Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

I Shall Seal The Heavens - Bölüm 216


Bölüm 216: Büyükustalığın Anlamı



Yaşlı adam arkasına döndüğü anda Meng Hao’ya baktı, gözleri parlak bir ışıkla doluydu ve konuşmaya başladı: “Doğu Hap Dağına bir Ocak Lordunun öneri madalyonuyla katıldın. Buradaki amacın ne!?” Meng Hao’nun vücuduna gizemli bir baskı oturdu.



Adam konuşurken bir adım ilerledi.



Bu adım yere düştüğü anda her yerde çift görüntüler titreşti, sanki bölge dünyanın geri kalanından kesilmiş gibiydi. Böyle bir sahne insana kaçmasının imkansız olduğu hissiyatını veriyordu.



Adam daha ilk kelimeleri yankılanırken tekrar konuşmaya başladı: “Tüm Şark Doğuşu Eyaletinde Fang soy isimli bütün Gelişimcileri araştırdım. Fakat sana dair herhangi bir kayıt bulamadım. Şark Doğuşu Eyaletine bir yabancı olarak, söyle bana… Neden buradasın?” Bunun bir sorgulama olduğu barizdi. Buna bir de güç gösterisini ekleyince Meng Hao’nun yolunda kara bulutlar dolanmaya başlamıştı.



Meng Hao içten içe sakindi. Fakat, yüzü soluk görünüyordu ve olduğu yerde vücudu titriyordu. Fakat çenesi inatçı bir edayla yukarı kalkmıştı.



Gerçek ismini söyle ve amacını açıkla! Bu son şansın. Aklını başına almayı reddedersen acımasız olduğum için sonra beni suçlama!” Yaşlı adam bir adım daha attı. Adım yere düştüğünde avlu gök gürlemesi gibi seslerle doldu. Yırtıcı bir rüzgar peyda oldu ve baskı dalgaları kaynadı. Bahçedeki tıbbi bitkiler zararlı bir yolla hızlanmış gibiydi, karanlık ve çirkin bir şekilde büyüyorlardı.



Meng Hao’nun yüzü daha da soldu. Fakat içten içe hala sakindi. Bu yaşlı adamın Gelişim Merkezi Nüve Formasyonu aşamasındaydı ve sözleri soğuk ve acımasız görünüyordu. Fakat gerçekte blöf yapıyordu. Meng Hao’nun sahip olduğu Gelişim yolu ve tecrübe, eğitim seviyesiyle bunu görememesi mümkün müydü?



Mor Felek Tarikatına gireli yarım yıl olmuştu. Tüm bu zaman boyunca yaşlı adamın gelmek için bugünü seçmesi manidardı. Meng Hao’nun bu konuda neredeyse kesin bir sonuca ulaşması için bir an düşünmesi yeterliydi.



Belli ki terfi günü yaklaşıyordu ve Meng Hao katılma hakkına sahip olmasa da, sahip olduğu birinci sınıf saklı yetenek Doğu Hap Dağının biraz dikkatini çekmiş durumdaydı. Tüm bu tiyatronun sebebi, güç gösterisi yaparak bir çeşit uyarı vermekti.



Bu düşünceler Meng Hao’nun zihninden bir anda gelip geçti. Ayrıca Tarikat girişindeki zincirli asma köprüyü nasıl geçtiğini düşününce kalbi daha da rahatlamıştı. Derin bir nefes aldı ve yüzünü hala soluk tutarak ellerini kenetledi, yaşlı adama doğru saygılı bir selam verdi.



İfadesi acı, sesi yumuşaktı, konuşmaya başladı, “Efendim, benim gerçek ismim Fang Mu ve ben Şark Doğuşu Eyaletinden değilim. Uzun zamandır Simyao’suna heves ediyorum ve bu yüzden Mor Felek Tarikatına katılmak istedim. Başka bir niyetim yok. Tüm kalbimle simya çalışmak istiyorum.



Maalesef Mor Felek Tarikatı yabancıları kabul etmediği için, bende bir Ocak Lordundan öneri madalyonu alabilmek için başka bir yol keşfettim. Tarikata girmek için hileli yollara başvurmaktan başka şansım yoktu. Başka seçeneğim yoktu. Efendim, eğer bu küçüğünüzün hatalı olduğunu düşünüyorsanız Tarikatın uygun gördüğü bütün cezalara razıyım.” Meng Hao başını eğdi ve bu şekilde durdu, başını kaldırmadı.



