Bölüm 739: Barbar Vadisi, Yedi Renkli Şehir'in Ölüm Kalımı (1)

avatar
935 7

Charm of the Soul Pets - Bölüm 739: Barbar Vadisi, Yedi Renkli Şehir'in Ölüm Kalımı (1)


Çevirmen: Çıngıraklı

Editör: Mariposa



739. Bölüm: Barbar Vadisi, Yedi Renkli Şehir'in Ölüm Kalımı (1)

 

Yamaçta, güneşin tadını rahatça çıkaran leoparlar kafa karışıklığı içinde başlarını kaldırıp yavaş yavaş kendi topraklarına doğru ilerleyen Şeytan Ağacı Askeri'ne baktı.

 

Bu leoparlar barışa alışmış gibi görünüyordu, bunun bir istila olduğunu fark etmiyorlardı. Aksine, yavaşça ayağa kalkıp bakışlarını Şeytan Ağacı Askeri'ne yönelttiler.

 

Leoparlar, sayısız ölüm kökünün yavaş yavaş yeraltına doğru uzandığından haberdar değildi!

 

“Ao!!!!!!!!!!”

 

Şeytan Ağacı Askeri aniden başını kaldırdı ve tüm yamaç boyunca kana susamış bir kükreme çıkardı!

 

Şeytan Ağacı Askeri'nin gözleri kan kırmızısıydı. Yere kurduğu Doğal Kan Ağacı hemen yüzeye çıktı ve en az yüz leoparı anında kökleriyle yakaladı!

 

Yüz leopar daha tepki veremeden büyük bir güç tarafından Şeytan Ağacı Askeri'nin bulunduğu yere doğru çekildi.

 

"Pu!!!!!!!! Pu!!!!!!!!!!!!!!!!!! Pu!!!!!!!!!!!!!!!!!”

 

Yüz kök toprağı delip aniden kopan çelik kirişler gibi huzura son verdi!

 

Şeytan Ağacı Askeri, Doğal Kan Ağacı'nı kontrol edip yüz kökün hepsini aynı anda çekti!

 

Yüz leopar yerden havalanıp çabucak Şeytan Ağacı Askeri'nin bulunduğu yerde toplandı!

 

Chu Qian, Chu Lang ve Chu He başını kaldırdı. Büyük bir grup leoparın geldiğini görünce, kısa bir süre duraksadıktan hemen sonra ruh hayvanlarını çağırdılar.

 

İki öğretmen de tereddüt etmeye cüret edemedi ve yüksek seviye hükümdar sınıfı ruh hayvanlarına saldırmalarını söyledi.

 

Aynı zamanda, yüz leoparı kendine doğru çeken Şeytan Ağacı Askeri de göğsünden ahşap dikenler gibi mızraklar çıkardı!

 

Bu doğal ahşap mızrakların hepsi bir metre uzunluğundaydı ve uçları koyu kırmızıydı. Şeytan Ağacı Askeri'nin elini savurmasıyla on tane ahşap mızrak endişe verici bir hızda uçtu!

 

Doğal ahşap mızrakların büyük bir delici gücü vardı. Her mızrak, beraberinde keskin bir ıslık sesi çıkaran büyük bir rüzgar getiriyordu.

 

"Pu!!!!!!!!!!!!!Pu!!!!!!!!!!!!!!!!!Pu!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!”

 

Doğal ahşap uçup anında havadaki bür sürü leoparı deldi ve kanlarını dört bir yana saçtı!

 

On tane mızrak sadece on leoparı öldürmekle kalmamış, ayrıca onları delip diğerlerine de gitmişlerdi!

 

“Ao!!!!!!!!!” Şeytan Ağacı Askeri tekrar uludu.

 

Hemen, başka bir mızrak dalgası havaya uçup onları deldi!

 

"Pu!!!! Pu!!!! Pu!!!! Pu!!!!!!!!!!”

