Bölüm 640 : Özgüvenli Dev Hayalet Kral

avatar
1216 7

A Will Eternal - Bölüm 640 : Özgüvenli Dev Hayalet Kral


Çevirmen : Clumsy 

 

Hırlayan kara köpeği görmek Cai Klanı kıdemlisinin kalbinin derin bir korkuyla sarsılmasına yol açmıştı. Ayrıca az önce ağzına tıkılan çokça Afrodizyak Hapı yüzünden kontrolü yitirmek üzere olduğunu hissedebiliyordu.



Bai Xiaochun’un henüz köpeği salmamış oluşu kıdemlinin kalbine derin bir işkence ediyordu. Xiaochun’u kasten öfkelendirdiğine şimdiden pişman olmuştu.



Ve ilk defa gözlerine bir tereddüt yerleşmişti…



“Bak, hadi gel konuşalım, Bai Hao. Sana yar--” 

 


Lakin o bir şey söyleyemeden Bai Xiaochun araya girdi. “Duymak istemiyorum.” 



Sonra da köpeğin tasmasını saldı. Köpek anında kükreyerek Cai Klanı kıdemlisinin üzerine çullandı.



Hücrenin dışındaki kalabalık ömürleri boyunca duymadıkları tarzda çığlıklar duymaktaydı. İçlerindeki acılık hayal güçlerinin ötesindeydi.



Olabilecek en yoğun acıyı içeren çığlıklardı…



A Bloğun gardiyanları soluksuz kalmış, tir tir titremeye başlamış ve istisnasız hepsinin aklında aynı düşünce belirmişti: Asla ama asla Bai Hao’yu kışkırtmamalıyım!



Karanlık engizitörler de farklı duygular barındıran suratlarla hücreyi izlemekteydi. Orada neler olduğunu göremiyor olsalar da hayal ettikleri şeyler onları tarifsiz bir şekilde sarsmaya yetmişti.



“Ne acımasızca…”



“Böyle bir acıya kim dayanabilir ki? Fiziksel değil, psikolojik bir acı! Kudretli bir Ruhun Başlangıç Yetişimcisi ve gururlu bir Cai Klanı üyesi gözlerimizin önünde yıpranıyor…”



“Bu Bai Hao cidden gaddarmış. Bu tarz yöntemler kullanıyor oluşu onun… gerçekten bir karanlık engizitör olduğunu gösteriyor! Kalbi karanlık tarafından tüketilmiş!”



Li Xu’nun gözleri irileşmiş, omurgasına bir ürperme gelmişti. Bai Hao hakkında söylenenlerin gerçek olduğunu işte şimdi anlıyordu; gaddar, acımasız ve istediğini almak için her şeyi yapmaya razı biriydi…



Kıdemlinin çığlıklarıyla kara köpeğin uluyuşlarının birleşimi A Bloğu gardiyanlarının tüylerini diken diken etmişti. Neyse ki bu süreç yalnızca yirmi otuz nefeslik vakit aldı. O noktada Cai Klanı kıdemlisinin çığlıkları fark edilebilir kelimelere dönüştü.



“Konuşacağım. Konuşacağım… Odun tipi ruhlar! Neredeyse hiç odun tipi ruh kullanmadık! Neredeyse hiç… Durdur şunu! Durdur şunu…”
 



Cai Klanı kıdemlisi Li Xu’nun sorusuna cevap vermekle kalmamış, kendince yeni bilgiler de vermeye başlamıştı. En sonundaysa çaresizlik dolu tiz bir çığlıkla önemli bir detay açıkladı: “Üç büyük klan bir isyan planlıyor…” 


Kıdemli artık ölmek isteyecek derecede acı çekiyordu. İşkence onu kırılma noktasına getirmiş, bildiği ne var ne yoksa açıklamıştı. Ama çığlıklarının sonu hala gelmiyordu.



Adamın ağzından çıkan son cümleyi duyuşlarıyla dışarıdaki grubun ifadeleri titreşmiş, Li Xu’nun gözleri korkunç ışıklarla parlamaya başlamıştı.



“Üç büyük klan isyan mı planlıyormuş?!”



“Üç klana Dev Hayalet Krala karşı isyan etme cesaretini veren ne acaba!?!?”
 



Herkes şok olmakla meşgulken Bai Xiaochun sert bir ifadeyle hücreden çıktı. Hiçbir şey söylemeden kısa bir süre Li Xu’ya baktıktan sonraysa oradan ayrıldı.



