Bölüm 584 : Bir İpucu!

avatar
1434 0

A Will Eternal - Bölüm 584 : Bir İpucu!


Çevirmen : Clumsy

 

Yedi katlı pagoda pek uzakta değildi, seçkinliği rahatlıkla görülebiliyor, bir hazine misali etrafındaki her şeyi aydınlatarak parlıyordu. O ve onu çevreleyen kısıtlayıcı büyüler buranın Bai Klanı için son derece önemli bir yer olduğunun göstergesiydi.



Bai Xiaochun kuzey kesime doğru yola düşerken pagodanın beşinci katında orta yaşlı bir kadın durmakta ve buz gibi, uğursuz bir ifadeyle ona bakmaktaydı.


Ruh ipliğinden yapılı ve üzerinde dokuz anka kuşu işli pahalı kıyafetler içerisindeydi, kişinin görünümünü büyülemek adına tasarlanmış işlemelerden bir ılıklık yayılıyordu.



Bu kıyafetler Yaban Araziler için fazlasıyla abartılıydı. Cennetkarışı Nehri arazilerinde bile yalnızca üst sınıf kadınlar bu tarz kıyafetler giyerdi. Bu yüzden bu kadın şu anki halinden çok daha yaşlı olsa dahi güzel görünümünü koruyabilecekti. Kıvrımlı hatlara, bembeyaz bir tene sahipti ve sıra dışı güzellikte sayılmasa da son derece kışkırtıcı bir yönü vardı. Pek çok genç güzelin aksine o, herhangi bir rakibe boyun eğecek tipte biri değildi ve olgunluk, zarafet dolu bir hava yayıyordu.

 

Kuzey kesime ilerleyen Bai Xiaochun’a bakarken akla gelebilecek en kötücül şekilde dişlerini sıkmıştı. Bir an sonra arkasında siyah kıyafetler ve ölümcül bir aura taşıyan bir adam belirdi. Kıpkırmızı ışıldayan gözleriyle kınından çıkartılmış, saldırıya hazır bir kılıcı andırıyordu. Kadının arkasında belirir belirmez kollarını kavuşturarak saygıyla eğilmişti.

 

“Selamlar, Madam Cai.”

 

Madam Cai adama bakmak adına dönmedi ve bakışlarını Bai Xiaochun’un üzerinden ayırmayarak gürledi: “O orospunun oğlunun, Bai Hao’nun öldüğünü söylememiş miydin?!”



“Evet.” dedi adam buz gibi, kendinden emin bir sesle. “O çocuğa Ruh izi İmha Edicimle vurdum. Kalbi ve kan damarları tarif edilemez şekilde hasar gördü. Onu ışınladığım için ölümüne bizzat tanık olmasam da öldüğüne dair en ufak bir şüphe olmadığını garanti edebilirim!”

 

“Öldüğüne dair en ufak bir şüphe yok, ha? Ne güzel bir ifade şekli. Peki, şuraya bir bak bakalım. O kim?!” Öfke dolu bir kahkaha patlatan Madam Cai, Bai Xiaochun’u işaret etmekteydi.



Bir iki adım ilerleyerek Madam Cai’nin parmağını takip eden adamın Bai Xiaochun’a bakışıyla gözleri irileşti.

 

“İmkânsız!” dedi gözlerine inanamayarak.



“Gerçekten o olsa da olmasa da… onu hemen öldüreceksin!!” Diyen Madam Cai uzaklaşmak adına arkasını döndü.


Adamsa bir anlığına tereddüt etti. Madam Cai’nin Bai Hao’dan hoşlanmadığını ve onunla bir güç savaşına dahil olduğunu biliyor ama onun ölmesi için neden acele ettiğini anlamıyordu. “Madam Cai, onu öldürmek zor değil ama şu anda Bai Klanındayız. Onu şimdi öldürmek biraz… problemli olabilir.”



“O orospunun oğlu insan bile değil!” diye bağırdı kadın. “İnsan dışı o! İnsan dışı!! Nasıl yapacağın umurumda bile değil, onu bir an önce öldüreceksin!! Daha fazla gelişmesine müsaade edemeyiz!” Bir müddet sonra kontrolü yitirdiğini fark etmiş olacak ki derin bir nefes aldı, duruşunu düzeltti ve tek kelime etmeden uzaklaştı.



