Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Zümrüdü Anka - Bölüm 33. Yaşamak


Sema'nın elleri nazikce boynumda dolanıyordu. Ellerinin dokunduğu yerler alev alırken bense artık dayanamıyordum. Hayatım boyunca hiçbir kızla vu kadar yakın olmamıştım ve şu anda kalbim deli gibi atıyordu. Semanın kokusu ciğerlerime ciğerlerime dolarken bense yavaş yavaş ona çekiliyordum. 

SİSTEM MESAJI

Yan Meslek Elde Edildi

Çiftcilik: Başlangıç (0) seviye

Kişi köy temel köy işlerini öğrenir ve anlar. Temel çalışma aletlerine uyum artar. ( Orak, kürek, saban vb...)

Bir anda gözlerimin önünde beliren ekran semayla arama bir duvar gibi girmişti. Ben ne olduğunu idrak edip yazıyı okurken aklımda bedenim de sakinleşmeye başladı. Sema bana boş gözlerle bakarken ben doğrulup yeni elde ettiğim meslek hakkında düşüncelere daldım. 

Sonuçta sema ile birlikte bütün gün köy işleri yapmıştık. Doğal olarak yeni bir meslek edinmiş olmam çok normaldi. Beni düşündüren şey ise çoktan bir çok yan meslek elde etmiş olmama rağmen halen daha bir çok meslek öğrenebiliyor olmamdı. 

Bir çok yan meslek edinmek gayet güzel bir durumdu ve eğer bunun bir sınırı yoksa elimden geldiğince meslek öğrenebilir ve hepsinde zamanla ustalaşabilirdim. 

Her ne kadar meslekte ilerlemek zaman alsa da bana bir çok temel stat puanı veriyordu. Bu sayede normalden daha da güçlü olabiliyordum. 

Bu fikir oldukça hoşuma gitmişti. Şu anda az nüfüslü basit bir köydeydim. Oldukça zamanımda vardı. Sema ile köy işlerinde kendimi geliştirebilir ve yaşlı kadından da simya öğrenmeye devam edebilirdim. Hatta onlara yemek yaparsam aşçılığımda gelişirdi. 

Ben bir çok düşünceye dalmışken sema öfkeli bir şekilde beni ittirerek altımdan kalktı ve ağır, yeri inleten sert adımlarla yürüme başladı. 

Benimse dikkatim yere düşüp ağır adımlarla ilerleyen semayı görünce geri geldi. Fazla uzaklaşmadan hemen ona seslendim. 

" Nereye gidiyorsun. "

Sema bana bile bakmadan sert bir ses tonu takınarak konuştu. 

" Eve gidiyorum. "

İçimden bir ses sanki bana ' Cehennemin dibine gidiyorum. Önden buyurmak istermisin. ' dediğini söylüyordu. 

Galiba istemeden ufak bir yanlış yapmıştım. Tekrar gönlünü almak zor olacaktı. 

O giderken ayağa kalktım ve peşine düştüm. Sema ağır adımlarla ilerlemesine rağmen gayet hızlı yürüyordu. Ona yaklaştığımda çoktan eve gelmiştik. 

İçeri girdiğimizde burnuma enfes kokular dolmaya başladı. Kokuyu takip ederek yürüyen bir ölü gibi kendimi mutfağa attım. Mutfağa girdiğimse ağzımın suları yavaştan akmaya başladı. Hemen karşımda tezgahta duran yaşlı kadın sabırla kaynağan bir tencerenin başında bekliyordu. 

Ben yavaşca yaşlı kadının arkasından tencereyi süzerken yaşlı kadın sanki doğru anı bekliyormuş gibi bir anda bir çok çeşni ve baharatı ölçekler halinde tencereye koydu ve karışmaya başladı.

Ben henüz ne olduğunu anlamamışken tencerenin ağzında yavaşca bir buhar kalkmaya başladı. İstemsizce kendimi tencerenin üstünden kalkan bu buhara yaklaştırdım ve buharı içime çektim. 

Ciğerlerime dolan sıcak buhar enfes kokusuyla tüm solunum yollarımı açarak bedenime yayıldı ve benim bir saniyeliğine kendimden geçmeme olanak sağladı. 

Yaşlı kadın yüzünde bir gülümseme ile beni izlerken bende kaynayan tencereye tekrar baktım. Buharı üzerinde olan bu tencerede koyu kırmızı yoğun bir sıvı vardı. Ve kokusu insanın kafasını tencereye sokmak için yeterli bir güce sahipti. 

