Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Zümrüdü Anka - Bölüm 16. Bilinmeyen görev


SİSTEM MESAJI

Okunan sayfa sayısı: 397/397

Okuma tamamlandı

Yeteneği öğrenmek istermisiniz

Sonunda kitabı okuyup bitirmiştim. Bir kaç saatimi almıştı ama tekrar kitap okumak çok hoşuma gitmişti. Kitabın içeri yeteneği nasıl kullanacağımdan bahsediyordu. Sıkıcı bir kitap bekliyordum ama kitap gayet ilgi çekiciydi. Yetenegi öğrenmeyi kabul ettim.

"Evet"

Kitap parlayarak yok olmaya başladı. Bedenime dolan bir enerji hissettim. Yetenek gözlerimin önünde canlanıyordu. Sanki uzun zaman önce yeteneği öğrenmiş ve sürekli olarak kullanmış gibi hissediyordum. 

Yetenek kazanıldı 

Hava kesici: Başlangıç (0) seviye 

Kullanılan silaha dolan ruhani enerji saldırı yönünde kılıçtan ayrılarak düşmana isabet eder.

Yeteneği öğrenmiştim. Denemeliydim. Kılıçımı çektim. Derin bir nefes aldım ve kılıçıma ruhani enerjimi aktarmaya başladım. Karşımda bulunan ağaca baktım. Nefes verdim ve kılıçımı savurmaya başladım. Kılıçımı savururken ruhani enerjimi saldım ve kılıçımdan buz mavisi bir enerji dalgası ağaca doğru fırladı ve ağaçı ikiye yardı. Gözlerim fal taşı gibi açılmıştı çünkü üzerime doğru 5-6 metrelik bir ağaç düşüyordu. Hemen köşeye çekildim ama ağaç üzerime düşmedi. Diğer ağaçlara takılarak düşüşünü durdurdu. Ağaçın ikiye ayrılmasını beklemiyordum. Bu yüzden şaşırmıştım. Yeteneğin bu kadar etkili olması.. Bu iyiydi. Bu gerçekten iyidi. Artık avlanma zamanıydı. Takım arkadaşlarımla buluşmak için şehre doğru yola çıktım. 

Lonca binasında buluşmamız gerekiyordu ama oraya vardığımda henüz hiçbiri gelmemişti. Bende görev listesini kontrol etmek istedim. Bir çok farklı görev vardı. Gözüme iki adet görev kestirmiştim. 

Görev 

Zindan baskını

Ormanda bilinmeyen bir zindan bulundu. Orayı keşfetmek ve zindandaki canavarları temizlemek için bir ekip kuruluyor. 

Canavarlar: ?/?    

Görev ödülü: 1 gümüş

 

Görev

Seyehat koruması

Belirli bir grup çaylaklar şehrinden ayrılmak istiyor. Onlara gitmekte olacakları yere kadar koruma sağla.

Görev ödülü: 25 gümüş

 

Bu iki görev panodaki en yüksek ödüle sahip olan görevlerdi ve benimde paraya ihtiyacım vardı. Seyahat görevinin ödülü yüksek olmasına rağmen görev hakkında hiçbir bilgi içermiyordu. Riskli olabilirdi. Diğer yandan zindan görevine kalabalık bir grup ile girecektik. Yanlızca biz olmayacaktık ve deneyimli maceracılar da orada olacaktı. Tecrübe kazanmak için iyi olabilirdi. Ben panoya bakarken lonca binasına eylem girdi. Daha farklı gözüküyordu. Uzun beyaz bir elbise giymişti. Elbisenin kenarlarında altın renginde çizgiler vardı. Ellerinde dirseklerine kadar ulaşan aynı model bir eldiven vardı tıpkı kıyafeti gibi onunda üzerinde altın rengi çizgiler vardı. Uzun sarı saçları beline kadar geliyordu ve yürürken dalgalanıyordu. Harika gözüküyordu. İçeri girer girmez herkes ona bir kaç kez göz atmıştı. O ise etrafına bakındı ve beni görüp yanıma doğru geldi.

"Selam Doruk."

"Selam. Diğerleri nerede birlikte gelirsiniz diye düşünmüştüm."

Eylem biraz yüzünü buruşturarak. 

"Evet bende seni gördüğüme çok sevimdim ve hayır ayrıldığımızdan beri onları görmedim"

Bana kızmıştı ama yinede yüzünde ufak bir kızarıklık ile gülümsüyordu. Ben tam bir şeyler söyleyecekken lonca binasında içeri kübra girdi. Kısa bir pantolon giyiyordu. Üzerinde de karın kısmı açık bir kıyafet vardı. Saçlarını at kuyruğu yapmıştı. Herkes ona bakıyordu. Bedenini sergiliyordu ama kimse onun bedenine bakmıyordu. Herkez karnında bulunan yara izine bakıyordu. Ayının açtığı yara izine. Farkında olmadan başımı hafif öne eğmiştim. Pişmanlık duyuyordum halen. Eylem bunu farketmişti. Elimi tuttu ve beni kendime getirdi.

"Üzülmene gerek yok. Senin suçun değildi sonuçta. Hem ona bir bak. Gururla taşıyor sahip olduğunu. Bu yüzden pişmanlık duyamazsın" 

Haklıydı. Kübra sahip olduğu yarayı gururla taşıyordu. İnsanların onu görmesinden utanmıyordu. Onunla ilgili pişmanlık duymuyordu. Yüzünde muazzam bir gururla bize doğru geldi ve selam verdi. 

