“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Against The God - Bölüm 885


ATG 885- KÖTÜLÜK TANRISININ TOHUMU-KARANLIK (1)

 

“Sen…”

 

Yun Che ağzını açtı ama uzun bir süre ne diyeceğini bilemedi. Verdiği gizemli his geçmişte Jasmine’le ya da Ay Katleden İblis Yuvası’ıde gerçek bir ilkel iblisle karşılaştığındakinden çok daha güçlüydü.

 

Yun Che’ye bakmaya devam ederken kızın gözlerinden gelen dört renkli parıltı gizemli ama sakindi. Bir parça bile merak yoktu ve Yun Che ne kadar denerse denesin o parıltının arkasında neyin gizlendiğini çözemiyordu.

 

“Uzun zamandır burada mısın?” Yun Che sordu.

 

Kız önceki gibi sadece hafifçe başıyla onayladı.

 

Bu “uzun”’un ne kadar uzun olduğuna gelince belki de kızın kendi bile bilmiyordu.

 

“O zaman sen…”  Sonunda en çok umursadığı soruyu sormadan önce Yun Che biraz duraksadı.”Bu yerden  nasıl çıkalacağını biliyor musun?”

 

Kızın dudakları azıcık aralandı… ama başını sallamadı. Sonunda gözlerindeki parıltı hafiften değişti.

 

Başını sağa sola sallamadı...Biliyor olabilir mi?

 

Fakat kız nasıl konuşacağını bilmiyordu. Bu yüzden bilse bile ona söyleyebilmesinin yolu yoktu.

 

Bu kız açıkça çok gizemli idi.Yun Che bu kızın kim olduğunu ve neden burada olduğunu gerçekten bilmek istemesine rağmen onun için en önemli şey bu yerden çıkmaktı.

 

Yun Che sessizce ruh kristalini aldı. Ne kadar uzun süre bilinçsiz olduğunu bilmemesine rağmen ruh kristali hala bütündü ve parıltısı hiç azalmamıştı.Su Ling’er’in burada olmasının mümkün olmadığına  inandı.Fakat ruh kristalinin kesinlikle Su Ling’er’e ait olduğuna daha çok inanmak istiyordu. Su Ling’er ‘in hayatının ve geleceğinin ona emanet ediliği anlamına gelen bu kristal Yun Che’ye öldüğü çoktan kesinleşen Su Hengshan tarafından verildi.Nasıl yanlış olabilirdi ki!

 

Şiddetli acı vücudunun her bir parçasına yayılıyordu. Bir süre ayakta bekledikten sonra sonunda dayanabildi. Kızın ona verdiği Ölüler Diyarı Udambara Çiçeği’ni kaldırdı ve usulca söyledi “Her şeyden önce bis süre yaralarımla ilgilenmem gerekiyor. Daha sonra seninle konuşacağım, tamam mı?”

 

kız tepki vermedi onun yerine sessizce onu izlemeye devam etti.Sessizliği yıldızlı bir gecenin gökyüzünün altında olmak gibiydi.

 

Yun Che bağdaş kurup oturdu ve iyileşmeye odaklanırken hızlıca kendini sakinleştirdi. Geçmişte ne zaman yaralarıyla ilgilense etraf ne kadar güvenli olursa olsun duyularının yüzde otuzunu tehlikeli durumlar için ayırıyordu.Ama buradaysa tamamen iyileşmeye konsantre oldu ve hiç savunma bırakmadı.

 

Bu kız bir rüya olabilecek kadar çok gizemli olmasına rağmen, Yun Che bir şeyden kesinlikle emindi- o da onu incitmeyeceği.Tam tersine ona gizemli bir güvenlik hissi veriyordu. Ölüler Diyarı Udambara Çiçeği toplamasına yardım etti ve kesinlikle karanlık canavarların bu bölgeye girmeye cesaret edememelerinin sebebiydi.

 

Yun Che aurasını dengeledi, kaynak enerjisini ve  Öfke Tanrısı’nın gücünü birlikte kanalize etti. Nefesi istikrarlı ve hafif olduktan sonra tüm vücudu hızlıca trans durumuna girdi. Kaynak enerjisi ve Öfke Tanrısı’nın gücü daha da hızlı çalıştı, vücudunda ki yaraları hızlıca iyileştirdi.

