"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Against The God - Bölüm 587


Bölüm 587: Dehşet Verici Çıkarım



Her ne kadar bu küçük bir sarkaç gibi gözükse de Mu Yubai ve diğerlerinin tepkisinden onun ne kadar değerli ve güçlü olduğu anlaşılabiliyordu. Mu Feiyan üç oğlunun tepkisini görmezden gelip yüzündeki gülümseme ile konuştu: "Bunun adı Mutlak Cennetin Donmuş Kristali ve bu Mu Klanımın kalıtsal hazinelerinden biri. Her ne kadar görünüş olarak sıradan gözükse de bir kriz ile karşılaştığında bunu kır. Ondan yayılan enerji anında katılaşarak altı saat boyunca kıyaslanamayacak kadar sert bir kristal buz bariyeri oluşturacaktır. Bu bariyerin içindeyken kimse sana zarar vermeyi bile düşünmemeli çünkü senin o korkutucu büyükbaban hala hayatta olsaydı bile bunu kırmayı başaramazdı."

 

"Normalde üç Mutlak Cennet Buz Kristali vardı ama şimdi sadece bir tane kaldı. Diğer ikisi benim atalarımın hayatını kurtarmak için kullanıldı." Mu Feiyan gururlu bir tonda konuştu.

 

Bu eşyanın oluşturduğu koruyucu bariyeri yüksek seviyeli bir Hükümdar bile kıramıyordu ve altı saat sürüyordu... Yun Che'nin kalbi sıçradı! Bu hakiki bir hayat kurtarıcı eşyaydı! Buna sahip olduğu sürece harcayabileceği fazladan bir hayatı vardı! Eğer ölüm kalım durumunda olursa, kimse yardıma gelmese bile onun şu anki fiziği ile birlikte altı saatlik sürede bu bariyerin içinde tamamen kendine gelip iyileşebilirdi.

 

Bu gerçekten reddedemeyeceği bir hazineydi!

 

Mu Yubai heyecanlanırken kekeledi: "Benim saygıdeğer babacığım, sen bu Mutlak Cennet Donmuş Kristali, benim en büyük oğluma... Vermeye hazırlandığını söylememiş miydin?!"

 

Bu sözleri söylediğinde Mu Yubai anında bundan pişman olmuştu... Gerçekten de, bu sözler konuşulduğunda Mu Feiyan'ın gözleri anında daralırken Mu Yubai'ye bakmıştı: "Oh, sen hala benimle torun meselesini konuşmaya cüret mi ediyorsun?! Benim lanet olası torunlarım nerede?! Nerede?! Bu yaşlı adamın yüz yıl önce yetiştirdiği donmuş kurdun bile onlarca evladı oldu ama siz üç işe yaramaz otlakçı hala bir osuruk bile üretemediniz! Bu yaşlı adam bunun yüzünden yüz yıldır o yaşlı moruk takımının önünde tüm yüzünü kaybetti! Benim canım torunum artık benim tüm haysiyetimi kurtardı yani ilk karşılaşmamızda ona hediye vermem hakkında ne itirazınız var?!"

 

Mu Yuqing ve Mu Yukong paniklemiş şekilde ellerini havaya attı: "Saygıdeğer baba, ağabeyimin demin konuştuğu sözlerle ilgimiz yok. Aslında Mutlak Cennetin Donmuş Kristalini ablamın oğluna vermek çok uygun! Bizim saygıdeğer babamız gerçekten bilge!!"

 

Mu Yubai'nin gözlerinin kenarı şiddetle seğirdi ve uzun süre bir şey demeye cüret etmedi. Babasının sadece düşünerek bile heyecanlandığı bir torunu aşırı arzuladığını biliyordu ve şimdi arzuladığı toruna sahip olduğundan kesinlikle onu fazlasıyla şımartacaktı... Ama onun torununu şımartma şekli ölçüsüzdü. Daha ilk günden göğsünde sakladığı tüm iyi şeyleri dışarı çıkarmıştı... Kıyaslandığında, en büyük oğlu olarak, konuşacak pozisyonu bile yoktu.

 

Ancak Yun Che'nin şöhretini düşününce babasının gösterdiği ilgi... Kabul edilmesi zor bir şey değildi.

