Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

King of Gods - Bölüm 589: Benzer


King of Gods- Bölüm 589: Benzer

 

“On Bin Kadim Irkın soyu!”

 

Bu sesi duyan herkes tartışmaya başlamıştı.

 

Efsanevi bir soy ortaya çıkmıştı. Bundan daha şoke edici bir şey olabilir miydi?

 

Ruhani Kutsal Topraklardan gelmiş uzun, cılız gencin yüz ifadesi değişmişti. Ama kısa saçlı gencin soy gücünü kullanmasını durdurmak için artık çoktan çok geçti.

 

Plop! Plop!

 

Arenadaki uzmanlar soylarının ve ruhlarının diplerine kadar titriyordu. Yarım adım Çekirdek Köken Alemi altında olanlar yere yarı diz çökmüştü. Hatta bazı Hükümdarlarda bile Kutsal Topraklardan gelen kısa saçlı gence baş eğme dürtüsü vardı.

 

Arena platformundaki kısa saçlı gencin soyu tamamen açılarak, tenini sert bir kabuğumsu bir şeye dönüştürmüştü. Önündeki İki Çaresiz Mor Hükümdara bakarken korkunç aurasını yayan ıssız topraklardan gelen bir canavar gibiydi.

 

“Gerçekten de efsanevi bir soy…”

 

Yere şu an yarı diz çökmüş bir şekilde olan İki Çaresiz Mor Hükümdarın yüz ifadeleri üzgün bir şekil almıştı. On Bin Kadim Irkın soyu önünde adeta birer karınca gibiydiler. Dövüşmeseler, bile çoktan kaybetmişlerdi.

 

Az önceki saldırıları yalnızca bir çivi büyüklüğünde küçük bir çizik açabilmişti. O yara da çoktan iyileşmişti.

 

“Ne kadar korkunç bir savunma. Demek On Bin Kadim Irkın gücü bu?”

 

Zhao Feng hem ruhunun hem de bedeninin sarsıldığını hissediyordu. Tanrının Ruhani Gözü hariç olmak üzere, soyu bile bastırılmış, hafifçe titriyordu.

 

Hayatında soyunun bastırıldığını ilk defa görüyordu.

 

Peng! Peng! Peng! Peng!

 

Bastırılmış soy, mühürlenmiş Tanrının Ruhani Gözüne bir aura tutamı yollamış ve gözün seğirmesine sebep olmuştu. Ne de olsa, Zhao Feng’in soyu Tanrının Ruhani Gözünden geliyordu.

 

“Siktirin gidin!”

 

Kısa saçlı gencin soy gücü sınırına ulaşmıştı. Bu tamamlandıktan sonra arenada birkaç yüz metreyi silip süpüren siyah renkli bir kasırga oluşturmuştu.

 

Bam!

 

İki Çaresiz Mor Hükümdarın  ikisi de geriye fırlatılırken çığlık atıyordu. Etleri ve kemikleri sanki bir canavar tarafından ezilmiş gibi bir yığın haline gelmişti.

 

“Arghh~~~~~!”

 

Arenadan iki kanlı figür düşmüştü.

 

Büyük Çekirdek Köken Alemi hakemler serseme dönmüştü.

 

“Jiang Fang, otuz bir zafer h-hayır, otuz iki…”

 

Hakemlerden biri doğru düzgün bir şekilde konuşamıyordu bile.

 

Şu anki halinde, kısa saçlı genç Jiang Fan soy gücüyle bir son aşama ile bir zirve Küçük Çekirdek Köken Alemini rahatça geriye doğru fırlatmıştı.

 

Hu!

 

İzleyicilerin hepsi derin bir nefes almıştı. Onun aurasının önünde tedirgin hissediyorlardı. Zhao Feng’in etrafındaki denizcilerin hepsi artık ayakta bile duramıyordu.

 

Loulan Zhishui ayakta kalabilmek için bile Zhao Feng’e yaslanmak zorundaydı. Aurayı engelleyebilen herkes de soylarının ateşlendiğini hissediyordu.

 

“Hahaha… Hala bana meydan okumaya cesaret edecek var mı?”

 

On Bin Kadim Irk soyunu yayarak etraftakilerin nefesini kesen Jiang Fang kahkaha atıyordu.

 

Kısa saçlı Jiang Fan’ın bakışları ne tarafa dönerse, On Bin Kadim Irkın aurası oraya iniyordu. Çoğu kişi sanki yıldırım tarafından çarpılmış gibi hissediyordu. Önceden ona meydan okumayı düşünenler ise şu an başlarını eğiyordu.

 

“Bu On Bin Kadim Irk soyunun aurası Kadim Rüya Aleminin aurasına benziyor.”

 

Zhao Feng’in soyu bastırılmış bir halde olsa da, Tanrının Ruhani Gözüyle olan bağlantısı yüzünden yeniden ateşlenmişti.

 

“Hmm?”

 

Kısa saçlı gencin bakışları bir an durmuş, belirli bir yöne dönmüştü.

 

“Sönük bir kadim aura… Yoksa burada başka bir On Bin Kadim Irk daha mı var…?”