 

Kız onu rahatsız etmedi ve başından sonuna kadar orada oyulmuş bir bebek gibi havada kaldı. Gözleri ondan ayrılmadı da ve bakışları yavaşça sakinleşti. Solgun yüzüne renk dönmeye başlamasına ve başının üzerinde ki altın pagodaya baktı.

 

Sessizlikte uzun bir süre geçti ve kızın duruşu ve bakışı biraz bile kaymadı. Yun Che’nin iç yaraları bir kez yarısından fazla iyileştiğinde ondan yayılan kaynak aurası daha da yayılmaya başladı.Yavaşça tüm vücudunu saran güçlü,hızla dönen bir kaynak aura spiraline gelişti.

 

Yun Che’nin vücudunda ki dış yaraları tedavi edecek bu kaynak aura spirali belirdiği anda kızın gözlerinde ki parıltı titredi ve bir süre daha öyle yapmaya devam etti… Aşırı önemli bir şey görmüş gibiydi.

 

Mor bir sessizlik alanıydı; zaman akışı neredeyse hissedilmiyordu. Sonsuz gibi gözüktükten sonra Yun Che’nin vücudunda ki aura rahatlamaya başladı. İç yaraları tamamen iyileşmişti ve dış yaraları da çoğunlukla iyileşmişti. Bir kaç gün daha verilince onlar da tamamen iyileşmiş olacak.

 

Yun Che hafifçe nefes verdi, gözlerini açtı ve anında kızın minik figürünü yanında gördü.Ona gülümsedi ve ayağa kalktı… ama aniden kalbinin hiddetle attığını hissetti.

 

Yun Che sersemledi ve yüzündeki ifade tamamen değişti…

 

B...bu…

 

Olabilir mi…

 

Ürkütücü kemik delen bir his Yun Che’nin kaynak damarlarından yayıldı. Şiddetli acı bir veba gibi vücudunu istila etti. Yun Che’nin göz bebekleri küçüldü ve daha yeni iyileştirdiği vücudu tekrar yere düştü, elini sertçe göğsüne bastırdı.

 

Yun Che’nin göğsüne bastırdığı elinde yavaşça zayıf karanlık bir zayıf karanlık bir aura göründü ve kalınlaşmaya başladı. Kısa zamanda Yun Che’nin vücudu ve yüzü artan siyah aurayla kaplandı.

 

Yun Che’nin tüm vücudu spazm geçirdi ve yüzü acıyla kıvrandı.Tüm vücudundan soğuk terler döküldü…

 

İblis Köken Küresi…!

 

Neden bu oluyor…?Neden bu kadar erken?

 

İblis Köken Küresi Altın Karga İlahiRuhu tarafından yeni mühürlenmişti! Şüphesiz sonunda nüks edecek olsa da bir ya da iki ay daha mühürlü kalmalıydı. Neden şimdi oluyor…?

 

Acısının ortasında anlık idrakla...Yun Che’nin göz bebekleri belirgin şekilde büyümeye başladı. Bu derin karanlık boşluk iblis kökeni küresinin zamanından önce nüks etmesinin nedeni olabilir miydi?

 

Bu karanlık iblis enerjisi ile dolu bir dünyaydı. Dahası bu enerji korkutucu derece yoğundu! Büyük ihtimalle böyle bir çevrede kalmak iblis kökeni küresinin iyileşmesini ve büyümesini tetikledi.

 

“Ughhh...Ahhhhhh….”

 

Yun Che acı içinde bağırdı. İblis kökeni küresi sadece beklenmedik şekilde mührü kırmakla kalmayıp son seferkinden daha büyük bir güçle tekrar nüks etti. Tüm vücudunda ilerliyor her bir parçasına sanki cehenneme gönderilmiş gibi saldırıyordu.

 

Yun Che’nin neredeyse hiç mücadele edecek zamanı olmadı ve tüm vücudu derin karanlık boşluğa battı.Kaynak enerjisi karanlık şeytani auranın etkisi altında hızlıca ve tamamen dağıldı.Bırak savunmasını toparlamayı ayağa bile kalkamadı.

