"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Heavenly Jewel Change - Bölüm 71.2 : Düşmanlar Sık Sık Rastlaşırlar, Çifte Doz (2)


Çevirmen : Clumsy 

 

Lin TianAo başını sallayarak onayladı: “Bu kesinlikle tüm takımların seçimi, diğer İmparatorluklarla yapacakları mücadeleye güçleri kalması ve ilk sekize girmeyi garantilemek için böyle yapıyorlar.”

 

“Sonuçta bu çekirdek takımlar çok güçlü. Gerçekten onları yenecek gücümüz olsa bile bu mücadele ciddi sonuçlar doğuracaktır, böyle olursa nasıl ilk sekize girebiliriz ki? İlk dörtten bahsetmiyorum bile.”

 

Zhou Weiqing kafasını sallayarak onayladı. Ancak aklında bir fikir oluşmaya başlamıştı. Belki şartlar el verirse, o çekirdek takımla karşılaşmak için ilk sekize girmeyi beklemeleri gerekmezdi.

 

“Turnuva kuralları anlaşıldı, peki savaşlar ne şekilde? Birebir mücadele mi yoksa takım bazlı mı?” Zhou Weiqing, Lin TianAo’ya detayları sormaya başlamıştı.

 

Lin TianAo cevapladı: “Ön ısınmalarda dört basit mücadele olur, bir de iki kişi iki kişiye karşı mücadele. Finallerse eleme stillidir. Her takım beş üyesini gönderir, birebir mücadeleler yaşanır. Kazanan kalır, kaybeden elenir, bu bir takımın beş üyesi elenene kadar devam eder. İlk dördün mücadelesi nasıl oluyor bilmiyorum.”

 

“Ön ısınmalardaki dört basit mücadelede kimse takımını iki kez temsil edemez. Ancak ikiye iki kısımlarda basit maçlara katılanlar bir kez daha dövüşebilir.”

 

Cennetsel Cevher Turnuvasının kuralları ve tarzı oldukça basitti, Lin TianAo’nun açıklamaları sayesinde herkes kolayca anlamıştı. Lin TianAo’nun Zhou Weiqing’in önerisini kabul etmesinin nedeni de buydu. Ön ısınmalarda dört üyeyle dövüşmek zor olsa da mümkündü. Özellikle de ikiye iki kısımda tekrar dövüşmek zorunda olacak olanlar için iş zorlayıcı olacaktı.

 

“Ön ısınmaları geçme şartı beş dövüşten üçünü kazanmak. Önce iki basit mücadele yaşanıyor, sonra ikiye iki, sonra da iki basit mücadele daha gerçekleşiyor. İlk üç mücadele kazanılırsa dört üyenin yalnızca bir kez savaşarak işi tamamlaması mümkün.”

 

Zhou Weiqing başını sallayarak “Anladım.” dedi.

 

Lin TianAo devam etti: “Weiqing, kayıt noktası ZhongTian İmparatorluk Sarayı girişinin yakınında, gidip takımımızı kaydedebilirsin. Ben sana gerekli evrakları dün vermiştim, doğruca gidip takım plaketimizi alabilirsin. Biz burada kalıp iyileşecek ve yetişim yapacağız, turnuva başlamadan önceki gün yapılacak çekilişe katılırız.”

 

“Tamamdır, siz iyice iyileşin, ben gidiyorum. Bing’er, sen benimle gel.”

 

“Ben de gelmek istiyorum!” Karga heyecanlı bir suratla Shangguan Bing’er’i kolundan kavramıştı. İri yarı olsa da sonuçta gencecik bir kızın ruhuna sahipti. Tamamen yeni ve gizemli bir yere girdiği için de çok meraklıydı. Onun tarafından kavranmış olan Shangguan Bing’er’le oluşturduğu tezat ise görülmeye değerdi.  

 

Zhou Weiqing içten bir kahkaha atarak karşılık verdi: “Tamam hadi beraber gidelim o zaman, gel.”

 

ZhongTian Şehri sahiden de çok büyüktü. Dün gece şehre girdiklerinde ortalık karanlıktı ve bunu pek idrak edememişlerdi. Bu sabah ayrıldıklarındaysa saat erken olmasına rağmen şehir bir hayli doluydu. Binalar çok uzun ve eski modaydı, duvarlarında veya çatılarında ilginç heykeller ya da oymalar vardı, gizemli ve tarihi bir hava taşıyorlardı. Buranın Fei Li Şehrinden çok daha farklı bir hava taşıdığı belliydi.

 

Sokakta yürürlerken Karga çok dikkat çekiyordu; Shangguan Bing’er’in güzelliği bile bu ilginin gerisinde kalabiliyordu.

 

Tüm bakışları üstüne çeken Karga utangaç bir suratla ilerliyor ve arada bir bağırıyordu: “Neye bakıyorsunuz, daha önce hiç mi güzel kız görmediniz?”

