Bölüm 56: Beşinci Efendi

avatar
906 43

Desolate Era - Bölüm 56: Beşinci Efendi



Bölüm 56:  Beşinci Efendi

 

Binlerce büyülü hazine ışık hüzmelerine dönüşerek ilerliyordu. Adeta binlerce Xiantian Ki Arıtıcıları birleşerek bir saldırı yapmaya koyulmuştu! Lakin buna rağmen meseleyi yöneten Ji Ning’den başkası değildi. Eğer Ning “ilahi irade” seviyesine ulaşmayı başaramasaydı, bu kadar hazineyi de kontrol etmesi mümkün olmayacaktı.

 

Ayrıca Ning Habistanrı Vücut Geliştirme ustası olarak bu denli bir yenilenme hızına sahip olmasaydı, sahip olduğu Ki’yi de yönlendirmeyi başaramayacaktı durumun tek kötü yanı vücudundaki meridyenlerin ve damarların tamamen yok olmasıydı…

 

Swish…

 

Siyah kürklü, kambur yaratık ne hamleleri karşılamaya ne de olay yerinden kaçmaya çalışıyordu. Oracıkta kollarını iki yana açmış bir şekilde bekliyor…umut ediyordu…

 

Koridor binlerce silah sesiyle yankılanmaya başlamıştı.

 

Siyah kürklü yaratık adeta yıkılan bir dağı andırıyordu! Patlama seslerinin ardından yere yığılmıştı!

 

“Yaralamayı başardım mı?” Ning kalbindeki umut kırıntılarıyla meseleye bir bakış attı.

 

 O esnada, vücudu titriyor, meridyenleri ve damarları parçalanıyordu. Vücudunda Xiantian Ki’si namına tek bir eser bile kalmamıştı.

 

“Yaralamış olmam lazım…” Ning umut dolu gözleriyle bakıyordu. Uzakta, yere yığılan siyah kürklü yaratık ayağa kalkmış ve göğsüne bir bakış atmıştı. Göğsündeki siyah kürk ortadan ikiye ayrıldığı için ortaya kırmızı et parçaları ve yeşil renk kan damlaları çıkmıştı. Yaradan sızan ince kan çizgisi hemencecik durmuş ve yara çabucak iyileşmişti.

 

Ning anında başını çevirip yaratığın göğsündeki yeşil kan izine bir bakış attı.

 

Başarı!

 

Başarmıştı!

 

Hayatta kalacaktı!

 

“Baba, anne. Hayatta kalacağım.” Ning’in Habistanrı’ya benzer vücudu tam gaz iyileşiyordu. Her ne kadar o an için hareket edemiyor olsa da genç adam yaşadığı acıyı unutmuş ve bu testi geçtiği için akılalmaz bir mutluluk yaşamaya başlamıştı.

 

“Yaraladın. Beni yaraladın.” Uzakta duran siyah kürklü yaratık ilk önce şaşkına dönmüş, ardından başını kaldırarak vahşi, kahramanca bir kükreme savurmuştu: “Aoooooooooooooooooooo!!!”

 

 Kahramanca kükreme adeta yaratığın yaşadığı sonsuz acı, hüzün ve yalnızlığın açığa çıkmasını andırıyordu.

 

 Ning zar zor da olsa oturmayı başarmıştı. Yaratığa baktığında…duyduğu hüzün ve yalnızlık dolu kükremenin etkisiyle kalbinde garip bir acı belirmişti.

 

 Geçen uzun zamanın ardından, kükreme durmuştu.

Siyah kürklü yaratık da ayağa kalkıp Ning’e bir bakış attı. Ağır sesiyle dedi: “Teşekkürler, yeni efendim! Çabuk, bu ölümsüz malikanesini bağla. Tekrar karşılaşacağız.”

 

Hua!

 

Hemen ardından yaratık ortadan kaybolmuştu.

 

—————————–

 

Ning iyileştiğinden ayağa kalkmayı başardı. Daha önce aldığı meridyen zararı ve parçalanan damarları çoktan iyileşmişti. Yere yığılan büyülü hazineleri depo tipi hazinesine toplamaya başlamıştı.