 

Mu Yurou'nun Anka gözleri çoktan ince hilal aylar haline gelirken gülümseme tüm yüzünü kaplamıştı. O Mutlak Cennetin Donmuş Kristalinin ne kadar değerli olduğu konusunda aşırı neti ve Mu Feiyan ona verseydi dehşet içinde bunu reddederdi. Sonuçta,  Mu Ailesinin kalıtsal hazinelerinden biriydi. Ancak oğluna verildiğinden ve bu oğlunun başka bir hayat kurtarıcı hazine sahip olduğu anlamına geldiğinde en ufak bir red düşüncesi yoktu. Bunun yerine parlak bir şekilde gülüp konuştu: " Che'er, hadi büüykbabana teşekkür et."

 

"Çok teşekkürler, büyükbaba!" Doğal olarak Yun Che de bunu reddetmeyecekti, bu nedenle hemen bunu kabul etti. Aynı anda, kalbi minnettarlık ile attı... Mu Feiyan'ın tereddütsüz bir şekilde böyle değerli bir şeyi ona verdiğini biliyordu. Bugün o Dük Huai ve yedi Koruyucu aileyi gücendirmişti, onların nefretini ve öldürme arzusunu kazanmıştı. Dük Huai'nin tuttuğu güç ile Mu ve Yun aileleri bile onun zarar görmemesi konusunda garanti veremezdi... Bu nedenle bu eşya Yun Che tehlike karşısında kalsa bile yaşamasını sağlayabilirdi.... Altı saatlik mutlak koruma ile birlikte basit bir ses iletişimi ile yerini söylemesi onun yanına gidip tehlikeyi yok etmelerini sağlayabilirdi.

 

"Hahaha!" Mu Feiyan yüksek sesle kahkaha attı ve biraz bile acı içinde gözükmüyordu: "Sevdiğin sürece, bu yeterli. Biz bir aileyiz, bana teşekkür etmene gerek yok."

 

"Ancak..." Mu Feiyan'ın yüzü ciddileşti ve endişeli bir tonda konuştu: "Che'er, büyükbabanın söylemesi gereken bir şey var. Bugün sen cesur ve zekiydin. Yeteneğin ve karizman inkar edilemez. Yun Ailesinin prestijini canlandırmakla kalmayıp Küçük Şeytan İmparatoriçenin bile çaresiz olduğu Dük Huai'ye ezici bir mağlubiyet yaşattın. Ama Dük Huai'nin grubu seni hedef haline getirdi ve Helian Ailesi ile diğer ailelerin büyük ölçüde aşağılanmasına neden oldun. Her ne kadar bu aşırı rahatlatıcı hissettirse de yapmaman gereken bir şeydi."

 

Bugünkü olaylardan bahsettiğinde herkesin yüzü ciddileşti. Mu Feiyan devam etti: "O adam, Dük Huai, derinlemesine düşünen ve şaşırtıcı yeteneğe sahip birisidir. Topladığı güç devasa, hayal edebileceğinden çok daha fazla. Eğer öyle olmasaydı onun niyetlerinden haberdar olan Küçük Şeytan İmparatoriçe nasıl olur da onu ortaya çıkarmaz ve ayrım gözetmeksizin işleri halletmeyi denemezdi? Bugün ince düşünceli bir şekilde olmalıydın ama bunun yerine karşı tarafı tamamen kızdırdın. Şu anda, senden iliklerine kadar nefret ediyor olmalılar ve aynı zamanda seni öldürmek istiyorlardır. Açıkça sana karşı çıkacak kadar ileri gitmeyecek olsa da kesinlikle karanlıktan sayısız saldırı düzenleyecektir, *iç çekme*."

 

Mu Yubai bilgece başıyla onayladı: "Che'er, büyükbaban haklı. Her ne kadar bugün kendini harikalık ile kaplasan da büyük ölçüde tehlikeyi de kendine çektin."

 

Yun Che yavanca güldü ve cevapladı: "'Tolerans' kelimesinin üzerinde bir bıçak asılıdır. Sıradan kişilerin tolere edemediği şeyi sen edebilirsen dünya huzurlu olabilir ve herkesin üzerinde olan biri haline gelebilirsin... Bu sözler bana tıbbi yetenekleri öğreten ustam tarafından genellikle bana söylenirdi ve aynı zamanda hayatımı yönlendiren öğretilerden biri haline geldi. Ancak, en sonunda, tolere eden ve hayatı boyunca tolere ettiği ve birlikte olduğu kişiler tarafından öldürüldü..."

 

Mu Feiyan, “

 

Yun Qinghong, “

 

"İşte sadece o zaman 'tolerans' kelimesinde asılı olan bıçağın bana zarar vermek ve acı çektirmek dışında birgün hayatıma mal olabileceğini anladım. Bu nedenle onun tarafından bastırılmaktansa düşmanlarımın üzerine gitmesini zorlamayı tercih ederim!"

