"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

A Will Eternal - Bölüm 413 : Bu Tarikat Bana Çok İyi Muamele Gösteriyor


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun bu durumdan gerçekten tiksinmişti. Dişlerini sıkarak şöyle dedi: “Hmph! Kim takar Ustanın kim olduğunu? Seni öldürmeseydim, düzenbaz herif, eninde sonunda güçlenip intikam arardın. Peki sonra? Beni dövemezdin ama ya arkadaşlarımın peşine düşseydin?!”

 

Bu noktada küçük kaplumbağa Bai Xiaochun’un çantasından kafasını çıkarttı.

 

“Bilirsin, Lord Kaplumbağanın bu tarz durumlarla ilgili biraz tecrübesi var. Herifin ölmeden önce o şekilde bağırışına bakılırsa sanıyorum ki her an ortaya çıkabilecek güçlü bir Ustası var ve--”

 

“Kapa çeneni!” diyen Bai Xiaochun etrafına gergin bir şekilde bakmaya başladı. Nedense kendisini çok rahatsız hissediyordu ve tam çabucak ışınlanma portalına yönelecekken hava, gök gürültüsünü andıran bir kükreyişle çarpıklaştı.

 

“Biricik çırağımı kim öldürdü!?!?” Bu sözler arazilerde kuvvetli bir rüzgâr doğuracak yükseklikte çıkmış, gök solgunlaşmış ve pek çok ağaç sağa sola sallanmaya başlamıştı.

 

Bai Xiaochun’un suratı asıldı. “Bu senin hatan küçük kaplumbağa! Niye şom ağzını açmak zorundaydın ki!”

 

Bai Xiaochun, adamın ağzından çıkan sözlerin korkunç doğası sayesinde onun bir Öz Formasyon yetişimcisi değil, bir Ruhun Başlangıç Aşaması Daoist efendisi olduğundan emin olmuştu.

 

Ruhun Başlangıcındaki bir yetişimciyi düşünmek bile tüylerini diken diken etmeye yeterdi. Bu yüzden tiz çığlıklar atarak sahip olduğu tüm güçle ışınlanma portalına yöneldi.

 

“Ne cüretle Eksantrik Dünyahabisini hor görürsün! Ve ne cüretle ölümsüz mağaramın hemen dışında biricik çırağımı öldürmeye kalkarsın! Canına mı susadın sen?!?!” Bai Xiaochun işittiği sesin kendisine iyice yaklaştığını fark edebiliyordu.

 

Omzunun ardından gergince baktığında 3,000 metre genişlikte, dağları devirip denizleri kurutabilecek güçte simsiyah bir bulut gördü. Sayısız kinci ruhla dolup taşan buluttaki tüm ruhlar çığlıklar atıyor ve birbirlerini dişleriyle parçalıyordu. Oldukça şok edici bir manzaraydı.

 

Bulutun üzerindeki siyah cüppeli yaşlı adam belli ki Zuo Hengfeng’in Ustası, Eksantrik Dünyahabisiydi. Ellerini arkasında kavuşturmuştu ve gözleri yıldırım misali parlamaktaydı. Sert ifadesi öfkesini tamamıyla yansıtıyordu ve aralarındaki 3,000 metreyi aşkın mesafeye rağmen bakışlarının buluşması Bai Xiaochun’un zihnini bulandırmış, yetişim basamağını istikrarsızlaştırmıştı.

 

“Gerçekten Ruhun Başlangıcında!!” Bai Xiaochun’un gözlerinde yaşlar birikiyor ama bir yandan da haksız yere suçlandığını düşünmeden edemiyordu.

 

“Ben gidiyordum!” diye düşünüyordu. “Bana asılmaya başlayan oydu…

 

“Hem Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatı bana niye bu görevi verdi ki!? Kuruluş Kadrosu sonlarındaki birini öldürmek gibi görünüyor ama aslında o ahlaksız piçin Ruhun Başlangıcında bir Ustası var!” Hiç olmadığı kadar yanlış anlaşılmış hisseden Xiaochun Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniğini saldı ve biraz daha frijit qi yayarak ışınlanmaya başvurdu. Ama yine de siyah bulutun kendisine yetişmesini engelleyemiyordu.

 

“Geberme zamanı!!” Bu sözler yankılanırken siyah bulut Bai Xiaochun’u kuşatmaya başladı. Aynı zamanda 300 metre genişlikte kocaman bir el de ona doğru uzanmaktaydı.

