Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Zümrüdü Anka - Bölüm 34. Anne


Yaşlı kadın gülümsememdeki hüznü farkedince bana daha fazla ailemle ile ilğili soru sormadı. Onun yerine farklı bir konu açtı. 

" Goblinler genellikle kötü bir alametin habercisidir maceracı. Eğer burada ortaya çıkmışlarsa dikkatli olmalıyız. "

Kötülüğün habercisi mi. Neden böyle bir inanış olsun ki. 

" Neden onların kötülüğün habercisi olduğunu düşünüyorsunuz. "

Yaşlı kadının yüzü kasvetli bir hal aldı. Sanki hatırlamak istemediği hatıralar gözlerinde canlanıyordu. 

" Şeytan insanoğluna savaş açtığı zaman ilk olarak goblin istilaları gerçekleşti. Goblinler sürüler halinde ilerleyerek bir çok köyü yağmaladı ve insanları katletti. Erkekleri karınlarını doyurmak için, kadınları da üremek ve işkence etmek yakaladılar. Tüm canavarlar arasında en iğrençleri onl...

" Yeter. Sofra da böyle konular konuşulmaz. Sizin yüzünüzden iştahım iştahım kaçtı. "

Sema bir anda araya dalarak annesinin sözünü kesmişti. Yaşlı kadın da bende istemeden de olsa gülmüştük. Çünkü sema iştahım kaçtı demesine rağmen elinde bir kaşık ile halen daha dolu ağzına yemek sıkıştırıyordu. Öyleki yanakları çoktan yemekten şişmiş ve patlayacakmış gibi duruyordu. 

Haklı olduğunu düşündüğümüz için ikimizde sustuk ve semayla dalga geçerek biraz eyledik. 

Yemek bittikten sonra birlikte sofrayı kaldırdık. Yaşlı kadın sofrayı kaldırdıkdan sonra bana simya dersleri verdi. 

Anlatımı o kadar açıktı ki beyinsiz bile olsanız bir iki şey kapabilirdiniz. Onu zevkle dinledim ve her dediğini beynime kazıdım. Ben yaşlı kadından ders alırken sema da yanımda benimle birlikte oturuyordu. Lakin o benim yeni öğrendiğim şeyleri milyon kez dinlediği ve bildiği için sürekli olarak esneyerek hepimizin uykusu getirmekten başka bir şey yapmadı. 

Yaşlı kadın anlatmaktan yorulduğunda ikimizide odadan kovdu ve uyuyup dinlenmemizi tembihledi. Sema sürekli esnediği için benim bile uykum gelmişti. Bende bana ayırdıkları odaya geçip yatağa uzandım ve gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. 

Yavaş yavaş karanlıga teslim olup etrafımdaki enerjiyi hissetmeye başlarken bende bugün yaşlı kadından öğrendiğim şeyleri düşünmeye başladım. 

Simya teoride oldukça basitti. Var olan maddeleri belirli bir oranda birbirleriyle harmanlayarak yeni ve daha etkili bir madde ortaya çıkarmaktı. 

İlk zamanlarda simya hastaları iyileştirmek ve krallar tarafından sonsuz gençliğin ve zenginliğin bulunması için ortaya çıkmış bir arayıştı. Zamanla simya gelişerek daha da kapsamlı bir hal aldı ve şu anda bir çok iksir, doping ilaçların yapımı, hastaları tedavi etmede ve teknolojinin gelişmesinde kullanılıyor. 

Modern bilimin temelleri diye düşündüm. Simya öğrenmek gerçekten de işime yaracaktı ama şu anda yapmam gereken başka bir şey vardı. 

Nefes alma ve meditasyon yeteneğim aktiv olduğundan etrafımdaki enerjiyi çok daha rahat hissedebiliyordum. Resmen evin içini görebiliyor ve uykuya dalmış olan yaşlı kadınla semayı hissedebiliyordum. Onlar uyuya kaldığı için artık gitme vaktim gelmişti. 