 

Görünüşe göre...bu sefer başaramayacağım…

 

Yun Che’nin yüzünde korkunç bir ifade vardı.Görüşü artan yoğun karanlık auradan dolayı yavaşça bulanıklaşıyor. Azalan bilinci için mücadele etmekten vazgeçti.

 

Hızlıca duyuları üzerindeki kavramını kaybetti ve  odaklanabileceği tek şey çabalamak ve bilinçli kalmaya zorlamaktı.

 

Aslın nasıl öleceğime hazırlandığımı düşünüyordum… böyle bir yerde öleceğimi beklemezdim…

 

Babama...Anneme...Xue’er’e ve geri kalanlara elveda edecek zamanım bile olmadı...

 

Ling’er’i tekrar görecek şansı yakalayamadım…

 

Çok tatminsiz...hissediyorum.

 

Ama…. o kadar kötü değil…. sonunda….yakında Küçük Peri’yi tekrar görebilirim…

 

İblis köken küresinin tekrar nüks etmesi çok ani ve öncesinden çok daha şiddetliydi. Bu defa kimse ona kimse yardım edemezdi. Altın Karga İlahi Ruhu burada olsa bile tekrar mühürlemesi için ona yardım edemezdi.

 

Yun Che’yi saran siyah aura kalınlaştıkça kalınlaştı, hızlıca Yun Che’nin vücudunu ve yaşam gücünü özümsedi.Yun Che pes etti ve sadece boş boş hala ne görebiliyorsa ona baktı...Zar zor önündeki kızın yaklaştığını, küçük ellerini kaldırdığını ve küçük bir siyah ışık küresini kontrol ettiğini gördü.

 

Işık küresi sağduyuyu yok sayacak kadar çok zifiri siyahtı. Efsanelerin söylediği evrenin merkezinde beliren kara deliklere benziyordu.Yun Che’nin görüşü ve bilinci çoktan bulanıklaşmıştı ama o siyah ışık küresi ruhunun özünde son derece net gözüküyordu.

 

Bu siyah ışık küresine bakarken, Yun Che’nin çoktan karanlığa batmış vücudu aniden çılgınca titremeye başladı.Bu titreme kaynak damarlarının derinliklerinden geliyordu ve aslında karanlık aura ile sarılmış olan kaynak damarları kızıl,mavi ve mor  bir kaynak parıltısı ile parlamaya başladı.Azar azar karanlığa karşı çıkıyor ve daha da güçleniyor gibi gözüküyordu.

 

Bu his…

 

Ol...Olabilir mi…!?

 

Kızın figürü sonunda Yun Che’ye doğru eğildi ve siyah ışık küresini ellerinde böylece ağzının yanına getrmiş oldu. Küçük ellerini altını üstüne çevirmesiyle ve nazik bir kuvvetinin etkisi altında küre ağzına girdi ve vücudunda bitti.

 

Boom!

 

Yun Che’nin vücudunu saran ve içine işleyen son derece yoğun karanlık aura .aniden kabardı. Tüm karanlık kaynak aura kabaca uyandırılmış gibi görünen vahşi bir yaratığı anımsatıyordu ve şimdi vücudunda dolanırken sinirli bir şekilde bağırıyordu.

 

Booom!

 

Cehennemin derinliklerinden gelmiş gibi görünen bir ses çınladı ve Yun Che’nin vücudundaki karanlık aura patladı tamamen dağıldı. Sadece tamamen kusursuz bir siyah ışık kaldı. Bu siyah ışık kendini Yun Che’nin vücudunun yüzeyine yapıştırdı ve gözleri bile onunla parlıyordu.

 

Yun Che’nin vücudundaki tüm acı kayboldu ve bilincini hızlıca geri kazandı.Kaynak damarlarının derinliklerinde oraya gömülmüş olan iblis köken küresi hala güçlü bir siyah ışık ve karanlık aura yayıyordu. Başlangıçta Yun Che için korkunç sonunun kaynağı korkutucu bir yabancı obje gibiydi.Ama şimdi sadece varlığını açıkça hissetmekle kalmayıp artık ona hiç yabancılık hissettirmiyordu.Açık bir şekilde vücudunun başka bir parçasıymış gibi, ruhuyla kaynak damarlarıyla onun yakın bir şekilde birbiriyle bağlı olduğunu sezebiliyordu. Acayip bir şekilde nazik oldu ve onu özgürce kontrol edebiliyordu.

