Bölüm 439 : Tek Bir Dileğim Var

avatar
2048 0

A Will Eternal - Bölüm 439 : Tek Bir Dileğim Var


Çevirmen : Clumsy 

 

Mümkün görünmese de dışarıdaki hengâme iyice kaotik bir hal almıştı. Bu Bai Xiaochun’un sınavlara girerek doğurduğu ikinci mucizeydi!!

 

İlkinde başlangıç sınavlarında inanılmaz bir hıza erişmiş, sonra da yalnızca Öz Formasyon ortalarındayken son evresinde olan birini yenmiş ve yetişiminde ilerleme kaydetmişti!

 

Tüm bunlar dışarıdakilerin zihinlerini uyuşturmuştu. Neticede gökkuşağının mor kısmında yer alan dokuz yetişimcinin sekizi büyük çemberdeydi, yalnızca Gongsun Wan’er Öz Formasyon sonlarındaydı. Ve şimdi gruba orta seviyede biri katılmış, katılır katılmaz da son evreye geçmişti!

 

Bu mesele tartışılırken Bai Xiaochun ürperdi ve içindeki frijit qi’nin yerleşişiyle Öz Formasyonun son evresine sıkıca tutundu. Fakat yetişim basamağını sorgulayacak vakti yoktu; çabucak ışınlanma ışıklarına atıldı. Bu esnada alanda sayısız ışığın birleşimiyle yeni bir heykel oluştu.

 

Bai Xiaochun’un heykeli!

 

Bir an durup arkasına bakan Xiaochun kendisine mükemmel şekilde uyan heykeli ve aurasının benzerliğini gördü. Fakat heykel soğuk ve boş bir ifadeyle, tamamen hareketsiz şekilde durmaktaydı.

 

Bai Xiaochun derin bir nefes aldı. Bundan böyle mor kısma girmeye çalışan herkesin sınavlarının son noktasında kendisinin heykeliyle dövüşeceğini biliyordu!

 

Bir an sonra kafasını çevirerek yeniden ışınlanmaya yöneldi ve ortadan kayboldu!

 

Tabii ki seyirciler arasındaki tartışmalar azıcık olsun sonlanmamıştı. Bugün yaşananlar çok nadir görülür şeylerdi, özellikle de tarikatta fazlasıyla ünlü on yetişimcinin olması anlık ve keyifli bir olaydı.

 

Bai Xiaochun’un ilerleyişini mücadele sonrasında gerçekleştirmesi dolayısıyla ileride onun heykeliyle karşılaşacak olan kişiler onun Öz Formasyon sonu değil, orta evresiyle çarpışacaktı.

 

Bu heykel tarikatta belli bir statüyü teslim etmekteydi. O mağlup edilmediği sürece hiç kimse mor kısma giremeyecekti ve Bai Xiaochun’un kendisini izleyenlerden daha çok sayıda kişi şu anda heykeline bakmaktaydı.

 

Bu esnada ışınlanma ışıklarına girip ortadan kaybolan Bai Xiaochun lacivert sınavdan silinmiş ve mor sınavda tekrar belirmişti!

 

Gökkuşağının mor kısmında beliren onuncu yıldız da heykeli izlemekte olanların gözlerini almıştı.

 

Artık hiç kimse Bai Xiaochun’u izleyemiyor olsa da herkesin merak konusu oydu.

 

Mor sınavda yaşananları hiç kimsenin bilmiyor oluşu tüm senaryoyu daha da gizemli kılıyordu. O ekstra gizem de herkese olacakları bilmeyi her şeyden çok istetiyordu. Kısacık birkaç ay içerisinde mor kısma geçen iki kişi olmuş, içeride yaşananları düşünmek dahi pek çok yetişimciyi motive etmişti.

 

Bu tarz düşünceler herkesin zihinlerinde dönerken Bai Xiaochun hiç kimsenin göremediği o mor sınavda belirmiş ve kendisini diğer sınav alanlarından çok farklı bir boyutta bulmuştu.

 

Önünde uzanan nehrin bir yakasında durmaktaydı.

 

Gözlerinde boş bir bakış vardı, bir şeyleri unutmuş gibiydi. Ayrıca etrafına baktıkça hiçbir şeyin gerçek olmadığı hissine kapılıyordu.