 

Mızraklar daha çok leopar türünü delip acı dolu çığlıklar atmalarına sebep oldu.

 

Şeytan Ağacı Askeri yalnızca üç saniyede yedi mızrak dalgası gönderdi.

 

 “Beng~~~~~Beng~~~~~Beng~~~~~~~”

 

Leopar cesetleri havada uçuştu. Şeytan Ağacı Askeri'nin önüne inen yüz Leoparın hiçbiri hayatta kalmadı ve akan kanları çabucak bir dumana dönüştü...

 

Chu Mu'nun arkasındakiler çoktan kendi ruh hayvanlarını çağırmış ve düşmanlarını öldürmeye hazırlanmıştı fakat hepsinin öldüğünü görünce şaşkına döndüler.

 

”Bunlar... Bunların hepsi yüksek seviye savaşçı sınıfı olmalı..." Chu Lang alçak bir sesle konuştu.

 

Hükümdar sınıfından önce sınıf atlamak o kadar zor değildi. Yüksek seviye savaşçı sınıfı ve komutan sınıfı çok yakındı. Birkaç normal saldırı yüz kadar leoparı öldürebiliyordu ve bu öldürme oranı yalnızca imparator sınıflarının yapabileceği bir şeydi!

 

Şeytan Ağacı Askeri'nin köklerini çekmesi ve mızraklarını kullanması çok düşük düzey tekniklerdi. Üst kademe hükümdar sınıfı için gerçekten normal saldırılardı, peki bir teknik kullanılırsa ne kadar korkunç olurdu!

 

"Houhouhouhou!!!!!!!!!!”

 

"Houhouhouhou!!!!!!!!!!!!”

 

Dağlarda aniden bir kükreme duyuldu.

 

Tümseklerde daha fazla derin sarı gözleri belirdi ve yıldızlar gibi etrafı aydınlattılar!

 

Mağaralarda, vahşi görünümlü bir kara leopar sürünerek hızla yamacın tepesine sıçradı.

 

Mağaraların içindeki kara leopar türleri inanılmaz sayıdaydı. Birbiri ardına deliklerden çıktılar. Kısa sürede, tüm yamaçlar ve duvarlar sarı gözlerle doluverdi!

 

Leopar türlerinin miktarı zaten saymakla bitmezdi fakat bu kadar çok organizma tarafından izlenme hissi gerçekten insanı tir tir titretiyordu!

 

“Komutan sınıflarına öncelik vereceğim, siz zayıfları halledin." dedi Chu Mu.

 

Geri kalanların iyi bir ifadesi yoktu ama hepsi başını sallayıp hızla diğer ruh hayvanlarını çağırdı.

 

Chu Qian ve iki öğretmen dört kontrol, Chu Lang ile Chu He üç kontrole sahip olduğundan toplamda 18 ruh hayvanları vardı.

 

"Houhouhouhou!!!!!!!!!!!”

 

Birkaç yüz leopar koşunca vadide siyah bir heyelan gerçekleşmiş gibi göründü!

 

Şeytan Ağacı Askeri'nin gözleri öne doğru adım atarken parlak kırmızıya dönüştü ve yavaşça köklerini ileri sürüp doğrudan önceki leopar türlerinin üstünden geçti.

 

"Doğal ağaç kökleri!!” Chu Mu emretti!

 

Şeytan Ağacı Askeri'nin iki kalın kolu aniden heyelana benzeyen leopar ordusuna doğru atıldı.

 

Doğal Kan Odunu direkt olarak içlerine dalıp en az 20 leoparı öldürdü!

 

"Doğal ağaç kırbacı!” Chu Mu ardından bir teknik daha kullandı!

 

Doğal ağaç dalı uçtuktan sonra geri çekilmedi. Önce, sertten yumuşağa geçip kenarlara doğru savrulan dallar gibi iki devasa pitona dönüştü.