 

“Nihayetinde, bu seviyesiz büyülü hazineleri kullanarak testi geçeceğimi düşünmemiştim.” Ning uzun, derin bir iç çekti. Binlerce hazineyi kontrol edebilme tek bir saldırıya dönüştürebilme yeteneğine sahip olan bir Xiantian Habistanrı Vücut Geliştirme ustası…daha önce böyle bir şeyi ne duymuş ne de görmüştü…

 

Tabii bunun sebebi böylesine bir saldırıyı yalnızca Ning gibi ucubece yeteneğe sahip bir kişinin yapabiliyor olmasıydı. Xiantian seviyesinde olmasına rağmen ruhu çoktan “ilahi irade” seviyesine ulaşmıştı.

 

Ning bebeklikten beri [Nuwa’nın Resmi]’ni kullanarak Hayal Tekniği’ne çalışıyordu. [Nuwa’nın Resmi] Cennet Alemi ve Yeraltı Alemi’nde bile eşine nadir rastlanan bir Hayal Tekniği’ydi…üstelik, Ji Klanı’ndakiler daha önce “Hayal Tekniği” diye bir kavramı bile duymamışlardı. Aslen, Ning devasa Büyük Xia Hanedanlığı’nda bulunan hayal tekniklerinin bile [Nuwa’nın Resmi]’yle boy ölçüşebilecek seviyede olduklarına inanmıyordu.

 

“Başarı.”

 

“Başarıyla bu testi tamamladım.” Ning etrafına bir bakış attı. Yere yığılmış cesetleri ve iskeletleri görünce daha da duygulanmıştı: “Ölenler iskeletlere dönüşüyor…ve hayatta kalan da…siyah kürklü yaratığın söylediklerine göre yeni efendi oluyor.”

 

Ning’in ilerlemek için acelesi yoktu. Tam aksine, bağdaş kurup dinlenmeye başlamıştı.

 

Vücudundaki Xiantian Ki’sinin tamamen yenilenmesi genç adamın bir gününü aldı. Yalnızca bu vakit Ning ayağa kalkıp ilerlemeye başlamıştı. Dönen koridorlarda ilerleyen genç adam hızlı hareket ediyor sayılmazdı. Bunun yerine yavaş yavaş, inceleyerek ilerliyordu.

 

Uzun bir zamanın ardından……

 

“Um?” Ning ona çok uzak olmayan bir çıkışla karşılaşmıştı. Çıkışın öte yanında bir sütun seçiliyordu.

 

“Geldim mi?” Ning çabucak çıkışa yürümüş ve mekâna ulaştığında soğuk bir nefes çekmişti. Karşısında duran mekân kesinkes binlerce metre yüksekliğe sahip bir saraya aitti. Bu sarayın heybetini göz önünde bulunduran genç adam, daha önce geçtiği üç yüz metrelik koridorların aslında ne kadar da küçük olduklarını anlamıştı.

 

Sarayın ön tarafında, devasa bir ibadet minderi bulunuyordu. Minder an azından üç yüz metre çapa sahipti.

 

Sarayın arka tarafındaysa….

Yüzlerce ibadet minderleri görülebiliyordu.

 

“Bu ne büyük bir ibadet minderi böyle…” Ning’in aklında bir sürü soru belirmişti: “Bu kadar devasa bir ibadet minderine…ne tür bir dev oturuyordu kim bilir? Ayrıca zamanında bu akılalmaz devin karşı tarafında da yüzlerce küçük dev oturuyordu muhtemelen.

 

“Ölümsüz Juhua’nın ölümsüz malikanesi mi?” Ning başını iki yana salladı.

 

Eğer Ölümsüz şahıs bir insansa, doğal olarak vücut boyutları da bir insanınkiyle eşit olacaktı.

 

“Hiç mantıklı değil.” Ning çabucak yürümüş ve sarayı incelemeye başlamıştı. Saray genel bağlamda sade ve eski görünüyordu. Yüzlerce ibadet minderinin yanı sıra mekâna başka bir dekorasyon yapılmamıştı. Sade ve düz görünen binlerce taş sütun sarayı destekliyordu ve saray iki tarafında da bazıları yüzlerce metre, bazıları da binlerce metre yüksekliğinde olan koridorlar bulunuyordu.

 

Üç bin metre yüksekliğe sahip üç koridor varken, üç yüz metre yüksekliğe sahip yalnızca iki koridor bulunuyordu.

 

“Giremiyor muyum?” Ning koridorların hiçbirine giremediğini fark etmişti. Hatta, geldiği koridora bile geri dönemiyordu. Garip bir görünmez bariyer ona engel oluyordu.

