ön ve yan bölgeleri yoğun saldırılarla karşılaşıyor, güçleri tükeniyordu.

 

Vejague Kabilesi savaşçıları ön saflarda çarpışmaktan kaçınarak dayanıklılıklarını muhafaza ediyordu. Ölümsüz ordusunda çatlaklar tespit ettiklerindeyse cesaretleri için ünlenme fırsatı yakalıyorlardı.

 

Mesafeyi, araziyi, saldırı yoğunluğunu korumanın ve düşmanların savunmasını dağıtmanın avantajlarını en üst düzeye çıkaran bir stratejiydi!

 

Ölümsüz grubu bir anda erimişti.

 

"Yol açıldı! Hadi gidelim!"

 

Weed Sarı Oğlanla birlikte Ölümsüzlerin arasından koşmaya başladı. Hedefi Başrahip Feylord’du!

 

Bingryong ve Anka Kuşları onu yukarıdan koruyordu ve 400 Vejague kabilesi üyesi hücum partisini ayarlamak adına dişli çark formasyonundan ayrılmıştı.

 

Ufak gruplara ayrılan Ölümsüz cephesi artık bir tehdit teşkil edemezdi. Fakat kabileler Ölümsüzlerle çarpışırken Rahipler hatırı sayılır ölçüde toparlanıyordu. Weed ister istemez sabırsızlanıyordu.

 

‘Pek fazla Karanlık Şövalye kalmadı.’

 

Rahiplerin eşsiz kutsama ve şifa büyülerinden faydalanabilecek Karanlık Şövalyelerin sayısı çok azdı. Weed, Rahipleri Vejague Kabilesine bırakabileceğini hesap ediyordu.

 

Karanlık Şövalyelerin yerini tespit etmişti.

 

"Salmere Kabilesi, ok atın! Lekiye Kabilesi, onları destekleyin!" Weed'in Aslan Kükreyişi patlak verdi.

 

Salmere Kabilesinin attığı oklar Karanlık Şövalyelerin engellediği noktalara yağmur misali yağıyordu. Lekiye Kabilesinin tılsımları ve ateş büyüleri Embinyu Rahiplerine salınıyor, Vejague Kabilesiyse Kara Şövalyelerin diktiği savunma duvarına hücum ediyordu!  

 

Kutsamalarla dolmuş ve sağlam ekipmanlarla zırhlar kuşanmış Karanlık Şövalyeler son derece güçlüydü. Vejague Kabilesi buna rağmen kısa baltalarını savurarak meydan okuyordu.

 

Bu esnada Sarı Oğlanın üzerindeki Weed, Karanlık Şövalyeleri hızla geride bırakarak ilerliyordu. Planı, Vejague Kabilesi biraz hasar alsa bile öylece ilerlemekti. Hedefiyse Başrahip Feylord’un olduğu noktaydı!

 

Koca göbekli Feylord, bir kutsal büyü gerçekleştirmekle meşguldü. "Oh, tüm dünyaya hükmeden Embinyu Tanrısı, bedenlerimizi sana adıyoruz. Topraklarımızı kirletenlere hak ettikleri ağır cezayı ver."

 

Feylord'un nihai kurban büyüsü!

 

- Embinyu Kilisesi Başrahibi Feylord, bedenini adadı.

 

Embinyu Tanrısı heykelinin üzerinde çatlaklar beliriyordu.

 

Weed kafasını kaldırarak kalenin ortasındaki Embinyu Tanrısı heykelinin yıkılmakta olduğunu gördü. 12 kollu tanrı heykeli binlerce parçacığa ayrılmış şekilde aşağı yağıyordu.

 

Weed, Sarı Oğlan, Ölümsüzler, Vejague ve Salmere Kabilelerinin her biri saldırı menzilindeydi. Heykelin parçacıkları kaçacak hiçbir yer bırakmaksızın alçalıyordu. Hatta metal parçalardan uğursuz bir aura yayılıyordu.

 

Birkaç yüz metrelik heykelin boyu ve ağırlığı düşülünce bu yaşanan büyük çapta bir felaketti.