Zaten bir şey söylemesine de gerek yoktu. Herkes itirafı işitmişti ve Cai Klanı kıdemlisinin az önce söylediklerinin uydurma olması durumunda ondan gerçeği almanın imkânsız olduğu da ortadaydı.



Li Xu Bai Xiaochun’un gidişini izlemekteydi. Başta ona yönelik bazı kötü hisler beslemiş olsa da o hisler gitmiş, yerlerini derin bir takdir almıştı.



“İşte karanlık engizitör diye buna derim!” Li Xu Cai Klanı kıdemlisinin sözlerinin çoğunlukla doğru olduğuna ikna olmuştu. Ve üyesi olduğu üç büyük klanın planlı isyanını itiraf etmiş olması da ihtiyacı olan kanıtı sağlamıştı.


Aynı şekilde Bai Xiaochun’un gidişini izleyen dört karanlık engizitörün gözleri de saygıyla ışıldamaktaydı. Kalplerinin derinliklerinde onun sorgulama konusundaki yeteneğinin karanlık engizitörlük seviyesinin de ötesine geçtiğini biliyorlardı.


O noktada Li Xu bakışlarını uzaklaşmakta olan Bai Xiaochun’dan ayırarak soğuk bir şekilde odayı taradı. “Hiç kimse bugün duyduklarıyla ilgili konuşmayacak!” 



Müdür yardımcılarının durumun vahametini anlamasıyla yeni emirler sıralandı.



Şeytan Hapishanesi nispeten özerkti ve bilgi çıkışını engellemek istedikleri sürece işleri kolay olurdu.



Bir aksilik çıkmayacağından emin olmayı hedefleyen Li Xu, hapishanenin tamamen kilit altına alınmasını emretti. Hiç kimsenin onun izni olmaksızın girip çıkması mümkün olmayacaktı.



Gerekli tüm ayarlamalardan sonra Şeytan Hapishanesinden çıkan adam, Dük Ölümtellalının Dev Hayalet Heykelindeki salonuna yöneldi.



Cai Klanı kıdemlisiyse artık önemini yitirmiş ve bu nedenle kafatası hücresinde mühürlenmişti…



Bu sırada çoktan D Bloktaki odasına dönmüş olan Bai Xiaochun, Cai Klanı kıdemlisinden öğrendiklerini düşünerek kaşlarını çatmıştı. Hem Bai Hao’nun kaderiyle ilgili daha derinden bir sempati beslemeye başlamış hem de bahsedilen isyan konusunda meraklanmıştı.



“Üç büyük klana bir isyan planlama cesaretini veren gizli silah ne?” Bai Xiaochun bir yarı tanrının eylemleriyle hiç karşılaşmamış olsa da devalarla yarı tanrılar arasındaki farkın uçsuz bucaksız olduğunu biliyordu!



Mesela Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatında pek çok deva olsa da yalnızca tek bir yarı tanrı vardı. Bir yarı tanrı devaları gönlünce, ceza almadan ezip geçebilirdi. Ama Dev Hayalet Şehrinin üç büyük klanı bir yarı tanrıya karşı isyan etmeye niyetliydi!



Daha da önemli olansa bu alanın kendi klanlarının da yuvası oluşuydu. İsyan etmeyi planlıyorlarsa hayatta kalma umudu uğruna o yarı tanrıyı öldürmeleri gerekecekti!


“Haberdar olmadığım büyük sırlar olduğu kesin. Acaba Dev Hayalet Kralın harekete geçmesini engelleyen bir gizli anlaşma falan mı var?” Bai Xiaochun’un kafası siste çiçek ararmışçasına karışmıştı.


“Üç büyük klana başarılı olacaklarını düşündüren bir şey olmalı. Ama ne?” Bai Xiaochun düşüncelerine dalmış haldeyken Li Xu, Dev Hayalet Kral heykelinin salonundaki Dük Ölümtellalının önünde saygıyla eğilmekteydi.



“Dük Ölümtellalı, buraya Cai Klanındaki ruhlarla ilgili rapor vermeye--”



Lakin Li Xu cümlesini bitirme fırsatı dahi bulamadan Dük Ölümtellalı araya girdi: “Bana söyleme. Seni doğruca kral hazretlerine götüreceğim!” 



Dük Ölümtellalı bir anda hızla harekete geçerek heykelin kafasındaki kraliyet sarayına yöneldi.