Mest olmuş bir şekilde yaşlı kadına döndüm. 

" Aşk iksiri mi mi yapıyorsun kadın. "

Yaşlı kadın gülerek cevap verdi ve beni sırtımdan tutarak geri çekti.

" Hayır genç maceracı akşam yemeği için çorba yapıyorum. "

Çorba mı ! Beni kendimden geçirip mest eden bu koku bir çorbaya mı aitti. İmkanı yoktu. 

" Aşk iksiri olmadığına eminmisin yaşlı kadın. "

Yaşlı kadın yüzüne bir gülümseme kondurdu ve eline bir kepce alarak kafama bir iki tane indirdi. 

" Ocağı meşgül ediyorsun genç maceracı. Eğer böyle devam edersen akşam yemeğimiz yanacak. Akş iksirini de o kadar çok istiyorsan daha sonra sana öğretirim. Şimdi mutfağı meşgül etme. "

Yaşlı kadın kepceyi kafama vurarak beni mutfaktan kapı dışarı etti ve enfes kokudan mahrum bıraktı. 

Mutfaktan dışarı çıktığımda kapıda sema da vardı. Acıyan gözlerle bana baktı ve omzumdan tutarak kendi acısını da benimle paylaştı. 

" Seni de mutfaktan kovdu değil mi. " 

Yüzüme acı dolu bir ifade koyarak yaşlı gözlerle cevapladım. 

" Senide mi kovmuştu. "

Sema yaşlı gözlerle kafasıyla beni onayladı. Hemen ardından da dalga geçmeyi bırakarak bana farklı bir soru konu yöneltti. 

" Neyse. Bırak annem mutfakta deneylerine tek başına devam etsin. Bizde sofrayı kuralım. "

Yaşlı gözlerimi silerek bende kafamla semayı onayladım ve birlikte sofrayı kurmaya başladık. 

Ben tabakları yerleştirirken sema da çatal-kaşıkları diziyordu. Galiba bana olan öfkesi kısa süreliydi. Bu iyiydi. Eğer bana öfkeli kalsaydı gönlünü nasıl kazanacağımı bilmiyordum. Beni bunu arama zahmetinden kurtarmıştı.

Sofrayı hazırlarken sabahki goblinler aklıma geldi. Bende kafama takılan bir iki düşünceyi sema ile paylaştım. 

" Sema merak ediyorum da. En son ne zaman köye bir goblin saldırısı oldu. "

Sema beni duyduktan sonra bir anlığına duraksadı ve bana baktı. Yüzünde ilk başta boş bir ifade vardı daha sonra ise düşünceli bir hal aldı ve soruma cevap verdi. 

" En son ne zaman bir goblin saldırısı oldu bilmiyorum. Ben buradayken hiç olmadı galiba. Zaten bu köye pek fazla canavar saldırısıda olmaz. Bu yüzden buralarda pek fazla maceracı da olmaz. "

Bunu garip bir durum olarak sayabilirmiydim acaba emin değildim. Etrafta bir çok güçlü krallık vardı. Bu canavar saldırıları bir nebze etkilerdi doğal olarak. Bunun dışında ise bu köyün nüfüsü az ve yaşlıydı. Semanın dediği gibi burada maceracı da yoktu. Köyü korumak için gardiyanlarda yoktu. Az nüfüslü olan bu köyde sadece tarım ve hayvancılık yapılıyordu. Yaşlı kadında muhtemelen burada ki tek simyacıydı. 

Nerden bakarsam bakayım bu köy canavar saldırılarına karşı oldukça savunmasızdı. Bu zamana kadar canavar saldırıları olmaması da oldukça garib bir durumdu. Yani bilmediğim farklı bir etken vardı. 

Goblinleri tekrar düşündüm. Sayıca az ve zayıftılar. Köye saldırsalar bile sadece bir kaç insana zarar verebilirlerdi. Belki de ben yanlış anlamıştım.

Goblinler büyük bir hızla köye yaklaşıyorlardı. Bense onların köye saldıracağını düşünmüştüm. Belkide sadece geçip gideceklerdi. Bilemiyordum. Goblinler hakkında pek bir bilgim yoktu. Sema belki bir şeyler biliyor olabilirdi. 

