Bölüm 820: Müzayede Başlar

avatar
972 19

Desolate Era - Bölüm 820: Müzayede Başlar



Bölüm 820: Müzayede Başlar

Proofreader: Wias

 

“Taoist dostlarım.” Geniş bir kahkahanın eşliğinde çatallı geyik boynuzlarına sahip mavi cübbeli bir adam içeriye girdi.

 

“Kardeşim Taoist Mavigök! Bu müzayedeye katılacağını düşünmemiştim.” Taolordu Ejdertanrı sımsıcak bir şekilde cevaplayan ilk kişiydi.

 

“Eski kardeşim Mavigök.” Taolordu Kemdiyar ve eşi de onu selamladı.

 

“Mm.” Boynuzlu adam gülümsedi ve Taolordu Kemdiyar ile eşine, daha sonra da Taolordu Ejdertanrı'ya baktı. Nihayetinde bakışlarını beyaz cübbeli kadına çevirdi. Gülümsedi. “Bin Gölge, duyduğum kadarıyla bu müzayededen sen sorumluymuşsun. Mavigök Bölgem buraya bir hayli yakın, eski dostlarımı ziyaret edeyim dedim.”

 

“Gerçekten uzun zaman oldu.” Beyaz cübbeli kadın Taolordu başını yavaşça salladı, yüzünde hafif bir gülümseme vardı.

 

 Karşılarındaki bu adam komşu bölgeler içerisindeki en güçlü figür, Mavigök'tü. Mavigök, Taobirleşimi'ni gerçekleştirmek üzere olan farklı bir figürdü, ancak Mavigök Tarikatı'nda ona yardımcı olacak başka bir Taolordu yoktu. Daha zamanı da tükenmediği için Taolordu Mavigök çoğu zaman güç topluyor ve tecrübe ediniyordu.

 

Vhoosh. Bir rüzgâr esti ve bir figür ortaya çıktı.

 

“Küçük kardeşim Bin Gölge.” Kısa kıyafetlere bürünmüş kısa bir yaşlı adam keyifle gülümseyerek seslendi.

 

“Büyük kardeşim Sakayel.” Beyaz cübbeli kadın o ana kadar yüce ve kendini beğenmiş bir tavır takınıyordu, lakin Sakayel gelir gelmez hemen ayağa kalktı ve onun elini tuttu. “Büyük kardeşim Sakayel, seni bulmak neredeyse imkânsız. Kemdiyar Bölgesi'ndeki işi kabul etmemin tek sebebi seninle karşılaşma olasılığımdı. Gerçekten karşılaştık!”

 

“Ahahah, büyük kardeşin dünyayı gezmeyi çok seviyor, bilirsin.” Sakayel güldü.

 

“Uzun zaman oldu, Sakayel.” Taolordu Kemdiyar da gülümsedi.

 

“Kemdiyar.” Sakayel başını salladı.

 

 Kemdiyar Bölgesi aslında dört Taolordu'na ev sahipliği yapıyordu; ancak bunlardan çoğu nadiren yüzlerini gösteriyorlardı ve bu yüzden Üstün Tanrılar, Atasal Ölümsüzler ve Dünya seviye üstatlar sadece Taolordu Kemdiyar'ı tanıyordu. Diğerlerinden haberdar değillerdi.

 

Kemdiyar Bölgesi'ndeki dört Taolordu şu şekildeydi: Taolordu Kemdiyar, eşi, Taolordu Sakayel ve Taolordu Uçanin. Taolordu Uçanin bir nevi zayıftı, Sakayel ise çok tembeldi. Sakayel kendi tarikatını kurmak gibi bir hedefe sahip değildi, kadim kaosu tek başına gezmeyi seviyordu; ancak güç konusunda Kemdiyar'a denk bir figürdü.

 

 En üst kattaki altı Taolordu arasından en güçlüsü Taolordu Mavigök'tü. Taolordu Kemdiyar ve Sakayel ikinci sıradaydı, Taolordu Bin Gölge ve Ejdertanrı onlardan da zayıftı. Taolordu Kemdiyar'ın eşi ise en zayıflarıydı.

 

 Genelde, müzayedeler Taolordları'nın dikkatini çekmezdi; beş altı Taolordu'ndan daha fazlası bu tarz yerlere uğramazdı. Çünkü müzayedelerin asıl amacı Dünya Seviye üstatlara nadir sayılabilecek hazineleri alma fırsatı sunmaktı; lakin bazı müzayedelerde Taolordları'nı bile kıskandıracak eşyalar çıktığı için, beş altı tanesi gelip durumu izliyordu.

