Bölüm 494 : Ölümden Korkacak Zaman Değil

avatar
1798 2

A Will Eternal - Bölüm 494 : Ölümden Korkacak Zaman Değil


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun’un tedirginliği artarken aşağıdaki mücadelenin gelgitleri Chen Hetian’la çarpışmakta olan kırmızılı kadının kaşlarının çatılmasına yol açmıştı.

 

Fakat mücadelesinin yoğunluğu yüzünden bu duruma ilgisini veremiyordu. Salınan saldırıların sonucunda etrafındaki kan bulutu kanıyor, gökte yarıklar kıvranıyordu.

 

Yarıkların bir kısmı çatırdama sesleri eşliğinde yıldırım misali yere dek uzanmış, toprağa değdiklerinde kuvvetli patlamalar doğmuştu.

 

Bai Xiaochun o yarıklardan birinin Ruhun Başlangıç seviyesiyle kıyaslanabilecek bir ruh yetişimcisine inişini kafatası karıncalanmış bir şekilde izlemekteydi. Yarığın dokunduğu adam anında parçalara ayrılmış, bedenen ve ruhen yok edilmişti. 

 

“Deva…” dedi soluğu kesilen Xiaochun. İlk defa devaların gerçek güçlerine tanık oluyordu ve bu, zihnini uyuşturmuştu. Sergilenen güç bir insan bedeninin kaldırabileceğinin fazlasıyla üstünde, sıradan yetişimcilerin baş edebileceğinin ötesindeydi.

 

“Cennet ve dünyayla kaynaşanlar,” diye mırıldandı, “uçsuz bucaksız kudretlerini ödünç alabilirler…” Chen Hetian ve kırmızılı kadının etrafındaki her şey, bulutlar, rüzgâr ve benzerleri bile onların silahı halini almıştı. Yer ve gökteki her şey onların ilahi kabiliyeti olabilirdi!

 

Bir de etraflarında şekillenen illüzyon formda figürler söz konusuydu, antik zamanlara ait o figürler birbirleriyle çarpışmaya başlamıştı…  

 

Neyse ki Büyük Set hala mücadele genelinde avantajlı taraftı. Beş lejyon yetişimcileri ilerlemeye devam ediyor, ruh denizi uzaklaştırılıyordu. Onları koruyacak bir kinci ruh güruhu olmayınca 700,000 vahşi devlik bir ordu beş lejyonla doğrudan savaşmak zorunda kalmış, art arda yenilgiler başlamıştı.

 

Bai Xiaochun bu sayede oldukça rahatlamıştı. Neticede birkaç savaşta yer almış olsa da bu seferki kesinlikle en büyük çaplısıydı.

 

Ancak tam Bai Xiaochun rahat bir nefes alırken Yabanilerdeki yüzü aşkın ruh büyücüsünün bakışları bir anda yukarı çevrildi. Kinci ruhların kontrolünü kaybettikleri için artık başka şeylere ayıracak vakitleri vardı. Hepsi bir bir bağdaş kurduktan sonra siyah tütsüler çıkartıp dumanlarından derin birer nefes çekerek derin bir trans haline geçtiler.

 

Bir müddet sonra kalabalık ruh yetişimcisi grupları da onları korumaya geldi ve ruh büyücülerinin kafalarının üzerinde gölgemsi figürler belirdi!

 

Onlar ruh büyücülerinin kendi ruhlarıydı ve onlardan yayılan şok edici auralar Büyük Setin kalkanına yöneldi!

 

Kalkan çoğu Yabaniyi dışarıda tutabiliyor olsa da ruh büyücüleri koklamış oldukları tütsünün yardımıyla kalkanı aşabilecek hale gelmişti!  

 

Bu da Bai Xiaochun’a gerçekleştirilen suikast girişimiyle tıpatıp aynı şeydi!

 

Bai Xiaochun ruh büyücülerinden çıkan ruhları görür görmez gerilemeye başladı. O esnada ruhlar ışık huzmeleri şeklinde ileri atılarak Büyük Setin kalkanını deldi.

 

Karşılığında Bai Lin de dahil olmak üzere lejyonların beş generali de ruh büyücülerinin ruhlarıyla çarpışmak adına harekete geçti, onları da ordunun tümgeneralleri takip etti.

 

Ruh büyücülerinin ruhlarının Büyük Sete ulaşması bu şekilde engellenmişti. Ayrıca devasa göz de korkunç, yıkıcı ışık huzmelerini göndermeye başladı.

 

O esnada vahşi devler kabile şeflerinden yeni emirler aldı. Akabinde gözleri kızaran topluluk bağıra bağıra ve tüm tehlikeleri hiçe sayarak Büyük Sete doğru hücuma geçti!

 

Kendilerini patlatma sesleri çınlıyor, bedenleri korkusuzca kalkana atılıyor, kalkan da yeniden çarpıklaşıp güçsüzleşmeye başlıyordu!

 

Yabaniler büyük bir saldırı gerçekleştiriyordu!

 

On binlerce devin kendilerini patlatışı kalkanı savaş alanında ansızın geriletmişti. Beş lejyon yetişimcilerinin pek çoğuysa yeterince hızlı tepki veremeyerek patlamalara yakalanmış, çığlıklar atarak ölmüştü.

