"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Heavenly Jewel Change - Bölüm 52.3 : Ye Paopao ve Bir Test (3)


Çevirmen : Clumsy 

 

Tabii ki Zhou Weiqing’in Kou Rui’ye Parşömeni verip detaylı açıklama yapışı tamamen sınıfın şahit olması üzerine kurulu bir plandı. Kou Rui örnek olduğu sürece kimsenin Zhou Weiqing’in yalan söylediğine dair bir şüphesi olmayacaktı.

 

Ma Qun pişmanlık doluydu. Aslında ilk fırsat elde eden oydu! Cennetsel Cevher Ustası olmasına rağmen halk doğumluydu ve özgürlüğünün kısıtlanmasından nefret ederdi. Bu yüzden hep kendisine güvenmişti. Sıkı çalışmış ve sonunda ilk Cevheri için Taşderi Yeteneğini elde edecek kadar parası olmuştu, ancak bununla tüm birikimini tüketmişti. Birleştirilmiş Ekipman Parşömenleri çok pahalıydı, onları elde edecek gücü yoktu. Ve şimdi Zhou Weiqing okulda patron olduğu müddetçe onlara bedavaya parşömen vermeye gönüllüydü, hem de herhangi bir Mühür kısıtlaması olmadan! Bu fırsat insanın hayatına bir kez gelirdi, ama o bu fırsatı tepmiş ve belki de Zhou Weiqing’i gücendirmişti. Geleceğini tehlikeye atmış olabileceğini bile düşünüyordu.

 

Kalabalık heyecan ve hayranlık içinde Zhou Weiqing’e bakmayı sürdürürken kapı açıldı. Gelen kişi, elinde büyük bir kağıt yığını taşıyan Ming Hua’ydı.

 

Dünkü baştan çıkarıcı görüntüsünün aksine bugün ciddi hatta soğuk bir bakış taşıyordu. Gözleri Zhou Weiqing’le buluştuğunda bedeni birazcık titrese de kürsüye doğru ilerlemeyi sürdürdü.

 

Zhou Weiqing, yüzü ciddileşirken diğer öğrencilere dönerek şöyle dedi:  “Sınıf arkadaşlarım, dersimiz başladı, herkes yerine dönsün. Endişelenmeyin, çok geçmeden hepinizin istekleriyle tek tek ilgileneceğim.”

 

Bunu söyledikten sonra Ming Hua’ya doğru yürüyüp mükemmel bir sınıf başkanı görüntüsü sergiledi ve Ming Hua’nın elindeki kağıtları almaya niyetlendi.

 

Ming Hua’yla arasında ancak bir adım kaldığında ağzını çarpıtarak ancak ikisinin duyabileceği bir sesle konuştu: “Küçük Eş Öğretmenim, nasılsınız!”

 

Ming Hua bir anda donakaldı ve Zhou Weiqing’e dik dik bakmaya başladı. O anda kendisini yine bir öfkenin sardığını hissetti ve dün gece babasından aldığı talimatları unutarak sıkılı dişlerinin arasından şöyle dedi: “Biraz daha saçmalarsan hayatımı seni öldürmeye adarım.”

 

Zhou Weiqing onun böyle büyük bir tepki vermesini beklemiyordu, ancak bir şey söylemedi, aldığı kağıtları sırıtarak kürsüye yerleştirdi ve yerine döndü.

 

“Dur. Sınıf başkanı, herkese birer kağıt dağıt. Test yapacağım.”

 

“Test mi?” Zhou Weiqing aptallaşmış bir şekilde Ming Hua’ya bakarken kendi kendine mırıldandı: “Askeri meselelerle alakalı bir test olabilir mi acaba?”

 

Ming Hua soğuk bir şekilde yanıtladı: “Biz askeri bir akademiyiz, başka neyle ilgili test yapacaktık? Her yıl ders başladığında birinci sınıflara bir test yaparız. Sizin bilgi düzeyinizi görüp ona uygun bir eğitim planı çıkarmamız gerek. Akademimize girdin ama en temel şeyden bile haberin yok mu?” Zhou Weiqing’in bu sözler karşısındaki donmuş ifadesini görünce anlık bir mutluluk hissetti. Sonuçta, bu herifi sözleriyle ezmek kolay değildi.  

 

Zhou Weiqing’in yüzü seğirdi ve kendi kendine düşünmeye devam etti. Kahretsin, sınıfta bir statü kazanmayı yeni başarmıştım, eğer en düşük notu alırsam nasıl sınıf başkanlığımı korurum!  Ming Hua’ya bakarak, onunla iyi geçinmenin hayrına olacağını düşündü. Ve gülümseyerek lafa girdi: “Güzel öğretmenim, sınıf başkanı olarak sizin iş yükünüzü azaltmak isterim. Sınavda gözetmenlik yapmama ne dersiniz?”

