"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Zümrüdü Anka - Bölüm 17. Zindana giriş


Hava çoktan kararmıştı. Ellerimizde meşaleler ile zindana doğru yol almaya başlamıştık. Daha önce hiç ilerlemediğimiz kadar ormanın derinliklerine girmiştik. Ürkütücüydü. Orman son derece karanlıktı. Bu sefer ay ışığı yoktu. Herkes birbirine yakın yürüyordu. Toplamda 20 kişilik bir ekipdik. En önde kıdemli maceracılar ilerliyordu. Bizlere göre daha iyi ekipmanları vardı. Daha kalıplı, daha güçlü ve daha kararlı bir yüz ifadeleri vardı. Ormanın karanlığında yürümeye devam ettik. Bazı maceracılar yürümekten şikayetci olmaya başladılar.  Kıdemliler ise eğer dileyen olursa istediği an geri dönmekte serbest olduğunu söyledi. Ormanın karanlığında tek başlarına geri dönmekten korktukları için herkes sessizce yürümeye devam etti. En sonunda ise devasa bir mağara ağzı bulduk. Kıdemliler herkesi örgütledi. Onlar önümüzden yüyüyecekti. Bizde meşaleleri taşıyıp onlara ışık tutacaktık. Plan basitti. Kıdemliler karşılaştıkları canavarları öldürecek bizde onları seyredecektik. Evet. Bu plan hiç hoşuma gitmemişti. Bu şekilde deneyim kazanmak çok zor olacaktır. Ama burada rütbe kıdemli maceracılarda olduğu için onlara karşı çıkamazdık. Kıdemliler ekipmanlarını hazırlayım mağaraya girmeye başladılar. Bizlerde arkalarından girdik. Onlar önde hazır bir şekilde yürürken bizlerde arkadan onlara ışık tutuyorduk. Mağara çok genişti. Üstelik daha girişindeydik. Canavarların kokusu bütün mağarayı sarıyordu. Duvarlarda devasa pençe izleri vardı. İlerledikçe mağara genişliyordu. En sonunda üç göze ayrılan bir noktaya geldik. O noktada biraz bekledik. Kıdemliler ayrılmaya karar verdiler. 20 kişilik grup 3'e ayrıldı. 6 sağdan 8 ortadan ve kalan 6'da soldan girecekti. Ben, mert, kübra, eylem ve iki kıdemli soldaki yoldan ilerlemeye başladık. Birisinin adı Hamza diğerinin adı ise alev di. Hamza iri yarı bir adamdı. Elinde iki balta tutuyordu. Pek fazla giyinik olduğu söylenemezdi. Altında etek tarzında dikilmiş bir hayvan postu ve üzerinde de sadece sırtını örten bir hayvan postu vardı. Kesinlikle vahşi bir canavar izlenimi veriyordu. Onun aksine alev siyah kırmızı karışık bir kıyafet giyiyordu. Elinde eylemin ki gibi uzun ve başı yuvarlak bir asa vardı. Yanındaki hayvana göre o çok asil duruyordu. Ateş büyüleri kullandığı aşikardı. Mağarada ilerlerken kendi aralarında konuşmaya başladılar. Galiba arkadaşlardı.

" Nerede bu lanet olası canavarlar. Baltalarımı kısa sürede onların kanı ile yıkamak istiyorum"

"Sakin ol koca adam. Şimdi sabırsızlanmanın sırası değil."

"Neden seninle buradan geldim ki. En son seninle göreve çıktığımda beni de canavarlarla birlikte yakmıştın."

"Sürekli o iğrenç postları giydiğin için seni de canavar sanmam gayet normaldi değil mi. Hem ne zaman gerçek bir zırh giyeceksin ki."

"Zırh mı. Onlar süt kuzuları için be kadın. Ben bir barbarım. Hiç bir şey beni korkutamaz. Karşıma çıkan her canavar baltamın tadına bakacak"

" Eğer bir daha bana kadın dersen seni şuracıkta yakarım. Hayvan beyinli herif. En azından gidip arada bir yıkan. Bu mağaradan bile iğrenç kokuyorsun. Muhtemelen canavarlar senin kokunu alıp kaçmıştır."

Yol boyunca sürekli birbirleriyle atıştılar. Bizse kulaklarımızın neden böyle saçma bir muhabbeti duymak zorunda olduğunu düşündük durduk. İlerlemeye devam ederken tüylerimi diken diken eden bir şey hissettim.

'Arkamız da mı'

Durup hemen arkama bakmıştım. Ama hiçbir şey yoktu. Ben bir anda arkama baktığım için takım arkadaşlarım bir anda durup bana ve arkaya baktılar. Kıdemlilerden hamza da durup bize seslendi.

" Oy ! Ne diye boş boş duruyorsunuz. Bize ışık tutmanı#&#&

Kıdemli bir anda duvara doğru fırlamıştı. Duvara çarpıp kan içinde yere yığıldı. Bizler ise boş gözlerle ona bakıyorduk. 

"Hamza!!"

Bağıran diger kıdemli alev di. Oda ne olduğunu anlamamıştı. Ama bizden hızlı toparlandı. Asasını yukarı kaldırdı ve

"Sahte güneş"

Bunu söylediği anda asasından yukarı doğru havai fişek gibi bir ateş topu fırladı. Ateş topu üzerimizde durup etrafı bir anda aydınlattı. İşte o zaman yine o canavarı gördüm. Devesa bedeniyle bizlere bakan kocaman ayıyı.