 

Kısa saçlı gencin soyu bir anda bir şeyler hissetmişti.

 

Shua!

 

Keskin gözleri Zhao Feng’in üstüne inmişti.

 

Peng! Peng! Peng! Peng!

 

Zhao Feng’in Tanrının Ruhani Gözü seğirmeye başlamıştı. Kadim Rüya Aleminden aldığı auranın bir kısmı hala soyuyla tamamıyla birleşmemişti.

 

Güm!

 

Önündeki kısa saçlı gence baktıkça Zhao Feng’in kalbi sarsılıyordu. Bu sanki devasa bir canavarla yüz yüze gelmek gibi bir şeydi. Zhao Feng’in üstündeki baskı diğerlerinden daha güçlüydü.

 

“Hakikaten de efsanevi soylardan biri olmayı hak ediyor…”

 

Zhao Feng kanının kaynadığını hissediyordu ama bunu durduramıyordu. Neyse ki, bedeni ve varoluş hali kalp kan özü ile Kadim Rüya Alemi aurası sayesinde bir Büyük Çekirdek Köken Alemi Hükümdar Lordu kadar gelişmişti. Öbür türlü, onun yerinde herhangi bir yarım adım Çekirdek Köken Alemi olsa, çoktan kan kusmuş olurdu.

 

“İlginç, soyun bir şekilde On Bin Kadim Irkla bağlantılı gibi gözüküyor…”

 

Kısa saçlı gencin gözleri parıldıyordu. Zhao Feng’den gelen benzer aura duyularını ve savaş arzusunu yükseltmişti. Onun On Bin Kadim Irkı da bir anlığına büyük bir düşmanla karşılaşmış gibi hissetmişti.

 

Kısa saçlı gencin kelimeleri yakındaki insanların iç çekip Zhao Feng’e bakmasına sebep olmuştu. Aynı yerde On Bin Kadim Irkıyla bağlantılı soyu olan başka biri olacağını düşünmemişlerdi.

 

Maalesef, henüz Çekirdek Köken Aleminde değil.”

 

Kısa saçlı genç başını oldukça pişman bir şekilde sallamış ve savaş arzusunu geri çekmişti.

 

Hu~

 

Zhao Feng derin bir nefes almıştı.  Kısa saçlı gençten gelen baskı çok büyüktü. On Bin Kadim Irkı soyuyla kendisinin arasındaki farkın büyük olduğunu o bile kabul etmek zorundaydı.

 

İki Çaresiz Mor Hükümdar son aşama ve zirve aşama Küçük Çekirdek Köken Alemlerinde olmalarına rağmen neredeyse anında silip sürülmüşlerdi. İskelet Bölüm Lideri ve Zhao Feng de aynı sonuçla karşılaşmış olurdu.

 

“Gözlerimi kullanmazsam, muhtemelen tek hamlede işim biter. Üstelik, şu On Bin Kadim Irkı soyu yüzünden, Hiçlik Uzay Göz Kesişini kullansam bile onu öldüremeyebilirim.”

 

Zhao Feng sakince analiz yapıyordu. Kutsal Topraklardan gelen bu dahinin tam anlamıyla ne kadar korkunç olduğunu anlamıştı.

 

Zhao Yufei’nin Mor Aziz Kısmi Ruhu tarafından varis olarak seçilmesine şaşılmamalıydı. Mor Gecenin Kutsal Lordu da soluk bir On Bin Kadim Irkı soyuna sahipti ve o Boş Tanrı Alemini geçip İlahi Cennet Aleminden bir adım ötede olan Mistik Işık Alemine ulaşmıştı.

 

“Velet, burada olduğuna inanamıyorum! Hahaha…”

 

Arenanın diğer yanından öfke ve soğukluk dolu bir kahkaha yükselmişti. Bu sesin sahibi sade gömlekli Hükümdar Lord idi.

 

“Bu o.”

 

Yakışıklı erkek ile güzel kız da Zhao Feng’i gördüğünde şaşırmışlardı.

 

“Hahaha… Velet, sonunda seni buldum.”

 

Hükümdar Lordu neşeyle doluydu. Bunu söyler söylemez Zhao Feng’e doğru aurasını yaymıştı.

 

“Yine mi şu moruk…”

 

Zhao Feng’in yüz ifadesi değişmişti. Burada Gan Bulut Köşkünün Üçüncü Elderi ile tanışacağını düşünmemişti. Zhao Feng sınırsız okyanus balinasının kalbini önceden kazıp çıkararak onu kandırmıştı.

 

“Bu adam Gan Bulut Köşkünün Üçüncü Elderi.”

 

Çoğu kişi onun kim olduğunu tanımıştı. Ne de olsa, Gan Bulut Köşkü zirve tek yıldızlı bir güçtü ve en azından zirve halindeki Kızıl Ay Şeytani Mezhebi kadar güçlüydü.

 

Whoosh!

 

Gömlekli elderin figürü ortadan kaybolmuş ve soğukkanlı bir şekilde Zhao Feng’in önünde belirmişti.

