“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

I Shall Seal The Heavens - Bölüm 133: Cesaretin var mı?!


 

Bölüm 133: Cesaretin var mı?!



Maske çıktığında, ceset onu karşısında duran kişiye verecekti. Bu kişi Miras Turnuvasının kazananı olacaktı. Bu maske, Miras Hazinesiydi!



Li Daoyi’nin yanındaki Kan Ejderi heyecanlı görünüyordu. Bu gün için 4 bin yıldır bekliyordu. O maskeye girdiği anda Silah Ruhuna dönüşecek ve nihayet burayı terk ederek Güney Diyarına geri dönebilecekti.



Miras benimdir!” dedi Li Daoyi, gözleri parlıyordu. Fakat, tam o sırada Meng Hao dokuzuncu matristen dışarı adımını atmıştı. Neler olduğunu görünce, en ufak bir tereddüt yaşamadı. Vücudu hızla ileri doğru fırladı.



Meng Hao Yetkin Temeli elde ettikten ve buraya girdikten sonra, içini tuhaf bir his doldurmuştu. Sanki kendini bu bölgenin lordu gibi hissediyordu. Bu his, dokuzuncu matrisin yıkılmasıyla birlikte iyice güçlenmişti.



Onun yanında duran üç yüz metre uzunluktaki Mastif kafasını gökyüzüne doğru kaldırdı ve kükredi. Sahip olduğu hız sayesinde oraya Meng Hao’dan önce varmıştı.



O benim Mirasım!” dedi Meng Hao ateşli gözlerle. “Onu isteyip istememek bana kalmış bir şey. Ama eğer onu çalmayı aklından geçiriyorsan… Peki, bu senin şansına bağlı olacak!” Meng Hao miras çalma konusunda tecrübe sahibiydi ve bu onu kızdırmamıştı. Onun tepesinin tasını attıran şey rakibinin kullandığı yöntemlerdi.



Meng Hao’nun rakibini öldürme isteği inanılmaz boyutlara ulaşmış haldeydi; Gelişim Merkezinin bütün gücünü kullanarak uzun adımlarla ileri doğru yürüdü, eli hızlı hareketlerle büyü örüntüsü oluşturdu. Bunun ardından dondurucu bir baskı yaratan Yıldırım Bayrağı ve Tahta Kılıçlar ortaya çıktı. Hepsi de anında Li Daoyi’ye doğru fırladı.



O anda, ceset maskesini yüzünden kaldırmıştı ve anında etrafta savrulan küllere dönüşmüştü. Küller savrulurken, maskeyi tutan eli de eriyip gitmişti. Maske Li Daoyi’ye doğru süzülüyordu.



Bu olay Li Daoyi’yi son derece heyecanlandırdı. Sağ elini kaldırarak maskeyi yakaladı, ama ona dokunduğu anda, eli maskenin kendisi tarafından itildi. Onu alamayacak değildi, fakat önce bir Silah Ruhuna ihtiyacı vardı. Ardından maske onun olacaktı.



Li Daoyi’nin eli itildiği anda, Kan Ejderi kafasını kaldırdı ve bir kez kükredikten sonra maskeye doğru fırladı. Şu an maskenin Silah Ruhu yoktu. Her kim maskeye girip onu ele geçirirse, bu rolü üstlenmiş olacaktı.



Li Daoyi vurduğu anda, maske bir burgaca dönüşmüştü. Kan Ejderi maskeye doğru giderken yarı yolda aniden Mastifin kükremesi duyuldu. Bu kükreme tüm alanda dalgalanmalar yarattı ve Mastif ileri doğru atıldı. Kan Ejderi'nin çoktan maskeyi devralma sürecine başlamasını görmezden gelerek üç yüz metrelik vücuduyla ona sertçe vurdu.



Mastifin vücudu maskenin yüzeyine dokunduğu anda içeri çekilmişti. Onun Li Klanı Patriğiyle maskeyi kontrol etme savaşı başlamıştı!



Sınırlarını bilmiyorsun!” Li Klanı Patriğinin sesi yankılandı. “Silah Ruhu olduğum zaman, seni yiyip bitireceğim!” O, tamamen maskeye girmişti fakat Mastif de bunu yapmıştı.



Maskeden kör edici parlaklıkta bir kırmızı ışık yayıldı. Fakat, bu kırmızılığın içinde morluk da görülebiliyordu! Sanki bu iki renk birbirini yutmaya çalışıyor gibiydi!



Bu çatışmadan dolayı an itibariyle maske ne Li Daoyi’ye ne de Meng Hao’ya aitti. Kan Mabudu maskeyi ele geçirirse, Mirasın kazananı o olacaktı.



Dahası… İki Kan Mabudunun maske içinde mücadele vereceği ihtimali Kan Ölümsüzü tarafından öngörülmemiş bir durumdu. Bu tamamen beklenmedik bir şeydi.



