Bölüm 1064: Üç Yüz Bin Yıllık Yolculuk

avatar
588 13

Desolate Era - Bölüm 1064: Üç Yüz Bin Yıllık Yolculuk



Bölüm 1064: Üç Yüz Bin Yıllık Yolculuk

 

 

Tozlurüya Yolu'ndan çıktıktan sonra yolculuğun en önemli aşaması olan Akanyıldız Nehri'ne ulaşmaları yaklaşık iki aylarını aldı.

 

“Etkileyici.” Ji Ning ve Dokuztoz Tarikat Efendisi geminin pruvasında duruyor, önlerinde uzanan ve sonsuz gibi görünen Akanyıldız Nehri'ne bakıyorlardı. Karşılarında kimisi ufak, kimisi Üç Alem'deki Güneş Yıldızı'ndan bile daha büyük olan yıldızların ve gezegenlerin bulunduğu bir manzara vardı. Yıldızlardan yayılan auralar altın rengi ışıklarla benzer bir görüntü çiziyor, koca Akanyıldız Nehri'ne adeta akan altın kumdan oluşan devasa bir dünya görünümü katıyorlardı.

 

 O kadar genişti ki sonunu görmek mümkün değildi. Söylentilere göre zamanında bir büyük güç Akanyıldız Nehri'nin tam görüntüsünü görebilmiş ve onu akmakta olan bir nehre benzetmişti. Akanyıldız Nehri ismi buradan geliyordu.

 

“Tozlurüya Yolu'ndan çok daha büyük olduğuna şüphe yok.” Dokuztoz Tarikat Efendisi iç geçirdi. “Burada üç yüz bin yılımız geçecek.”

 

 “Ama güvende olacağız.” dedi Ning.

 

“Tabii şanslıysak. Kim bilir belki de dediğin gibi Akanyıldız Nehri'ni tamamen güvende geçebiliriz.” Dokuztoz Tarikat Efendisi umutluydu.

 

Tozlurüya Yolu'ndaki her dönüşte bir tehlike sizi bekliyorken, Akanyıldız Nehri daha güvenliydi. Bu yolculuktaki asıl tehlikenin Akanyıldız Nehri'nde yaşanacağını düşünmelerinin asıl sebebi ise burada geçirecekleri uzun zamandı. Güvenli olsa da üç yüz bin yıl gibi devasa bir zaman diliminde neler olacağını kimse bilemezdi. Şansları yaver gitmezse gerçek manada tehlike içeren yerlere yahut tehlikeli yaratıklara rastlayabilirlerdi. Akanyıldız Nehri'nin bazı kısımlarında Tozlurüya Yolu'ndan bile daha büyük tehlikelerin gizlendiği bir sır sayılmazdı.

 

Fakat şansları yaver giderse tehlikeyle karşılaşmadan nehri kolayca geçebilmeleri de mümkündü.

 

Tozlurüya Yolu'nda tehlikeyle karşılaşacakları kesindi ama Akanyıldız Nehri'nde işleri biraz şansa kalıyordu.

 

“Gidelim.” Siyah araç muazzam nehre doğru dalışa geçti.

 

Akanyıldız Nehri altın ışık saçan sayısız yıldızdan oluşuyor, bu yıldızlar birleşerek ortak bir yankıyla bölgeyi görünmez bir güç dalgasına boğuyorlardı. Bu güç dalgasının Tozlurüya Yolu'ndaki güçten daha büyük olduğu şüphe götürmeyen bir gerçekti. Bu güç varlığını koruduğu sürece Ning bölgede uzaysal bir geçit açamazdı.

 

……

 

Her şey beklediklerinden de düzgün gidiyordu. Akanyıldız Nehri'ndeki yolculukları sırasında birkaç antik savaş meydanıyla karşılaştıkları için biraz başları belaya girmiş olsa da, gerçek bir tehlikeyle yüz yüze geldikleri söylenemezdi. Dokuztoz Tarikat Efendisi'ni o formasyon diyagramını yeniden kullanmaya zorlayacak bir tehlikeyle karşılaşmadılar. Öylece üç yüz bin yıl geçip gitti.

 

“Sıkıntı çekmedik. Birkaç yıl sonra Akanyıldız Nehri'nden çıkacağımızı düşünüyorum.” Dokuztoz Tarikat Efendisi heyecanlıydı.

 

“Evet.” Ning de heyecanlıydı. Son üç yüz bin yılını boşa harcamamıştı. Zamanının büyük bir kısmını Tozlurüya karakterindeki gizemleri çözmek için harcayan genç adam, buradan edindiği öngörüler ile kendine has bir illüzyon sanatı geliştirdi. Zamanının geri kalanıysa gayet tabii Kılıç Taosu’na dair yaptığı meditasyonlara gitmişti!

