Bölüm 538 : Koş Xiaochun!

avatar
1544 0

A Will Eternal - Bölüm 538 : Koş Xiaochun!


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun içten içe çığlıklar atıyor, kafatası korkuyla karıncalanıyordu. Şu anki halinden daha güçlü olsa bile her biri kellesindeki ödülü isteyen çok fazla Yabani vardı. Bir anda titremeye başlamış ve saklanma girişimiyle farklı bir noktaya koşturmuştu.

 

Fakat onu fark etmiş olanlar bağırıp durdukça daha çok Yabani dönüp bakıyordu. Hatta bir kısmı havalanmış, gözleri keskin oklar misali ona doğru kilitlenmişti. Beş lejyon yetişimcileri de bilinçsizce ondan uzaklaşmaya, 3. Kıta askerlerini itmeye başlamıştı. Aynı şekilde Xiaochun’un arkasına saklandığı iriyarı adam da üzerine çöken baskıyı hissederek oradan uzaklaşmaktaydı.

 

“Gitme kardeşim!” dedi Bai Xiaochun. “Azıcık arkana saklanayım, tehlike geçince sana çok güzel bir ödül vereceğim!” Ama iriyarı adam arkasına bir bakış dahi atmadan basıp gitti.

 

Bai Xiaochun giderek daha da geriliyordu ve tam arkasına saklanacak yeni bir yetişimci ararken etraftakilerin ondan kaçmaya çalıştığını ve onu tamamen açıkta bıraktıklarını fark etti.

 

Çok geçmeden herkes ona bakar hale gelmişti!

 

“Şeytan Bai!!”

 

“Şeytan Bai ölmedikçe Yabanilerin üzerindeki leke asla silinmeyecek!!”

 

“Buraya gelmeye cüret ettiğine inanamıyorum! Hahaha! Şeytan Bai benimdir! Gizli hazineyi ve deva ruhunu boş verin. Onlar umurumda bile değil. Bai Xiaochun’u öldürebilirsem beş elementlik deva yaratığı ruhu benim olur! Bu da hemen hemen bir deva ruhuna bedel zaten!!”

 

“Bu ne cüret! Kellesindeki ödüle rağmen buraya gelme cesareti göstermiş! Resmen bizimle dalga geçiyor!!”

 

Bai Xiaochun aynı anda hem kederlenmiş hem de öfkelenmişti ve yaşadığı dehşet yüzünden bağırsaklarının sıkıştığını hissediyordu. Yabani ruh yetişimcileri ve vahşilerin açgözlü, nefret dolu bakışları her geçen an daha da yoğunlaşıyordu…

 

Ayrıca Büyük Setteki silah arkadaşları da ondan uzaklaşıyor, hatta bir kısmının attığı ışıltılı bakışlar kalbini soğutuyordu.

 

“Buraya gelmeyi ben istemedim ki! Kimseyle dalga geçmiyorum…”

 

Hemen hemen herkes ona şeytani planlarla bakıyor ve bir hazine olarak görülmek Xiaochun’un alnından terler dökülmesine yol açıyordu.

 

Neticede onu öldüren kişi bir tam set deva yaratığı ruhu alacaktı ki teorik olarak bunu bir deva ruhuyla takas edebilirdi.

 

“Daha da önemlisi, biri beni öldürürse sadece beş elementlik deva yaratığı ruhu seti almakla kalmayacak, çantamdaki iki deva ruhunu da alacak! Anında zengin olacak!”

 

Bu konuda düşündükçe labirentteki hazinelerden daha değerli olduğunu fark ediyordu.

 

“Bu nasıl olabildi?” diye düşünürken gözlerine yaşlar doluyordu. “Ben… ben aşağıdaki tüm gizli hazinelerden daha değerliyim…” Büyük Set için sergilediği hizmetlerden sonra bu noktaya gelmek ne kadar adaletsiz diye düşünürken de dişlerini sıktı, gözleri iyice kanlandı.

 

Ruh yetişimcileri ve vahşilerin, hatta dağınık haldeki ruh büyücülerinin bazıları öyle uğursuz bakışlar atıyordu ki her an harekete geçip onu öldürmeye kalkışabilirmiş gibi bir halleri vardı.

 

Bai Xiaochun Büyük Set yetişimcileri tarafından açığa çıkartılırken 3. Kıtadaki adamlarının bir kısmı ona yardım etmek için koşturmaktaydı ama çok geç kaldıkları ortadaydı.

 

Neticede ruh yetişimcilerinin bir kısmı sahiden de saldırsaydı durum anında kontrolden çıkardı. Gözleri bu ölümcül kriz yüzünden titreşen Bai Xiaochun ansızın bir adım öne çıkarak, “Başka ölmek… isteyen var mı!?!?” diye bağırdı.

 

Sesinin gök gürültüsü gibi yankılanışı, ona saldırmayı düşünen ruh yetişimcileri ve vahşilere birkaç yıl önceki savaşı anımsatmıştı!

 

Kimileri bu savaşı gözleriyle görmüş kimileriyse sadece hikayesini işitmişti. Her halükarda her biri bu düşünceyle ürpererek tereddüde düşmüştü.

 

Sonuçta Bai Xiaochun inanılmaz bir savaş gücüne sahipti ve ona saldırmayı deneyen ilk kişi hem onu öldüremeyecek hem de canını korumakta zorlanacaktı. Ve onlar tereddüde düşerken güneşin bulutların ardında batışıyla akşam çöktü.

