Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Ejdertanrı Efsanesi - 72. Bölüm - Kimlik


“Bir. İki. Üç ve yine birisi öldü. Dört, beş, altı ve yine birisi öldü. Sıkıcı.” diye iç çekti nereden geldiği bilinmeyen ses.

“Irktanrıları varis adayları olarak düşündüklerim… Hiç biri istediğim mertebeye ulaşamadı.” diye mırıldandı.

 

"Kim tahmin edebilirdi ki o savaşın çocuklarımın sonunu getireceğini...'"

 

Tekrar iç çekti.

 

O sırada bir kükreme sesi küçük bir gezegenden yankılandı. Kükremenin şiddeti azdı fakat kudreti ilk atıldığı vakit gibiydi.

Ses şaşırmış gibi “Ha? Kibri ile bilinen çocuğumun dördüncü kez bir varisi mi seçildi?” dedi.

Noir: Aha ben. Baba ilk çocuğun ölmedi, yaşıyor ama gücünü çaldılar.


Ardından ekledi.

 

“Umarım bu sefer ki başarı ile zirveye döner.”

O sırada onun hemen ardından peşi sıra gelen kükremeler boşlukta yankılandı. Kimisi bir asil bir ankanın ki gibiyken, kiminki ölüm kadar dehşet vericiydi.

 

“İlkel Varlık Kun Peng, Ankatanrı, Altıntanrı ve İblistanrı? Hah. Daha da mirasları elde edenler var ha? Anlaşılan bu çağ oldukça… Farklı olacak. Bu kadar çocuğumun varisi ortaya çıktığına göre... Umarım beklentilerimi boşa çıkartmazsınız...” diye içten bir konuşmasının ardından boşluk tekrar sessizliğe gömüldü.

Noir: Baba gel beni al. Al beni.
YN: 
Al beni lan

 

Bu boşluğa bırakın ölümsüzleri en kudretli tanrılar bile erişemediğinden bu sesin mırıldanmalarını kimse duymadı.


Kimsenin haberi olmadan tüm zamanın en büyük olayı çoktan başlamıştı!

...

 

“Ne!? Ne zaman ayrıldı? Neden bana söylemediniz?”

 

“Sakin olun Bay Black.”

“Sakin mi olayım!? Az önce sebebini bile bilmeden öğretmenimin ayrıldığını söylediğinizin farkında mısınız?”

Satou derin bir nefes aldı. Yuzuru ile arayı düzeltmek için güzel güzel sohbet muhabbet ederken bir anda kapı çalmıştı. Hafif bir sinirle kim olduğuna bakmak için geldiğinde ise müdire olduğunu görüp şaşırmış fakat sonradan öğrendiği şey ile iyice küplere binmişti.

 

“Tabii ki farkındayım. Lütfen içeri geçelim de öyle anlatayım.” dedi müdire tüm bu sert tepkiye rağmen soğukkanlı bir şekilde.

Müdirenin soğukkanlı tepkisi Satou’yu daha da sinirlendirse de kızları rahatsız etmemek için bağırmadı.

 

Onun yerine müdireyi takip etti. Anlaşılan müdire burayı az çok tanıyordu. Hemen misafirler için olan odalardan birisine girdi ve koltuklardan birisine oturdu.

 

Satou da hemen karşısına oturdu.

 

“Evet. Anlatın. Dinliyorum…”

 

Müdire yavaş ve dikkatli bir şekilde anlatmaya başladı.

 

“Senin bildiğin Rias Dread diye biri aslında hiç olmadı. Esas adı Elisa Dread. Kendisi Dread Klanının efendisinin üçüncü kızı. Konum olarak ailede üstün bir statüsü olsa da yetkisi neredeyse hiç yokmuş. Yanii hiç bir klan üyesine bir emir veremezmiş. Fakat istediği nimetlerden faydalanabilirmiş. En azından bana anlattığı öyle.

 

Neyse konumuz bu değil. Bu klan Tigris İmparatorluğu yanii bizim düşmanımız olan imparatorlukta imparatorun klanına yaltaklanarak güçlenmiş saygın bir klan.

 

Klanların ilişkisi köpek ve sahibi ilişkisi gibi. Dread klanı köpek iken imparatorluk klanı sahip.

Noi
r: Valla de inanmam.

 

Bir gün bunların veliaht prensi, Elisa ile karşılaşmış. Bu prens ilk görüşte aşık olmuş ve hemen babasına yanii imparatora söylemiş. İmparator önce onu böyle önemsiz bir mesela için bir güzel dövdüğünü duydum. Söylentileri ta buraya kadar geldi.

Noir: Anlatışa bak sanki ahbabı.

 

Neyse sonra işte imparator tabii kabul edip bir ferman yollamış. Kızlarına talip olduklarına dair.

 

Dread Klanının lideri ise kızına sormadan direkt kabul etmiş. Elisa bundan rahatsız olmuş filan fakat yine de prense bir şans vermiş.

 

İlk görüşmelerinde sorun yokmuş. Bu yüzden sorunsuzca nişanlandılar. Fakat ikinci görüşmede söylediğine göre veliaht prens ona tecavüz etmeye kalkmış."