Ortama bir sessizlik çökmüştü. Yaşlı adam ona baktı. Onu uzun zamandır araştırıyordu ve onunla ilgili bazı şeylerin tam olarak doğru olmadığını biliyordu. Fakat, Tarikatta yüz bin çırak simyacı vardı. Onların içinde tamamen doğru olmayan kişi sayısı elbette ki az değildi. Fakat Doğruluk Köprüsünü geçebilmeleri onların Doğu Hap Bölümüyle ilgili içlerinde kötü niyetler beslemediklerini kanıtlıyordu.



Eğer Meng Hao birinci sınıf saklı yeteneği olmayan sıradan bir çırak simyacı olsaydı yaşlı adam ona hiç bir şekilde önem vermeyecekti ve işler akışına göre devam edecekti. Fakat Meng Hao’nun birinci sınıf saklı yeteneği sadece bu yaşlı adamın değil, aynı zamanda diğer Ocak Lordlarının da dikkatini çekmiş durumdaydı. Onun terfi sınavına katılması konusu gündeme geldiğinde, yaşlı adam Meng Hao’ya katılım hakkı verilmesi konusuna karşı çıkmış… Ve böylece şimdiki sahne yaşanmıştı.



Wang Fanming bir an sessiz kaldı. Ardından Meng Hao’ya bakarak sakince konuştu: “Doğu Hap Bölümüne katıldığında, hayatın boyunca onu asla terk edemezsin. Bunu yapabilecek misin?



Meng Hao en sonunda doğruldu. Yaşlı adama kararlı gözlerle baktı ve keskin bir ses tonuyla konuştu: “Tarikatın bana Simya Tao’su öğretmesi büyük bir nezaket. Tarikat beni kovmadıkça onu asla terk etmeyeceğim!



Aslında Mor Felek Tarikatında geçirdiği süre boyunca Doğu Hap Dağının bir parçası olmak ve simya çalışmak Meng Hao’nun bakış açısını ciddi anlamda geliştirmişti. Burada kalarak simya çalışabildiği sürece, Tarikattan ayrılmayacaktı.



Yaşlı adam Meng Hao’ya derin bir bakış attı. “Senin geçmişini önemsemiyorum. Eğer Fang Mu olduğunu söylüyorsan öylesindir. Fakat eğer Tarikata ihanet edersen senden Simya Tao’nu alırım. Eğer ben yapamazsam Doğu Hap Dağından başka bir simyacı yapar.” Adam elbise kolunu fiskeledi ve Meng Hao’ya doğru bir madalyon fırladı.



Bu gizemli bir şekilde parlayan, soğuk bir hissiyat veren madalyon Meng Hao’nun eline geldi.



Bir ay sonra yapılacak olan usta simyacılığa terfi sınavına katılabilirsin. Sadece bir aday seçilecek. Seçilip seçilememek şansına bağlı olacak.” Bununla birlikte Wang Fanming arkasına döndü ve havalanarak gözden kayboldu.



Dediği gibi, Meng Hao’nun geçmişini önemsememişti. Mor Felek Tarikatında gizemli bir geçmişse sahip olan bir çok insan vardı. Ocak Lordları içinde bile daha önce başka bir tarikat üyesi olan ya da dış dünyada düşmanları olduğu için Doğu Hap Bölümüne girerek saklanan kişiler vardı.



Aslında Wang Fanming’in kendisi de Şark Doğuşu Eyaletinden değildi. Gelişen bazı şartlar sebebiyle Doğu Hap Bölümünde bir Gelişimci olmuştu.



Bu, Doğu Hap Bölümünün bir geleneğiydi. Bu gelenek, yüksek bir prestij ve global bir saygınlığa sahip olan Mor Felek Tarikatının Büyük Usta Hap Şeytanı tarafından yaratılan bir gelenekti.



