Bölüm 472 : ***

avatar
1803 0

A Will Eternal - Bölüm 472 : ***


Çevirmen : Clumsy 

 

Sesindeki ciddiyetin yanı sıra en ufak bir saygısızlığa müsamaha göstermeyecek ağırlıkta bir tipti. O sesi işiten herkes ansızın sarsılırdı.

 

Ses yankılanırken uzun, siyah cüppeli orta yaşlı bir adam açığa çıkmıştı. Bir saniye önce uzaklardayken tek bir adımıyla dosdoğru Bai Xiaochun’un önünde belirmiş ve yolunu kesmişti.

 

“Ha?” diyen Bai Xiaochun’un gözleri irileşti. Bu adam her kimse inanılmaz hızlı hareket etmiş, öyle ki daha sözleri Xiaochun’un kulaklarına erişmeyi bitiremeden kendisi görüş alanına girivermişti.

 

Yakışıklıydı, uzun siyah saçları orta yaşlı görünümüne rağmen oldukça çarpıcıydı. Ayrıca engin bir havası vardı, bakışları yıldızlı gökleri içinde barındırıyor gibiydi. Tek bakışı dahi Bai Xiaochun’u sarsmaya yetmişti.

 

Kıyafetleri sıradan olsa da orada dünya ve cennetle bir bütün gibi duruyordu. Tam olarak deva seviyesinde olmasa da istediği an o noktaya geçebilirmiş gibi görünüyordu. Dünya ve cennetin enerjilerini çekerek uçsuz bucaksız bir savaş gücüne dönüştürebilirmiş gibi bir hali vardı.

 

Ne Deva Alemindeydi ne de Ruhun Başlangıcının büyük çemberinde. Dünya ve cennetin birtakım büyülü kanunlarını anlayabileceği bir noktaya ulaşmıştı ve o nokta da… Deva Alemi-Benzeriydi!!

 

Bai Xiaochun ansızın nefesinin katılaştığını ve konuşamadığını fark etti.

 

Tüm bunları tarif etmek zaman almış olsa da her şey çok kısa bir sürede gerçekleşmişti. Karşısındaki kişiyi gören Li Hongming’in ifadesi tamamen ciddileşmiş, gözleri coşkuyla ışıldamaya başlamıştı. Kollarını kavuşturarak inanılmaz bir şekilde eğildi.

 

“Selamlar, General!”

 

Karşısındaki adamın kim olduğunu öğrenmek Bai Xiaochun’un kalbini tersyüz etmişti. Li Hongming ona General şeklinde seslendiyse demek oluyordu ki karşısındaki kişi… Deri Yüzücülerin generaliydi!

 

Bai Xiaochun da hemen kollarını kavuşturarak eğildi.

 

“Selamlar, General.”

 

Siyah cüppeli adam Bai Xiaochun’a sakince baktıktan sonra şöyle dedi: “Az önce sana Deri Yüzücülere gerçekten katılmak isteyip istemediğini sordum.” 

 

Bai Xiaochun sözlerinden anında pişman olmuştu. Generalin kendisine bakışı karşısında gerginleşerek kekeledi: “Umm... ş-şey, istemi…” 

 

O henüz konuşmasını bitiremeden siyahlı adamın gözleri agresif ışıltılara kavuştu.

 

“Hmm?” Öldürücü bir aura patlak vermiş, öfke dalgaları Bai Xiaochun denen minik tekneyi alabora olmakla tehdit etmeye başlamıştı. “Dile getirmeden önce yanıtını iyice düşün istersen.” 

 

Sakin konuşmasına rağmen sözleri Bai Xiaochun’un zihninde gök gürültüsü misali yankılanmaktaydı.

 

Bai Xiaochun üzerine tarifsiz bir baskı çöktüğünü hissediyordu, hem titriyordu hem de ağlamanın eşiğine gelmişti. Gözleri kıpkırmızıydı ve katılmak istemediği takdirde öldürüleceği hissine kapılmıştı.

 

Yutkunarak şöyle dedi: “Umm… Ben bir rehineyim… bu yüzden biraz hassas bir durum söz konusu…”

 

“Rehine mi?” Şaşkın görünen adam sağ elini sallayarak avcunda bir yeşim kâğıt belirtti. Biraz araştırma yaptıktan sonraysa bakışlarını kaldırarak bir an için düşündü.

 

Bai Xiaochun’un kalbi tedirginlikten küt küt atıyordu. Büyük Sette kalmaması gerektiğine tamamıyla ikna olmuştu; burası fazla tehlikeliydi, ayrılmazsa zavallı küçük canından olabilirdi. Fakat şu anda yaşananlar duygularını mutlak bir çaresizliğe döndürüyordu.