 

Şok edici bir manzaraydı ve alana çöken baskı muazzamdı, her şeyi yerinde sabitlemeye yeterdi. Yer sarsılmış, bitkiler çürümeye başlamıştı. Bai Xiaochun da bedenindeki yaşam gücünün hareketlendiğini, çekilmek üzere olduğunu hissedebiliyordu.

 

Elin yaklaştığı o kritik anda Bai Xiaochun bir çığlık atarak Dokuz Eyalet Manzarasını çıkarttı, bu sayede ışınlanmaya benzer bir güç kazandı.

 

El kendisine ulaşmak üzereyken ortadan kayboldu ve yirmi otuz kilometre uzakta, beti benzi atık bir şekilde yeniden belirdi. Sonra da arkasına bakmaya tenezzül dahi etmeden tam hızla kaçmaya koyuldu.

 

Arkasındaki Eksantrik Dünyahabisi ayağını siyah buluta geçirerek Bai Xiaochun’un peşine takıldı.

 

“Kaçamazsın!” diye bağırdı. “Seni bir elime geçireyim, derini canlı canlı yüzecek ve seni bir lambaya çevireceğim!”

 

Adam yaklaştıkça sağ eli bir büyü hareketiyle parıldıyordu ve sonunda parmağını yere doğru salladı.

 

Ansızın Bai Xiaochun’un altındaki yeşillikler kuruyarak siyah bir sise çevrildi ve göğe yükseldi. Göz açıp kapayıncaya dek bir mührü andıran koca bir halka oluştu, böylece Bai Xiaochun’un sınırlarını aşması imkânsız kılındı.

 

Bai Xiaochun’un suratı asılırken yeni bir siyah el daha kendisini gösterdi. Ve çığlıklar atan Xiaochun bir kez daha Dokuz Eyalet Manzarasını kullandı.

 

Böylece yeniden ortadan kayboldu fakat belirdiğinde 3,000 metre öteye bile gidememişti. Yolu az önce şekillenen siyah halka tarafından kesilmişti.

 

Açığa çıkışıyla birlikte bir kez daha siyah elin saldırısına uğradı ve suratında çaresiz bir ifade belirdi. Karşısında bir Ruhun Başlangıç Aşaması yetişimcisi varken kaçması mümkün olamıyordu.

 

“Gerçekten beni öldürmeye mi çalışıyorsun!?” diye bağırdı. “Arkamda güçlü destekçilerim var! Bana zarar vermeye cüret edersen senin de öldürüleceğin kesin!” Eksantrik Dünyahabisi bu sözlere hiç olmadığı kadar soğuk bir homurdanmayla karşılık verdi ve siyah eli hızla Bai Xiaochun’a gönderdi.

 

“Bu darbeyi kaplumbağa tavam bile durduramaz…” diye düşünen Bai Xiaochun’un gözlerinden, durumun adaletsizliği karşısında yaşlar dökülmeye başlamıştı. Zuo Hengfeng tehdit edici bir şeyler söylemiş ve Ustası hemen kendisini göstermişti. Ama Bai Xiaochun aynı şeyi yapmaya kalktığında hiçbir şey olmamıştı…

 

Bu kritik anda gözleri tamamen kan çanağına dönmüştü ve tam işleri akışına bırakıp son bir hamle yapmaya hazırlanırken…

 

“Bu ne cüret, Eksantrik Dünyahabisi!!” Uzaklardan gelen bu ses delirmenin eşiğinde gibiydi.

 

Siyah el ansızın duraksamış ve kafasını çeviren Eksantrik Dünyahabisinin gözlerine tam bir şok yerleşmiş, hatta soluğu kesilmişti.

 

Bai Xiaochun da benzer şekilde şoktaydı ve ufka baktığında kocaman bir orduyla karşılaşmıştı. Rüzgarlar esiyor ve araziler on devasa savaş gemisinin ormanda hızla ilerleyişiyle sarsılıyordu.

 

Savaş gemileri 10,000i aşkın yetişimciyle dolup taşıyordu ve hepsinin de yetişim basamakları dalgalanıyordu. Yaydıkları dalgalanmalar yer ve gök yerine dalga dalga bir okyanusta oldukları izlenimini veriyordu.

 

Şok edici bir şekilde on savaş gemisinin de burunları kör edici ışıklar saçmaktaydı. Bu ışıklar Bai Xiaochun’un bakışları altında Eksantrik Dünyahabisine doğru bıçak misali saplamaya başlamıştı. Sağır edici gümbürdemeler işitiliyor, tüm yaratımlar huzmelerin yıldırım hızıyla ilerleyişi esnasında delice titriyordu.

 

Göz açıp kapayıncaya dek tüm huzmeler adamın önünde belirmişti. Suratı asılan adam kolunu sıvayarak ve Bai Xiaochun’u tamamen yok sayarak tam hızla gerilemeye başladı.

 

O gerilerken ışık huzmeleri siyah eli paramparça etti, siyah bulutlar yok edildi. Eksantrik Dünyahabisi ise kendisini savunmayı başarmasına rağmen 3,000 metre kadar itilerek açtığı devasa kraterle birlikte yere çakıldı.

 

Alandaki her şeyin sarsılışı Bai Xiaochun’un nefesini kesmişti. Ardından savaş gemilerinin birinden çıkan figür bağırmaya başladı: “Eksantrik Dünyahabisi, ne cüretle İblis Katledenler Salonu çıraklarından birine zarar vermeye kalkarsın!!”

 

Bu sesin sahibi nazik suratlı salon efendisi Feng Youde’den başkası değildi ve ansızın Eksantrik Dünyahabisinin önünde belirerek gaddar bir avuç saldırısı gerçekleştirmişti.

 

“Kafayı mı yedin, Feng Youde?!” diye kükreyen ve tekrar sendeleyen Eksantrik Dünyahabisinin yüzü kafa karışıklığı ve dehşetle doluydu. Ona kalırsa İblis Katledenler Salonunu nasıl kışkırtırsa kışkırtsın böyle bir karşılığa sebep vermiş olamazdı!

 

Ancak bu sözler ağzından dökülürken on savaş gemisi bir kez daha güçlenerek delici ışık huzmelerini gönderdi. Patlamalar işitildi ve ağzından kanlar fışkıran Dünyahabisi tedirgin bir şekilde geriledi. Artık saçları karman çorman olmuştu ve kötü bir durumda olduğu aşikardı. Kollarından birini yitirmişti, öfke ve hüsran karışımı bir ifadeye sahipti.

 

“On İblis Katleden Savaş Gemisi mi?! S-s-sen… s-s-sen delirmişsin!! Ziyan edecek ne kadar kaynağınız vardı!? Sırf beni öldürmek için bu bedeli mi ödedin? Gerçekten değer miydi!?!?” Korkudan tir tir titreyen Eksantrik Dünyahabisi kaçmak için tüm gizli büyülerini kullansa da kalbi çaresizliğe teslim olmuştu. Ona kalırsa bugün ölme ihtimali çok yüksekti. En çılgın rüyalarında bile Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatının kendisini öldürmek için bu boyutlara ulaşacağını göremezdi.

 

“İtiraf etmeliyim ki On İblis Katleden Savaş Gemisi tarafından öldürülmek-” Fakat o çaresizlik anında, canının bağışlanması için yalvarmak üzereyken bir tuhaflık olduğunu fark etti. Omzunun ardından baktığındaysa Feng Youde’nin kendisini takip etmediğini gördü.

 

Kalbi korkuyla küt küt atarken neşe dolu bir şekilde uzaklaşmaya başladı.

 

Bu sırada Bai Xiaochun tam bir şok içerisinde İblis Katledenler Salonunun gemilerine ve efendisine bakmaktaydı. Bu büyüleyici manzara onu tamamıyla etkilemişti.

 

“Bu tarikat cidden bana çok iyi muamele gösteriyor…” diye düşünürken duygulanmış ve gözleri kızarmıştı. Önceleri tarikat hakkında şüpheleri vardı ama anın verdiği heyecanla çabucak salon efendisine dönüp kollarını kavuşturarak eğildi.

 

“Çırak--”

 

Fakat o daha tek kelimenin ötesine gidememişken Feng Youde gergin bir şekilde koşturarak şöyle dedi: “Bai Xiaochun, iyi misin!?”

 

#Hahaha gözümüzün bebeği kahramanımız son anda kurtarıldı, 'nedense' bu tarikat da ona çok iyi muamele gösteriyor, nereye gitse aynı şey... 
Bu olaydan da böylece paçayı kurtardı. Zaten sonrasında salonda kafasının rahat edeceği kesin. Bu süreçte pek aksiyon göremeyeceğiz herhalde. O zaman bakalım bizi başka neler bekliyormuş, bir sonraki bölümde görüşmek üzere!




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1338

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1132

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 944

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 707

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 685

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 577

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 464

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 77

Site İstatistikleri

  • 17756 Üye Sayısı
  • 483 Seri Sayısı
  • 24027 Bölüm Sayısı


creator
manga tr