Bu sefer tek bir ayı yoktu. Önümüzde 5 tane ayı vardı. Alev ayıları görür görmez asasını tekrar havaya kaldırdı ve  

"Ateş duvarı"

Diyerek asasını yere vurdu. Asanın ucu yere deyer deymez yerden bir ateş yükseldi ve önümüzdeki ayılarla aramızda bir duvar oluşturdu. Alev hemen bize döndü ve konuşmaya başladı.

"Çok fazlalar hemen geri çekiliyoruz. Çabuk hamzayı alın ve çıkışa doğru koşun"

Mert kafasıyla onaylayarak hemen bana baktı ve hamzaya doğru koştu. Lakin mertin istedeği gibi hamzanın yanına gitmedim. Onun yerine eyleme seslendim.

"Eylem. Hamzayı iyileştir. Fazla vaktimiz yok"

Eylem karşılık vermeden hemen hamzanın yanına doğru ilerledi. Mert ve alev ise bana bakıyordu. Alev omzumdan tutarak bana bagırmaya başladı.

"Ne yaptığını sanıyorsun. Çabuk hamzayı da alıp buradan çıkmamız lazım. Onlarla savaşamayız çok kalabalıklar"

Derin bir nefes alıp verdim ve yeteneğimi aktive ettim. Sakince alevle konuşmaya başladım.

"Hayır savaşmak zorundayız artık buradan çıkamayız."

"Ne saçmalıyorsun sen. Ahhhh neden acemilerle göreve çıktık ki. Çabuk hamzayı alın ve çıkışa doğru kaçın"

Gerçekten panik halindeydi. Sakin ve mantıklı konuşuyor gibi görünebilirdi. Ama hamzanın duvara çarptığını gördüğünden beri tek derdi onun buradan çıkarmaktı. Gelen tehlikeyi hissetmiyordu.

"Bende sana bundan bahsediyorum. Çıkışa bak"

" Ne saçmalıyorsun sen"

Yeteneğimi aktiv etmemle artık daha iyi hissedebiliyordum. Çıkış çoktan kapanmıştı. 6 ayı üzerimize doğru geliyordu. Diğer gruplarında ayılarla çarpıştığını hissediyordum. Lanet olmayacısa bir ayı mağarasındaydık. Muhtemelen geçen karşılaştığımız ayı da buradan gelmişti. 

Gözüm kübraya ilişti. Yayını kaldırmış ve okunu elinde bekletiyordu. Oda hissedebiliyordu. Yüzünde hiç korku yoktu. Ayılarla karşılaşmaya hazırdı. Alev ise ayılar ortaya çıkınca onları fark etti. Gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Yutkunduğunu gördüm. Alev eylemin iyileştirmeye çalıştığı hamzaya baktı. Bize seslendi.

"Buradan çıkmak zorundayız"

Haklıydı. Buradan çıkmak zorundaydık. Kübraya ve merte seslendim.

" Kübra seninle birlikte çıkıştan gelen ayıları indireceğiz ve güvenli çıkış için yolu açacağız. Mert sende aleve destek ol ve diğer ayıları tut."

Gözlerim eylemlede buluştu. Oda bana bakıyordu. Zor bir duruma düştüğümüz anda hazır olacaktı. Biliyordum. 

İçimden keşke alev o duvarı daha fazla tutabilse ve hep birlikte arkamızdan gelen ayıları indirsek diye düşündüm. Ama alevin ruhani enerjisindeki dalgalanmaları hissedebiliyordum. Ateş duvarı birazdan bozulacaktı ve her iki taraftan da köşeye sıkışacaktık. Savaşmaya mecburduk. Yeni bir yetenek öğrenmiştim. Yeni ekipmanlarım vardı. Eskisinden çok daha güçlüydüm ve ayılarla ilk kez karşılaşmıyordum. Başarabilirdik.

Kılıçımı çektim ve pozisyon aldım. Kübra da okunu yayına yerleştirdi ve karanlıktan bize doğru gelen ayılardan birine nişan aldı. Arkamızda ise alev ortada mert ise onun biraz önünde olacak şekilde pozisyon aldılar. Mert kalkanını sıkıca tutuyordu. Alev ise odaklanıyordu. 

" Bu gerçekten ilginç olacağa benziyor ha"

Her birimiz bir anda sese doğru baktık. Ses hamzanındı. Ayağa kalktı ve mertin önüne geçti. 

"Bana öyle bir saldırı yapabilmek. Bu gerçekten ilginç olacak. Hadi bakalım baltamı kanınla ıslatmak için sabırsızlanıyorum"

Hamzanın kasları daha şişkin ve belirgin duruyordu. Yanısıra hissedebiliyordum. Ondan yayılan kana susamışlığı. Tıpkı eğitmeninki gibi bir aura yayıyordu. Her bir zerresiyle düşmanlarını parçalamak istiyordu. Ruhani enerjisi bedeninden dışarı sızıyordu. Bedeni kan kırmızısı renginde parlıyordu. Alev ona seslendi. 

"Ateş duvarı şimdi bitecek. Hazır ol"

Hamza elindeki baltalardan birini sıkıca kavradı ve bekledi. Ateş duvarı yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladığı anda elindeki baltalardan birini ateş duvarının içinden karşı tarafa fırlattı ve ayılardan birine süpriz bir saldırı yaptı. Hemen arkasından oda ateş duvarından ayılara doğru fırladı.

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1245

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1069

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 885

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 818

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 695

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 650

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 629

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 601

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 549

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 520

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 357

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 186

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15206 Üye Sayısı
  • 476 Seri Sayısı
  • 20132 Bölüm Sayısı


creator
manga tr