Yataktan doğruldum ve sessizce hareket ederek evden dışarı çıktım. Dışarısı beklediğimden daha karanlıktı. Bu gece dolunayda yoktu. Gecenin örtüsü tam anlamıyla bu köyü ele geçirmişti. 

Tekrardan nefes alarak odaklanmaya başladım. Aldığım her nefesde yavaş yavaş evleri ve içinde bulunan insanları hissetmeye başlıyordum.

Buna alışmak gerçekten zordu. Gözlerimi kapatıp karanlığa daldığımda etrafta bulunan tüm enerjiyi hissetmeye ve görmeye başlıyordum. Üzerinde bulunduğum topraktan yayılan enerjiyi, evlerden ve insanlardan gelen enerjiyi, içerisinde bulunduğumuz atmosferin enerjisini... 

Var olan her maddenin kendine özgü bir enerjisi vardı ve bunları hissedip görebiliyordum. Artık gözlerimi kapattığımda beni kuşatan karanlığın içinden rengarenk bir dünya çıkıyordu. Normal bir şekilde görmekten çok daha farklıydı bu.

Düşünmeyi bırakıp ormana doğru yola çıktım. Emin olmak istiyordum. Herhangi bir tehlike olmadığından. Çünkü farkındaydım. Olası bir saldırı altında bu köyde yaşayan insanları koruyacak kimse yoktu. Bu yüzden endişemi gidermem gerekiyordu. 

Ormana girdiğimde ilk işim sabah öldürdüğüm goblinlerin yanına gitmek oldu. Onların cesetlerine yaklaştığımda ise doğa ana çoktan görevini yerine getirmeye başlamıştı. Goblin cesetlerin etrafınanda dolaşan bir grup sırtlan kendilerine ziyafet çekiyordu. Onların rahatını hiç bozmak istemedim ve sessizce ilerleyerek ormanın derinliklerine doğru yol aldım. 

İlerledikçe ormanın engebeli arazisi artıyordu. Yollar yokuşlu ve her yerde devasa kayalar vardı. İlerlememe rağmende her hangi bir canavarla karşılaşmamıştım. Orman çok sessizdi. Gereğinden fazla sessiz. 

Yeterince dolaşdıktan sonra sıkılmış ve geri dönmeye karar vermiştim. Çünkü günün yorgunluğu beni iyice halsiz bırakmıştı ve zar zor odaklanmaya başlamıştım. Ormandan yayılan enerjiyi artık hissedemiyordum. 

Geri dönmeye karar vermişken ileride gözüme çarpan bir mağara ağzı farkettim. Hiç enerjim kalmamasına rağmen kontrol etmek istedim ve mağaraya doğru ilerledim. 

Mağaraya girdiğimde içerisi zifiri karanlıktı ve düzgün odaklanamadığım için hiçbir enerjiyi artık hissedemiyordum. Bu tehlikeliydi.

En sonunda gözlerim ve duyularım tamamen kör oldu. Daha fazla ilerlemekten vazgeçtim ve geri dönmeye karar verdim. Fazla halsizdim. Gözlerim kör ve kulaklarımda sağırdı. İlerleyemezdim. 

Mağaradan çıktım ve köye doğru geri yol almaya başladım. Attığım her adımda yorgunluğumda gitgide artıyordu. Goblin cesetlerin yanından geçtiğimde sırtlanlar geride hiçbir şey bırakmamıştı. Doğa gerçektende acımasızdı. 

Ormandan çıktığımda yürüyen ölü gibiydim. Köy işleri gerçekten adamı öldürüyordu. Eve yaklaştığımda kapıda bir karaltı vardı. İyice yaklaştığımda bunun endişeli gözlerle etrafa bakan sema olduğunu anladım. 

Beni görünce yüzündeki endişe yerini öfkeye bıraktı. Yanına geldiğimde ise omzuma sert bir yumruk indirip benimle öfkeli bir ses tonu ile konuştu. 

" Gittiğini sandım. "

Uykulu ve yorgun bir ifade takınarak konuşmaya başladım. 

" Sadece endişemi giderdim. "

" Tek başına giderek ne yapacağını düşündün ki. "

" Haklısın ama endişemi gidermeseydim gece uyuyamazdım. "

Sema'nın öfkesi azalmıştı. Oda oldukça yorgun gözüküyordu. Yorgunluğu bana olan öfkesini götürüyordu. 

" Hadi içeri geçelim. İkimizde oldukça yorgunuz. Dinlenmemiz lazım. "

Sema cevap vermedi ve sessizce içeri girdi. Bende peşinden ilerleyerek eve girdim ve kendimi yatağa attım. 

Üzerime çektiğim yorgan o kadar ağır geliyordu ki yatakda sağa sola bile dönemiyordum. Gerçekten de yorulmuştum. Bende tüm yorgunluğumu alması için kendimi uykuya teslim ettim.

 

 

- Yaşlı Kadın -

 

Her zamanki gibi güneş daha doğmadan ayağa kalkmıştım. Yaşımın beni devirmesine izin vermiyecektim. 

Soğuk suyla yüzümü güzelce yıkadım ve saçlarımı bağlarak mutfağa geçtim. Güzelce oturarak aç karnıma bir bardak su içtim. Su hayat demekti. Onsuz yaşam var olamazdı. Sabah aç karnına içilen su ise kişiyi dinç tutup onu tazelerdi. Yanısıra mideyi de temizliyordu. Sağlık önemliydi. 

Mutfaktan çıkıp sema'nın odasına baktım. Her zamanki gibi tamamen yorganın ayorganın altına girmiş uyuyordu. Bir gün bu yüzden boğulacak haberi yok. Onun odasından çıkıp genç maceracıya baktım. Oda güzelce sırt üstü yatıyordu. Üstelik horlamıyordu da. Gerçekten de iyi bir eş olma potansiyeli taşıyordu. 

Kendi odama geçip bir kaç sabah egzersizi yapmaya başladım. Yaşlı olabilirdim ama açma germe hareketleri ve yoğa benim dinç ve genç kalmamı sağlıyordu. Yaşımın sağlımın önüne geçmesine izin veremezdim. Sema henüz kendi hayatını kurmamışken bunu yapamazdım. Önce onun yuvadan ayrılmasını sağlamalıydım. Ve ona uygun eş ayağıma kadar gelmişti.  Semanın evlenmesi için gereken tek şey artık zaman ve biraz aksiyondu.

Egzersizlerim bittiğinde sabah kahvaltısı hazırlamak için tekrar mutfağa geçtim. Kafamda bir çok tilki dolaşırken bense ellerimde yumurtalar ile ocak başında bekliyordum. 

Genç maceracı güçlü ve çekici duruyordu. Bir çok şeye heveside vardı. Benim kadar olmasa da yemek yapmayı biliyor. Simyayı çabuk kavrıyor ve güçlü bedeni ile köy işlerinde de zorluk çekmiyordu. Üstelik gayet düzgün bir karakteri de var. Efendi biri. Bizim şımarak kız için gayet ideal bir eş. Hatta ona fazla bile gelebilir. Araları yapmak içinse onları daha fazla yanlız bırakmam gerekiyor. Ne kadar sık yanlız kalırlarsa o kadar hızlı birbirlerine kanları kaynar ve çabucak bir araya gelerek bir aile kurabilirler. 

Onları tekrar birlikte işe göndermek iyi olabilir ama evde de yanlız kalmaları daha iyi olacaktır.

Umarım sema da maceracıya karşı bir şeyler besliyordur. Yoksa işim gerçekten çok zor olacak. Bu salak kız babasının ölümünden beri benim yanımdan hiç ayrılmadı. Kendini hayatı yaşamaktan sürekli olarak mahrum etti. Bu köyde yaşıtı sayılacak kimsesi yok. Arkadaşlık kuracak insanlar edinmesi gerekiyor. Üstekik çoktan 19 oldu. Evde kaldı bile. Ben onun yaşındayken babasıyla dağları ormanları geziyor her yere aşkımızı yayıyorduk. Onunsa yaptığına bak. Daha ne kadar annesinin kucağında duracak. Çoktan bana torunlar vermesi gerekliydi. 

" Kahvaltımı hazırlıyorsun anne. "

Kafamda tilkilerle dolanırken semanın sesini bir anda duymak beni ürkütmüştü ama bozuntuya vermeden hemen geri cevapladım.

" Her sabah cevabını bildiğin halde bana aynı soruyu soruyorsun farkındasın değil mi. "

 Sema'nın gözleri uykusuzluktan kızarmıştı. Dün gece geçmi yatmıştı. Yoksa ben uyuken çoktan mercimeği....

" Sende ben her eve geldiğimde ben olduğumu bildiğin halde " Sen mi geldin Sema " diyorsun. Ben şikayet ediyormuyum. "

Bu kız benden alacak başka bir özelliği yokmuydu acaba. Neden sadece benim gibi zorla inatlaşıyor ki. Bir kerede " Haklısın anne " dese çok mu zor olurki. 

" Gözlerin şişmiş. Dorukta henüz uyanmadı. Dün gece geçmi mi yattınız. "

Şaşırt beni kızım. Şaşırt. 

" Evet. Doruk gece vakti ormana gitmiş. Tehlikeli bir durum olmadığından emin olmak istemiş. Onu bekledim bende. Bu yüzden biraz uykusuz kaldım. "

Hmm. Galiba bu genç maceracının kanı gereginden fazla kaynıyor da olabilir. Tek başına boyundan büyük işlere kalkışıyor. Tek başına 4 goblini indirmesi gayet yetenekli olduğunun bir kanıtı ama gece vakti ormana dalarak ne yapmayı planladı ki. Onun böyle atak olması iyi değil. Sema evlendiği gibi tekrar dulda kalabilir. Galiba bunu maceracı ile konuşmam gerekecek. 

" Kendinizi tehlikeye atmayın. Her neyse. Ben gidip biraz yeşim özü toplayacağım sende dorukla beraber kahvaltı et ve onunla tarlaya git. Yapacak çok işimiz var. "

" Sen kahvaltı etmeyecekmisin. "

Senin dorukla yanlız kalman için biraz daha aç kalabilirim canım kızım. Umarım sende  bunu fark edecek kadar benim zekamdan almışsındır. 

" Ben geri dönünce bir şeyler yerim. Şimdilik biraz temiz hava almak ve bitki toplamak istiyorum. "

" Tamam kendini fazla yorma. Artık eskisi kadar dinamik değilsin sonuçta. "

Şu küçük kız. Sana ne kadar dinamik olduğumu gösterirdim ama burada senin geleceğin için uğraşıyorum. 

Semaya attığım küstah bakışlarla evden dışarı çıktım ve sepetimi alarak ormana doğru ilerledim. 

İçimde oluşan merak yüzünden ilk önce dünki goblinlerin olduğu yere gittim ama cesetlerden geriye çoktan kemikler kalmıştı. Doğa için ne olduğunuz bir önemi yoktu. Eninde sonunda herkesi kendine katacaktı. 

Goblin kemiklerini bez parçalarına sararak sepetime attım. Çeşitli incelemelerde bulunabilirdim onlarla. Sonuçta her zaman goblin bulamazdınız. 

Cesetleri geçtikten sonra yeşim özü toplamak için ormanın derinliklerine doğru ilerledim. 

Yeşim özü ağaç kabuklarının arasında yetişen bir tür bitki türüydü. Bir çok iksir yapımında kullanılıyordu. Onlardan toplarsam bir dahaki sefere Kralın Şehrinde satabilirdim. Ekonomik durum önemliydi. Semaya bırakacağım tek miras bilgi olmamalıydı. 

Ormanın içinde ilerlerken sırayla ağaçları dolaşıyor ve kabukların arasında yetişen yeşim özlerini topluyordum. Yeşim özleri ufak bir nohut büyüklüğünde yeşil renkte ufak bir taş gibiydi. Ama oldukça narin bir taştı çünkü elinizle biraz bile baskı uglulasanız hemencecik parçalanıyor ve toz oluyordu. Bu yüzden toplanması biraz zahmetliydi. 