 

“Velet, kalp kan özünü ver, ben de bunu uzatmayım.” dedi elder Ruhani Duyusuyla.

Neticede, olay nadir bir hazineyle ilgiliydi, bundan dolayı başkalarının bunu öğrenmesini istemiyordu.

 

“Hehe, kalp kan özünü balinanın vücudunun içindeyken ben aldım. Niye senin olsun ki? Hem, çoktan hepsi kullanıldı.”

 

Zhao Feng cevap verdi.

 

Elderin ona Boş Okyanus Ruhani Sarayında saldırmayacağından emindi. Tur rehberi, Xiao Ma dışarısı ne kadar kargaşayla dolu olsada, Boş Okyanus Ruhani Sarayının, Ruhani Kutsal Topraklarla bağlantılı olduğu için huzurlu bir yer olduğunu söylemişti.

 

Bir Boş Tanrı Alemi veya iki yıldızlı bir tarikat bile burada sıkıntı çıkarmaya cüret edemezdi. Burada sıkıntı çıkarıp dışarı hayatta çıkabilen fazla kişi yoktu.

 

“Velet, beni kandırmaya çalışma. O balinada kesinlikle devasa miktarlarda kalp kan özü vardı. Geri kalan kalp kan özünü ver, ben de sorun çıkarmam.”

 

Elder soğuk bir şekilde gülümsüyordu. Aptal değildi; Zhao Feng’in kesinlikle daha fazla kalp kan özüne sahip olduğunu biliyordu.

 

“Hayır.”

 

Zhao Feng gözlerini devirdi. Daha fazla kalp kan özüne sahip olsa da, elderin bununla hiçbir alakası yoktu.

 

“Hmph, Boş Okyanus Ruhani Sarayında sana saldıramasam da, Gan Bulut Köşkü etraftaki en güçlü üç kuvvetten biri. Buradan ayrılmayı aklından bile geçirme.”

 

Elder soğukça kıs kıs gülüp, ayrılmıştı.

 

Boş Okyanus Ruhani Sarayı içerisinde ona saldırmaya cesaret edemezdi ama Zhao Feng’in burada da sonsuza dek duramayacağını biliyordu.

 

Shua!

 

Kısa saçlı genç, gömlekli elder gider gitmez Zhao Feng’in önüne gelmişti.

 

“Jiang Fan!” diye haykırdı Zhao Feng.

 

Etraftaki herkes de bu ismi içlerinden haykırmıştı.

 

“Ben Jiang Fan, Gerçek Dövüş Kutsal Topraklarından geliyorum. Sizin isminiz nedir?”

 

Jiang Fan hafifçe gülümsüyordu, bunları izleyen çoğu kişi afallamıştı. Kutsal Topraklardan gelen şu küstah dahi Zhao Feng ile tanışmak için mi gelmişti?

 

Jiang Fang ilgili bir şekilde Zhao Feng’i inceliyordu.

 

Tüm bunlar gömlekli Hükümdar Lordun gözlerine takılmış, yüzündeki soğuk tebessüm kaybolmuştu. Eğer Zhao Feng, Kutsal Topraklardan bir dahiyle haşır neşir olursa, o zaman Gan Bulut Köşkü bile Zhao Feng’in kılına dokunamazdı.

 

“Bu küçüğünüzün ismi Zhao Feng.”

 

Zhao Feng, Kutsal Topraklardan gelen iki dahiye selam verdi.

 

On Bin Kadim Irkı soyu olan kısa saçlı gencin ismi Jiang Fang, Büyük Çekirdek Köken Aleminde olan uzun ve cılız gencin ismi ise Chen Yilin idi.

 

İkili onu incelerken, Zhao Feng de ikiliyi inceliyordu, özellikle Jiang Fan’ı ve On Bin Kadim Irkı soyunu.

 

Kadim Rüya Aleminden gelen aura varoluş halimi ve bedenimi güçlendirebiliyor ve soyumu arındırabiliyor. On Bin Kadim Irkı soyu da benzer bir auraya sahip. Bu ikisi arasındaki bağlantı ne?

 

Zhao Feng içinden mırıldandı.

 

Kadim Rüya Aleminden gelen auraya büyük bir önem gösteriyordu ve onun doğası hakkında birkaç tahmini vardı.

 

“Bu genç soluk bir kadim auraya sahip. On Bin Kadim Irkı soyuna sahip olmasa da, kesinlikle o çağdan gelen bir auraya sahip.”

 

Kutsal Topraklardan gelen iki dahi Zhao Feng’i küçümsememişti. On Bin Kadim Irkı soyu, Kutsal Topraklarda bile en iyi soylar arasındaydı. Bundan dolayı On Bin Kadim Irkı soyuna yakın bir soya sahip olan biriyle karşılaşmak bile onlar için son derece şaşırtıcı bir şeydi.






Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1064

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 970

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 811

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 767

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 639

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 585

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 578

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 569

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 511

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 479

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 271

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 200

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 167

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 166

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 78

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11557 Üye Sayısı
  • 311 Seri Sayısı
  • 16306 Bölüm Sayısı


creator
manga tr