Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Kara Büyücü - 255.Bölüm - Balo


Paul ve Ellen masalarına oturduklarında, Ellen’i tanıyan birkaç çift asil ve gelişimci onlarla konuşmak için gelmişlerdi. Paul onlarla konuşurken mütevazı bir tavır takınmış, gelişimci olanlarla ruh gelişimi hakkında sohbet ederken asillerle basit konuları konuşmuştu.

 

Ellen Paul’ün rahat bir şekilde muhabbete dahil olduğunu ve hatta diğerleriyle iyi bağlar kurduğunu gördüğünde onun için de mutlu olmuştu. Elbette, o anda Paul’ün aklından geçenleri bilmiyordu.

 

O sırada Paul etrafındakilerle muhabbet etse de gözleri sıkı sık balo salonunu süzüyordu. Beyaz Güneş Kilisesinden birisi gelecek olursa onu kaçırmak istemiyordu. Balo sırasında bir şey yapabileceğinden emin değildi ancak balo sonrası tüm gücüyle onları takip edebilirdi.

 

Bu sırada, balo salonunda bir sessizlik oluştuğunu fark eden Paul yaşlıca bir adamın sert adımlarla salonun ortasına ilerlediğini görmüştü. Az önce muhabbet ettiği grup tamamen konuşmayı kesip yaşlı adama bakarken yaşlı adam konuşmaya başlamıştı.

 

“Bu seneki kraliyet balosuna katılan her bir katılımcıya teşekkürlerimizi sunarız. Umarım, bu baloda yeterince eğlenir ve iyi vakit geçirirsiniz.”

 

“Şimdi; Kral, Kraliçe ve Prens hazretlerini selamlayacağız.”

 

Yaşlı adamın sözlerinden sonra Paul’ünkiler dahil olmak üzere birçok göz balo salonunun sarayın içine bağlı kısmına dönmüştü. Bir süre sonra, üç kişi oradan ayrılmışlardı.

 

Kısa sarı saçlara ve mavi gözlere sahip olan orta yaşlı kral en önde gidendi. Süslü kıyafetler giymiş kralın etrafında asil bir hava vardı ve diğerlerinin ona saygı duymasını sağlıyordu.

 

Arkasından ilerleyen Kraliçe oldukça süslü giyinmiş ve üzerine onlarca takı takmıştı. Yüzündeki makyajın oldukça fazla katmana sahip olduğu epey belliydi.

 

Kraliçenin yanından yürüyen prens ise babasına benziyordu. Ancak gözlerinde daha farklı bir bakış vardı. Etrafına yaydığı hava daha yaklaşılabilir görünüyordu ancak onun bakışlarını takip eden Paul onun basit bir zampara olduğunu fark etmişti.

 

O ana kadar prensin gözleri on farklı kızın üzerinde durmuş ve onların kavalyeleri ile ailelerini bile incelemişti. Sanki kızlara kur yapmanın ona vereceği tehlikeyi ölçüyor gibiydi.

 

Prensin gözleri bir anlığına Ellen’in üzerine düşse de sonrasında hemen Paul’e varmıştı. Paul ise soğuk bir gülümseme gösterip onun bakışlarını karşılamıştı. Kızıl gözlerin kendi üzerine kilitlendiğini fark eden Prens başını anında diğer tarafa çevirirken yüzünde öfkeli bir ifade ortaya çıkmıştı.

 

Kral salonun ortasına vardığında Paul’ün dinlemediği basit bir konuşma yapmıştı. En sonunda, salondaki neredeyse herkesin alkışlaması ile müzikler başlamış, içecekler dağıtılmaya başlanmıştı.

 

Paul kendisine bir bardak şarap aldıktan sonra Ellen ile konuşmaya devam etmişti. Ellen’i dansa kaldırması gerektiğini bilse de ilk dansların o kadar büyük bir önemi yoktu. Asıl önemli olanlar balonun sonuna veya en azından ortasında doğru çalınan daha yavaş ancak yakın danslardı.

 

O sırada, Paul üçe bölünmüş zihninin ne kadar işe yarar olabileceğini de kavramıştı. Bir yandan Ellen ile konuşuyor, bir yandan müziği kullanarak yasa üzerindeki gücünü geliştiriyor ve bir yandan da balo salonunu inceleyerek kiliseden birisinin olup olmadığını görmeye çalışıyordu.

 

O balo salonunu incelerken bir anda ruh enerji dalgalanmalarını hissetmiş ve gözlerini o bölgeye çevirmişti. Orada, kalabalığın boş bıraktığı daire şeklindeki bir alanda iki genç adam ruh güçleriyle bir savaş içindelerdi. Baloya birlikte geldikleri kızlar ise onları desteklemek için tezahürat ediyorlardı.

 

Paul’ün ilgisinin o bölgeye çekildiğini gören Ellen hafifçe gülümserken açıkladı.

 

“Kraliyet Balosunun bir geleneği, Dâhilerin Karşılaşması, kendine güvenen kişilerin diğerlerine meydan okumalarıyla gerçekleşir. Savaş kuralları savaştan hemen önce belirlenir ve belirli bir kural seti yoktur. Kaybeden taraf kazanan tarafa savaştan önce belirlenen şeyi vermek zorundadır. Aslında, ben denediğimde epey eğlenceliydi. Birkaç kez denemek ister misin?”

 

Paul bu soruyu duyduğunda onun elini yavaşça kavradı ve ilerlerken konuştu.

 

“Önce biraz izlemeye ne dersin?”

 

“E-Eh… Peki.”