 

Arazilerin altın ışıklarla yıkanışıyla labirentin girişindeki gri kalkan silindi ve içerideki acınası çığlıklarla diğer sesler dışarı taşındı.

 

Sayısız hayaletin bağırışını andıran bu sesler oradaki herkesin zihnini delip geçmekteydi.

 

Bai Xiaochun stres içerisindeydi lakin başka bir seçenek de göremiyordu. Labirente girerek inanılmaz bir tehlikeye atılacağı kesindi ama bu ona bir fırsat sağlayacaktı.

 

Bu yüzden giriş belirir belirmez herkesin şaşkınlığından faydalanıp dişlerini sıkarak ardışık imgeler halinde girişe atıldı.

 

Dağ Sarsan Darbeyi kullanarak bir gök gürültüsü yankılanmasını sağladı, kaşla göz arasında girişe varmıştı. Tabii ki hiç kimsenin korktuğunu sanmasına izin veremezdi, bu yüzden, “Büyük Kardeş Zhao, Büyük Kardeş Chen! Bai Xiaochun sizi kurtarmaya geliyor!” diye bağırdı.

 

Ardından girişteki doğal bir ışınlanma fonksiyonu tarafından kavranarak gözden kayboldu.

 

Hemen hemen aynı saniyede vahşilerin, ruh yetişimcilerinin ve ruh büyücülerinin öldürme güdüleri yükseldi ve her biri onun peşine takıldı.

 

“Sakın kaçayım deme, Şeytan Bai!!”

 

“Şeytan Bai’yi öldürüp başındaki ödülü alın!!”

 

“Peşine takılın!!” 

 

Chen Hetian tamamen ifadesiz bir suratla bakmaktaydı. Ancak Bai Xiaochun’un sözlerini işitmek gözlerinin hafiften seğirmesine yol açmıştı. Ardından kolunu sallayarak, “Beş lejyon, emrime uyun ve labirente girin!” dedi.

 

Ve 30,000 yetişimci de peşlerinde Chen Hetian’la hiç tereddütsüz labirente uçtu.

 

Kısacık bir sürede dışarıdaki tüm grup ortadan kaybolmuştu. Ve buna rağmen labirenttekilere katılmak isteyen yeni ışık huzmeleri yaklaşmakta, Bai Xiaochun’un labirente girdiği haberi etraftaki ruh yetişimcileri arasında kulaktan kulağa yayılmaktaydı.

 

**

 

Uzaklardaki Yabani kabilelerinin birinde bir vahşi şefi bağdaş kurmuş şekilde otururken raporu almış ve ansızın meditasyondan kalkmıştı. “Ne? Şeytan Bai mi görünmüş?!”

 

Ardından dişlerini sıkarak harekete geçti. “Şeytan Bai’nin işi bitti, onun öldüğünden emin olacağım!” 

 

Benzer sahneler diğer kabilelerde de yaşanıyordu. Yaban Arazilerde bolca bulunan başıboş ruh yetişimcileri de kendi iletişim kanalları aracılığıyla haberleri almış ve onların da gözleri ışıldamaya başlamıştı.

 

“Şeytan Bai… Sahibe Al-Toprak başındaki ödülü beş elementlik bir deva yaratığı ruhu setine çıkarmış! Onu öldüren kişi kesinlikle Ruhun Başlangıcına geçecek!!”

 

“Heh heh. Labirente girmekle pek ilgilenmiyordum. Sonuçta o deva ruhunu almak için iyi bir kısmet ve şans lazım. Ama artık bir fırsat daha var. Labirentte iki hazine bulunuyor!”

 

“Hadi labirente gidelim!”

 

Deliye dönenler ruh yetişimcileri ve vahşilerden ibaret değildi. Pek çok ruh büyücüsü ve yüksek rütbeli Yabani de beş deva yaratığı ruhu setine susamış ve Bai Xiaochun’un ortaya çıktığını işitince aceleyle labirente yönelmişti.

 

Girişin açılışının ardından geçen bir iki saatte alana dökülüp tereddütsüzce labirente giren Yabanilerin sayısı giderek artmıştı.

 

Hedefleriyse sınavı birinci tamamlayıp labirentteki deva ruhunu almak değildi. Pek çok kişi buna ulaşılması çok zor bir hedef gözüyle bakıyordu. Onların hedefi Bai Xiaochun’u öldürmekti!

 

Bai Xiaochun’u öldürmek ve deva yaratığı ruhu setini almak!

 

Ayrıca deva ruhunu kazanma niyetiyle gelenlerin hemen hemen hepsi de o deva ruhunu bir deva yaratığı ruhu setiyle değişme niyetindeydi. Bu yüzden Bai Xiaochun’u öldürmek çok daha anlamlıydı!

 

Bu yüzden Bai Xiaochun insanların gözünde bir deva ruhu kadar değerliydi…

 

Bai Xiaochun’u öldürmek her şeyin anahtarıydı!

 

Buna ne zaman karar verdiklerinden bağımsız olarak hemen hemen tüm Yabaniler Bai Xiaochun’u arıyor ve labirente giren herkes onu bulmak için dört bir yana dağılıyordu.

 

#Canım yaaa, tüm dünyayı peşine taktı geziyor bizimki. Kim bilir başına neler gelecek… Ve kim bilir diğerlerinin başına neler gelecek… Run Xiaochun, run!
Hazırsak başlıyoruz arkadaşlar, bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18101 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37371 Bölüm Sayısı


creator
manga tr