 

“Kardeşim Taoist Mavigök.” Taolordu Ejdertanrı dostane bir tavır takındı, sürekli Mavigök'e “Kardeşim Taoist” diye hitap ediyordu. Bunu gören Sakayel dudaklarını büktü.

 

Sakayel kafasına estiği gibi gezen yalnız bir adamdı, Ejdertanrı ise onun tam tersiydi. Bu adam etrafındakilere “yalakalık” yapıyor ve bulabildiği en güçlü Taolordları'yla arkadaş olmak için elinden ne geliyorsa ardına koymuyordu! Taolordu Saltsema ve Taolordu Mavigök ikilisi Taobirleşimi'nin eşiğinde oldukları için inanılmaz bir güce sahiplerdi.

 

Taobirleşimi'nde başarısız oldukları takdirde ölecekleri kesindi; lakin ölmeden önce çılgına dönerlerse korkunç bir düşmana dönüşebilirlerdi. Kim her türlü ölecek olan birine bulaşırdı ki? Taobirleşimi'nde başarılı olan ve ebediyeti kazanan antik güçler bile Taobirleşimi'nde başarısız olan Taolordları'na bulaşmak istemezdi.

 

Taolordu Ejdertanrı üst düzey Taolordları'yla arkadaş olmayı çok seviyordu, onlara deyim yerindeyse “yalakalık” yapmak için epey uğraşıyordu. Genelde, nereye giderse gitsin diğer Taolordları ona yüz veriyordu; ancak Taolordu Sakayel gibi yalnız olan figürler bu adamdan pek hoşlanmıyorlardı.

 

“Müzayede başlıyor.” Taolordu Bin Gölge aşağıya baktı.

 

……..

 

Ji Ning, Su Youji ve Vahşiköpek üçlüsü önlerindeki devasa camdan aşağıdaki büyük salonu görebiliyorlardı. Salon dışarıdan o kadar büyük görünmüyordu, ancak aslında on kilometrelik bir alana sahipti. On binlerce gelişimcinin doldurduğu koltukların merkezinde müzayede platformu vardı. Bulunan figürlerden çoğu Dünya Tanrısı ve Kaos Ölümsüzü seviyesindeydi, Üstün Tanrı ve Atasal Ölümsüz sayısı ise bir hayli azdı.

 

Buraya girebilen Üstün Tanrılar'ın ve Atasal Ölümsüzler'in bile yanlarında en azından on küplük Kaos Nektarı vardı. Koltukları birbirinden uzaktaydı, sonuçta on kilometrelik bir alanda herkesin oturması için fazlasıyla yer vardı; ancak hepsi mükemmel görüşlere sahip olduğu için bu durum bir sıkıntı yaratmıyordu.

 

“Efendim, başladı.” Su Youji alelacele aşağıya işaret etti.

 

“Evet.” Ning başını salladı.

 

 Ana müzayede platformuna mucizevi çiçek cübbelere bürünmüş üç Kaos Ölümsüzü çıktı. Liderleri adeta cildi buzdan kazınmış gibi duran bir kadındı ve bu kadının gözleri çeliği andıran bir gümüş rengindeydi. Gümüş saçlı kadın ortada durdu, diğer iki kadın ise sağında ve solundaydı.

 

“Hoş geldiniz, değerli misafirler. Müzayedeyi sizlere ben sunacağım.” Gümüş gözlü kadının yüzünde bir gülümseme vardı. “Sanıyorum ki bunca zamandır beklemekten yoruldunuz, bu yüzden sizi daha fazla oyalamayacağım. Müzayede başlasın! Müzayede kurallarımız çok basit. Her hazinenin belli bir açılış fiyatı mevcut ve yapılacak her teklif en azından önceki teklifin bir küp üstünde olmalı.”

 

“Tamam. İlk eşyayı getirin.”

 

Gümüş kadın, kristalimsi elini salladı. Aniden, kurumuş bir ahşap parşömen ellerinde belirdi ve ardından havada süzülmeye başladı. Otuz metre yüksekliğe çıktığı için herkes görebiliyordu.

 

“Bu gördüğünüz şey bir Ruhrehber Odunu parçasıdır.” Gümüş gözlü kadın gülümsedi. “Ruhrehber Odunu. Yakıldığında, tamamen ateş alır ve bir çeşit dumana dönüşür. Eğer bu dumanın tamamını içinize çekerseniz bin yıllık bir uykuya dalarsınız. Birtakım tecrübelerden dolayı kalbine gölgeler düşmüş olan gelişimciler, bu uyku sayesinde gölgelerin zayıfladığını ve artık onlara bir tehdit arz etmediğini görecektir.”