 

“Saray kapısı!” Ning başın çevirip heybetli duran saray kapısına bir bakış attı. Saray kapısının dışında…sisle kaplı geniş bir alan duruyordu.

 

Ning oracıkta, bu devasa sarayın orta yerinde dikiliyordu. Saraya kıyasla kendisi bir karıncadan farksızdı. Ardından birer birer ibadet minderlerine oturmaya başlamıştı. Boyu bir metre yetmiş santim olsa da oturduğu ibadet minderi üç yüz metre uzunluğundaydı. Görüntü gerçekten enteresandı.

 

“Çok rahat.”

 

İbadet minderinde oturan Ning zihninin daha da uyanıklaştığını ve düşüncelerin daha da açık ve net bir hale geldiğini hissediyordu.

 

“Çok garip. Üç testi geçerek bu saray salonuna geldiğime şüphe yok lakin şu anda hiçbir koridora giremiyorum. Resmen burada kilitli kalmış durumdayım.” Ning kendi kendine konuştu: “Sualtı Malikanesi’nin asıl efendisi geçtiğim üç testi bırakmıştı lakin insan testleri geçen varise de birkaç hazırlık yapar, değil mi yahu?”

 

Örneğin, siyah kürklü yaratık onun önüne ışınlanmış ve tekrar kaybolmuştu.

 

Kendisi de buraya ışınlanmıştı…açıkça görüldüğü üzere bu Sualtı Malikanesi’ni kontrol eden birileri olmalıydı.

 

—————————

 

Tam o esnada, Ning ibadet minderinde oturmuş çeşit çeşit düşüncelerle boğuşuyorken, aniden üç bin metre yüksekliğindeki koridorlardan birinde garip görünen siyah bir boğa belirmişti.

 

Meseleyi hisseden Ning başını çevirip bir bakış attı. Gördüğü manzarada ona doğru gelen metrelerce büyüklükteki boğayla karşılaşmıştı. Yaşlı boğa merak ve hayat dolu gözleriyle adeta Ning’i dikkatle inceliyordu.

 

“Üstat, kim olduğunuzu sorabilir miyim acaba?” diye konuştu Ning.

 

Büyük ihtimalle bu Sualtı Malikanesi’nde yer alan bütün yaratıklar olağanüstü canlılardı.

 

“Ben mi?” Yaşlı boğa başını iki yana salladı: “Bana ‘üstat’ demene gerek yok. Zaten büyülü hazine ruhundan başka hiçbir şey değilim.”

 

“Büyülü hazine ruhu mu?” Ning şaşkına dönmüştü: “Büyülü hazinelerin ruhları mı var yani?”

 

Daha önce böyle bir şey görmemişti.

 

“Ben, zamanında Ölümsüz Juhua’nın sürekli yanında tuttuğu büyülü hazineyim.” Yaşlı boğa iç çekti: “Evlat, fazla kafa yormana gerek yok. Gerçek vücudumu buraya getirmiş olsam bile, gücünü düşünürsek beni bağlamana imkân yok.”

 

Ning başıyla onayladı. Meseleyi kavramıştı. Xiantian yaşam formu olarak yalnızca seviyesiz hazineleri bağlayabilecek güce sahipti. Seviyeli hazineler bile üst seviye alt seviye olarak ayrılıyordu. Büyülü hazinenin gücü arttıkça, bağlanması da bir o kadar zorlaşıyordu!

 

 “Acaba Ölümsüz Malikanesi’nin efendisi şu an ne yapıyor?” Ning hemen sordu.

 

“Öldü. Hepsi öldü.” Yaşlı boğa başını iki yana salladı: “Kaç yıl önce öldüklerini hatırlamıyorum bile.”

 

 Ning başını öne doğru salladı. Bunu daha önce de tahmin etmişti.

 

“Uzun zaman geçti, çok uzun zaman geçti…Bu yavaş geçen sayısız yılda, birçok Xiantian Habistanrı Vücut Geliştirmecisi’ne ve Zifu Öğrencileri’ne ışınlandım.” Yaşlı boğa iç çekti: “Ne yazık ki, içlerinden biri bile başarılı olamadı. En fazla üçüncü teste kadar gelip oracıkta hayatlarını kaybetmişlerdi. Senin gibi geniş bir ilahi güce sahip olmayan birinin başaracağını düşünmemiştim. Evlat, buna mucize desek yanılmış olmayız.”