 

"HAYIIIIRR!" diye bağırdı Weed.

 

Kıymetli ittifak kabileleri nasıl olur da böyle bir hasar alabilirdi!

 

Weed ölürse Ölümü Reddetme Gücüyle dirilebilirdi ama ittifak kabilelerinden geriye yalnızca birkaç yüz kişi kalırdı.

 

Çelik destek kalıpları kadar iri parçacıklar tüyler ürpertici şekilde düşüyordu. Adeta gökyüzü çökerken kaçınacak bir yer bulmak zordu.

 

Her koşula elverişli Kore sığırı Sarı Oğlan bile ölecekti.

 

Başarmanın eşiğine geldikleri görev ağır bir hasar alacaktı.

 

"Oyma Bıçağı."

 

Weed Işığın Kanatlarını yayarak göğe sıçradı. Elinde tuttuğu İblis Kılıcı parlak ışıklar yayıyordu.

 

Başaracağına dair zerre kadar inancı yoktu ama düşen parçaları kılıcıyla dağıtmaya niyetliydi. Bir şekilde Sarı Oğlanı kurtarabilmek uğruna ölene dek şansını deneyecekti.

 

Tam da o anda sıcak bir şeyler yaklaştı.

 

"Efendimiz, biz durdurmayı deneyeceğiz."

 

Beş Anka Kuşu Kardeş bu sözlerle birlikte oraya uçarak geniş kanatlarını düşmekte olan heykel enkazının etrafına sardı.

 

*BOOOOM!*

 

Ve birkaç metre genişlikteki parçacıklar Anka Kuşlarının kafaları, bedenleri ve kanatları üzerinde patladı.

 

Embinyu’nun negatif kutsal gücüyle dolu heykel enkazı yakıcı Anka Kuşlarına bile muazzam bir darbe indiriyordu!

 

Anka Kuşlarının engellediği geniş menzile çok sayıda iri parça düşüyordu.

 

- Anka Kuşu 5, Sağlığına 3,859 hasar aldı. Diğer Anka Kuşları sayesinde 759 Sağlığı geri kazandı.

 

- Anka Kuşu 5, Sağlığına 10,112 hasar aldı. Diğer Anka Kuşları sayesinde 1,029 Sağlığı geri kazandı.

 

- Anka Kuşu 5, Sağlığına 7,326 hasar aldı. Diğer Anka Kuşları sayesinde 817 Sağlığı geri kazandı.

 

...

 

"Efendimiz, sizi son ana dek koruyamadığım için üzgünüm..."

 

- Anka Kuşu 5, ilahi gücün ağır hasarı nedeniyle Sağlığını tamamen yitirdi.

 

Anka Kuşlarından biri yok olmuştu.

 

Ateş nitelikli Anka Kuşları yüksek Sağlık oranlarına sahip olur ve hızlı iyileşirlerdi fakat şu anda parçaların ilahi ve fiziksel güçlerinin birleşimi nedeniyle çaresizce yok oluyorlardı.

 

- Anka Kuşu 4, Sağlığına 2,905 hasar aldı. Diğer Anka Kuşları sayesinde 315 Sağlığı geri kazandı.

 

...

 

Derken Anka Kuşu 4 de enkaz tarafından öldürüldü. Ardından Anka Kuşu 3 ve 2 de çok sayıda parçacığa dayanamayarak yok oldu.

 

4 Anka Kuşu, Weed'in gözleri önünde parçaları engellemeye çalışarak yitip gitmişti.

 

Artık 5 Anka Kuşu Kardeş denilebilecek bir şey kalmamıştı.

 

"Anka Kuşlarım!" Weed acı bir feryatla yere yığıldı.

 

Anka Kuşlarının tek bir tanesi yaşıyordu ve İttifak kabilelerinin yarıdan fazlası durdurulamaz enkazlar yüzünden yok olmuştu. Bingryong onları kanatlarıyla örtmüş olmasa hasar daha da fazla olabilirdi. Bingryong'un Sağlığı da üçte iki oranında azalmıştı.