 

“Pa~~~~~~~~”

 

“Pa~~~~~~~~~~~~~”

 

İki dal etrafta uçuştu. Yüzlerce siyah leoparın yarattığı heyelan birden bozulacakmış gibi göründü ve dallar leoparlara darbe indirip kemiklerini parçaladı ve kanlarını dört bir yana saçtı!

 

Leoparların hepsinin gruplar halinde bir kenara savrulduğunu görünce, Chu Mu'nun arkasındaki iki öğretmen ve üç adam yutkundu. Üst kademe hükümdar sınıfı cidden unvanını hak ediyordu ve çok görkemliydi!!

 

Chu Qian'ın üç adamı ve iki öğretmeni de arkada kalmaya cesaret edemedi. Elementel ruh hayvanlarının hepsi büyük leopar ordusunu saldırdı. Rüzgar, yıldırım, ateş ve buz, bu dört yıkıcı element tekniğinin hepsi oradaydı. Teknik ardına teknik uçunca başka bir leopar türü grubu daha tahtalı köyü boyladı.

 

    ...

 

“Longlonglonglong~~~~~~~”

 

“Houhouhou~~~~~~”

 

“Beng~~~~~~~”

 

Barbar Vadisi'nde, bir sürü ses birbirine karıştı. Vadi dışındaki Yedi Renkli Şehir sakinlerinin hepsi huzursuz solgun yüzlerle duruyordu.

 

Yedi Renkli Şehir'de otuz bin kişi vardı. Bu otuz binin yaklaşık 1000'i savaşabilirdi fakat hizmetkar sınıfıyla sınırlıydılar çünkü ruh hayvanları olsa bile yalnızca seyahat amaçlıydı.

 

Böylesi büyük bir grubun yasaklı bölgenin sınırlarında ortaya çıkmasıyla kimse sakin kalamazdı, özellikle de Barbar Vadisi'nden kükremeler ve şiddetli sesler duyduktan sonra.

 

Chu klanında toplam 500 kişi vardı. Bunların yarısı herhangi bir dövüş gücü olmayan aile üyeleriydi. Yaklaşık 200 kişide savaşçı sınıfı ve 30 civarında kişideyse komutan sınıfı güç vardı. Bunlar çoğunlukla Chu Ailesi tarafından yetiştirilen ruh hayvanı eğitmenleriydi fakat soyadları yine de  Chu'ydu. Ancak, sadakatleri oldukça sağlamdı. Onların üstündeyse Chu Tianheng, Chu Tianlin ve Chu Mu'nun amcalarının neslinden birkaç sahte hükümdar sınıfı bulunuyordu.

 

Güçleri son birkaç yıldır sürekli gelişiyordu. Özellikle, Chu Tianheng'in gücünün artmasına neden olan bir mucize vardı. Yedi Renkli Şehir kaynaklarının bol olduğu gerçeği gözler önüne serildiğinde, tüm güçleri büyüdü. Chu Ailesi'nin gücü Gangluo Şehri'nde olduğundan çok daha yüksekti.

 

200 savaşçı sınıfı Chu Ailesi üyesi 30.000 kişilik ekibin çevresinde eşit olarak dağılmıştı. Otuz ana üye daha da ayrık duruyordu. Herhangi bir acil durum olduğunda zamanında tepki verebileceklerdi.

 

Çekirdek üyeler ve Büyük Chu Ailesi'nin kıdemlileri en önde ve en arkadaydı.

 

Chu Tianheng'in bu şekilde ayrılmasının sebebi, klan saldırıya uğradığında Chu Ailesi'nin Yedi Renkli Şehir vatandaşlarını ölümüne koruyacak olmasıydı.

 

Tabii ki, Chu Ailesi üyeleri, bu on bin kişinin hayatının bitip bitmeyeceğinin Chu Mu'ya bağlı olacağını biliyordu. Bu yasaklı bölgenin sınırlarında Chu Ailesi'nin üyeleri inanılmaz derecede zayıftı. Herhangi bir klan onları çökertebilirdi.