 

Yun Che gülümsese de çevredeki herkes onun ruhundan gelen duygusuzluk ve acılığı onun sesinden  duyabiliyordu. Onlar bu sözlerin sadece yirmi iki yaşında olan genç bir adamın ağzından geldiğine inanmakta zorluk çekiyordu. İdrak etmesi daha zor olan şey ise... Böyle bir düşünce yapısı ve bugün yaptığı başarıyı elde etmek için nasıl zorluklardan geçtiğiydi.

 

Bir süre için herkes sessizleşti ve karşı çıkacak tek bir söz bile duyulmadı. Ardından Yun Che devam etti: "Dük Huai uğraşması aşırı zor biri, bunu anlıyorum. O vahşi arzuları olan biri ve kesinlikle Yun Ailemizin şu anki düşüşünün arkasındaki kişi. Eğer sadece beni öldürmeyi düşünürse, kendimi tutmak için bir nedenim yok! Aksine, O son derece dikkatli biri ve bu tür kişiler genellikle aşırı tedbirlidir ve her şeyi haddinden fazla düşünür. Bugün, onu ve yedi aileyi tamamen gücendirmenin yanı sıra herkesin önünde onları rezil ettim, tutunabilecekleri haysiyet parçası bile bırakmadım. O benim tavrımın cahil pervasızlıktan mı yoksa kendi mezarımı arzulamaktan mı yoksa güvendiğim bir şey olduğundan mı olduğunu düşünecektir... Üstelik bugün o benim tarafımdan ezici bir malubiyet tattı ve bana karşı sergilediği tüm saldırılar katlarca karşılık ile karşılaştı. Bu da demektir ki, önceki olasılıklarını eleyecektir ve dizginlenemeyen davranışımın bana arka çıkacak yeterince güçlü birine sahip olmam olduğunu düşünecektir... Ve bunu misilleme yapmaktan korkmamamı sağlayacak kadar güçlü bir destek olarak görecektir."

"Bunlara gösterdiğim yetenekler olan, herkesin bilgisini aşan kaynak sanatlarım ve Kaynak Gökyüzü Kıtasından kimseye fark ettirmeden gelme yeteneğim eklediğinde bu Dük Huai'nin kalbinde devasa olasılıklara yol açacaktır ve hatta şu an, beni destekleyen aşırı güçlü bir ustaya sahip olduğumdan şüpheleniyor olmalı, mesela gücü ölümlü dünyanın sınırlarını aşan biri. Bu yanlış yönlendirmeler nedeniyle Dük Huai aceleci davranmayacaktır ve arka planımdan tamamen emin olana kadar harekete geçmeyecektir, bana karşı bir şey yapması pek olası değil."

 

Mu Feiyan aşırı şaşırmış bir bakış ile Yun Che'ye baktı. O açıkça Dük Huai ile bugün karşılaşmıştı ama neredeyse kusursuz olarak Dük Huai'nin tavrını anlamıştı. Dük Huai gerçekten de aşırı dikkatli ve düşünceli biriydi, bu nedenle kesinlikle emin olmadıkça aceleci hareketlerde bulunmayacaktı. O hırslı biriydi ve uzun süredir Küçük şeytan İmparatoriçeyi aşan bir güce sahipti ama harekete geçmek için bugüne kadar beklemişti... Orijinalde, bugünkü olayların nasıl olacağı hakkında mutlak güvene sahipti ama en sonunda Yun Che ile karşılaşıp ezici bir yenilgi almıştı.

 

"İyi dedin." Mu Yuqing konuştu: "Gerçeği söylemek gerekirse, senin bu dayın bile olağan dışı bir azizin senin öğretmenin olduğuna oldukça emin! Eğer öyle olmasaydı böyle absürt güce ve Dük Huai karşısında böyle kendinden emin bir tavra sahip olmazdın."

 

Yun Qinghong konuşmadı, hafifçe kafasıyla onayladı.

 

"Che'er'in sözleri gerçekten doğru." Mu Yurou konuştu: "Dük Huai kesinlikle şüphe içindedir, bu onu bir ölçüde kısıtlayacaktır. Üstelik, bugünkü kişilerin çoğunluğu da aynı şeyi düşünecektir. Ama bugün, Dük Huai ağır bir şekilde Yun Che tarafından azarlandı ve o hayatında daha önce kesinlikle böyle bir küçültme ile karşılaşmamıştır. Köseye sıkışmış bir canavar gözü dönmüş şeyler yapar, ben sadece bundan korkuyorum... Yani bence yine de aşırı dikkatli olmamız en iyisi olacaktır."