 

Diğer taraftan Embinyu Kilisesinin Karanlık Şövalyeleri, Rahipleri ve Askerleri de enkaz kurbanı olmuştu.

 

— GROOOOOUUUURR! SİZE CEZANIZI VERECEĞİM.

 

Imoogi kalan kanadını sallayıp ortalığı toza dumana katan yoğun bir rüzgâr çıkarttı. Barbarlarsa buna dayanamayarak yere devrildi.

 

Geriye pek düşman kalmamıştı. Balkan’ın, Hidra Kralının ve Feylord’un gidişiyle Imoogi, dünyanın ona ait olmasını istemeye başlamıştı!

 

— Beni ne cüretle çağırırsınız? Hepinizi öldürecek ve gerçek bir Ejderha olarak yeniden doğacağım.

 

Kara Imoogi hiddetle kükrüyordu.

 

Ejderha Korkusunun kudreti ortalığı kasıp kavurarak şiddetli çatışmaların gerçekleştiği Embinyu Kalesine ulaşıyordu. Weed’i, Sarı Oğlanı, Bingryong’u ve yoldaşlarının aldığı hasarla savaşma arzularını yitirmiş olan barbarları etkiliyordu.

 

"Aağğhhh, bu şekilde savaşamam."

 

"Ejderhaya saldıramayız. Kötü bir şey olacak."

 

"Daha en başta bu savaşı başlatarak çok ileri gittik."

 

Barbarlar paniğe kapılıyordu.

 

- Ejderha Korkusuna bağlı olarak fiziksel kabiliyet sınırlanacak.

 

%5 felç ihtimali söz konusu.

 

Yetersiz Bilgelik nedeniyle yetenek kullanımı %77den ibaret olacak.

 

Ejderha Korkusu mücadele ruhuna rağmen Weed’e bile bunca hasar vermişken ilkel barbarlardan bahsetmeye gerek dahi yoktu.

 

'Aslanın Kükreyişiyle barbarları toparlasam bile Salmere Kabilesi olmadıkça pek işe yaramaz.'

 

Imoogi şiddetli çarpışmalar görüp geçirmiş ve hayatta kalmış tecrübeli bir savaş gazisiydi. Yalnızca tek kanadını açarak bile bir kuleden çok daha uzaktaki bir kuleye rahatlıkla geçebilirdi. Vejague Kabilesi üyeleri onu takip dahi edemez ve titrek bacakları yüzünden bitkin düşüp yığılıp kalırdı.

 

Büyünün dümenini elde tuttuğu söylenebilecek bir Ejderhaya çok yüksek seviyede olmadıkça büyü saldırıları bile fayda etmezdi. Evet, Imoogi sahte bir Ejderhaydı fakat Weed’in bugüne dek yüzleştiği en güçlü canavardı.

 

Balkan da kesinlikle güçlüydü fakat tek başına, bireysel bir güç olarak Kara Imoogi kadar kudretlisi yoktu.

 

'Ama ittifak kabilelerini savaşta kullanma şansım da pek yok.'

 

Weed telaşla Aslanın Kükreyişini kullanmak üzereydi. Derken, tam da Ejderha Korkusu tarafından bastırılan bedenini zorla özgür bırakmak adına Aslanın Kükreyişini kullanmak üzereyken—!

 

Bir ışık patladı!

 

Anka Kuşlarının yok edildiği noktada bembeyaz alevler belirdi.

 

Arındırma Alevleri.

 

Hayatta kalan Anka Kuşu 1, o noktaya uçmuştu.

 

Anka Kuşları Söndürülemez Ateş niteliğine sahipti. Sağlıkları Embinyu Kilisesinin kutsal gücü nedeniyle tükense de arkalarında Arındırma Alevlerini bırakmışlardı.

 

Anka Kuşu 1, gagasını açarak Söndürülemez Ateşin Arınmalarını içine çekti.

 

Tüyleri kuvvetle ışıldarken bedeni giderek incelip zarifleşti. Ve altın bir güneşin doğuşu gibi Anka Kuşu 1 de kör edici bir güzellikte yeniden doğdu!