Siyahlı adam sessizce orada duruyordu, Madam Cai’nin insan dışıyla ne kastettiğinden emin değildi. Fakat hedefinin Ruh izi İmha Ediciyle vurulduktan sonra hayatta kalmış olması birazcık merak uyandırıcıydı.



“Sanırım bu Bai Hao’da gerçekten biraz yetenek varmış.” diye düşündü. “Her şeyi ayarladım, hatta öldürücü darbeyi kendim indirdim. Ama buna rağmen ölmemiş! Bir de geri dönmeye cüret etmiş! Ehh, geçen sefer paçayı yırtmış olabilirsin ama bakalım bu sefer de aynı şeyi yapabilecek misin!” 



Adam soğuk bir kahkaha eşliğinde arkasını döndü. Aynı zamanda Öz Formasyon aurasını yaymaya başladı!


Tabii ki Bai Xiaochun’un pagodada verilen detayları bilmesine imkân yoktu. Orayı koruyan kısıtlayıcı büyüler nedeniyle içeride olmadığı takdirde hiçbir şey duyamazdı. Ayrıca ilahi hislerini kullanmaya kalkarsa da büyüler tarafından tespit edilip müdahale görürdü.


Fakat siyahlı adamla orta yaşlı kadının konuşmasını işitmese de onları net olarak görmüş, kendisine bakışlarındaki kötü niyetleri ve öldürme güdüsünü tespit etmişti.


“Ehh, ilginç bir olay…”
diye kendi kendine mırıldandı ve soğuk bir gülümsemeyle kuzey kesim yolculuğuna devam etti. Çok geçmeden fark ettiği üzere kuzey kesim şehir merkezinden bir hayli uzaktı ve kesinlikle lüks denilemezdi. Tüm alan basit evlerle doluydu ve çoğunluğu nesillerdir Bai Klanına bağlı olan hizmetlilerle doluydu. Bu kişilerin çoğu da yaşlı, hasta ve genellikle sağlıksız görünümlüydü.



Evler rastgele dağılmış görünüyordu ve tüm mekan doğu kesiminden tamamen farklıydı. Bai Xiaochun ilerledikçe kendisine çevrilen alay ve tiksinme dolu bakışların azaldığını fark etmişti. Burasının klanın fakir ve basit kısmı olduğu düşünülünce Bai Hao’nun nasıl bir hayat sürdüğünü anlamak kolaylaşıyordu.



Burada onu gördüğüne mutlu olan ve içten bir samimiyetle selam vermek adına öne çıkanlar da vardı. Burası kesinlikle doğu kesiminden bir hayli farklıydı.



“Büyük Kardeş Hao...”



“Genç Usta Hao!!”



Bai Hao’nun burada hoş karşılandığı barizdi. Ayrıca konutunu aramasına da gerek kalmamıştı. Bir grup çocuk onunla mutlu mesut sohbet ederek onu yıkık dökük bir eve yönlendirmişti.


Evi, her an yıkılıp kalabilecek bir kulübeden pek de farksız sayılmazdı. Neyse ki tüm Bai Klanı binaların elementlerden etkilenmesini engelleyen bir büyüyle korunuyordu, aksi takdirde bu kulübe yağmur tarafından çoktan yıkılmış olurdu.


Kulübesine giren Bai Xiaochun etrafına bakarak iç çekti.


İçerideki tek şey bir yataktı. Bir sandalye dahi yoktu. Kuruluş Kadrosu başlarındaki bir yetişimcinin böyle bir yerde yaşadığına inanmak imkansıza yakındı. Yaban Arazilerde de Cennetkarışı Nehri arazilerinde de Kuruluş Kadrosu yetişimcileri daima iyi muamele görürdü.



“Bai Hao nasıl olmuş da kendi klanında böyle yaşamaya başlamış…?”
Bai Xiaochun Bai Hao hakkında biraz bilgi sahibi olsa da durumu idrak edemiyordu. İdealin altında bir şeyler beklemiş olsa da bu yaşadıklarına kendisini asla hazırlayamazdı.