 

"Bu konuda, biraz bile endişeli değilim." Yun Che gülümseyerek konuştu: "Eğer başka biri olsaydı gerçekten büyük olasılıkla gözü dönmüş bir şekilde bir şey yapardı ama bahsettiğimiz kişi Dük Huai! Eğer o kolaylıkla provoke edilseydi bugünkü gücüne sahip olamazdı. Yani onun 'tolerans' kelimesinin üzerine asılı olan bıçağı taşımasına izin verelim. Şu andan itibaren evde saklanmayacağım ve hatta gösterişli bir şekilde etrafta dolaşacağım, yüzde doksan dokuz eminim ki... Bana karşı bir şey yapmayacak, en azından kısa süre içinde."

 

Yun Qinghong başıyla onayladı: "Che'er'in demin dediğine katılıyorum. Dük Huai'nin huyu düşünüldüğünde Che'er'e karşı aşırı güçlü bir öldürme isteği olsa da görülebilir gelecekte herhangi bir hamle yapmayacaktır. Üstelik Che'er artık Mutlak Cennetin Donmuş Kristaline sahip; gölgelerden saldırıya uğrasa ve ölümcül tehlike ile karşılaşsa bile güvenle kaçabilir."

 

"Evet... Ben de böyle olmasını umuyorum." Mu Feiyan kaşlarını hafifçe örerken başıyla hafifçe onayladı.

 

"Benim aslında Dük Huai ile ilgili dehşet verici bir çıkarırımım var." Yun Che aniden ciddi bir tonda konuştu.

 

"Dehşet verici bir çıkarım mı?"

 

Yun Che'nin kaşları battı ve sesi alçak bir fısıldamaya kadar düştü: "Dük Huai'nin hırsının sadece eski Şeytan İmparator ve Küçük Şeytan İmparatorun sonuyla karşılaşmasından sonra değil de uzun süre önceden beri, hatta önceki Şeytan İmparatorun tahta çıkış zamanından beri olduğundan şüpheleniyorum! Üstelik... Bu Kaynak Gökyüzü Kıtası ile birlikte yapılan bir komplo!!"

 

"Ah!!" Yun Che'nin sözleri gökten düşen gök gürültüleri gibiydi ve Xiao Yun'un istemsizce haykırmasına neden oldu.

 

"Ne?!!" Mu Yubai'nin ve iki kardeşinin ifadeleri aniden değişti.

 

Yun Qinghong serice kalktı ve kolları yıldırım gibi hızlı hareket ederken gürleyen elekrik havaya yükseldi. Bir anda, çevredeki bölgeyi kıyaslanamayacak kadar güçlü bir ses engelleyici bariyer kapladı. Burası Mu Ailesinin içi olsa da ve hatta Mu Feiyan'ın avlusu olsa da Yun Che'nin bahsettiği şey çok ciddiydi, bu nedenle bu sözler kesinlikle başkası tarafından duyulmamalıydı.



"Devam et!" Ses yalıtım bariyeri yaptıktan sonra Yun Qinghong oğluna baktı ve alçak sesle konuştu.

 

Yun Che Yun Qinghong ve Mu Feiyan'ın yüzlerinde ciddi ifadeler olsa da aşırı şok olmadıklarını fark etti, onların da kendi şüphelerinin uzun süre önce oluştuğu açıktı. Hafifçe nefes verdi ve devam etti: "Benim şüphelerimin dört nedeni var."

 

"İlki, Kaynak Gökyüzü Kıtasının aniden Hayali Şeytan Ülkesini istila etmesindeki amaç Şeytan İmparatorun aile hazinesi olan Samsara Aynasını çalmaktı! Ancak, bundan önce iki yer arasında yaklaşım olmamıştı; onlar sadece birbirlerinin varlıklarından haberdarlardı. Yani nasıl aniden Samsara Aynasının varlığını öğrendiler? Ve daha da garip olanı Samsara Aynası Şeytan İmparatorun Klanının hazinesi olsa da kimse ne işe yaradığını bilmiyordu. Kimse bilmediğinden dolayı o on bin yıldır 'işe yaramaz' bir eşya olarak görülmüştü! Sanki birisi... Kaynak Gökyüzü Kıtası insanlarına Samsara Aynası varlığını söylemişti ve ardından bilerek onun yapabilecekleri hakkında yalan söylemişti, bunun amacı da onların açgözlülüklerini ve hırslarını alevlendirmekti!"