 

Ming Hua humphladı: “Saçmalamayı kes de kağıtları dağıt.” Bunu söyledikten sonra kürsünün arkasındaki yerine oturarak Zhou Weiqing’i görmezden geldi. Kızın öfkesi geçmişti ve Zhou Weiqing’in yüzündeki kederli bakışı görünce onu zayıf noktasından vurduğuna emin olmuştu. Hmph, önce bana küçük eş de sonra da güzel öğretmenime çevir, öyle mi?! Bekle de gör bakalım!

 

Zhou Weiqing çaresiz bir şekilde kağıtları dağıtarak yerine geçti.

 

Ming Hua ciddi bir şekilde konuştu: “Tamamdır, herkes kağıdını aldı. Bugün okulun ilk günü ve takvime göre tanışma günü. Şimdi herkes soruları kendisine göre yanıtlasın; bu sizin askeri bilginizle alakalı ve umarım hepiniz ciddiye alırsınız. Hepinizin puanlamasını yapacağım ve en düşük notu alan bir haftalığına sınıfta temizlik görevinden sorumlu olacak. Bu temizliğe tuvalet de dahil! Bu kadar konuşma yeterli, hadi başlayalım. Kopya çekmeye cüret eden sıfır alır. Ve sıfır sayısı çok olursa temizleme görevleri bir haftadan daha uzun sürer.”

 

Testin varlığı yüzünden korkan tek kişi Zhou Weiqing değildi. Arka sırada yanında oturan iri Ma Qun’un yüzünde de garip ve endişeli bir ifade oluşmuştu.

 

“Patron Zhou.” Ma Qun,  Zhou Weiqing’e doğru yaklaşarak hafifçe seslendi.

 

Zhou Weiqing oldukça kederli olduğu için ani, öfkeli bir tepki verdi: “Ne var?”

 

Ma Qun yutkunarak gergin bir şekilde sordu: “Patron Zhou, gelecekte sana patronum gibi davranacağım. Bu kez ciddiyim, sözümden dönmek yok. Bu testi geçmemde yardımcı olur musun?”

 

Zhou Weiqing afalladı. “Hiç askeri bilgin yok mu?”

 

Ma Qun’un başı öne eğildi. “Geçmişte askeri lisede bulundum ama derslerde ya kız tavlamaya çalışıyordum ya da uyuyordum. Testleri nasıl cevaplayacağımı nerden bileyim! Akademiye de sadece Cennetsel Cevher Ustası olduğum için girdim, askeri bilgi testini de geçmemiştim doğal olarak.”

 

Zhou Weiqing ona ciddi bir şekilde bakarak karşılık verdi: “Üzgünüm, seni gerçekten takipçim olarak kabul edemem, sana yardımcı da olamam. Kahretsin, sen bile bir şey bilmiyorsun, benim bileceğimi nerden çıkardın? Sen hiç değilse askeri liseye gitmişsin, ben o lükse bile erişmedim.”

 

Ma Qun’un gözleri genişledi. “Ne?! Patron, sen…”

 

Zhou Weiqing kaşlarını kaldırarak konuştu: “Ben her şeyi bilen biri değilim. Başının çaresine bakacaksın.” Bunu söyledikten sonra ön sırada oturup kendisine endişeli bir şekilde bakan Shangguan Bing’er’i fark etti.

 

Testte başarılı olamayacak olsa da yüzü düşsün istemiyordu. Bu yüzden ona kendinden emin bir gülümsemeyle bakarak endişelenmemesi gerektiğini anlatmaya çalıştı.

 

“Test başladı, muhabbete devam ederseniz sıfır alacaksınız.” Ming Hua kürsünün arkasından yürümeye başlamıştı. Şu anda tam anlamıyla sert bir öğretmen rolündeydi, gözlerinde delici ışıklarla sınıfı tarıyordu ve her öğrenci bu bakışları üzerinde hissediyordu.

 

Bir test… olsun bakalım. Zhou Weiqing masadaki kalemi kaptı ve ümitsiz bir şekilde yazmaya başladı. Hiçbir profesyonel bilgisi olmasa da yazacak bir şeyleri vardı. Düşünebildiği en iyi yanıtları veriyordu. Onun hızlıca yazışına bakan herkes yetenekli bir dahi olduğunu düşünebilirdi.

 

Ming Hua ise Zhou Weiqing’e doğru yürürken onun testten kalmasını umuyordu. Ancak onun özgüvenli ve hızlı bir şekilde yazdığını ve kimseden kopya çekmeye kalkışmadığını görünce biraz irkildi.

