Bölüm 563 : İz Bırakmadan Kayboluş

avatar
1438 1

A Will Eternal - Bölüm 563 : İz Bırakmadan Kayboluş


Çevirmen :  Clumsy 

 

Sahibe Al-Toprak normal şartlarda güzel bir kadındı, kıvrımlı bir bedene, bembeyaz bir tene ve büyüleyici gözlere sahipti. Ama şu anda bitap düşmüştü, titriyordu ve ağır yaralıydı. Çok da öfkeliydi. Bai Xiaochun’u öldürmenin bu kadar zor olabileceğini asla hayal edemezdi!

 

Lanetin etkisindeyken mücadele ettiği için vücudu kırmızı beneklerle kaplıydı. Bu, onun gibi güzel bir kadın için ağır bir bedeldi.

 

Lanetin etkilerini er ya da geç silebileceğinden emin olsa da şu anda hissettiği acı ve uyuşukluk onu öfkeden deliye döndürüyordu.

 

“Bai Xiaochun!!” diye çığlık atarken ona beslediği nefret iliklerine dek işlemişti. An itibariyle onunla aynı göğün altında yaşamaya dahi tahammülü yoktu. Hala ışınlanmanın göz kamaştırıcı ışıklarıyla çevrelenmiş olmaları önemli değildi, Xiaochun’un henüz ölmemiş olması gözlerinde ışıldayan delilikle ona doğru ilerlemesi için yeterli olmuştu.

 

Onu ışınlanmadan önce öldürmek zorundaydı!

 

O hayattayken asla huzur bulamazdı. Önceleri Ruh Yaklaştırma Hapları, patlayan hap fırınları ve Yaban Arazilerde yol açtığı genel aşağılanmayla acı yüzünden onu sevmiyordu.

 

Ruhların eylemleri ve Büyük Set Şehrindeki gerçek ruhun onun yıllar süren başarılarına indirdiği darbeyse Bai Xiaochun’a yönelik nefretini iyice körüklemişti.

 

Ancak yetişimi gereği Bai Xiaochun onun ayaklarının altında ezilecek bir böcek olduğu için bunların hiçbiri onu çok da ilgilendirmemişti. Xiaochun er ya da geç öldürülecek ve burnunu sokarak savaşlar konusunda kalıcı bir problem doğuramayacaktı.

 

Ama artık işler değişmişti!

 

O mezar odasında bir başkası, bir Ruhun Başlangıç yetişimcisi bile olsaydı hayatta kalamazdı.  

 

Ancak Bai Xiaochun kalmıştı!

 

Hatta hayatta kalmakla yetinmemiş, onu yaralamıştı. Ayrıca üç deva ruhu olduğu açığa çıkmış, bu da iyice canını sıkmıştı.

 

“Büyük bir sırrı var ve amacına ulaşırsa, yeterli vakti de olursa bugünkü olayların yanında fıs kalacağı kadar korkunç bir hal alır! Felaket üstüne felaket doğurur!

 

“Şimdiden onunla aynı gökte yaşayamayacak raddeye geldim. Gitmesine nasıl izin verebilirim ki!?” Dişlerini sıkan kadın ışınlanma gücüyle çoktan silinmeye başlamış olduğu gerçeğini hiçe sayarak Bai Xiaochun’a yaklaşmaktaydı.

 

Ardından eliyle uzandı. Onun işini bitirme, hayatını temelli olarak sonlandırma zamanı gelmişti. Ancak bunu yaptıktan sonra rahat edebilecekti. Neticede onu şu anda öldürmek bu kadar zorsa güçlendiğinde daha da korkunç olacağı kesindi.

 

Bai Xiaochun için kritik bir andı. Işınlanmanın ortasında olmasına, bedeninin silinişine rağmen Sahibe Al-Toprağın şu anki hızıyla ona yetişmesi kuvvetle muhtemeldi. Sonra da ışınlanıp ışınlanmayacağının bir önemi kalmayacaktı; ışınlanan tek şey bir ceset olacaktı!

 

Bai Xiaochun’un feri sönen gözleri o anda ışıldadı ve kalan son yaşam gücünü çekti.

 

Bedenini kımıldatamıyordu, yetişim basamağıysa tamamen durgundu. Vücudundaki yaralar ağırdı. Fakat ölmek istemiyordu. Yaşamak istiyordu! Henüz yapmadığı çok şey vardı ve onları başarmak için de sonsuza dek yaşamak zorundaydı!!

 

“Sonsuza dek yaşamak istiyorum! Ölemem!!” İçinden kükreyerek gözlerini kapattı ve alnındaki üçüncü gözü, Cennetkarışı Dharma Gözünü açtı!

 

Bunu yapan yalnızca gerçek benliği değildi. İçindeki üç klonu da kendi Cennetkarışı Dharma Gözlerini açmıştı. Böylece dört gözün gücü birleşerek Sahibe Al-Toprağa atıldı!!

 

GÜÜÜÜÜÜMMMMMMM!