 

Birden elinin tutulmasını beklemeyen Ellen hafifçe kızarırken Paul’ün onu çekmesine izin vermişti. O sırada sağ elindeki asayı kavrayan Paul ise bu ‘Dâhilerin Karşılaşması’ alanına ilerliyordu. Gerçi, hissettiği ruh gücü dalgalanmalarına göre o anda karşılaşanlar pek ‘Dâhi’ sayılamazlardı.

 

Ancak oraya ilerlemesinin nedeni zaten farklıydı. Orada, iki kişiden gelen mana dalgalanmalarını hissetmişti. Bu mana dalgalanmaları usta seviyesinde olduklarından büyük bir tehlike göstermeseler de bu dünyada bir büyücü olmanın ne demek olduğunu Paul biliyordu.

 

Birisi ya mananın çekilmediği özel bir bölgeden gelecekti ya da Gökyıldırım Adasında gelişecekti. Bundan başka bir büyücü olma yolu yoktu ve Paul’ün o ana kadar mananın yok olmaması hakkında şüphelendiği tek yer Beyaz Güneş Kilisesiydi.

 

Onların kiliseden olup olmadıklarını anlamak ise biraz daha basitti. Ne de olsa ikisi kendi başlarına bir şeyler yapıyor gibi görünseler de sürekli olarak Ellen’e ve etrafındaki kişilere bakış atıyorlardı. Paul çoktan kendi üzerine gelen birkaç ölümcül bakışı hissetmişti. Çoğu kız olandan geliyor gibi görünüyordu.

 

Bakışları umursamadan karşılaşma alanına ilerleyip bir yandan dövüşleri izlerken bir yandan da ikisini inceleyen Paul onların Ellen konusunda epey dikkatli davrandıklarını görebiliyordu. Bu Ellen’in kilise için önemli olduğu hakkındaki düşüncelerini güçlendirmişti.

 

O sırada, karşılaşma alanındaki iki kişinin savaşı bitmişti. Paul kazanan kişinin kraliyet ailesinin eğitiminde olan genç bir gelişimci olduğunu gördüğünde zaten bunu beklediğinden şaşırmamıştı. Genç adamın ruh gücü rakibinden çok daha güçlüydü.

 

O tam başını çevirmeden önce, kazanan genç parmağını ona uzatmış ve garip bir şekilde gülümserken konuşmuştu.

 

“Oradaki yoldaş, benimle bir tur dövüşmeye ne dersin? Bir iddia koymaya gerek yok.”

 

Paul gencin kendisinden bahsettiğini fark ettiğinde ilk başta şaşırmış, sonrasında ise kalabalığın arkasındaki prensi görerek anlamıştı. Prens o soğuk bakışı yüzünden ona sinirlenmiş olmalıydı.

 

Paul derin bir nefes alıp Ellen’in elini bıraktıktan sonra karşılaşma alanına ilerlemeye başlamıştı. Ellen herhangi bir şekilde endişeli görünmüyordu. Adadaki anıları değiştirilmiş olsalar da Paul’ün gücü konusundaki kısım fazla değişmemişti ve Paul’ün epey güçlü olduğundan haberdardı.

 

Paul alana ilerlediğinde birçok göz onun üzerine çevrilmişti. Paul ise bu gözleri görmezden gelip rakibini süzmüş ve konuşmuştu.

 

“Elbette, karşılaşmayı çok isterim. Ancak bir iddia olmadan dövüşmek pek benim tarzım değildir. Neden ikimiz de bir şeyleri ortaya koymuyoruz?”

 

Genç adam bu teklife şaşırsa da en sonunda gülümseyip konuşmuştu.

 

“Yoldaş kesinlikle cesur! O hâlde, yoldaş kaybettiği takdirde onun asasını almak isterim. Şahsen çok göz alıcı olduğunu düşünüyorum.”

 

Onun sözlerini duyan birçok asil ona sert bakışlar atmışlardı. Asa basitçe dış bir parça olsa da yine de Paul’ün kıyafet setinin bir parçasıydı ve onu almak onun üzerindeki kıyafetlerin birini almasıyla eşdeğerdi.

 

Ancak Paul sessiz kalmış ve karşısındaki rakibin eşyalarını incelemişti. Altın işlemeli beyaz bir ceket ile pantolon giyen rakibinin üzerinde değerli bir şeylerin varlığını bir süre aradıktan sonra onun sol elini göstererek konuştu.

 

“O halde, yoldaş kaybettiği sürece onun yüzüğünü alacağım.”

 

Genç adamın yüzündeki ifade önce şaşkınlık göstermiş ve sonrasında kararmıştı. Etrafındaki asiller de şaşırmış ifadeler gösteriyorlardı.

 

Genç adamın Paul’ün asasını alması karşı tarafı utandırmak içindi ve bu oldukça belliydi. Ancak Paul’ün yaptığı şey, onun sol elinin yüzük parmağında olan yüzüğü, evlilik yüzüğünü, istemek bundan da beterdi. Elbette, ilk hamle yapan kişi genç adam olduğundan kimse bir şey dememişti.

 

Genç adam kararmış yüzüyle bağırdı.

 

“Öyle olsun! Yalnızca ruh gücü müsabakası, var mısın!?”

 

Genç adamın çoktan öfkelendiğini gören Paul hafifçe kıkırdadıktan sonra başını sallayarak onayladı. O başını salladığı anda genç adam tüm ruh gücünü salmış ve saldırmaya başlamıştı.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1266

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 664

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 553

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15620 Üye Sayısı
  • 513 Seri Sayısı
  • 21091 Bölüm Sayısı


creator
manga tr