Ama kesin olan bir şey varsa o da hangisi bu mücadeleyi kazanırsa, hayal edilemez bir güç artışı tecrübe edecekti. Kazanan taraf en azından Ruh Bölme Aşamasının yarı yolunu aşacaktı. Uygun Tao Aydınlanmasıyla birlikte, kazanan taraf Ruh Bölme Aşamasının tam gücüne bile ulaşabilirdi!



İkinci derece bir Kan ruhunu kurtarman işe yaramaz.” diye güldü Li Daoyi. “O sadece benim Mirası elde etmeme yardımcı olacak!” Meng Hao ona doğru yaklaştı ve gözleri buluştu. O an, Miras Bölgesi artık yıkılıyordu, en nihayetinde ikisi de aynı dünyadaydı.



Meng Hao tek cümle söyledi: “Seni öldürmek bütün olayları çözüme ulaştıracak.” Li Daoyi’ye doğru ilerlemeye devam etti.



Bu tam da benim söyleyeceğim şeydi!” diyerek güldü Li Daoyi. Sağ elini kaldırmasıyla birlikte eli ışıkla parladı. Önünde Meng Hao’ya doğru fırlayan altın renkli bir savaş arabası belirdi.



Aniden, havayı bir gürleme sesi doldurdu ve Meng Hao’nun ağzından kan sızdı. Geriye doğru çekildi. Li Daoyi’nin yüzü titreşti ve o da ağzında kanlarla geriye doğru çekilmişti. Meng Hao’ya doğru baktı, o sırada etraflarındaki tüm Miras Bölgesi yerle bir olmaya başlamıştı. Koyu yeşil kurban sunağının yüzeyinde çatlaklar beliriyordu.



Her şey bölünmeye başlamıştı. Patlama sesleri duyuluyordu ve görünen o ki Kan Ölümsüzü kendini yok edip ortadan kaybolacaktı.



Buradan ayrılmayan olursa, o da Kan Ölümsüzüyle birlikte buraya gömülecekti!



Maskenin içinde Kan Ejderi ve Mastifin mücadelesi şiddetleniyordu. En başta, Mastif hiçbir şekilde Kan Ejderine rakip olamazdı. Ama Meng Hao’nun Yetkin Temel kanını özümseyerek tekrar dirilmişti. Bu onun üzerinde daha önce hiç bir Kan Mabudunda görülmeyen değişimlere sebep olmuştu.



Bölgedeki ruhsal enerji maskeye doğru akın ederek, Mastif ve Kan Ejderi tarafından özümseniyordu. Aralarındaki fark, Mastif özümsediği kadarını kullanabiliyor ve hiç dışarı sızdırmıyordu, ama bu Kan Ejderi için geçerli değildi.



Aralarındaki mücadele de Kan Ejderi üstün taraf gibi başlasa da, kısa bir sürenin ardından hala Mastiften kurtulamamıştı. Aynı zamanda Miras Maskesini de kontrol etmesinin bir yolu yoktu.



Bunu gören Li Daoyi’nin ifadesi değişti ve geri çekildi. Geniş elbise kolunu fiskeleyerek maskeyi alma girişiminde bulundu ama tekrar şiddetle reddedildi. İçinde onu kontrol eden bir Silah Ruhu olmadan, kimse maskeyi almaya cüret edemezdi!



Kan Ölümsüzü böyle olağan dışı bir durumu öngörememişti. Normalde, bir kişi gelecek ve maskeyi alacaktı. Kan Mabutları bu maskenin kontrolünü bir kaç nefeslik sürede eline alacak ve Silah Ruhu olacaktı. Ardından Miras bölgesi çökmeye başladığında kazanan kişi maskeyi alıp oradan ayrılacaktı.



Fakat, işler öyle olmamış ve hiç beklenmedik bir durum ortaya çıkmıştı, bu nedenle şu an şaşkınlık verici bir ölüm kalım krizi patlak vermişti!



Etraflarındaki dünya yerle bir oluyordu. Aşağıda, her şeyi yiyip yutan devasa bir girdap belirmişti. Ona giren hiçbir şey geri dışarı çıkamıyordu. Yuttuğu her yerde bomboş bir dünya bırakıyordu!



Yukarıda ise parlak bir kalkan vardı, üzerinde dalgalanmalar belirmeye başlamıştı. O da bir süre sonra paramparça olacaktı. Bu kalkan dış dünyaya giden tek çıkıştı.



O kalkana girmek, bu yıkımdan kaçmanın tek yoluydu.



Şu an maskenin kontrolü kimsede değildi. İki taraf da hareket etmeyi reddediyordu. Maske o an dışarı çıkarılamayacak durumdaydı ve dünya yok olmaya devam ediyordu. Li Daoyi neler olduğunu fark edince, ifadesi düştü.



Diğer taraftan Meng Hao tamamen sakindi. Bir an gerileyerek ağzındaki kanları sildi. Ardından ileriye doğru yürüdü. Üç tane Yetkin Tao Sütunu güçlü bir aura yayıyordu ve Meng Hao ileri doğru giderken bir yandan da sağ eliyle büyü örüntüsü oluşturdu. Aniden üç yüz metre büyüklüğünde bir Alev Pitonu ortaya çıkarak kükredi ve Li Daoyi’ye doğru hücum etti.