 

Satou’nun aurası garip bir şekilde durgundu. Müdire biraz garipsedi. Fakat anlatmaya devam etti.

 

"Neyse işte bunun üzerine babasından nişanın bozulmasını istemiş. Fakat babası olacak karaktersiz kabul etmemiş. Hatta prensin yaptığının doğru olduğunu bile savunmuş. Bunun üzerine de Elisa sahte bir kimlik oluşturup buraya kadar kaçmış.

 

Bizimle karşılaştığında acıdık ve akademi de kalmasına izin verdik. Tanınmaması için gücünü bastırmasını her şeye rağmen kendini zapt etmesi karşılığında istediği gibi davranmasına izin verdik.

 

Bundan sonrasını da biliyorsun zaten. Sen geldin. İstemeden de olsa Elisa'nın parlamasına neden oldun ve onun yerini açık ettin."

 

Satou soğuk bakışlar ile müdireye baktı.

 

"Peki. Benden ne istiyorsunuz? Tüm bunları bu kadar detaylı anlattığınıza göre benden bir isteğiniz olmalı. Öyle değil mi… majesteleri?"

 

Müdire şaşırdı.

 

"Majesteleri?"

 

Satou arkasına yaslanırken dalga geçer gibi bir gülümseme yolladı.

 

"Hadi ama. Karşınızda salak yok. Madem bir isteğiniz var. Lütfen açık olun İmparatoriçe."

 

Müdirenin bakışları değişti. Aurası birden yükselip Satou’yu ezmeye çalıştı.

Noir: Benim soyuma hakaret ha satou kes bunu sonra si- severiz.

 

Satou’nun gülümsemesi genişledi. Onunda aurası patladı.

 

Aura çarpışması oldukça sertti. Bir tarafın aurası kış ayı gibi oldukça soğuk diğerinin ise son derece baskın, acımasız bir tiranın aurasına benziyordu.

 

Auralar korkutucu bir şekilde serbest kalsa da odadan dışarı çıkamadı. Malikane değerli bir hazine olmayı hak ediyordu.

 

Bu aura savaşında iki tarafta baskın gelemedi ve sonuç olarak ikisi de aurasını geri çekti.

 

Müdire güldü.

 

“Gücün dehşet verici bir hızla büyümüş. Etkileyici. Peki nasıl fark ettin?"

 

Satou da güldü.

 

"En başından beri farkındayım. Dışarıdan gözle fark edilmesi zor olabilir. Fakat ben fark edebilirim."

 

Müdire anlamadı. Satou da açıklama gereği duymadı. En başında dediği kapıdan içeri girdiği andı aslında.

 

Gücünün artması ile karşısındakilerin auralarını hissedebilmeye başlamıştı. İstemeden müdireyi inceleyince de aurasında garip bir benzerlik hissetti.

 

Ejderha iziydi bu. Ya da daha doğrusu ejderha-insan izi.

 

İlk başta pek anlamasa da Damon’un da yardımıyla anladı.

 

Buradan da çabucak ipleri birbirine bağladı. Akademinin en zayıf olmasına rağmen hiç saldırıya maruz kalmaması, sıradan bir akademi/tarikattan daha fazla nüfusa ev sahipliği yapabilmesi gibi.

 

Tabii düşüncesi sadece teoriydi. Teoriyi test etmenin en iyi yolu da direkt yüzleşmekti.

 

Sonucunda haklı çıkmıştı.

Müdirenin bakışları hala soğuk olsa da ifadesi tam tersine sanki çok içtenmiş gibi gözüküyordu.


Satou daha fazla uzatmak istemediğinden gülümsedi.

“Pekala. Madem bu konunun üstünde durmak istemiyorsunuz. Tabii ki öğretmenimi geri getireceğim. Fakat sizden üç isteğimi yerine getirmenizi istiyorum. Umarım yerine getirirsiniz.”


Müdire işlerin bu şekilde ilerleyeceğini tahmin etmediğinden bir an tereddüt etse de “Tabii söyleyin bay Black.” dedi.

“İlk şartım. Kadınlarıma ne kadar değer verdiğimi biliyorsunuz değil mi? Roselia’nın krallığına destek yollamanızı istiyorum. Fakat dıştan bir yardım olduğu hiç bir şekilde bilinmemeli ve düşman krallığı yok edecek kadar değil. Sadece ben gelene kadar ayakta kalmalarını sağlayacak kadar destek yollamalısınız.”

Müdire kabul etti. İmparatorluğun kendi bünyesinde çok fazla asker vardı. Böylesine küçük bir şey rahatlıkla kabul edilebilirdi.

 

“İkinci şartım. Kölemi biliyorsunuzdur. Mor Harmoni ormanındaki yok edilen bir kabileden gelmiş. Onun kabilesini kimlerin katlettiğini ve sebebi öğrenmek istiyorum.”

 

Müdire kabul etti. Biraz uğraştıracak olsa da bu da kabul edilebilirdi.

“Son şartım ise…”

***
Muhtemelen ya
rım saate 73. Bölümde atarım.




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1487

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1010

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 812

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 796

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17385 Üye Sayısı
    • 781 Seri Sayısı
    • 36018 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr