Bölüm 250 : Geber!

avatar
2865 0

A Will Eternal - Bölüm 250 : Geber!


Çevirmen : Clumsy 

 

Song Junwan, Xuemei’nin Dharma koruyucularından üçüne dikkat etmelerini söylemişti. Biri Öz Formasyonun eşiğindeki Xiao Qing’ti. Kan Yabanındaki belirli şartlardan ötürü burada ilerleme kaydetmekte zorlanabilirdi. Fakat ilerlemeyi yarı yarıya tamamlasa bile diğer herkese üstünlük taslayabilecek güce erişeceğini hayal etmek zor değildi.

 

Song Junwan’ın bahsettiği ikinci kişi Zhang Yunshan’dı. Üçüncüsü ise an itibariyle Bai Xiaochun’a yaklaşmaktaydı... Yang Hongwu!

 

Yang Hongwu’nun yetişimi Kuruluş Kadrosu sonlarındaydı ve güçlü bir büyülü hazineye sahipti. Bu hazine, mevcut yetişim basamağı alemini aşan korkunç bir kuvvet yaymaya yarayan kıymetli bir kalıntıydı. Bu nesneyle kendisiyle aynı alemdeki hemen hemen herkesi yenebilirdi.

 

Bai Xiaochun ise bugüne dek kaplumbağa tava dışında bir büyülü hazineye sahip olamamıştı. Ruh Akımı Tarikatında kalmış olsaydı Kuruluş Kadrosu sonlarında tarikat tarafından ödüllendirileceği kesindi. Fakat başlarda ayrılmış ve haliyle böyle bir ödüle layık olamamıştı.

 

Böyle güçlü hazineler genellikle Kuruluş Kadrosu sonlarından aşağıdaki insanlara verilmezdi. Çünkü hem kişinin tam potansiyelini kullanamaması hem de nesnenin çalınması gibi riskler söz konusu olurdu.

 

Bai Xiaochun’un gözbebekleri kısılmıştı; Yang Hongwu’nun tütsüsünden yayılan duman, zihnini yaklaşan bir kriz hissiyle doldurmuştu. Bedensel gücü inanılmaz yükseklikteydi fakat bu durumun tehdit hissini azaltışına rağmen ürkek bir hal almıştı.

 

Sezebildiği kadarıyla karşılaştığı gücün yükselmesine izin verdiği takdirde ciddi bir negatif etkiyle karşılaşabilirdi. Bu noktada gözleri kan çanağına dönmüştü.

 

“Burada çok insan ve çok gözlemci var. Kullanamadığım da bir sürü teknik…” Bai Xiaochun dişlerini sıkarak Ölmeyen Cennetsel Kralın gücünü çağırdı. İki elli bir büyü hareketi gerçekleştirdikten anlar sonraysa avuçlarından tuhaf bir güç yayılmaya başladı.

 

Bu, zar zor salabildiği yerçekimi ve tepkinin gücüydü. Protomanyetik gücün yalnızca yüzeyine dokunabilmiş olsa da gerekli durumlarda ona bel bağlayabiliyordu.

 

Bai Xiaochun boğuk bir şekilde bağırırken patlak veren iki güç akışı kuvvetli bir tepki doğurdu. Bu sayede son hızla geri itilerek göz açıp kapayıncaya dek ortamdan uzaklaştı.

 

O uzaklaşırken Yang Hongwu’nun tütsüsünden gelen duman da az önce bulunduğu noktayı işgal etti. Dumanın gittiği yerde doğurduğu yarıklara bakılırsa Bai Xiaochun biraz daha yavaş olduğu takdirde parçalara ayrılmış olacaktı.

 

Bu noktada Xuemei’nin Dharma koruyucuları kaşlarını çattı ve Yang Hongwu’nun gözlerinde öldürme güdüsü titreşmeye başladı. Bai Xiaochun büyülü hazinesine rağmen kendisini iki kez atlatmıştı, bu onun için son derece alışılmadık bir durumdu.

 

“Alt tarafı Ölümlü-Dao Kuruluş Kadrosu ortalarında. Beni iki kez atlattığına inanamıyorum… Belli ki pek çok sırrı var.” Yang Hongwu derin bir nefes alarak göğsünü çökertti ve hızı ansızın patlama yaptı, bu sayede diğer tüm yetişimcileri geçip bir ışık huzmesi halinde Bai Xiaochun’un peşine takıldı.

 

Bir nefes aldı ve geri vermeden yeni bir nefes daha aldı. Bu hareket göğsünü biraz daha çökertti ve artan hızıyla Bai Xiaochun ile arasındaki mesafeyi kapatmaya başladı.

 

Yang Hongwu’nun hızlanışını gören Bai Xiaochun’un gözleriyse iyice kanlandı.

 

“Bana sataşmayı kolay mı sanıyorsun?!” diye bağırdı. Ve ansızın yerinde dönerek kaçmak yerine Yang Hongwu’ya hücum etti.

 

Yıldırımdan hızlı bir hareketle doğruca Yang Hongwu’nun önünde belirerek sağ eliyle bir yumruk savurmuştu.

 

Gözlerinde öldürme güdüsü titreşen Yang Hongwu da sağ elini uzatarak karşılık verdi ve yanan tütsüsünden çıkan duman Bai Xiaochun’a doğru yayılmaya başladı.

 

“Demek yalnız dövüşmek için beni dışarı çekmek istedin ha? İyi, hamleni yap bakalım!” diyen Yang Hongwu soğuk bir kahkaha eşliğinde büyülü nesnesinden daha da çok duman doğurdu ve Bai Xiaochun’un kafatasını patlama noktasına getirecek kadar karıncalandıran bir ölüm ağı yarattı. Xiaochun yine de kaçınmayı seçmedi ve duman üzerine çökerken yumruk saldırısının gücünü iyice arttırdı.

 

Bai Xiaochun’un Ölmeyen Cennetsel Kralının ikinci seviyesindeki enerjisi patlak verirken gümbürdeme sesleri işitiliyordu. Yedi çılgın hayaletin gücü dağları sarsabilirdi ve an itibariyle sonik patlamalar doğurmuş, devasa güç kullanımının etkisiyle sağlam bir rüzgâr da patlak vermişti.

 

Bu manzara uzaktaki izleyiciler için tamamen şok ediciydi. Bai Xiaochun yumruğunu savururken arkasında bir çılgın hayalet imgesi belirmekteydi.

 

Bu sıradan bir çılgın hayalet değildi; tüm çılgın hayaletlerin kralı gibiydi ve yumruk atılırken ciğeri elverdiğince bağırmıştı.

 

Şok edici bir şekilde alandaki duman da yok edilmek üzereymişçesine ufalmaya başlamıştı!

 

Tüm bunları tarif etmek zaman almış olsa da her şey bir kıvılcımın çıkacağı sürede yaşanmış, gümbürdemeler eşliğinde Yang Hongwu sağlam bir darbeyle buluşmuştu. Ağzından kanlar sızan adam geriye doğru sendelerken gözleri yoğun bir korkuyla ışıldadı. Karamahzenin şok edici bir savaş gücüne sahip olduğunun bilincindeydi ama onunla başa baş bir dövüşte kendisine güvendiği de barizdi. Fakat an itibariyle onun düşündüğünden çok daha korkunç olduğunu idrak etmişti.

 

Aynı şekilde Bai Xiaochun’un ağzından da kanlar sıçrıyor ve bedeni ölüm ağı tarafından parçalara ayrılacakmış gibi hissettiriyordu. Yang Hongwu’nun büyülü hazinesinin gücü çılgın hayalet imgesiyle buluşmuş ve Bai Xiaochun Ölmeyen Cennetsel Kralı sayesinde parçalara ayrılmaktan veya ağır yaralanmaktan kurtulmuştu. Biraz çaba harcamış olsa da dumandan kurtulup onu yok etmeyi başarmıştı.

 

Son duman kalıntıları da dağılırken Bai Xiaochun’un pek uzağında olmayan bir alanda hava çarpıklaştı ve biri maddeleşti. Bu, elinde pervane tutan genç bir adamdı. Karanlık ve kasvetli bir ifadeye sahip olan adamın gözleri öldürme güdüsüyle titreşmekteydi ve pervanesini hiç tereddüt etmeden Bai Xiaochun'a doğru sallamıştı.

 

Bu hareketle tiz sesli bir rüzgâr doğmuş, yeri ve göğü birbirine bağlayan bir hortum Bai Xiaochun’a ilerlemeye başlamıştı.

 

“Zhang Yunshan!” Bai Xiaochun’un gözbebekleri yeni bir kriz hissiyle kısılmıştı. Hemen başını arkaya atarak kükredi ve enerjisini yükseltirken arkasında ikinci, üçüncü ve dördüncü çılgın hayaletleri belirtti…

 

Göz açıp kapayıncaya dek yedinci çılgın hayalet de kendisini göstermiş, yer gök titremişti. Tüm hayaletler başlarını arkaya atarak bağırmaktaydı. Saldıkları korkunç enerji bir Cennetsel Şeytan Bedeni şekillendirmeye yetmiyor olsa da yettikleri bir şey vardı… devasa bir el!

 

Bu devasa ve soluk beyaz el pençeli bir hayalete değil, bir cennetsel şeytana aitti!

 

Ölüm solgunluğundaki elin pullarının ve gaddar görünümlü kemik mahmuzlarının dış hatları yüzeyde belli belirsiz göze çarpıyordu. El, belirir belirmez Zhang Yunshan’a doğru harekete geçmişti!

 

İlk işi hortuma vurmak oldu ve doğan yoğun patlama eşliğinde hortum dağılırken cennetsel şeytan eli de titreşerek bir nebze silikleşti. Fakat yok olmamıştı.

 

Ardından yeni bir patlama işitildi ve Zhang Yunshan’un ağzının kenarlarından kan sızmaya başladı. O son hızla gerilerken cennetsel şeytan eli de ortadan kayboldu. Bai Xiaochun’un yüzü küle dönmüş, bir ağız dolusu kan kusmuştu. Kan kırmızısı gözleri sayesinde acımasız ve olabildiğince gaddar görünüyordu. Yang Hongwu ve Zhang Yunshan’a attığı üstünkörü bakışlardan sonra arkasını dönerek uzaklaşmaya başlamıştı.

 

Yang Hongwu anlık bir tereddütle birlikte ağzındaki kanı sildi. An itibariyle Bai Xiaochun’u takip edemeyecek kadar sarsılmıştı. Özellikle de son saldırıda salınan güç, içinde Karamahzenle ilgili bir his doğurmuştu… bunun gücünün tamamı olmadığını düşünmekteydi.

 

Zhang Yunshan’ın sinsi saldırısı bile Karamahzene daha çok güç kullandırtmaktan başka işe yaramamıştı.

 

“Bu herifin daha kaç sırrı var?!” diye düşünen Yang Hongwu derin bir nefes aldı. Genç görünümlü Zhang Yunshan ise aynı oranda kasvetli bir suratla Bai Xiaochun’un uzaklaşışını izlemekle yetindi.

 

Kalan takipçiler de tamamen şoka girip tereddüde düşmüştü. Fakat bir müddet sonra birbirine bakan Zhang Yunshan-Yang Hongwu ikilisi gözleri titreşerek gruba takip konusunda önderlik etmekte karar kıldı.

 

Bu sırada Bai Xiaochun küle dönen suratıyla uzaklaşmaktaydı. Dışarıdan gaddar ve acımasız görünüyor, kanlı kıyafetler taşıyor olsa da içten içe bitkindi ve soluk soluğa kalmıştı.

 

“Ne zorba sürüsü ama! Kimliğim konusunda dikkatli olmam gerekmese onları paspas etmeyi bilirdim… Lanet olsun. Bu şeyin bitmesine hala altı saatten fazla var…” Yedinci saatin yaklaşışıyla gerginliği artmaya başlamıştı.

 

Bu defa zihnen hazırlıklıydı. Saatin sonlarında, yani yeni anahtar belirmek üzereyken ve kendisi de kaçmaya niyetliyken Song Junwan’ın Dharma koruyucularının çığlığı işitildi.

 

“Karamahzen, daha fazla anahtar özümseme! Onları bize ver!”

 

“Karamahzen, kes şunu!” diye bağırdı Song Que.

 

Tam da o anda beliren dördüncü anahtar çabucak Bai Xiaochun’a yöneldi. Adeta bir mıknatıs gibiydi ve o ne isterse istesin anahtarlar onu takip ediyor, kan qi’sine dönüşüp Ölmeyen Cennetsel Kralını besliyordu…  

 

“Karamahzen sen… canına mı susadın?!?!” Song Que’nin tepesi atmıştı, diğer Dharma koruyucuları da delirmek üzereydi. Bai Xiaochun’un dördüncü anahtarı da özümsemeye başladığını görmüşken artık kendilerini tutamayacaklardı.

 

Sonuçta… bu anahtarların özümsendiği takdirde takıma galibiyet getirip getirmeyeceğinden emin değillerdi. Eğer getirecekse sıkıntı yoktu. Ama getirmeyecekse imha rüzgârı yabana ulaştığında… Ehh, Song Que ve diğerleri bu sonuç karşısında kumar oynamaya cüret edemezdi.

 

“Ben de bunu istemiyorum ki…” diye sızlandı Bai Xiaochun. Aslında planı Kan Yabanında gizlenmek ve herkesin dövüşmesine izin vermek, sonlara doğru da bir anahtar araklamaktı. Ama artık tüm planları suya düşmüştü.

 

#Bizimki gerçekten bayağı güçlenmiş, bu anahtarlar da ister istemez bayağı katkı sağlıyor. 
Tabii hepsini yerse takıma ne olacağı gerçekten merak konusu. O zaman okumaya devam ediyoruz, bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18144 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37406 Bölüm Sayısı


creator
manga tr