 

Siyah cüppeli adam uzunca bir sessizliğin ardından kâğıdı ortadan kaldırarak şöyle dedi: “Önemi yok. Madem burada kalmak istiyorsun, ben de rehinelik meseleni çözerim. Tamamdır, sorun halloldu. Bundan böyle bir Deri Yüzücüler askerisin!”

 

Bai Xiaochun’un gözleri irileşmişti ve adamın ayrılmak üzere olduğunu görerek hızlıca bağırdı: “Ben bir Seçilmişim! Yıldızlı Gök Dao Polarite Süperstarları arasında ilk ondayım! Ne istersem yapmakta özgürü--”

 

“Seçilmiş mi?” diyen adam arkasına dahi bakmamıştı ve sesindeki kararlılık demiri kesebilecek düzeydeydi. “Daha iyi ya!” 

 

Öfkesi yükselen Bai Xiaochun tekrar bağırdı: “Ben… Ben asker olmak istemiyorum! Sözlerimi geri alıyorum, tamam mı?” 

 

“Geri almanın bir faydası yok. Askere alındın. Görev süren de on yıl.” Adam yürümeyi kesti, sağ elini uzattı ve içerisinde Deri Yüzücülerin öldürücü mührünün yer aldığı mor bir komuta madalyonu uzattı.

 

“Büyük Setteki beş lejyonun birinin generali olarak istediğim herkesi askere alma hakkına sahibim. Dün kullandığın haplar iyiydi, burada oldukça iş görecektir. Sana şöyle ifade edeyim Bai Xiaochun: burada kalıyorsun… istesen de istemesen de!”

 

Dedikten sonra kollarını sıvayarak Li Hongming’e döndü.

 

“Li Hongming!”

 

“Evet Efendim!?” dedi Li Hongming kuvvetli bir sesle.

 

“Ona üniformasını ver ve sonra da Cephaneliğe götür!” Adam bu sözlerin ardından Bai Xiaochun’un tepkilerini tamamen hiçe sayarak ortamı terk etti.

 

Bai Xiaochun ağlamak istiyor ama gözünden yaş gelmiyordu. Siyah cüppeli adamın sözlerinden sonra alanda öldürücü auraları taşan birkaç düzine adamın belirmesi hislerini iyice yoğunlaştırmıştı. Sayısız askeri göreve gitmiş kişiler oldukları barizdi, işledikleri onca cinayetten sonra gözleri kırmızı ışıltılara kavuşmuştu. Onlara bakmak bile Bai Xiaochun’u ürkütüyordu.

 

Emirlere uymayı reddettiği takdirde buradan canlı çıkmasına izin vermeyecekleri ortadaydı!

 

Bai Xiaochun hem öfkeli hem de pişmandı. Tüm bunların gösteriş yapma çabalarından kaynaklandığını biliyordu…

 

“Hepsini geri alabilseydim,” diye düşünüyordu ağlamasına ramak kalmış şekilde, “asla ilgi odağı olmaya kalkmazdım…” Ardından siyah cüppeli adamın uzaklaşışına baktı ve tedbiri elden bırakmaya karar verdi.

 

“General!” diye bağırdı avazı çıktığınca.

 

Sözleri gök gürültüsü misali yankılanmış, etraftaki yetişimcilerin gözlerini iyice keskinleştirmişti. Li Hongming’in gerildiği de belliydi, Bai Xiaochun’un Bai Lin’i gücendirecek bir şey yapacağından endişelenmişti. Bai Lin’in hem vahşileri hem de yetişimcileri gözünü kırpmadan katledebilecek tipte biri olduğunu biliyordu. Deri Yüzücülerin kuralları da çok sertti ve bu yüzden Bai Xiaochun’a çabucak anlamlı bir bakış atmaya çalıştı.

 

Bu sırada Bai Lin bir saniye için yerinde duraksamıştı.

 

“Ne istiyorsun?!” diyerek yavaşça arkasına dönerken gözleri buz soğukluğundaydı.

 

Bai Xiaochun kara kışa düşmüşçesine ürpermişti. Bu hissiyatta yalnız değildi. Li Hongming ve diğer yetişimciler de titremeye başlamıştı.

 

Bai Xiaochun adamın korkunç bakışlarına rağmen sesini alçaltarak cevap verdi: “Deri Yüzücülere katılmamı istiyorsanız peki, sorun yok. Ama maaşımın ne kadar olacağını söylemediniz!”