 

Aklından, “Neyi unuttum ben?” diye geçirerek düşünmek adına nehir kıyısına oturdu. Fakat geçen süreye rağmen anımsayabildiği tek şey ismiydi. Diğer tüm anıları ortadan kaybolmuş gibiydi.

 

Gözlerindeki karmaşa iyice derinleşmekteydi.

 

Esas planı ışınlanma ışıklarına dalmak ve son aşamaya ulaşır ulaşmaz sınavlardan ayrılmaktı. Sonuçta bu noktada hedefini tamamlamış olacak ve Büyük Şişman Zhang’ı kurtarmak için bir deva gücü talep edebilecekti.

 

Zaman çok önemliydi.

 

Fakat bu gizemli mor sınava girer girmez bunların hiçbirini anımsayamaz hale gelmişti.

 

“Yo,” diye mırıldandı, “yapmam gereken önemli bir şey olduğunu hatırlıyorum.” Kaşlarını çatarak kendisini neyi unutmuş olduğunu düşünmeye iyice zorlarken birinin şarkı söylediğini işitti.

 

Ses yükselip alçalıyor, şarkının sözlerini çıkarmayı imkânsız kılıyordu. Fakat söyleyen kişi kulağa çok yaşlı, hatta antik geliyordu. Bir an sonraysa nehirde ıssız bir tekne belirdi.

 

Teknede yaşlı bir adam oturuyor, geniş bambu bir şapka takıyor ve uzun bambu bir çubukla tekneyi ilerletiyordu. Nehir kıyısına yaklaştığında yaşlılıktan kırışan suratı gözler önüne serilen adam gülümseyerek şöyle dedi: “Huzursuz musun?”

 

Bai Xiaochun bakışlarını yaşlı adama ve teknesine çevirdi. Kafası karışık bir şekilde yanıtladı: “Bir şeyleri unutmuşum gibi geliyor.”

 

“Herkes ara ara bir şeyleri unutur.” dedi yaşlı adam gülümseyerek. “Neden gelip şarkımı dinlemiyorsun? Belki unuttuğun şeyi hatırlamana yardımı dokunur.”

 

Bai Xiaochun bir müddet sessizce oturduktan sonra ayağa kalkarak tekneye sıçradı. Yaşlı adam da bambu çubuğu iterek tekneyi yeniden nehirde ilerletmeye başladı.

 

Bai Xiaochun o ıssız tekneye otururken yaşlı adam şarkı söylemeye başladı. Tuhaf bir şekilde Bai Xiaochun ne kadar dikkat kesilirse kesilsin sözlerin hiçbirini çıkartamıyordu.

 

Bir müddet sonra kendisini şunu sormaktan alamadı: “Ne söylüyorsun?”

 

“Bir türkü.” diye yanıtladı adam.

 

Bai Xiaochun biraz daha dinledikten sonra şöyle dedi: “Bir adı var mı?”

 

“Hayır yok.” diyerek gülümseyen adam devam etti. “Sonunu kimsenin duymayacağı bir şarkı. Senden önce gelen dokuz kişinin hiçbiri tüm şarkıyı dinleyemedi. En uzun süre dinleyen ilki oldu ama o da en nihayetinde vazgeçti.” Bu sözlerin ardından yeniden şarkısına başladı.

 

Bai Xiaochun sessizce oturuyor ve hem şarkıyı dinliyor hem de neyi unuttuğunu anımsamaya çalışıyordu. Nehir sularına durgun demek mümkün değildi; dalgalar sağa sola çarpıyordu ve bir müddet sonra oldukça iri bir dalga tekneye vurmuştu. Tekneyle birlikte sarsılan Bai Xiaochun’un zihni hareketlendi ve ansızın bir şeyleri anımsadı.

 

Ellerini sımsıkı tutan ve şöyle diyen babasıyla birlikteydi: “Xiaochun, yaşamaya devam etmek zorundasın…”

 

Bu anının zihninde alevlenişiyle içini bir titreme alan Bai Xiaochun’un anıları dağları devirici, denizleri kurutucu bir kuvvetle geri gelmeye başlamıştı.