 

Zhou Weiqing rahat bir adamdı, doğal olarak hiç utanmıyor, Shangguan Bing’er’in küçük yumuşak ellerini tutarak meraklı bir şekilde çevreyi izliyordu. ZhongTian Şehrindeki pek çok şey ona yabancı geliyordu. Tabii ki en çok dikkatini çekenler özel yemek mekanlarıydı. Eşsiz kokular karnını guruldatıyor, iştahını açıyordu. Ancak bunu göz ardı edip önce kaydı tamamlamaya karar vermişti; sonuçta indeki arkadaşları açken kendisine ziyafet çekemezdi. Dönerken onlara da yiyecek bir şeyler götürürdü ve beraber karınlarını doyururlardı.

 

Kraliyet Sarayını bulmaları zor olmadı, birkaç yön tarifiyle hedeflerine ulaştılar. Şehrin iç kısmı büyük olsa da dış kısımla kıyaslanamazdı. Böylece çok geçmeden tam merkezdeki ZhongTian Kraliyet Sarayına ulaştılar.

 

“Gerçekten de en iyi İmparatorluk! Ne kadar büyüleyici bir saray!” Kraliyet Sarayının geniş plazasına bakan Zhou Weiqing, hayranlığını belirtmeden edemedi. Plazanın ortasında otuz metre uzunlukta iri bir heykel vardı, ki bu da ulaşanların dikkatini çekiyordu.

 

Bu, uzun saçları omuzlarına inen, geniş ve güçlü yapılı, arkasında kanatları olan bir adam heykeliydi. Zhou Weiqing’in en çok dikkatini çeken şeyse adamın elleri oldu, çünkü bileklerini on iki inci sarıyordu. Heykel olduğu için renklenmemiş olsalar da sayıları ihtişamı vermeye yeterliydi! Cennetsel Cevherlerin 12sinin tamamlandığı belli oluyordu, bu Muhteşem seviyeydi! Acaba ZhongTian İmparatorluğunda sahiden de 12 Cevherli bir Muhteşem Usta olabilir miydi?

 

Kraliyet Sarayının önündeki Plaza erişime kapalı değildi, heykelin çevresinde yürüyen, heykele saygı gösteren pek çok insan vardı. Heykeldeki kişinin büyük bir önem arz ettiği aşikardı.

 

Hızlıca durup yoldan geçen birine işin aslını sorduklarında, heykelin ZhongTian İmparatorluğunun Kurucusu Shangguan Yulong olduğunu öğrendiler. Bu kişi yalnızca ZhongTian İmparatorluğunu kurmakla kalmamış, Cennetsel Cevher adasını ve Cennetin Genişleme Sarayını da kurmuştu. Heykel tamamen Elmas Taşından yapılmaydı, sonsuza dek dayanabilirdi, iki bin küsür yıldır oradaydı.

 

“Bing’er, ZhongTian İmparatorluğunun kurucu ailesi seninle aynı soyadını taşıyor!” dedi Zhou Weiqing gülümseyerek.

 

Shangguan Bing’er kaşlarını hafifçe kaldırarak konuştu: “Annem bana babamdan hiç bahsetmezdi. Ben okuldayken bir kez öğretmenime sormuştum ve Shangguan’ın kesinlikle ZhongTian İmparatorluğundan bir soyadı olduğunu söylemişti. Babamın bu imparatorluktan olma şansı yüksek. Annem, ben daha olan biteni ayırt edemezken beni alıp evi terk ettiği için babamı daha önce hiç görmedim.”

 

Zhou Weiqing kızın ellerini tutarak hafifçe konuştu: “Bing’er, üzülme. Zamanı geldiğinde seninle ZhongTian İmparatorluğunda dolaşıp babanı arayacağız. Sen çok güzelsin; eminim babanı bulmak da çok zor olmayacaktır.”

 

“En…”

 

Zhou Weiqing bu sözlerden sonra heykeli incelemekte olan Karga’ya dönerek konuştu: “Hadi Karga gidelim, takımı kaydettirmemiz gerek.”

 

Karga takdir dolu bir şekilde iç çekerek konuştu: “Bu heykel sahiden de çok gelişmiş ve hoş…keşke cennetler Altın Karga Kabilemize de böyle bir erkek gönderse…”

 

“Hadi gidelim. Eminim cennetler onlara bu hediyeyi verecektir. Eğer cennetler yapmazsa, döndüğümüzde aramana yardım ederim!” Karga’nın erkek arayışını dinleyen Zhou Weiqing bunu komik bulmamıştı. Karga’nın ne hissettiğini anlayabiliyordu, kabilesini kurtarmak için kalbinde taşıdığı endişe onun için anlamlıydı… onunla kesinlikle empati kurabiliyordu!