“Ya Bai Hao böyle yaşamaya razıymış… ya da durumu değiştirmeye çalışmaya cesaret edememiş… Her halükârda onun ölmesini isteyen kişi kimdi? Az önceki adamla kadın mı?”
Kadının giydiği kıyafetler klanda son derece üstün bir pozisyonda olduğunu kanıtlıyordu.



Ancak Xiaochun ne kadar kafa yorarsa yorsun bir ipucu bulamıyordu. Yeterli bilgiye sahip değildi. En sonunda kafasını salladı. “Keşke sana yardım edebilseydim, Bai Hao. Ama bana biraz zaman vermelisin. Seninle ilgili neler döndüğünü anlamama yardım et!” 



İç çekip bitap durumdaki yatağın üzerinde bağdaş kurdu. Ancak meditasyon yapmak yerine etrafa ilahi hislerini gönderdi.

 

Ayrıca büyü hareketleriyle yalnızca kendisinin fark edebileceği kısıtlayıcı büyüler yerleştirme pratiğine başladı. Bu, yıllardır alıştığı bir pratikti. Ne zaman garip bir yere düşse en önemli işi güvenliğinden emin olmak olurdu.


Ancak ilahi hislerini gönderir göndermez gözlerine bir ciddiyet yerleşti ve bakışları odanın köşesine kaydı. Yatağından kalkarak ilerledi ve daha yakından bakabilmek için yere çöktü.



Odanın o köşesi her yönüyle sıradan görünüyor olsa da ilahi hisleri değdiğinde bir büyü tekniğinden kalma dalgalanmaları hissedebilmişti.



Bu dalgalanmalar belli belirsizdi, aylar önce silinmeye başlamış ve artık tam anlamıyla tükenmek üzereymiş gibiydi. Bai Xiaochun üç klonuyla birleşmemiş ve ilahi hislerinin hassaslığını katlamamış olsa bu izleri asla fark edemeyebilirdi. Şu anki ilahi hisleri Ruhun Başlangıcının tüm güçlerine sahip olmasa da bir Ruhun Başlangıç uzmanı kadar keskindi.


Alanı dikkatlice inceledikten sonra gözleri şaşkınlıkla ışıldadı.


“Biri burada bir çeşit büyü kullanmış… Çok uzun süre geçmemiş, en fazla birkaç ay… Zemini temizlemek için arkasından bir büyü daha kullanılmış gibi görünüyor. Belki de bir şeyin kanıtını silmişlerdir…?”
Merakı artan Bai Xiaochun Cennetkarışı Dharma Gözünü azıcık araladı ve kulübeyi aydınlatan menekşe ışıklar sızmasına yol açtı.



Zemine bu yöntemle baktıktan sonraysa büyüyle silinen şeyin muhtemelen elle yazılmış bir metin olduğunu idrak etti…


“İlginç.” diye mırıldandı. Bir anda birkaç ardışık imge belirdi ve üç klonu şekillendi. Tüm klonları üçüncü gözlerini araladı ve aynı alanda daha çok menekşe ışık toplandı.



Neyse ki Bai Xiaochun ne yaptığını biliyor ve kulübeden menekşe ışıkların sızmasını engelliyor, dışarıdaki hiç kimsenin olanları tespit edememesini sağlıyordu. Kısa bir süre içerisinde silinmiş olan metin Bai Xiaochun’un okuyabileceği kadar onarılmıştı.



Ve yetişim basamağına, zihinsel kontrolünün miktarına rağmen o metni görmek, ağzından şaşkınlık dolu bir ses kaçmasına yol açmıştı!

 

#Bu Bai Hao olayı bayağı gizemli görünüyor. Kadının ısrarla insan değil deyip durması, bir an önce ölmesini istemesi, herkesten gördüğü kötü muamele ve yaşadığı virane kulübe... Son olarak bir de odasındaki metin çıktı ortaya. Bakalım o metin neyin nesiymiş, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18136 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37403 Bölüm Sayısı


creator
manga tr