Li Xu da heyecanla peşine takıldı. Hiç kimse tarafından durdurulmayan ikili çok geçmeden kraliyet sarayına ulaşmıştı. Bu sırada sarayın en üst katındaki pagodada uzun, iri yapılı Dev Hayalet Kral beklemekteydi.



“Selamlar, Majesteleri!” dedi ikili aynı anda.



Altlarında uzanan şehre bakmakta olan Dev Hayalet Kralın gözlerinde tuhaf ışıklar parıldamaktaydı. O gözlerle tüm sırları görebiliyormuş gibi bir hali vardı. Bir müddet bekledikten sonra soğukkanlı bir şekilde, “Ee? Sonuç nedir?” diye sordu.



Li Xu titremesinin önüne geçememişti. Kendisini sakinleştirdikten sonraysa bir yeşim kâğıt çıkartarak saygıyla Dev Hayalet Krala sundu.



Bunu nasıl yaptığını söylemek imkansızdı lakin Dev Hayalet Kral yeşim kâğıdın havalanıp eline inmesini sağlamıştı. Bir müddet baktıktan sonra da gözleri ışıldadı ve yeşim kâğıt küle döndü.


Bu manzara Li Xu’nun kalbini küt küt attırmış, başını gergin bir şekilde eğmesine yol açmıştı. Kağıttaki bilgilerin büyük oranda doğru olduğundan emin olsa da herhangi bir tutarsızlık olduğu takdirde sorumluluğu alması gereken kişi kendisiydi.



Bir müddet sonra Dev Hayalet Kral, “Siz ikiniz, dağılabilirsiniz.” dedi.



Li Xu rahat bir nefes aldıktan sonra göz ucuyla Dük Ölümtellalına baktı. Dük Ölümtellalının ifadesi konuşma süresince hiç değişmemişti fakat o da son derece gergindi. Bu yüzden ikisi de hiç tereddütsüz orayı terk etti.



Dev Hayalet Kral gidişlerinin ardından bakışlarını şehre çevirdi, önce on markinin konakladığı noktaya, sonra da üç büyük klanın istikametine döndü. En sonundaysa yüzünde bir gülümseme belirdi.



“Demek sorgulama isyan planını açığa çıkartmış… En az odun tipi ruh kullanılmış… tam da düşündüğüm gibi… Üç büyük klan ruh toplamak için yeraltı imparatorunun halefliğini bahane ediyor. Ellerinden geleni artlarına koymadıkları kesin.



“Genelde beş ruh tipi nispeten eşit kullanılır. Bir ruhun nadiren kullanıldığı bir durum olmamalıydı…



“Tüm bunlar gösteriyor ki o üç piç başpapaz benim yetişimini yaptığım tekniğin detaylarını çözmüş. Zayıflama periyodumdan haberdarlar…



“Zayıflama periyodumda yetişim basamağım hızla düşecek… Daha da önemlisi, o süreçte çok sayıda odun tipi ruhla genel gücüm hatırı sayılır derecede düşürülebilecek…



“Bana karşı başarılı olmaları için tek şansları bu. Dük Ölümtellalına tamamıyla güvenebileceğimi biliyorum. Ama diğer dört dük ve on markiden hangilerinin kötü niyetli olduğunu çok merak ediyorum. Bu sefer bunu temelli öğreneceğiz.” Dev Hayalet Kral bu düşüncelerle kocaman gülümserken gözlerinden hafif bir küçümseme okunmaktaydı. Onun gözünde üç büyük klan da astları olan beş dük ve on marki de böcekten farksızdı.



“Ama bu Bai Hao fena değilmiş. Bela çıkartmayı seviyor… ateş yaratmada da inanılmaz bir yeteneğe sahip…” diyen Dev Hayalet Kral, Bai Hao’yu küçük oyununda bir piyon kılmanın yöntemlerini düşünmeye devam etti.

 

#Bu Dev Hayalet Kral bende merak uyandırıyor. Klanların planlarından ve kendi zayıflığından haberdar olmasına rağmen gayet soğukkanlı. Üstüne üstlük bizim kaplumbağamızı piyon olarak kullanma niyetinde. Neler olacağını çok merak ediyorum ve umarım bizi çok fazla bekletmezler diyerek sıradaki bölüme geçiyorum, orada görüşmek üzere!

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18433 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37673 Bölüm Sayısı


creator
manga tr