 

Cennetsel Cevher Turnuvasının kayıt noktası gerçekten de Sarayın girişine çok yakındı, ZhongTian İmparatorluğu turnuvaya çok önem verdiği için, kayıt için özel bir bina yapılmıştı, üzerinde büyük altın harflerle Cennetsel Cevher Turnuvası yazılıydı.

 

Kayıt süreci oldukça iyi ilerliyordu, Zhou Weiqing iki kızla birlikte binaya girdi. Lin TianAo kayıt için gerekli belgeleri vermişti ve Weiqing takım arkadaşlarının kaydını yaparak takım plaketlerini aldı. Üç gün sonra Plazada çekiliş için bulunmaları gerektiği bilgisini edindi. Ayrıca ZhongTian İmparatorluğunun ayarlamış olduğu konaklama alanı hakkında bilgilendi, anahtarları aldı. Tabii ki Zhou Weiqing takımı hemen oraya taşımayı düşünmüyordu; herhangi bir münakaşadan kaçınmak için şimdilik yerlerinde dinlenmeleri daha iyiydi.

 

Üçlü böylece kayıtlarını tamamlayıp çıkmak üzereyken, içeriye girmekte olan bir grupla karşılaştılar.

 

Grup bir düzinenin üzerinde kişiden oluşuyordu ve buraya kayıt için geldikleri belliydi. En garip şeyse liderlerinin Zhou Weiqing ve Shangguan Bing’er’in tanıdığı bir kişi oluşuydu!

 

Birkaç yıl önce, Zhou Weiqing ve Shangguan Bing’er tanışalı, Weiqing'in Cennetsel Cevheri Uyanalı pek az vakit geçmişken, Shangguan Bing’er’e düzenlenen bir suikastte tanışmışlardı. Şu anda karşılarında, suikast takımının lideri ve Kalise İmparatorluğunun dokuzuncu prensi olan Bai Jiu durmaktaydı.

 

İki taraf birbirini tanıdığı anda Bai Jiu irkildi. Zhou Weiqing’e yönelik pek bir izlenimi yoktu, ancak Shangguan Bing’er’i kolayca tanımıştı. Sonuçta o, düşman İmparatorluğun en genç ve zeki Cennetsel Cevher Ustasıydı, ayrıca güzelliği hat safhadaydı. Tabii düzenlediği suikastin hedefi oluşunu da unutmamak gerekti.

 

“Sen misin cidden?!” Bai Jiu, Shangguan Bing’er’e baktıktan sonra kafasını kaldırıp ‘Cennetsel Cevher Turnuvası’ kelimelerini okudu. “Şaka gibi, Cennetsel Yay İmparatorluğu sahiden de Turnuvaya girebiliyor mu?”

 

Shangguan Bing’er’in yanında duran Karga lafa girdi:  “Biz Fei Li İmparatorluğunu temsil ediyoruz.”

 

Bai Jiu’nun yakışıklı yüzü bir küçümsemeye büründü. “Cennetsel Yay İmparatorluğunun tek Cennetsel Cevher Ustasının, Bayan Shangguan Bing’er’in kendi ülkesini terk edip Fei Li İmparatorluğuna geçmesini hiç beklemezdim! , Haha, anlaşılan Kalise İmparatorluğumuz yakında Cennetsel Yay İmparatorluğunu ele geçirecek! Zhou Shui Niu’nun gerçekten halefi yok!”

 

Zhou Weiqing kaşlarını kaldırıp sordu: “Yani sen turnuvada Kalise İmparatorluğunu temsil etmeye mi geldin?”

 

Bai Jiu’yla ilgilenmiyordu; sonuçta hatırladığı kadarıyla Bai Jiu yalnızca bir Fiziksel Cevher Ustasıydı, Cennetsel Cevher Ustası değildi. Şu anki yetişim seviyesi ve gücüyle Bai Jiu ona rakip olamazdı. Onun ilgisini çeken şey Bai Jiu’nun yandaşlarıydı. Hepsi yaklaşık otuz yaşlarındaydı, soğuk ve güçlü auralar yaymaktaydılar. Yüzeysel olarak sıradan görünüyor olsalar da, Zhou Weiqing onlardan yayılan tehlikeyi hissedebiliyordu.

 

#Ey cennetler, şu Karga Kabilesine tez zamanda en irisinden bir erkek gönderin inşallah!
Bu duamı şuraya bırakıveriyorum ve diğer meseleye geçiyorum.
Şimdi de altına işeyen sevgili prensimizle karşılaştık. Acaba bizi nasıl bir turnuva bekleyecek.
Ben meraklıyım, siz de öyleyseniz bir sonraki bölümde görüşmek üzere!

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1067

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 971

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 812

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 769

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 640

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 579

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 569

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 511

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 482

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 272

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 200

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 167

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 167

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 78

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11581 Üye Sayısı
  • 313 Seri Sayısı
  • 16359 Bölüm Sayısı


creator
manga tr