" Goblinler hakkında bir şeyler biliyormusun sema. "

" Pek bir bilgim yok. Sadece cüce krallığında yer alan Altın dağın goblinler tarafından işgal edildiğini ve uzun zamandır maceracıların bu dağdaki goblinleri temizlemeye çalıştığını biliyorum. Onun dışında pek bir bilgim yok. "

Goblinler tarafından işgal edilmiş bir dağmı. Böyle bir şeyin olma olasılığı varmı ki. Ormanda öldürdüğüm goblinler çok güçsüzdü. Nasıl olurda bir dağı işgal edebilirlerdi ki. Üstelik maceracılar uzun zamandır onları temizlemeye çalışıyor. Bu garip bir durummuydu yoksa bu dünya mı çok garipti artık idrak edemiyordum.

Düşünmeyi bırakmıştım. Her şeyin yeri ve zamanı vardı. Şu anda ise kurt gibi açtım ve mutfağın açılmış kapısından bize bakan bir çift gözü gayet iyi hissedebiliyordum. Aslında kokusunu alıyordum. Gözlerimi yavaşca enfes kokunun kaynağına çevirdim. 

Yaşlı kadın mutfak kapısında elinde bir tencere ile bize bakıyordu. Hemen yanına gidip enfes kokular yayan tencereyi ona yük olmasın diye almak istedim. 

Yaşlı kadınsa bana doğru bir adım attı ve tencereyi göhsünde gururla tutarak beni bakışlarıyla alt üst etti. Bakışlarının altında ezilirken ne demek istediğini gayet iyi hissedebiliyordum. 

' Kimse benim el emeği göz nuru yemeğimi benden alamaz. Özellikle aç kurtlar. ' 

Yaşlı kadın korkunçtu. Yaşına rağmen gayet sağlıklı ve dinç duruyordu. Bakışları ve sözleriyle insanı yere mıhlıyordu. Tanrım karşılaştığım herkes resmen bir canavar gibiyken ben kendimi ufak bir kedi gibi hissediyordum.

Yaşlı kadının bakışlarından sıyrılarak ona yol verdim. Oda sofraya doğru ilerledi ve tencereyi sofraya bırakarak yavaşca kaselere doldurmaya başladı. Sema ile bizde yavaşca sofrada yerimizi aldık. Biz sofraya oturunca yaşlı kadın tekrar mutfağa gidip elinde farklı bir tencere ile geri geldi ve onu da sofraya koydu ve tabaklara doldurmaya başladı. 

Sofra artık hazırdı. Karşımda havuçlu pirinç pilavı ve üzerine kaşar rendelenmiş domates çorbası vardı. Normalde çok normal olması gereken yemekler şu anda inanılmaz farklı hissettiriyordu. Resmen yemeklerden enerji fışkırıyordu. 

Ciğerlerime dolan kokularını bir kenara bırakarak yavaşca kaşığa uzandım ve yemeğe giriştim. 

Ağzıma aldığım ilk kaşıkta tüm duyularımda patlamalar yaşanmaya başladı. Ağzımın içinde dağılan pirinç ve havuç parçaları tüm ağzımda bir şenlik havası verirken içtiğim çorba boğazımdan aşağı gürleyen bir şelale gibi iniyor ve geçtiği yerde enfes bir lezzet bırakıyordu. Yaşadığım lezzet patlamaları öylesine güzeldi ki kendimden geçiyordum.

Bir kaç dakika içinde tabaklarım çoktan ikinciye üçünçüye dolmuştu. Mide hazmı geçirmeye başlamasam bir kaç tabak daha yemek isterdim ama durmam gereken zamanı da bilmeliydim. 

Yaşlı kadına baktım. Tanrım az önceki yemekten sonra o kadar farklı gözüküyordu ki gözüme sanki şu anda bir melekti. Yaşlı olmasına ragmen gökyüzünü içine hapsetmiş masmavi gözleri. Omzuna düşen bembeyaz saçları. Şu anda bu kadın bir melekti. O cennetin aşçısıydı. 

Öğrenmeliydim. Onun gibi yemek yapmayı öğrenmeliydim. Böyle yemekler yedikten sonra asla eski yemeklere geri dönemezdim. 

" Lütfen banada böyle güzel yemekler yapmayı öğretin sayın mele.... Yani efendim. "

Yaşlı kadın yüzünde bir gülümseme ile bana cevap verdi. 

" Yemek yapmayı öğrenmek isteyen bir erkek. Kulağa ne kadar da çekici geliyor değil mi sema. "

Sözlerini bitirirken doğrudan yüzünde bir gülümseme ile semaya baktı. Sema da omuz silkerek karşı cevap verdi. 

" Babam da yemek yapmasını biliyordu. "

Yaşlı kadın hafifce gülerek cevapladı. 