 

Ansızın bir kontrol gücü bastırdı. Ve tüm bedeni yoğun bir acıyla dolsa da bunu hiçe sayarak bakışlarını tamamıyla Sahibe Al-Toprağın üzerinde tutmaya odaklandı!

 

Gümbürtüler devam ederken kadın duraksamıştı. Bir an sonra toparlanmış olsa da o an, Bai Xiaochun için yeterliydi.

 

Bai Xiaochun’un Cennetkarışı Dharma Gözünden kanlar sızarken ışınlanma gücü etkisini gösterdi ve son saniyede Ebedi Şemsiyeyi kapan Bai Xiaochun ortadan kayboldu.

 

Sahibe Al-Toprağın hazırladığı büyü tekniğiyse Bai Xiaochun’un az önce durduğu noktaya, hiçliğe kavuştu…

 

“Bai Xiaochun!!” diye tiz bir çığlık atan kadının gözleri nefretle yanıp tutuşuyordu. Bir an sonraysa o da ortadan kayboldu.

 

Aynı anda ışınlanma ışıkları labirentin geri kalanını teslim alarak Usta Tanrı-Kahin, Zhao Long, Song Que ve diğerlerini de alıp götürdü…

 

Büyük Set yetişimcileri, ruh yetişimcileri ve vahşi devler hep birlikte uzaklaşırken labirent yıkılıp kalmış, ardında kocaman, batık bir kraterden fazlasını bırakmamıştı.

 

İşte o devasa alanda, bir zamanlar var olan dokuz siyah ışık sütununun yerini tek bir beyaz sütun aldı ve o sütun, dört bir yana dalgalanmalar göndererek göğe yükseldi.

 

Bai Lin, Büyük Set güçleri ve Yabaniler olanları net bir şekilde görmüş ve sarsılmıştı. Her biri labirentte olanları öğrenmeyi çok istiyordu.

 

Herkesin ışınlanma formasyonunun aktive olduğunu ve içerideki tüm bireyleri Yaban Arazilerin farklı alanlarına gönderdiğini öğrenmesi içinse bir ay geçmesi gerekmişti!

 

Kimileri labirente nispeten yakın noktalara gitmiş, kimileriyse iletişim kağıtlarının işe yaramadığı Yaban Arazi derinliklerine…

 

Tabii Büyük Set yetişimcileri arasından Büyük Set Şehrine dönenlerin sayısı arttıkça sınavda olanların haberleri iyice yayılmış, Bai Xiaochun ile ilgili hikayeler tekrar tekrar anlatılmış, Büyük Set Şehrinde de Yaban Arazilerde de yankılanmıştı…

 

Sınavlarda 1.liği almıştı!

 

Mezar odasına giren ilk kişi olmuştu!

 

Ardından Sahibe Al-Toprak da mezar odasına girmiş ve ikili arasında acı bir mücadele gerçekleşmişti. Oda çöktüğündeyse Bai Xiaochun’un o ana dek sağ kalmayı başardığı görülmüştü!  

 

Ama ardından ışınlanma başlamıştı ve oradan sağ kurtulup kurtulmadığını bilen yoktu.

 

İşte o olayın hemen ardından Sahibe Al-Toprak Bai Xiaochun’un başındaki ödülü duyulmamış bir seviyeye çıkarmıştı. Beş deva yaratığı ruhu ve bir deva ruhuna!

 

Yabaniler de Büyük Set güçleri de tamamıyla sarsılmıştı. Büyük Setin İnfaz Listesinde bile böylesine yüksek bir ödül yoktu.

 

Bai Xiaochun Yabanilerin İnfaz Listesinin ilk sırasındaydı!! Yani Büyük Set güçlerinin anladığı üzere Bai Xiaochun ölmemişti!

 

An itibariyle Bai Lin Büyük Set Şehrinde oturuyor, suratında melankolik bir ifade, elinde de bir alkol şişesiyle duygusal bir şekilde iç çekerek mırıldanıyordu: “Xiaochun, ölmediğin sürece mutlu olacağım. Bu defa cidden yüzünü kara çıkardım… Nerdesin…?”

 

#Bu bölümle birlikte ‘Farklı Türde Bir Rehinelik’ isimli 4. kitabın da sonuna gelmiş bulunuyoruz. Çok ağır şekilde yaralı olan kaplumbağamız son anda canını kurtararak ışınlanmaya teslim oldu. Bu olayın üzerinden bir ay geçmiş fakat ondan herhangi bir haber yok. Bu kitabı sonlandırdığımıza göre setteki maceramızın sonuna gelmiş olabiliriz. Ama henüz o maskeyi veren gizemli tarikatla karşılaşmadık. Belki de şimdi onları buluruz? Ben yine bir sürü soru ve merakla sıradaki bölüme, yani ‘Hayatın Zirvesi’ isimli 5. kitabın ilk bölümüne geçiyorum, orada görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18340 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37571 Bölüm Sayısı


creator
manga tr