 

“En Büyük Kardeşimi kurtarmak zorundayım!!” diye düşündü ve hatırladıkları karşısında ürperdikten sonra ansızın ayaklandı. O anda nehir de tekne de ortadan kayboldu. Etrafındaki oda tamamen boştu.

 

Fakat yaşlı adam tuhaf, gizemli ışıltılar taşıyan gözlerini ona çevirmişti.

 

“Artık gözünde netleşti mi?” diye sordu yaşlı adam.

 

“Ha?” dedi Bai Xiaochun. “Oh. Ben bu sınava katılmak istemiyorum. Birini kurtarmam lazım!!” Bilincine kavuşunca bu sınav gözüne iyice garip görünmüştü.

 

Yaşlı adam ona bir müddet baktıktan sonra sorusunu yineledi: “Artık gözünde netleşti mi?”

 

Bai Xiaochun öfkelenmeye başlamıştı. “Ben--”

 

Henüz ağzından tek bir kelime çıkartabilmişken yaşlı adam kafasını sallayıp iç çekerek lafını böldü. “İyi, ne düşündüğünü biliyorum. Mor sınava gir ve tarikattan bir iyilik iste. Aşırıya kaçmadıkça arzun yerine getirilecektir. Örneğin rehine statün kaldırılabilir.”

 

“Bir deva gücü istiyorum!” dedi Bai Xiaochun aceleyle.

 

Yaşlı adam başıyla onay verdi. “Çıktıktan sonra biri sana teslim edecek.”

 

Bu sözlerle elini salladı, boşlukta bir anafor doğurdu ve Bai Xiaochun’u içine çekmeye başladı.

 

Bai Xiaochun ise tam çıkacakken yerinde duraksayarak boşluğa doğru uzaklaşmakta olan yaşlı adama döndü.

 

“Az önce,” dedi Bai Xiaochun, “netleşip netleşmediğini sordun. Neden bahsediyordun?”

 

Yaşlı adam ardına bakmadı. Soğuk bir sesle yanıtladı: “Daondan!”

 

Bai Xiaochun’un kafası karışmıştı. Yaşlı adam yürümeyi sürdürürken çıkışa doğru batmakta olan Bai Xiaochun tekrar seslendi: “Daomun ne olduğundan emin değilim ama bir arzum var, o da sonsuza dek yaşamak!”

 

Yaşlı adam yürüyüşü kesti, arkasına baktı ve gülümsedi. “İşte o senin Daon!”

 

Çıkan gümbürtülerle birlikte ortadan kaybolan Bai Xiaochun sınav alanının dışında tekrar belirdi.

 

Onu karşılayan ilk şey sayısız ses olurken kısa bir an sonra görüşü de netleşti. Ve gözüne kendisine kıskançlık, saygı karışımı bakışlar atan bir sürü yetişimci takıldı.

 

Aynı anda Sayısız Yıldız Gökkuşağının tarikat lideri kısmından ciddi bir ses yankılandı.

 

“Nehre Meydan Okuyan Tarikat rehinesi Bai Xiaochun, talebin yerine getirilecek. Bir deva gücü alacaksın!”

 

Bu sözlerin ardından Bai Xiaochun’un önünde inanılmaz bir güçle atan berrak, yaprak şeklinde parlak bir ışık huzmesi belirdi!

 

Alandaki herkes üstlerine çöken inanılmaz bir baskı hissetmiş, nefes almaları dahi zorlaşmış, yetişim basamakları bastırılır gibi olmuştu. Şok edici bir şekilde o yaprak, odun tipi bir deva gücü içermekteydi!

 

Üstelik ufak bir kısım değil, bütünüyle bir deva gücüydü!

 

#Mor sınav bir acayipti. Var olmayan bir tekne, sonu olmayan bir türkü ve insanların Daosunu sorgulayan bir adam... 
Ne olursa olsun bizimki istediği deva gücüne sahip oldu, süperstarlar arasında ilk ona da girdi. Yani bir aksilik çıkmazsa hava hoş görünüyor. 
Ama süperstarlar arasına girmek şu bahsedilen ruh avlama seferine gideceğimizi gösteriyor gibi... Nasıl bir şey olacağını çok merak ediyorum, siz de ediyorsanız okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18389 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37597 Bölüm Sayısı


creator
manga tr