 

Li Hongming’in nefesi kesilmişti. Bai Lin’in huysuzluğundan haberdardı ve Bai Xiaochun onu yanlış bir şekilde kışkırtırsa kimliğinin hiçbir önemi olmazdı. Yani Bai Lin Bai Xiaochun’un ölmesini isterse Büyük Set Şehrindeki hiç kimse onu durduramazdı.

 

“On yıl boyunca hizmet edeceksin.” dedi Bai Lin soğuk bir şekilde. “Her yıl Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatında aldığının beş katını alacaksın! Diğer ödülleriyse savaş kredisi kullanarak elde edebilirsin!” Bu sözlerin ardından uzaklaşmak adına tekrar arkasını döndü.

 

“General!!” diye bağırdı Bai Xiaochun.

 

Bu defa Li Hongming, Bai Xiaochun’un yüzsüzlüğü karşısında içten içe sızlanıyordu. Bai Xiaochun’un yerinde olsa asla ikinci defa ağzını açmaya cüret edemezdi.

 

Etraftaki diğer yetişimciler de aynı şekildeydi. Onlara kalırsa bu Bai Xiaochun... cidden yürekli olmalıydı.

 

Bai Lin’inse öldürücü aurası birkaç kat yoğunlaşmıştı. Aurası kabarırken saçları uçuşmaya başlamış, yer ve gökte parlak ışıklar doğmuştu. Bu noktada bir ölüm tanrısı misali sessizce Bai Xiaochun’a bakıyor, ortamı giderek daha da soğutuyordu. Tüm Deri Yüzücüler bölgesi mutlak bir sessizliğe boğulmuştu.

 

Bai Xiaochun titriyordu. Doğrusu bağırmak istememiş ama şu anda taleplerini sıralamazsa başka zaman buna fırsat bulamayacağı hissine kapılmıştı. Bu yüzden kendisini cesaretlendirerek şöyle dedi: “İki Dao koruyucum vardı, ikisi de yakın dostlarım… Beni güvende tutmaktan sorumlular. Umm… Burada bir başıma kalmaktan gerçekten nefret ediyorum, acaba onları yanıma göndermenizin bir yolu olabilir mi?”

 

Song Que veya Usta Tanrı-Kahin bu sözleri işitseydi ağızlar dolusu kan kusar ve anında lanet okumaya başlarlardı. Büyük Seti koruyan orduya katılmak ölüm fermanı gibi bir şeydi ve aklı olan herkes bunu reddederdi… Üstelik ikisinin de onu tekrar terk ettikten sonra Xiaochun tarafından geri getirilmeye çalışılacakları akıllarının ucundan dahi geçmezdi…

 

Fakat ne Bai Lin ne de Li Hongming Bai Xiaochun’u iyi tanıyordu, haliyle bu sözler onlar için farklı bir anlama gelmişti. Onlara kalırsa Bai Xiaochun Büyük Set Şehrinde kaldığı takdirde Dao koruyucularının onu bulmak için başı belaya girer diye korkuyordu. Bu yüzden de onlara göz kulak olabilmek için yanına getirilmelerini istiyordu.

 

Doğrusu Bai Xiaochun’un Bai Lin’in öldürücü aurasıyla yüzleşiyor olmasına ve üzerindeki baskıya rağmen böyle bir talepte bulunabilmesi de dostluğa ve sadakate verdiği önemin göstergesiydi.

 

Bai Lin’in ifadesi ansızın bir nebze yumuşamıştı.

 

“Korkarım ki bu mümkün değil…” dedi. “Fakat… Yeterli savaş kredisi kazanırsan gidip iki dostunu bulabileceğinin ve onları bizzat askere alabileceğinin sözünü verebilirim!" Bai Lin bu sözlerin ardından harekete geçerek ortadan kayboldu ve Bai Xiaochun’a başka bir şey söyleme şansı tanımadı.

 

Bölüm 472 : On Yıllık Askerlik

#Bu çocuk beni öldürüyor yaa  Gerçekten Song Que'nin bunu duyduğunda nasıl bir tepki vereceğini çok merak ediyorum, keşke bizimki bir an önce onları bulup yanına getirebilse de görsek 
Bu arada on yıllık askerlik de bir enteresan oldu. Demek ki bizimki tüm sınav sürecini burada geçirecek. Acaba kendisi için iyi mi oldu kötü mü? Bunun cevabını hep birlikte alacağız, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18141 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37405 Bölüm Sayısı


creator
manga tr