 

Kendi uzuvlarını kontrol ediyormuş gibiydi.

 

Daha öncesinde neredeyse onu yok eden karanlık aura bile kaynak aurası ile tamamen bütünleşti ve istediği gibi dolaştırabiliyordu.

 

B...bu...Ne oldu?

 

Az önce ne oldu?

 

Vücudunda meydana gelen devasa değişimler sadece bir kaç nefeslik zamanda oldu. O kadar hızlı oldu ki Yun Che tepki bile veremedi ya da üzerinde düşünemedi. Ama garip değişiklikler burada durmadı… bunlar sadece başlangıçtı.

 

Boom….Boom...Boom…!

 

Yun Che’nin kaynak damarlarına giren karanlık enerjinin tamamı parçalandı ve tüm algılamanın ötesindeki karanlık sayısız karanlık parçacıklarına parçalandı. Her biri kaynak damarları ile temas ettiğinde yere değen civa gibi- birazı bile kaybolmadan- anında bütünleşti.

 

Başından beri tek bir varlıkmış gibiydi.

 

Aynı anda her karanlık zerreciği Yun Che’nin kaynak damarları ile birleştikten sonra bu damarların içinden devasa enerji dalgaları kabardı… Bu enerji yabancıydı ama inanılmayacak kadar güçlüydü. Yun Che gözlerini açtı ama ifadesi tam bir şaşkınlıktı. Açıkça karanlık ışık küresinin kaynak damarları ile bütünleştiğini hissetti ve kesinlikle kendi kaynak gücünün endişe verici seviyede arttığını gördü…

Yedinci seviye tiran kaynak alemi...

Sekizinci seviye tiran kaynak alemi...

Dokuzuncu seviye tiran kaynak alemi...

Onuncu seviye tiran kaynak alemi…

Bang!!

 

Yun Che’nin ruhunda yankılanan tuhaf sesi takiben sayısız derebeyinin hayatları boyunca aşmaya çalıştığı darboğazı tek seferde geçti.Yun Che’nin vücudunda ki kaynak aurası yatıştı ve kaynak damarları sessizleşti. Yoğun bir kaynak aurası içlerinde nebula katmanları gibi sakince dolaşmaya başladı.

 

Bu varoluş düzleminde bu en güçlü kaynak aurasıydı.

 

-Egemen kaynak aleminin ilk seviyesi!

 

Kızdan gelen siyah ışık küresi sonunda Yun Che’nin kaynak damarları ile bütünleşmeyi bitirdi. Tüm tuhaf değişimler durdu ve Yun Che’nin vücudu sakinleşti. Kendi kaynak damarlarını inceledi...aslında kızıl,mavi ve mor olan kaynak damarları arasında şimdi ek bir siyah bölge vardı.

 

Siyah bölge kaynak damarlarının merkezinde ve neredeyse içlerindeki boşluğun yarısını almıştı. Siyah bölgenin etrafındaki boşlukta kızıl, mavi ve mor renkler ayın etrafını saran yıldızlar gibi uyum içerisindeydi.

 

Siyah bölgenin merkezinde sıradışı şekilde sakin olan iblis köken küresi vardı.

 

Yun Che ne zaman ayağa kalktığını bilmiyordu ama tümüyle bir şok halindeydi. Baya bir zaman odaklanamadı.

 

Renkli gözleriyle kız sessizce onu izledi. Belirdiği zamandan beri bakışlarını ondan ayırmamıştı. Bir yabancıyı izleyen birinin bakışları değildi. Kız için tüm dünyasını ifade eden birine bakıyormuş gibi bir bakıştı.

 

Useless notu: Duyuru da yazdım sitem ettim ya. Aylar sonra duydu sesimi Yuusha ve bu bölümü çevirdi. 10. bölümde bırakıp 885 de geri gelen adam gibi adama saygılarımızı sunalım :D 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1116

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 992

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 833

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 778

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 656

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 607

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 596

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 575

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 518

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 490

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 291

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 200

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 179

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 109

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 82

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 12248 Üye Sayısı
  • 355 Seri Sayısı
  • 17307 Bölüm Sayısı


creator
manga tr