 

“Ruhrehber Odunu'nun açılış fiyatı on iki küp Kaos Nektarı’dır. Müzayede başlasın!”

 

“On beş küp!” Teklifi veren ilk kişi gözleri arzuyla dolu olan bir Üstün Tanrı'ydı.

 

“On altı küp.” Gri cübbeli Kaos Ölümsüzü'nden ikinci teklif geldi. Üstün Tanrı hemen dişlerini çaresizce sıktı. Direkt on beş küplük bir teklif vermişti, çünkü diğerlerini korkutmak istiyordu… Ancak ne yazık ki herkes Ruhrehber Odunu'nun değerini biliyordu. Üstün Tanrılar bir Dünya Seviye üstada karşı yapılacak teklif savaşını nasıl kazanabilirlerdi ki?”

 

“On yedi küp.”

 

“On sekiz.”

 

Ning biraz şaşırmıştı. “İlk hazinenin bu kadar değerli olacağını düşünmemiştim.”

 

Gelişimciler bazı sıkıntılar yaşadıklarında, arada sırada bu sıkıntılar kalplerine gölge düşürüyordu. Bu gölgenin şeytankalp laneti kadar güçlü olabildiği zamanlar bile vardı. Doğal olarak böyle bir gölge, kişinin mantık yapısını zamanla bozuyordu. Kişi bunu bastırabilse de Tao'ya dair yaptığı meditasyonlarda gerçek bir “huzur” haline geçemiyor, bu yüzden güçlenmekte zorluklar yaşıyordu; lakin Ruhrehber Odunu gelişimciyi bin yıllık bir uykuya gönderiyordu. Uyandıktan sonra, gelişimci adeta kalbindeki gölgenin uzun, upuzun yıllar önce yaşanmış bir mesele olduğunu sanıyordu. Hatta o sıkıntıya sebep olan şeyi net bir şekilde hatırlaması bile pek olası değildi.

 

Uzun lafın kısası, bu mucizevi bir hazineydi. Değeri genelde Tao Silahları’na denkti, ama yine de inanılmazdı. Normalde, kişi bu hazineyi Görkemli Saray'dan almak isterse, Görkemli Saray o hazinenin yerini söylemek için bile kişiden ciddi miktarda bir para talep ediyordu. En azından elli küp ödemek gerekiyordu!

 

Lakin müzayededeki açılış fiyatları daha düşüktü. Zaten Taolordları'nın bile buraya gelmesinin sebebi buydu. Ucuz bir şeyler alıp alamayacaklarına bakıyorlardı.

 

“Otuz iki küp. Var mı artıran?” Gümüş gözlü kadın etrafındaki gelişimcilere baktı. “Artıran yoksa…” Konuştuğu sırada, Ruhrehber Odunu yavaş yavaş aşağıya inmeye başladı. Eline indiğinde bu hazine için yapılan açık artırma sonlanacaktı.

 

Ruhrehber Odunu kadının ellerine indi.

 

“Pekâlâ. Ruhrehber Odunu otuz iki küpten satıldı.” Gümüş gözlü kadın konuştu. Arkasındaki kadın hemen öne çıktı, Ruhrehber Odunu'nu aldı ve platformdan çıktı. Son teklifi veren Üstün Tanrı'ya doğru yöneldi.

 

Ruhrehber Odunu çoğu Üstün Tanrı'nın ve Atasal Ölümsüz'ün inanılmaz derecede ihtiyaç duyduğu bir hazineydi.

 

Genelde, kişi Tao'ya dair ne kadar fazla öngörüye sahipse kalpleri de bir o kadar güçlü oluyordu. Dünya Seviye üstatların şeytankalpten etkilenmeleri nadirdi ve bir sıkıntı yaşasalar da bunu Ruhrehber Odunu'yla çözemezlerdi. Eğer gerçekten Ruhrehber Odunu almak isterlerse, bunu direkt elli küpten istedikleri yerden alabilirlerdi. Şu anda fiyat daha ucuz olduğu için asıl harekete geçenler Üstün Tanrılar ve Atasal Ölümsüzler'di.

 

Dünya seviye üstatların çoğu sadece izliyordu. Henüz teklif zamanı değildi.

 

Ning de üçüncü kattan yaşananları izliyordu. Bu müzayede için bir hayli hazine satmıştı; zira nadir, güçlü eşyaları bekliyordu!

 

…..

 







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 23119 Üye Sayısı
  • 828 Seri Sayısı
  • 41793 Bölüm Sayısı


creator
manga tr