Ben ağaçları teker teker dolaşırken bir anda çalıların arasından bir çok ses gelmeye başladı.

Kalbim gereğinden fazla hızlı atıyordu. Yavaşca geri geri adım atmaya başladım. Çalılardan gelen sesler git gide artıyordu. İstemeden de olsa bir anda donakaldım. Bedenim hareket etmiyordu. 

Çalılardan gelen sesler bir anda durdu. İşte o anda onlarla göz göze geldim...

...

 

 

- Doruk -

 

 

" Doruk... 

Doruukkkkkk... "

 

Kulağımda şiddetle artan ses beni uykumdan zorla uyandırdı. Gözlerimi açarken aklımdaki tek düşünce alarm kurmadığımdı. 

Gözlerimi açtığımda ise karşımda uçsuz bucaksız bir gökyüzü duruyordu. Semanın gözleri cidden içinde kocaman bir dünya barındırıyordu. İçinde yaşardım hatta. Ama ne diye yüzü bu kadar yakındı anlamamıştım. 

" Çok yakınsın. "

Sema anlamamıştı. Bunu git gide genişleyen göz bebeklerinden anlıyabiliyordum. Yüzü ile benim yüzüm arasında sadece bir burun mesefa fark vardı. Aldığı nefesi ve teninin kokusu ciğerlerime doluyorken bende yavaşca doğrulmaya başladım. Ben doğrulduğum için sema da kafasını bana çarpmamak için yüzünü geri çekti. 

Doğrulup ona baktığımda oda tekrar konuştu. 

" Kahvaltı hazır. "

İstemsizce semanın karşında esnedim. Kurt gibi açtım. Bedenimde ise yorgunluktan eser yoktu. Anka'nın kutsaması her derde deva idi. Yüzüme enerjik bir ifade koydum ve semayı cevapladım. 

" Kahvaltıya geçelim o zaman. "

Sema beni duyunca kalkıp odadan dışarı çıktı. Bende elimi yüzümü yıkarayarak sofrada oturan ona eşlik ettim. Garip bir şekilde yaşlı kadın yoktu. 

" Annen yokmu. "

" Hayır bir kaç malzeme toplamak için erkenden çıktı. "

" Demek yaşlı kurt için yemeklerinden daha önemli şeylerde var ha. "

" Onu anlamak imkansız. Hadi bizde güzelce kahvaltı edip. İşe geçelim. "

" Bugün ne yapacağız peki. "

" Tarlaya gideceğiz. Orada bizi bekleyen bir çok iş olacak. Kendini şimdiden hazırlasan çok iyi olur. "

Daha sonra ise birlikte kahvaltı ve sohbet etmeye başladık. Yaşlı kurtun kendisi belki yoktu ama bizlere harika bir ziyafet bırakmıştı. 

Harika bir kahvaltı yaptıktan sonra sofrayı kaldırdık ve eşyalarımızı hazırlayarak evden dışarı çıktık. 

Karşımda harika bir sabah havası vardı. Hafifçe esen rüzgar ve insanların yavaş yavaş evlerinden çıkıp işlerine gitmeye başlaması. Büyük şehirler b.k yesin. Köy havası kadar güzel bir şey hiçbir yerde yoktu. Bu duygu anlatılamazdı bile. 

Semayla birlikte bizde yavaşca yola çıktık. Ağır adımlarla sohbet ederek tertemiz havayı ve uçsuz bucaksız gökyüzünün tatını çıkararak ilerliyorduk. Derken bir anda yükselen çığlıklar havayı doldurdu. 

" GELİYORLARR R !!  KAÇINNNN !! AHAHHHHHH...... "

Kalbim bir anda durmuştu. Aldığım nefes ağırlaşıyordu. Elim istemsizce belimdeki kılıca gitmişti.