 

“Özellikle de üçüncü testte…”

 

“Ruhun ciddi ciddi öyle bir seviyeye ulaşmış. Yine de kullandığın teknik pratikte mantıklı sayılmaz.” Yaşlı boğa küçümseyici bir ses tonuyla konuşuyordu. “Binlerce büyülü hazineyi tek bir noktaya odakladın…Rakibin sağa bir adım atsaydı, tekrar onca hazineyi kontrol edip yön değiştirmelerini sağlamak zorunda kalacaktın…rakibine hasar verebilmen mümkün değildi.”

 

Ning başını öne salladı: “Haklısın.”

 

“Lakin, karşına çıkan golem yıllardır yalnızlık içerisinde yaşadığı için hamleni direkt karşıladı.” Yaşlı boğa konuştu: “Böylece sen de başarmış oldun.”

 

“Golem mi?” Ning şaşırmıştı: “O yaratık bir golem miydi yani?”

 

Daha önce golemleri görmüştü. Kılıçla pratik yaptığı zamanlarda, babası ona antrenman yapması için bir golem hazırlamıştı lakin demin karşılaştığı siyah kürklü yaratığın…kanı, eti ve hatta konuşma yetisi bile vardı. “O nasıl bir golemdi öyle?” diye kendi kendine düşündü Ning.

 

“Evlat, ne biliyorsun ki? Golemlerin birçok çeşidi vardır. Daha demin gördüğün goleme zamanında bir ruh ekilmişti.” Yaşlı boğa konuştu: “Ruh ekildikten sonra golem bilinç kazanmayı bırak ‘Dünya’yla Bir’ seviyesine bile ulaşmayı başardı. Doğal olarak gücü birkaç kat artış yaşamıştı.”

Ning meseleyi o an anlamıştı.

 

“Golemin içinde ekilen ruh sonsuza dek reenkarne olma imkânı bulamayacağı için sayısız yıl boyunca işkence çekmişti.” Yaşlı boğa konuştu: “Lakin, senin de kavrayış seviyen düşük sayılmaz. Daha önce uyguladığım nilüfer çiçeği vücudundaki İlahi Güneş Dövmesi ve İlahi Ay Dövmesi’ne dayanıyor. Böylesine iki ilahi dövmeye sahip olduğuna göre, Habistanrı Çağı’nın en güçlü Habistanrı Vücut Geliştirme Tekniği’nde, [Dokuz Gökler’in Parlakızıl Diyagramı]’nda çalışıyor olmalısın. İlahi gücünün derinliğine bakarsak, daha sadece dördüncü seviyedeymişsin gibi görünüyor!”

 

Ning hemen konuştu: “Üstat, gayet doğru söylediniz.”

 

“[Dokuz Gökler’in Parlakızıl Diyagramı] oldukça güçlü bir tekniktir.” Yaşlı boğa iç çekti: “Xiantian’a adım atmayı başarmış olmana rağmen daha dördüncü seviyedesin. Muhtemelen daha geçenlerde bu seviyeye adım atmışsındır. Ayrıca on yaşında falan olduğunu düşünüyorum.’

 

“On bir.” Ning saklamaya çalışmadı.

 

“[Dokuz Gökler’in Parlakızıl Diyagramı]’nı kullanarak Xiantian’a adım atmayı başaran on bir yaşındaki bir çocuk…Ayrıca kılıç oyununda da Tao’nun Gerçek Manasını kavramaya başlamışsın.” Yaşlı boğa başını iki yana salladı: “Büyük Xia Hanedanlığı’nın bile yanına alıp geliştirmek için tonlarca çaba harcayamaya istekli olacağı senin gibi bir çocuğu Ölümsüz Juhua’nın himayesine vermek istemelerine imkan yok.”

 

Ning kaşlarını kaldırdı.

 

“Aslında, altıncı seviyeye ulaşsaydın, ilahi gücünü ve ‘Tao’nun Gerçek Manası”nı kavramaya başlamış olmanı göz önünde bulundurursak, üçüncü testi kolayca geçebilirdin lakin bunun yanında, daha önce uyguladığın yöntemle testi geçmen de etkileyiciydi. Ruhun güçlü ve kavrayış yeteneğin de oldukça yüksek. Geleceğin parlak evlat.” Yaşlı boğa iç çekti: “Seni tebrik etmem gerekiyor. Bu sarayın beşinci efendisi olmaya hak kazandın.”

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21965 Üye Sayısı
  • 838 Seri Sayısı
  • 40717 Bölüm Sayısı


creator
manga tr