Aslında bu bir piton değildi, bir Ejderhaydı! Kükreyen altın ejderha, kavurucu alevler tarafından sarılmıştı. Onun arkasından otuz metre uzunluğunda bir Rüzgar Bıçağı geliyordu. Yanan alev, alanı doldurdu ve Li Daoyi’yi sardı.



Meng Hao Gelişim yılları boyunca çok fazla büyü tekniği öğrenmemişti. Bütün teknikleri Qi Yoğunlaştırma aşamasındandı ve Temel Kurulum aşaması tekniği yoktu. Bu Meng Hao’nun zayıf yönlerinden biriydi ve o da bunun farkındaydı.



Bakalım kim daha pervasız…” dedi Li Daoyi zalimane bir kahkahayla. Kullanılan büyünün alışılmadık olduğunu net bir şekilde görebiliyordu. Ama ayrıca hızlıca zafer kazanmanın zor olacağının da farkına varmıştı. Zaferin kilit noktası, bu yerle bir olan dünyada en uzun süre kimin kalacağına bağlıydı. Kim ilk önce çıkmaya karar verirse, maskeyi kaybedecek ve Mirası elde etme şansından vazgeçmiş olacaktı.



Li Daoyi’nin yüzü sertti. O, Li Klanının Tao Çocuğuydu. Bu ünvanı kusursuz katliamlar yoluyla kazanmıştı. O, hep kendini düşünürdü ve öldürme konusunda hiç tereddüt etmezdi. Diğerlerinden iyi talih çalabildiği sürece sıkıntı yoktu ve bu, daha önce birden fazla kez yaptığı bir şeydi. Doğduğu yer Li Klanının önemsiz bir Yan Ailesiydi ama Seçilmişin de üstünde bir rütbe olan Tao Çocuğu rütbesine kadar ulaşmayı başarmıştı.



Bunların hepsi, sahip olduğu kişiliği sayesindeydi. O, inatçılığının en güçlü özelliği olduğu konusunda kibirli bir güvene sahipti. Aniden elinde bir yelpaze belirdi. Bu yelpaze dört renkliydi ve onu salladığı anda renkler genişleyerek Meng Hao’nun Ateş Ejderi ve Rüzgar Bıçağına vurdu.



Ardından bir gümbürtü yayıldı. Dört renk vınlayarak dört bir yana dağıldı, ardından dört tane kılıca dönüşerek Meng Hao’ya doğru akın etti.



Li Daoyi delice gülüyordu. Sol eliyle depolama çantasına vurdu ve avucunda on sekiz tane siyah inci belirdi. Onları Meng Hao’ya doğru fırlattı ve inciler yaklaştığı anda beklenmedik bir şekilde patladı. Bu patlamayla birlikte bozunum dalgaları yayılarak çevredeki dünyanın yıkılışını daha da hızlandırmıştı.



Hala benden daha pervasız olduğunu mu düşünüyorsun?” Li Daoyi’nin ifadesi saf bir delilik içeriyordu.



Dört renkli kılıçlar ve bozunum saldırısı Meng Hao’nun yıldırım sisine doğru baskı yaptı. Ardından muazzam bir patlamayla birlikte Meng Hao bir kaç adım geriye fırladı. Gözlerinde amansız bir ışık parlıyordu. Sağ elini kaldırdı ve havada bir tane daha üç yüz metrelik Alev Ejderi belirdi ve onun hedefinde Li Daoyi değil yukarıdaki parlak kapı vardı.



Bu bölgenin yıkılışını hızlandırmakla pervasız olamazsın.” dedi sakince. “Çıkışı yok etmek… Asıl pervasız olmak budur. Buna cesaretin var mı?” Alev Ejderi doğrudan parlak kapıya vurarak patladı. Zaten dalgalanan kapı parçalara ayrılmaya başladı. Kapının çoğu parçası kırılarak hiçliğe dönüşmüştü bile.



Son derece pervasız olduğunu iddia eden Li Daoyi bunu görünce, gözleri fal taşı gibi açıldı. Kalbi güm güm atmaya başladı.



Fullbringer Notu: Meng Reyiz Daoyi’yi coşturuyor.






Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 780

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 743

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 604

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 585

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 483

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 447

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 418

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 411

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 381

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 343

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 132

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 109

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 97

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Angoria
Angoria
Beğeni Sayısı: 38

Yazarın El Kitabı
Yazarın El Kitabı
Beğeni Sayısı: 33

Ölü Soy
Ölü Soy
Beğeni Sayısı: 28

White
White
Beğeni Sayısı: 26

Art Of War
Art Of War
Beğeni Sayısı: 26

Site İstatistikleri

  • 6291 Üye Sayısı
  • 130 Seri Sayısı
  • 10228 Bölüm Sayısı


creator
manga tr