" Onunla bu yüzden bile evlenmiş olabilirim. " 

" Babamla sadece sana yemek yapması için evlenmedin değil mi "

" Kim bilir. "

" Kötü kadın. "

Onların muhabbetini dinlemek garip bir şekilde bana zevk veriyordu. Etrafa yaydıkları bu sıcacık duygu kalbimi çeliyordu. Onlara sarılmak ve sımsıkı sıkmak istiyordum. 

Böylesine güzel bir sofra ve güzel bir sohbet. Etrafa yayılan bu sıcacık duygu seli. Galiba bu hiç sahip olmadığım aile idi. İstemeden de olsa kıskanmıştım. Benim hatırlanmaya değecek tek bir anım bile yoktu. Ne ailemle nede başka biriyle. 

Sahidende ... Neden o sıkıcı dünyada doğmuştum ki. Orada tek yapdığım yaşamak için çalışmaktı ama hiçbir zamanda yaşadığımı hissetmemiştim.

Basit mantıktı. Yaşıyor olmak yaşadığımız anlamına gelmiyordu.

 Yaşlı kadın beni düşüncelere dalmış bir şekilde görünce bana seslendi. 

" Goblinler hakkından mı düşünüyorsun genç maceracı. "

Yaşlı kadının sözleri beni tekrar kendime getirmişti. 

" Onlarda kafamda yer ediyor ama hayır sadece anne ve kızı arasında oluşan bu sıcak duygu seline kapılmıştım. "

Yaşlı kadın biraz düşünceli bir hal aldı ve bana farklı bir soru yöneltti. 

" Bizleri utandırma genç maceracı. Anneler için evlatları arasında her zaman özel bağlar vardır. Eminim seninde annenle aranda özel bir bağ vardı. "

Annemle aramda özel bir bağ ha. Yüzüme ufak bir gülümseme koyarak yaşlı kadına baktım. Cevap vermedim ama o anlamış gibiydi. 

Benim annem diyebileceğim bir kadın hiç olmamıştı. Ben yetimhanede büyümüştüm. Abilerim ablalarım olmamıştı. Bana zorbalık eden insan müsfeddeleri vardı sadece. Bir kaç kez evlat da edinilmiştim. Ama beni sahiplenen insanlar çok sessiz ve duygusuz olduğum için beni bir sokak hayvanı gibi tekrar yetimhaneye terk etmişlerdi. 

Yetimhanede geçirdiğim iğrenç günlerde tek yaptığım kitaplara gömülmek ve derin düşüncelere dalmak olmuştu. Zeki biri değildim matemetik bilmiyordum yada uzun ezberler yapamıyordum. Lakin okumak ve düşünmek her zaman en iyi yaptığım şeylerden biri olmuştu. Derken bir gün başka bir aile beni evlat edindi. Niyetleri basitti. Onlar için çalışacak ve para getirecek bir hayvan arıyorlardı. Bende buna uygun en iyi kişiydim.

Ölene kadar onlar için çalışıp sürekli onlara para sağlayan içi boş bir kabuktum sadece.

Şimdi ise olduğum yere bak. Karşımda aralarında inanılmaz bir sıcaklık olan anne ile kızı var. Atan kalbimi, atan kalpleri, yediğim yemeklerin lezzetini ciğerlerime dolan enfes kokuları... 

Yaşıyordum. 

Herşeyimle yaşıyordum ve yaşamaktan artık vazgeçemezdim. Anka'nın bana verdiği bu yaşamı asla terk edemezdim. Yaşayacaktım. Hemde hiç yaşamadığım gibi yaşayacaktım. 

Tüm bu hayatımı Doruklarda yaşayacaktım...

 

-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-

 

 

 Yeniyetme Yazar'dan Dip Not:

Yazmaya geri döndüm. Çünkü işler hiç bitmiyor. Muhtemelen daha da yoğunlaşacak ve ben ölmeden de durmayacak gibi o yüzden kıyıda köşede tekrar yazmaya karar verdim. 

Yeniyetme beceriksiz bir yazar olsamda yazmak onca şey arasında stres atmak için baya güzel oluyor ve beni rahatlatıyor. Vakit alıyor ama olsun. 

Yazmak kadar güzel bir şey yok. 

Okuduğunuz ve ilgi gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim herkese ;)




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1148

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1027

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 616

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 585

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 528

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 309

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13199 Üye Sayısı
  • 389 Seri Sayısı
  • 18085 Bölüm Sayısı


creator
manga tr