 

Sonuçta, Zhou Weiqing’e dair tecrübelerine bakılırsa, mucize yaratmakta üstüne yoktu. Belki de bu herifte bilmediği başka cevherler de vardı. Hatta askeri bilgi konusunda bile iyi olabilirdi … bu kesinlikle mümkündü. Sonuçta, normalde pek bir şeyleri övmeyen abisi bu çocuğu yüceltmişti.

 

Sınav sekiz sayfadan oluşuyordu ve tamamlamak tüm sabahı alacaktı. Zhou Weiqing yazmayı sürdürdükçe kendine olan güveni de artıyordu. Hiç resmi askeri eğitim almamış olsa da, iki yılını Cennetsel Yay Biriminde geçirmişti ve kendi mücadele yöntemlerini geliştirmişti. Onun bu hızlı yazış şekli yanındaki Ma Qun’u da hayrete düşürmüştü. Zhou Weiqing başladığında, Ma Qun onun yalan söylediğini düşünmüştü ve boyunun avantajıyla Zhou Weiqing’in kağıdını izlemeye başladı, ki bu yüzden kafası iyice karıştı.

 

Bu Patron Zhou gerçekten de etkileyici, hiçbir askeri bilgisi olmamasına rağmen böyle şevkle yazıyor. Ne gördüm az önce ben? Askeri egzersizler kısmına, birkaç güzelliği, bir önceki geceden karşı tarafın komutanına götürüp onu aşırı yorarak konsantre olmasını engelleyeceğini yazmış. Ne biçim bir taktik bu?  Ma Qun gerçekten diyecek bir şey bulamıyordu… tek yapabileceği Zhou Weiqing’in önünde eğilmek olurdu.

 

Ming Hua da bir noktada kendisini Zhou Weiqing’in başında buldu, ciddi bir gözetmen rolü oynasa da bakışlarını tamamen Zhou Weiqing’in kağıdına odaklamıştı.

 

Zhou Weiqing’in kağıdına ilk baktığında az daha kahkaha krizine girecekti. Bu kerata ne yazıyordu böyle?! En basit askeri sorular bile onun ellerinden bambaşka bir noktaya çekiliyordu. Yine de üst düzey bir öğrenci gibi havaya girerek şevkli bir şekilde yazmayı sürdürüyordu.

 

Ancak okumaya devam ettikçe gülümsemesi kayboldu, yerini ciddi bir bakış aldı.

 

Zhou Weiqing sahiden de hiçbir askeri bilgiye sahip değildi, hatta pek çok askeri tanımın ne anlama geldiğini bile bilmiyordu. Ancak konu savaş analizi ve simülasyon savaşlarına geldiğinde, inanılmaz büyüleyici yanıtları vardı.

 

Ming Hua’nın abisi de babası da Fei Li İmparatorluğunun ünlü generallerindendi. Doğal olarak askeri dünyada bolca bulunmuş ve tecrübe edinmişti. Hatta Ming Hua’nın şahsi askeri başarıları da oldukça yüksekti. Ancak bir kız olarak orduda tutunmak zordu, ayrıca abisi oldukça başarılı biriydi ve İmparatorluğun aynı aileden iki kişi olamaz kuralı da eklenince, askeri kariyer bağlamında daha ileriye gidememişti. Yine de akademideki profesyonel öğretmenlerin pek çoğuna kıyasla daha iyi bir birikime sahipti. Hatta öğretmen olmadan önce akademinin en iyi öğrencisiydi, mezuniyet töreninde konuşmacı olmuştu ve notları abisininkinden de iyiydi. Bu yüzden Akademide öğretmen olması istenmişti zaten.

 

Ming Hua, Zhou Weiqing’in askeri bilgi konusunda acemi olsa da strateji, taktikler ve özellikle de büyük resmi görme konusunda oldukça güçlü olduğunu gördü. Birkaç büyük soru, savaş analizleri, taktikler ve savaş simülasyonları üzerineydi, hepsinde meseleyi hızlıca çözmüş ve eşsiz çözümler üretmişti. Askeri dünyada, abisi çılgın ve yabani olarak bilinirdi; ancak Zhou Weiqing’in yanıtlarıyla kıyaslandığında çok uysal kalırdı.

 

#İlk günden sınavla karşılaşmak herkesin kabusu olmuştur herhalde.
Öğrencilik zor zanaatti!
Ancak bizim kerata 'eşsiz' yöntemleriyle bunun da üstesinden gelecek gibi görünüyor. Tabii sınavı adil puanlanırsa.
O zaman okuyup görelim, bir sonraki bölümde görüşmek üzere!




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1251

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1072

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 886

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 818

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 697

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 650

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 634

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 601

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 522

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 365

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 194

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 187

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 140

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 115

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 99

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15280 Üye Sayısı
  • 481 Seri Sayısı
  • 20305 Bölüm Sayısı


creator
manga tr