 

Lakin bu çığlıklar devlerin yakalamayı başardığı yetişimcilerin çığlıklarının yanında sönük kalırdı…  

 

Bu seslerin kulaklarına erişişiyle Bai Xiaochun beti benzi atmıştı. Hatta iki devin bir yetişimciyi ikiye ayırıp diri diri yiyişine bizzat tanık olmuştu. Sonucunda iki devin de yetişim basamağı ilerleyişi gerçekleştirdiği barizdi.

 

Vahşiler de yetişim yapar ama ruhsal enerji yerine ruh gücü kullanırdı. Fakat bu, ruhsal enerji özümseme arzusu duymadıkları anlamına gelmezdi. Hatta ruhsal enerjiyi leziz bulurlardı!

 

“Yiyin onları!!”

 

“Yetişimci ziyafeti çekmeyeli bayağı olmuştu…”

 

“Hahaha! İşte ben de bu tattan bahsediyordum!!” Vahşi devler delice hücum ediyor, ellerinin değdiği tüm yetişimcileri kavrayıp vahşi yaratıklar misali tüketiyorlardı.

 

Kimileriyse kendilerini patlatmaya devam ediyor ve bu patlamalar yalnızca kalkanı zayıflatmakla kalmıyor, etkisine kapılacak kadar şanssız olan yetişimcileri de ortadan kaldırıyordu.

 

Bai Xiaochun’un solgunlaşan suratı bu tanık oldukları karşısında kızarmaya başlamıştı. Vahşilerin insan eti yediğini işitmiş olsa da bunun gerçekleşişine ilk defa tanık oluyordu.

 

Sıkılı dişlerinin ardından, “Ölümden korkacak zaman değil!!” dedi. Önceleri Ruh Yaklaştırma Hapları yüzünden kendisini birazcık suçlu hissetse de Yabanilerin gaddarlıklarını tam anlamıyla görünce kalbi soğumuş ve sertleşmişti.

 

Bir sessizlik anından sonra yerinde dönerek Büyük Set Şehrine indi ve bir ışık huzmesi şeklinde doğruca Cephaneliğe yöneldi.

 

Cephanelikteki hap fırınları halkalar şeklinde dizilmişti. 300 metrelik fırınlarıysa destek sağlayan Ruhun Başlangıç uzmanlarından mahrum kalmış olmalarına rağmen kıpkırmızıydı ve yoğun ısı dalgaları yaymaktaydı.

 

Bai Xiaochun hızlıca on büyük fırını inceledikten sonra derin bir nefes alarak parmağını şaklattı. Karşılığında tüm fırınlar havaya kalkarak Bai Xiaochun’un etrafında dönmeye başladı.

 

Ardından iki elli bir büyü hareketiyle fırınlara doğru bir sürü mühür işareti gönderdi. Cennet-Daosu aurası ve Altın Özün gücüyle desteklenen işaretler fırınlara işlerken boğuk sesler yankılanmaya başlamıştı.

 

Fırınlar henüz patlama noktasına gelmemiş olabilirdi lakin Bai Xiaochun yetenekli bir simyacıydı, doğal olarak erkenden patlamalarını sağlama yollarını biliyordu. Az önce salmış olduğu mühürlerin dışsal güçlerine başvurarak fırınlardaki hapları erkenden istikrarsız hale getirebilirdi.

 

Sonucundaki patlama biraz daha etkisiz olacak olsa da geride kalan günlerde bolca güç birikmişti. Bu düşünceyle mühür işaretlerini yerleştirdiği fırınları art arda sıralayarak Büyük Sete yöneldi.

 

Geri döndüğünde beş lejyonun çokça yetişimcisi ve yine pek çok Yabani tarafından fark edilmişti. Neticede 300 metrelik fırınlar özellikle de kıpkırmızı oluşları ve yaydıkları şok edici dalgalanmalarla tamamıyla göz alıcıydı.

 

“Onlar…”

 

“Büyükusta Bai’nin hap fırınları!!” 

 

Beş lejyon yetişimcilerinin suratlarına heyecan ifadeleri ve yoğun bir beklenti yerleşmişti.

 

Başta Bai Lin olmak üzere ruh büyücüleri ruhlarıyla çarpışan general ve tümgenerallerin suratlarında da benzer ifadeler görülüyordu.

 

Ruh büyücüsü ruhlarının suratlarıysa şokla titreşiyor ve vahşilerin soluğu kesiliyordu.

 

En çok hayrete düşenlerse kabile şefleriydi.

 

“Onlar… onlar kocamanlar!!”

 

“Cennetler…”

 

Bai Xiaochun hiç kimseye toparlanma fırsatı tanımadan Büyük Setin üzerine uçtu ve bağıra bağıra on fırını savaş alanına fırlattı. Güneş misali havayı delip geçen fırınlar sayısız vahşinin arasına doğru ilerlemekteydi.

 

İşte o anda tüm savaş alanı sessizleşti ve tüm gözler o güneşi andıran fırınlara kilitlendi…  

 

#Sonunda beklenen fırınlar piyasaya çıktı. Daha önce normal fırınlar patlarken bile bayağı çılgınca etkiler doğuyordu. Şimdi özellikle patlasın diye yapılan kocaman fırınlar var, içleri de bir sürü tuhaf hap ve zehirle dolu. Mutlaka büyük bir etkisi olacaktır, inşallah savaşın ciddiyetini bozacak saçma sapan bir şey olmaz  Hadi patlatmaya ve okumaya devam arkadaşlar!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18433 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37673 Bölüm Sayısı


creator
manga tr