Sakinleşmem gerektiğinin bilincindeydim. Bu yüzden zorda olsa derin bir nefes aldım ve odaklanmaya başladım. Semaya baktım. Yüzünde korku dolu bir ifade vardı. Hemen onu omuzlarından tutup biraz sarstım. Kendine gelip benimle göz teması kurunca hemen konuşmaya başladı. 

" Anne... Annemmm ormana gitmişti.. doruk annem ormana gitmişti.."

" Tamam onu bulum hemen geri geleceğim sende eve git ve ne olursa olsun dışarı çıkma tamam mı. "

Sema yaşlı gözlerle kafasıyla beni onayldı. Hemen onu da alarak eve doğru koşmaya başladık.

Her yerden insan çığlıkları geliyordu ama henüz hiçbir canavar görmemiştim. Neler oluyordu böyle. 

Eve yaklaştığımızda bir grup insan da orada endişeli bir şekilde duruyordu. Bizleri gördüklerinde yüzlerinde endişeli bir ifade vardı. Onların yanına yaklaşırken hemen arkalarında duvardan destek alarak duran yaşlı kadını gördüm. Sema bir anda endişe ile bağırdı.

" Anne ! "

Kalabalığın yanına yaklaştığımda kalbime devasa bir ağırlık çöktü. İçime dolan bu uğursuz duygu beni rahatsız ediyordu. Kalabalık yapan insanların yüzlerinde büyük bir endişe ve üzüntü vardı. 

Gözlerim tekrar yaşlı kadınla buluştu. Bembeyaz toplu saçları dağılmıştı. Uçsuz bucaksız gökyüzünü andıran masmavi gözleri batan güneş misali soluyordu. Teninin rengi çekilmişti. 

Ayaklarım bir anda hareket etmeyi kesti. Olduğum yerde donakaldım. Oraya gidemezdim. Lakin ben durmuşken sema büyük bir hızla yanımdan atılarak annesinin yanına gitti ve büyük bir endişe ile ona sarıldı. 

Semanın annesine sarıldıktan sonra yavaşca ellerini annesinin sırtından geri çekti. 

" Anne... 

Semanın sözleri kalbimde devasa bir boşluk oluşturmuştu. Endişe dolu titrek sesi herkesin başka bir yöne bakmasına sebeb olmuştu. Kimsenin onlara bakacak cesareti yoktu.. kimsenin bunu yaşayacak cesareti yoktu.

Sema ellerine bulanmış kana bakarken gözlerinden akan yaşlar hiç durmadan onun toz pembe teninden aşagı süzülüyordu. 

" Annne... 

Yaşlı kadın eliyle semanın yanaklarından süzülen yaşları sildi ve yüzüne bir gülümseme koyarak titrek bir sesle usulca kızına seslendi. 

" G.üçlü ol.. Ben..im  gü...zel kızı..m gü...çlü ol ve hay...atı..nı yaş..a " 

" Anne....."

Yaşlı kadın zorla bir iki adım ilerleyerek semaya sıkıca sarıldı. 

Yaşlı kadın semaya sarıldığında bende onun sırtına saplanmış olan okları gördüm.

Onun kanlar içinde kalmış olan sırtına saplanmış olan okları gördüm. 

İncecik sırtına saplanmış olan bir çok okları gördüm. 

Kalbimde daha önce hiç hissetmediğim bir boşluk oluşmuştu. Kendimi ruhsuz boş bir kabuk gibi hissediyordum. Derken o boşluktan tüm bedenimi saran yoğun bir duygu fışkırmaya başladı. Bu duygu içimden taşmak patlamak isiyordu.

Ruhani enerjim bedenimden dışarı taşmaya başlarken yaşlı kadın benimle göz göze geldi. 

Kızına sımsıkı sarılırken dudaklarından iki kelime döküldü. 

" Koru Onu "




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1149

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1029

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 618

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 531

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 311

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13283 Üye Sayısı
  • 395 Seri Sayısı
  • 18131 Bölüm Sayısı


creator
manga tr