 

- Anka Kuşu gelişti.

 

Kardeşlerinin yaşam kaynağını alışıyla Sağlık 2.8 kat ve Mana 2.2 kat yükseldi.

 

- Seviye 67 yükseldi.

 

- Söndürülemez Ateş niteliği değişti; Ateşe Hükmetme Gücüne dönüştü.

 

Anka Kuşunun devasa, geniş omuzları ve iri kafası bir turna misali incelmişti. Yere iniş yaparken parlak kırmızı tüyleri dalgalanıyordu.

 

Çıkan yangın, Embinyu Kilisesini bir alev denizine indirgemişti. Anka Kuşu, alevler içerisindeki kaleye göz ucuyla baktı. Ve bunu yaptığı saniyede alevler kendiliğinden yatıştı!

 

Ateşe Hükmetme Gücünü sergilemişti.

 

— Şiddetin, dehşetin ve bir Ejderhayla uğraşmanın korkunç bedelinin ne olduğunu kemiklerinize kazıyıp öğreteceğim...

 

Diyen Kara Imoogi'nin sözleri yavaşça durma noktasına ulaştı.

 

Yeni doğan Anka Kuşunun kudreti normal değildi. Bingryong ve Anka Kuşu. İki zıt buz ve ateş canavarının gözleri üzerindeydi. Bedeni normal bir durumda olsaydı korkmazdı fakat şu anda kritik derecede yaralı olduğunu söylemek abartı olmazdı!

 

Kara Imoogi doğal olarak konuşmaya devam etti.

 

— Neyse, sizi dövme arzusuna sahip olmadığımdan değil ama birlikte yaşadığımız bu Versailles Kıtasında barış kadar güçsüz varlıkları da umursamalı ve dikkate almalıyız. Hadi bu anlamsız savaşa bir son verelim, zaten benim yapacak acil bir işim vardı, artık bana müsaade.

 

Diyen Kara Imoogi arkasını döndü. Tabanları yağlayacağı belliydi!

 

Fakat o daha iki adım bile atamadan Weed’in sesi yükseldi. "Hey, sen."

 

Kara Imoogi onu duymazdan gelerek yürümeye devam etti.

 

"Hey, buraya gel."

 

Kara Imoogi kafasını çevirmeden karşılık verdi.

 

— Neden oraya gelmemi söylüyorsun bana bakalım?

 

"Nereye gidiyorsun?"

 

— Evime dönüyorum.

 

"Dalga mı geçiyorsun? Geri dön şuraya."

 

— Bir an önce halletmem gereken bir şey var...

 

Kara Imoogi gerçekten geri dönmek istemiyordu. Fakat Bingryong ve Anka Kuşunun yaklaşışıyla mecbur kalarak başlangıç konumuna geri döndü.

 

— Dürüst olmak gerekirse çağrılır çağrılmaz gerçekten sağlam bir mücadele verdim, haksız mıyım? Bir sürü kötü herif öldürüp size yardım ettim, yani artık evime dönmeliyim.

 

Kara Imoogi'nin makul mantığı şu şekildeydi: kendisine verilen görevi tamamladığına göre artık eve dönebilirdi.

 

Vicdanı olan hiç kimse bu uğurda bedenini heba ederek kendisine yardımcı olan bir canavara kaba davranmazdı.  

 

Kara Imoogi olağanüstü zeki olması sayesinde etkili ve ikna edici bir durum yaratabilmişti ancak Weed, net bir şekilde önünü kesti.

 

"Buraya gelmek senin için kolay olmuş olabilir ama gitmek için iznimi alman gerekiyor."

 

— Ne adaletsiz bir düzen bu...

 

"Düzen yok ve bıçak yakın. Bu dünya hep böyleydi. Sende bir Ejderha Kalbi var, haksız mıyım?"

 

— Ben daha gencim, henüz öyle bir şeyim yok.

 

Olgunlaşmamış, sahte bir Ejderha!

 

"Bence olabilir ama. Kalbinin etrafındaki bölge bazen ısınıyor mu veya oradan gelen bir güç hissediyor musun?"