 

    ...

 

"Klan lideri, işimiz bitti!” Chu Ailesi üyelerinden biri solgun bir yüzle Chu Tianheng'in yanına koştu ve umutsuzlukla konuştu.

 

"Sakinleş ve yavaşça konuş." Chu Tianheng'in kalbi sıkıştı fakat duyduğu cümle karşısında paniklemedi.

 

"Leopar türü kabilesi bizi fark etti ve Barbar Vadisi'nden geliyor. İki saat içinde buraya ulaşacaklar.” dedi Chu Ailesi'nin ana üyesi.

 

"Tianlin, vadiye git ve Chu Mu'ya haberleri ilet.” Chu Tainheng söyledi.

 

Chu Tianlin başını salladı ve hemen Mo Ye canavarını yamaçlara doğru sürdü.

 

"Klan lideri, çabuk bir karar verin. Şu anda vadiye yarı yarıya girdik ve arkamızda sadece bir çıkış var. Bir zamanlar leopar tür öldürme, vadiye dışında gelip, nereye gitmek zorundayız. Bu iki saat içinde dokuzuncu sınıf klanını temizlemelerinin imkanı yok.” Üyeler paniklemeye başladı.

 

"İleri git ve biraz daha etrafı kolaçan et. Haberlerin sızmasına izin verme. Bunların hepsi normal insanlar olduğundan leoparların geldiğini öğrenirlerse kaosa kapılırlar. Bu da daha fazla insanın düzensizlik yüzünden hayatını kaybetmesine sebep olur.” dedi Chu Tianheng.

 

“Ama…”

 

"Zamanını boşa harcama, tek şansın vadiye girmek!" Chu Tianheng yüksek sesle söyledi.

 

"Hm, gidip ileriyi kolaçan edeceğim."

 

Adam ayrıldıktan sonra Chu Tianheng'in gözleri yavaşça karmaşık bir hal aldı ve Işık Gergedanı'nı sürmeye devam etti.

 

Etrafındaki on binlerce kişiye baktı. Hepsi sert yüzler takınıyor olsa da, bu iki saatlik sürede ölüm ve yaşam arasındaki çizgide seyir ediyor olacaklarını bilmiyorlardı.

 

"Tianheng, kendine fazla baskı yapma. Kaçıncı sınıf şehir olursa olsun sen iyi bir Şehir Efendisi'sin." Yaşlı Chu Ming yavaşça Chu Tianheng'in omzuna vurup alçak sesle konuştu.

 

"Baba, hayatımın yarısını boşa harcadım ve sadece bu ikinci yarıda daha iyi hale geldim. Yedi Renkli Şehir'in Şehir Efendisi olduktan sonra onları terk etmeyi hiç düşünmedim. Yedi Renkli Şehir bize herhangi bir fayda sağlayabileceği için değil ama bu Yedi Renkli Şehir, gençken hissettiğim kanımın kaynamasını bana tekrar hissettirdiği için. Yirmi yıllık gerçekliğin gözümün önüne konmasıyla neredeyse Şehir Efendisi olmak için atalarıma verdiğim yemini unuttuğumu fark ettim. Şimdi tekrar olunca Yedi Renkli Şehir'de yeni bir umut keşfettim. Hepsinin bu felaket yüzünden kaybolmasını istemiyorum, gerçekten istemiyorum..." Chu Tianheng karmaşık duygularla konuştu.

 

”Anlıyorum..." Chu Ming hafiften iç çekti.

 

Yalnızca o bir baba olarak asla gülmeyen, sert oğlunun gerçekten duygularını anlayabilirdi.

 

    ...










Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 20724 Üye Sayısı
  • 811 Seri Sayısı
  • 40086 Bölüm Sayısı


creator
manga tr