Büyük Usta Hap Şeytanı Doğu Hap Bölümüne dair şu kelimeleri sarf etmişti: “Bir kişi simya Tao’sunun yüce yolundan geçerken geniş bir bakış açısına sahip olmalıdır. Simyacı olmayı hak eden herhangi biri Doğu Hap Bölümünün bir Gelişimcisi olabilir. Tek şart içinde kötü niyet beslememesi ve vahşi kurtlar gibi pervasız tutkulara sahip olmamasıdır.



Bu yüzden, Mor Felek Tarikatının Doğu Hap Bölümünün gelenekleri uzun bir süredir varlığını sürdürüyordu. Ne yazık ki aynı zamanda öğrencilerin Tarikatı terk etmesine de neden oluyordu. Buna karşın, Doğu Hap Bölümünün teknikleri asla dışarıya sergilenmiyordu. Bir çok yabancı bu gizemi ve ayrıca neden Tarikatı terk etmiş olanların daha sonra bu konuda duygusal oldukları merak ediyordu.



Aslında Eski zamanlardan beri tarikatı terk eden öğrenciler en sonunda geri getirilmişti. İki istisna dışında. Bu ikisi Güney Diyarını sallamış ve Hap Şeytanı dışında Simya Tao’sunda Büyük Usta olan tek kişilerdi!



O ikisi bir zamanlar Büyük Usta Hap Şeytanının çıraklarıydı. En sonunda yeni fikirler ve icatlarla meydana getirmişlerdi. Yabancılar ne düşünürse düşünsün, o ikisi asla Ustalarına rakip olmayacaklarına inanıyorlardı.



Onların ünlü olmasının ve Tarikata asla geri dönmemelerinin nedeni de Büyük Usta Hap Şeytanının sözleri yüzündendi, bu sözler bu güne kadar anlatılagelmişti.



Simya Tao’su yolunda, eğer yüz çiçek açacaksa, kim sadece Mudan Şakayığı var olacak diyebilir? Az yapraklı şakayık ve orkide de onunla birlikte var olamaz mı? Bu sayede çiçek bahçeleri yaratılabilir. Eğer tıbbi bitki bahçesinde sadece tek bir tıbbi bitki olsaydı, simya Tao’su nasıl var olacaktı?



//R.N: Şimdi burada Mudan şakayığı Çin’in ulusal çiçeğidir. Aynı zamanda çiçeklerin kralı olarak da bilinir. Az çiçekli şakayık olarak çevirdiğim ise Mudan şakayığını andıran başka bir şakayık çiçeği çeşididir. Bu ikisi birbiriyle tezat oluşturur. Örneğin Antik hükümdarlıklarda İmparatoriçe Mudan şakayığı olarak görülürken cariyeler az çiçekli şakayık olarak görülür. Hapçı reisin bu konuşması derin anlamlar içeriyor :D



Eğer benim simya Tao’mu miras alanlar vahşi kurtların tutkularıyla doluysa, simya Tao’sunu onlardan geri alacağım. Fakat, eğer o eski otları temizleyerek yenilerine yol açabilirse, daha önce ayak basılmamış bir yoldan yürüyebilirse kendi düşünce okulunu açabilir. Eğer Büyük Usta unvanının ağırlığını taşıyabilirse, o zaman benim artık bununla bir alakam kalmamıştır.. Bu durumda bana geri dönmesi hakkında konuşmaya gerek yoktur.



Bu yüzden, Büyük Usta denilen sadece üç tane simyacı vardı. Fakat gerçekte Güney Diyarının simya Tao’sunda tek bir tane gerçek Büyük Usta vardı!



Hap Şeytanı!



Meng Hao Wang Fanming’in gidişini izledi ve gözlerinde gizemli bir ışık parladı. Terfi sınavı için katılım hakkını bu kadar çabuk alacağını hiç düşünmemişti. Elindeki yeşim kayışa düşünceli bir şekilde baktı. Gözleri pırıldadı ve Ruhsal Duyusunu ona katardı. Zihni aniden sarsıldı.



Zihninde aniden şu kelimeler belirmişti:



Simya Yazıtı!