 

— Aah, o konuyu hiç açma! Benim tansiyonum düşük, sabahları kalkmak zor oluyor. Bazen nefes almakta da zorlanıyorum…

 

"Yani ölsen bile herhangi bir pişmanlığın olmaz."

 

Weed önceden kafaya koymuş olduğu sonuca ulaşmıştı. Bir patron canavar yakalama şansı nadir bulunurdu, yani onu öylece göndermek söz konusu olamazdı.

 

'Muhtemelen Bingryong da epey iyileşmiştir.' Konuşmakla oyalanmasının tek sebebi Bingryong’a biraz zaman tanımaktı.

 

Kara Imoogi'nin gözleri korkunç bir şekilde ışıldadı. Vahşi bir canavar olarak doğasını bastırmış ve gereğinden fazla direnmişti.

 

— KUAK! Hepinizi geberteceğim!

 

Diyen Imoogi kuyruğunu kaldırarak Bingryong’a savurdu. Şiddetli bir sürpriz saldırıydı fakat buna hazırlıklıydılar.  

 

"Oyma Bıçağı!"

 

Weed kılıcıyla atağa kalkarken Bingryong ve Anka Kuşu ikilisi saldırıya geçti. Barbarlar da panik halinden kurtulmuş şekilde okları ve büyüleriyle destek vermeye başladı ki bu durum, hiç destek vermemelerinden çok daha iyiydi. Salmere Kabilesiyse Imoogi’ye keskin, kamalı oklarının tadına baktırıyordu.

 

Imoogi sıçrayıp yuvarlandıkça Embinyu Kalesinin duvarlarını parçalıyor, tepesini yok ediyordu.

 

Yaklaşık 30 dakikalık çılgın çarpışma sonundaysa Bingryong Imoogi’nin ensesini parçaladı ve Anka Kuşu da gövdesini gagaladı.

 

Imoogi'nin muazzam Sağlığı dibe vuruyordu.

 

"Kayzer Kılıcı!"

 

Bu noktada Weed, kılıcını Imoogi’nin kafasının tepesine, mücadele esnasında keşfetmiş olduğu hayati, zayıf noktasına sapladı. Imoogi’nin bir Ejderhanın derisini andıran sağlam pullarının bile etkisiz kaldığı tek nokta orasıydı.

 

— KYAAAOOO.

 

Kara Imoogi ansızın gözden kayboldu.

 

Seviye atladınız.

Seviye atladınız.

Seviye atladınız.

 

- Imoogi Freykis uzun bir ömür yaşadı ve ebedi istirahate ulaştı.

 

Eşsiz başarı neticesinde Şöhret 760 yükseldi.

Savaşa katılan herkesin statları 3 yükseldi.

 

#Öncelikle merhaba arkadaşlar, uzun bir ara vermek zorunda kaldığım için üzgünüm. Ailece hasta olduğumuz için bir müddet çalışmam mümkün olmadı. Discord üzerinden bir bilgilendirme yapılmıştı ancak hepinize ulaşmamış sanırım. Bu çevirmen de kaçtı gitti ya diye düşündürdüysem kusura bakmayın ve kaçmaya niyetim yok merak etmeyin :)

Bölüme gelecek olursak, Balkan’ın basıp gidişi, Imoogi ile yaptıkları konuşma, Anka Kuşunun dönüşümü, hepsi çok iyiydi. Sanıyorum böylece savaşın da sonuna geldik. Bizimkinin alacağı öğeleri ve genel kazançlarını çok merak ediyorum, bir de insanların yapacağı yorumları tabii! Bu arada bu bölüm fark ettim, Health kelimesini genel kullanımı Sağlık olduğu için hep o şekilde kullanmışım ama oyunlarda genelde Can deriz ya, bu şekilde kullanmam rahatsız ediyor mu, Can şeklinde devam etmemi ister misiniz diye bir sorayım dedim. Yorumlarınızı okuyor olacağım, bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 26517 Üye Sayısı
  • 848 Seri Sayısı
  • 43025 Bölüm Sayısı


creator
manga tr