 

Artık Kan Damlası, Gölgesiz ve Yin-Yang kılıç iradelerinde üçüncü aşamaya ulaşmış durumdaydı. Yalnızkalp ve Gökkıran duruşları için ise biraz daha çalışması gerekiyordu. Üçüncü Adımın Taolordu olmak gerçekten de kolay iş değildi.

 

 Mesele illüzyonlara geldiğinde ise o Tozlurüya karakterinin derinliğine diyecek bir şey kalmıyordu. Ning'e rehberlik sunan ve mavi çiçek mührünü anlamasını sağlayan Dokuz Kaos Mührü vardı; fakat Tozlurüya karakteri Şafak Savaşı'ndan kalma inanılmaz bir şeydi. Bir miras sayılmazdı! Ning öğrendiği bilgilerle illüzyon gücünü ciddi manada geliştirmeyi başardı. Yine de diğer Kalpgücü Gelişimcileri'ne kıyasla bu alanda hala eksikti! Fakat aradaki farkı kapatıyordu.

 

“Eh? Karakuzey, baksana.” Dokuztoz Tarikat Efendisi mesafeyi gösterdi.

 

Ning adamın gösterdiği yere bakınca yıkık dökük binalarla dolu bir gezegen gördü. “Şafak Savaşı'ndan izler.”

 

“Bakalım.” dedi Dokuztoz Tarikat Efendisi.

 

“Gideflim.” Artık Akanyıldız Nehri'ne aşinaydılar. Ning Şafak Savaşı'nın Dehşetin Yıldızdenizi'nde yapıldığını öğrendiği günden beri, karşılaştıkları kalıntıların nasıl oluştuğunu kestirebiliyordu. Örneğin, Tozlurüya Yolu muhtemelen Şafak Savaşı zamanında düşmanları kıstırmak ve onları dezavantajlı bir konuma sürüklemek adına kurulmuş bir çeşit formasyondu.

 

Unutulmamalıdır ki Tozlurüya Yolu artık sahipsizdi. Özgür bir iradeyle hareket eden yaratık lideri bile Tozlurüya Yolu'ndan akılalmaz bir güç çağırabiliyordu. Eğer bu formasyonu yerleştiren asıl kişi hala hayatta olsaydı ve Tozlurüya Yolu'nun kontrolüne geçseydi… Kim bilir ortaya ne gibi dehşet sonuçlar çıkardı! Muhtemelen Ning ve Dokuztoz Tarikat Efendisi ikilisi anında yitip giderdi.

 

Aslında iki hükümdar cesedinin önünde süzülen o insanımsı yaratığı görmeleriyle birlikte, Şafak Savaşı'nın düşündüklerinden ve hayal ettiklerinden bile daha büyük çaplı bir mücadele olduğunu anlamışlardı.

 

Vhoosh. Araç bahsi geçen gezegene doğru ilerledi. Yaklaştıklarında gezegende gerçekten de birtakım kalıntıların olduğunu gördüler. Ortalığın yıkımdan ibaret göründüğü bir manzaraya bakıyorlardı ve geriye kalan tek şeyler taş sütunlar ile yıkık duvarlardı.

 

“Bahse varım bir büyük güç malikanesiyle buraya saklanmış, ardından bariyerlere bel bağlayarak hayatta kalmaya çalışmıştır. Fakat gördüğüm kadarıyla malikanesi bile paramparça olmuş.” dedi Dokuztoz Tarikat Efendisi. Uçan araç gezegene inince Ning ve Dokuztoz Tarikat Efendisi o taştan sütunları incelemeye başladılar.

 

“Malikanede hala daha biraz güç var.” Ning önündeki sütuna baktı. Devasa sütun yaklaşık otuz bin metreye kadar uzanıyor ve bulanık beyaz ışık katmanlarıyla kaplanıyordu. Geçen sayısız yıl bile malikanenin gücünü tamamen ortadan kaldıramamıştı.

 

“Burada hazine olduğunu sanmıyorum.” Dokuztoz Tarikat Efendisi yürüdüğü sırada bölgeyi inceledi. “Üç yüz bin yıl boyunca Akanyıldız Nehri'nde epey kalıntıya rastladık ama tek bir hazine bile bulamadık.”

 

“O kalıntılar tehlikesizdi. Muhtemelen hepsi daha önceleri keşfedilmiş ve yağmalanmıştır.” Ning cevapladı.

 

“Eh?” Aynı anda mesafeye baktılar. Uzaklardaki yıkık duvardan tek bir figür çıkageldi. Adam dağınık saçlı, çıplak ayaklı ve yırtık pırtık sarı cübbeler giyiyordu.