Hemen avluda bacaklarını çaprazlayarak oturdu. Gözlerini kapattı ve zihninde beliren Simya Yazıtına daldı. Sonraki sabahın güneşi doğmaya başlarken gözlerini tekrar açtı. Derin bir nefes aldı ve uzaklardaki dağların zirvelerine doğru baktı. Gözleri saygıyla dolmuştu. Orada uzun bir süre boyunca oturdu.



Bu sözde Simya Yazıtı aslında gerçek bir yazıt değildi. Onun içinde Büyük Usta Hap Şeytanının şanının yükselmeye başladığı bin yılda Doğu Hap Bölümünde vuku bulan olaylar kayıt edilmişti.



İçinde bir çok hikaye vardı, örneğin Güney Diyarının diğer iki Büyük Usta simyacılarının kökenlerinden bahsediliyordu, aynı zamanda Büyük Usta Hap Şeytanından alıntılara yer veriliyordu. Meng Hao bütün Simya Yazıtını inceledikten sonra zihninde simya Tao’sunun zirvesinde duran bir figür belirdi.



Şimdi Wang Fanming’in onun gizli geçmişini neden bu kadar kolay görmezden geldiğini anlamıştı.



Meng Hao yeşim kayışı yavaşça bıraktı. Bir kaç derin nefes aldı ve ardından günlük çırak simyacı gelişimine başladı.



Zaman yavaşça geçerken bir ay daha geride kaldı. On yıllık tecrübeye sahip çırak simyacılar için yapılacak sınavla ilgili haberler tüm Doğu Hap Bölümünde hızla yayılmıştı. Bu, kısa sürede çırak simyacılar arasında konuşulan tek konu olmuştu.



Çırak simyacıların yaklaşık yüzde sekseni on yıl ya da daha fazla tecrübeye sahipti. Fakat hepsi terfi sınavına katılamayacaktı. Kayıt için sadece otuz bin kişilik yer vardı.



Sınav günü geldiğinde tüm Doğu Hap Bölümü gürültü ve heyecanla dolmuştu. Ocak çanları çınlamış ve havada tekrar devasa bir hap ocağı belirmişti. Ondan çıkan on binlerce ışık ipliği katılma hakkına sahip olan ve o sırada heyecanla dolu olan çırak simyacılara doğru uzanmıştı. Bir anda hap ocağına doğru fırlayan grup içinde Meng Hao da vardı.



Göz açıp kapayıncaya kadar otuz bin kişi ortadan kaybolmuştu. Tekrar ortaya çıktıklarında Göksel Toprakların tıbbi bitki tarlalarında değillerdi. Kireç taşıyla kaplı kocaman bir açık meydandaydılar. Bu meydanın ortasında ise devasa mavi-yeşil bir hap ocağı yer alıyordu. Ondan sızan tıbbi aroma tüm meydanı tıbbi sis ve bulutlarla dolduruyordu.



Bu muazzam meydana otuz bin tane çalışma tezgahı dizilmişti. Her tezgahın üzerinde siyah bir yeşim kayış bulunuyordu. Otuz bin öğrenci oraya vardığında ne bir gürültü ne de bir kargaşa olmuştu. Bütün çırak simyacılar, etrafı bacaklarını çaprazlayarak oturmuş sekiz yaşlı adamla çevrili olan hap ocağına doğru gergin ifadelerle bakıyordu.



O yaşlı adamlardan biri de Wang Fanming idi.



Kalabalık bu sekiz adama doğru baktı, o sırada adamların gözleri yavaşça açılmıştı. Kalabalığa doğru nazik, kibar ifadelerle bakıyorlardı.



Doğu Hap Bölümünün terfi sınavında, simya Tao’su Gelişim pratiği için içinizden sadece bir kişi seçilecek! Sınav iki aşamadan oluşacak. Birinci aşama sadece on katılımcının geçeceği bir eleme turu olacak. İkinci aşama ise kimin usta simyacı olacağına karar verecek olan final aşaması olacak!



Yüz bin tıbbi bitki. Bir milyon varyasyon. Sizin göreviniz sessizce onları listelemek olacak. Aklınıza geldiği kadarını yazacaksınız! Meydanda toplam otuz bin çalışma tezgahı var. Lütfen onlardan birine yerleşin ve başlamaya hazırlanın!








Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 661

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 561

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 423

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16619 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22374 Bölüm Sayısı


creator
manga tr