 

"Ve bu kişi sadece Hayali Şeytan Ülkesinden olabilirdi!"

 

"İkinci neden, burası açıkça Hayali Şeytan Ülkesinin bölgesi ancak Kaynak Gökyüzü Kıtasından gelenler doğrudan Şeytan İmparatorluk Şehrine gelebildi. Üstelik, onlar istedikleri gibi gelip gitti, Şeytan İmparatorluk Şehri fazlasıyla hazırlık yapsa bile onlar yine de sıkıntısızca kaçabildi. Sanki tüm Şeytan İmparatorluk Şehrini ve planlarını biliyorlarmış gibiydi! Bunun en büyük olasılığı da Şeytan İmparatorluk Şehrinin içinde bir casusları oluşuydu!"

 

"Ve bu casus sadece şehirde yaşamıyordu, buna ek olarak aşırı olağan dışı bir statüye de sahipti!"



"Üçüncü neden. Yüz yıl önce büyükbabam on Yun Ailesi Ulu Büyüğünü yanında götürerek Şeytan İmparatoru kurtarmaya gitmişti.... On bir yüksek seviyeli Hükümdar, tüm dünyayı sarsmak için yeterli bir güçtü. Birlikte çalışan On bir yüksek seviyeli Hükümdar önceki Şeytan İmparatoru kurtarmayı başaramasa bile kayıpsız olarak geri çekilebilmeliydi... Ya da en azından, bu dünyada on bir yüksek seviyeli Hükümdarı alıkoyabilecek bir güç olduğuna inanmıyorum!"

 

"Ancak... Büyükbabam bana Kaynak Gökyüzü Kıtasına girdiklerinde hemen Cennetin Kudretli Ruh Bastırma Formasyonu tarafından tuzağa düşürüldüğünü söyledi! Ve bu formasyon on bir yüksek seviyeli Hükümdarı bastıracak kadar güçlüyse kesinlikle devasa bir enerji tüketim oranı vardır ve tek bir nefeste oluşturulması mümkün değildir! Yani Tüm o süre boyunca orada olması imkansız! Bunun yerine onlar büyükbabam ve diğerlerinin nereden ve ne zaman geleceklerini biliyorlardı ve bunun için de formasyonu yerleştirip beklediler... Diğer bir deyişle büyükbabam ve diğerleri Kaynak Gökyüzüne gitmeden önce birisi bir tür yöntem ile o kişilere büyükbabamın geleceği yeri ve zamanı bildirmişti."

 

"Ve sadece Yun Ailesinden daha düşük bir gücü olmayan biri büyükbabam ve diğerlerinin hareketlerini tahmin ederek o kadar uzak mesafeye ses iletişimi gönderebilir!!"

 

"Dördüncü neden. Küçük Şeytan İmparatorun ölümü basitçe çok şüpheli! Bugünkü büyük seremonide her ne kadar onun Koruyucu Aileler hakkında hayal kırıklığına uğradığını ve babasını kurtarmak için bizzat gittiğini söylesem de... Aslında, kesinlikle Küçük Şeytan İmparatorun alkol yüzünden kontrolünü kaybedip bizzat Kaynak Gökyüzü Kıtasına gittiğine inanmıyorum! Bunu yapmak isteseydi bile arkasında ilk olarak Küçük Şeytan İmparatoriçe ile birlikte bir varis bırakırdı. Eğer böyle olmasaydı bizzat kendi soyunu yok edecekti! Şeytan İmparatorun oğlu olarak nasıl olur da böyle aptalca bir şeyi yapabilir?!"

 

"Küçük Şeytan İmparatorun ölümü... Muhtemelen suikast nedeniyle!!"

 

Yun Che kafasını kaldırdı ve her bir sözü yavaş bir şekilde açıkça dile getirdi: "Ve bunların hepsi bir yeri işaret ediyor... Dük Huai Sarayı!!"




---------------ÇEVİRMEN NOTU-------------

 

İki kıtanın komplosu mu cidden acaba. Olaylar kızışıyor ????

 

Yun Che'nin teorilerine neler diyecekler? Yun Qİnghong neler yapacak? Yun Che şimdi neler yapacak? Dük Huai'nin planları ne ? Merak ı ediyorsunuz? O zaman... Bekleyin, okuyun ve öğrenin ????

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1317

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1117

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 930

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 851

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 737

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 690

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 667

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 540

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 435

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 209

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 194

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 146

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 83

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 71

Site İstatistikleri

  • 17088 Üye Sayısı
  • 471 Seri Sayısı
  • 22943 Bölüm Sayısı


creator
manga tr