 

“Baylar.” Sarı cübbeli adam gülerek onlara doğru yürüdü.

 

“Bir gelişimci misin, yoksa…?” Ning'in aklı karıştı.

 

“Ben Akanyıldız ırkından geliyorum. İsmim Taolordu Laya.” Adam gülümsedi.

 

“Akanyıldız ırkı mı?” Dokuztoz Tarikat Efendisi gülümsedi. “Zamanında Akanyıldız Nehri'nde ‘Akanyıldız’ ırkının yaşadığını duymuştum ama ilk defa birisiyle karşılaşıyorum. Son üç yüz bin yıldır bir başkasını görmememiz ilginç.”

 

Sarı cübbeli adam güldü. “Akanyıldız ırkının çoğu oluşumu Akanyıldız Nehri'nin derinliklerinde yer alır ve hepsi saklı formasyonlarla korunduğu için yabancıların kolay kolay fark edebileceği yerler değildirler. Sadece maceralara çıktığımızda dış dünyayla iletişim kurarız.”

 

Ning ve Dokuztoz Tarikat Efendisi ikilisi, Akanyıldız ırkına dair bazı bilgilere sahipti. Saltsema'nın verdiği haritada ve Patrik Vulturas'ın bahşettiği yıldız haritasında bu ırka dair notlar yer alıyordu. Akanyıldız ırkı buraya Büyük Karanlık'tan gelmiş bir gelişimci grubuydu. Sonsuz Diyarlar'daki altı büyük organizasyon tarafından küçümsendikleri için Akanyıldız Nehri'ne yerleşmişlerdi. Sayısız yıl geçse de hala hayatta kalmakta zorlanıyorlardı ve genelde kendilerine Akanyıldız Irkı diyorlardı.

 

Anlaşılmalıdır ki Büyük Karanlık'tan gelen gelişimci gruplarının sayısı az değildi. Çoğu zayıftı ve yerel güçlerle mücadele edecek güçte değildi. Aralarından dikkat çeken tek oluşum Karanlık Krallık'tı ve onlar da altı büyük organizasyondan biri olarak yerlerini sağlama almışlardı. Tao İttifakı'nın ve diğer büyük güçlerin Karanlık Krallığa karşı önyargılı davranmasındaki ve savaşlar açmasındaki asıl sebep buydu. Akanyıldız ırkı gibi türler ayrımcılığa maruz kalıyordu ama iyi davrandıkları ve Sonsuz Diyarlar'a girmedikleri sürece yerel güçler onlara nazik yaklaşıyordu.

 

Öte yandan Akanyıldız ırkı Sonsuz Diyarlar'a karşı dostane bir tavır takınmıştı. Tao İttifakı'nın bir sömürgesi oldukları söylenebilirdi, bu yüzden onlara karşı çıkmak gibi bir aptallık yapmaları söz konusu değildi. Dolayısıyla Akanyıldız Nehri'nde Akanyıldız ırkına ait biriyle karşılaşmak iyi bir olaydı. Ning ve Dokuztoz Tarikat Efendisi'ne yardım sunabilirdi.

 

“Evet. İlk defa türünüzden biriyle karşılaşıyoruz; Akanyıldız Nehri'nden çıkmak üzereydik.” Ning gülümsedi. “Daha önce karşılaşmış olsaydık yolculuğumuz biraz kolaylaşabilirdi.”

 

“Gitmeyi mi planlıyorsunuz?” Taolordu Laya meraklıydı.

 

“Evet, yakında.” Dokuztoz Tarikat Efendisi başını salladı.

 

“Akanyıldız Nehri'nde çok sayıda hazine bölgesi vardır. Daha önce birine hiç girdiniz mi?” Taolordu Laya sordu.

 

“Hazine bölgesi mi?” Dokuztoz Tarikat Efendisi başını iki yana salladı. “Birkaç kalıntı bulsak da hiç hazineye rastlamadık.”

 

“Akanyıldız Nehri devasadır. Burada üç yüz bin yıl geçirmiş olmanıza rağmen gördüğünüz şey sadece buz dağının görünen kısmıydı.” dedi Taolordu Laya. “Akanyıldız türünün üyeleri olarak burada sayısız yıl geçirdik ve Taolordlarımız, hatta Ebediyet İmparatorları’mız bile maceralarında bu diyarı keşfettiler. Yani demem o ki, Akanyıldız Nehri'ni sizden daha iyi tanıdığıma eminim.”

 

……

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21977 Üye Sayısı
  • 840 Seri Sayısı
  • 40725 Bölüm Sayısı


creator
manga tr