"Selam. Neredeyse hepimiz toplanmışız"

Tam bizde cevap verecekken içeriye biri daha girdi. Gelen kişi mertti. Harika adımlar atarak ilerliyordu. Ekipmanları yeni duruyordu ve parlıyordu. Kılıcı kemerinde kalkanı ise sırtında duruyordu. İnsanlar ondan gözlerini alamıyordu. Ama bu kesinlikle harika olduğu için değildi. Mertin yüzü tamamen morluklar ve şişliklerle doluydu. Dudakları ve sol gözü davul gibi şişmişti ve mosmordu. İnsanlar ona acıyarak bakıyordu. Kendi aralarında konuşuyorlardı. Onun saldırıya uğradığını yada canavarlarla savaşırken kaybettiğini düşünüyorlardı. Haklı sayılırlardı. Sonuçta onu bu hale getiren adam da bir canavardı. Bir çok kimse merttin eğitmenle antreman yaptığını bilmiyordu. Lakin ben biliyordum. Onun bu halini gayet iyi anlıyordum. Eğitmenim yüzüme kaburgalarıma hassas olan her yerime nasıl darbeler indirdiğini biliyordum. Mertin acısını anlıyordum. Onun acısı paylaşıyordum. Mert sonunda yanımızı gelmişti. Konuşmak istemişti. Ama sürekli tükürüyordu. Kübra yüzünde endişeli bir ifadeyle mertle konuşmaya başladı.

"Mert bu sen misin" 

"E;₺+et Ne#+#;#den sor+#;*dun #+ ki" 

Mert sadece konuşmuyordu. Yüzümüze tükürüyordu. Hiç birimiz bu duruma şu anda katlanamazdık. Kübra acıklı bir ifadeyle bana döndü.

"Onu öldürmüşler"

Kübra haklıydı. Mert ölmüştü. Bu güzel giyimli iğrenç canavar mert olamazdı. Mert kübrayı kendisi olduğuna inandırmak için konuşmaya çalışıyordu yada tükürmeye. Eylemse daha fazla bu görüntüye dayanamadı ve merti iyileştirdi.

"Ahh  bu iyi geldi. Teşekkürler eylem. Bu arada çok güzel olmuşsun. Herkezi tekrar bir arada görmek ne güzel"

Eylem bana anlamını bilmediğim soğuk bakışlar atıyordu. Mert ise tekrar canlanmıştı. Enerjisi yerindeydi. Artık görev zamanıydı. Ben merte seçtiğim iki görevi gösterdim. Biraz düşündükten sonra bana cevap verdi.

"Zindan ve seyahat  görevleri demek. Açıkcası bu seyehat görevi 1 haftadır bu panoda. Ödülü tekrar arttırmışlar. İlk koyulduğunda daha az miktar teklif etmişlerdi. Kimse bu görevi almak istemiyor. Bizimde almamız gerektiğini düşünüyorum ama zindana gidebiliriz. Güzel bir ısınma olur bizim için"

Mert böyle söyleyince seyahat görevi ilgimi çekmişti. Kimsenin kabul etmediği bir görev. Üstelik ödülüde yüksekti. Neden maceracılar böyle bir fırsatı değerlendirmiyordu ki. Merte bunu sormaya karar verdim.

"Neden seyahat görevini kimse kabul etmiyor. Ödülü son derece iyi değil mi"

"Ödülü iyi olabilir. Lakin çok tehlikeli ve bilinmezliklerle dolu bir görev. Kimi koruduğunu bilmiyorsun. Nereye gideceğini bilmiyorsun. Yolda ne gibi bir tehlikeyle karşılaşacağını bilmiyorsun. Bu görev çaylaklara uygun bir iş değil. Bu tehlikeyi göze alamayız"

Haklıydı. Hakkında hiçbir bilgimizin olmadığı bir görev ile karşı karşıyaydık. Başımıza neler geleceğini bilemezdik ve bu bilinmezlik bizi korkutuyordu. Ama. Bu görev beni çağırıyordu. Hissedebiliyordum. Bu görevi kabul etmeliydim. 

"Güzel. O zaman bu görevi kabul edeceğim"

" Ne! Eminmisin"

"Evet. Eminim. Bu göreve gitmem gerekliymiş gibi hissediyorum. Bu yüzden onu da kabul edeceğim"

Eylem araya atılarak

" O zaman bende kabul edeceğim. Bu tehlikeli bir görevse bana ihtiyacın olabilir değil mi"

Eylem hızlı konuşmuştu ama sözleri kararlıydı. Onu reddemezdim. Lakin bilinmedik bir görevde kendimden başka kimseyi tehlikeye atamazdım. Onu reddedmeliydim. 

" O zaman hepimiz gidiyoruz"

Konuşan kübraydı. Tam ben eylemi reddedecekken araya girmişti. Hemen arkasından da mert konuştu.

" Tamam o zaman gidip danışmandan görevimizi onaylatalım"

Artık onları reddedemezdim. Onları kabul etmek zorundaydım. İçimde garip bir duygu oluşmuştu. Sıcacık neşe ve mutluluk dolu. Önceki hayatımda hiç hissetmediğim bir duyguydu bu. Seninle birlikte yürüyecek arkadaşlara sahip olmanın verdiği bu duygu. 

 

Mert gidip görevi kabul ettiğimizi danışmana söyledi. Danışman ise emin olup olmadığımızı sordu. Emin olduğumuzdan emin olduğunda ise bir yere ayrıldı ve bizi bir süre bekletti. Geri geldiğinde ise görevin iki gün sonra başlayacağını ve Çaylaklar şehrinin girişinde hazır olmamızı söyledi. Görev iki gün sonra olduğu için beklerken zindan görevini de kabul etmeye karar verdik. 

Bu akşam hep birlikte zindana girecektik.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1180

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1032

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 855

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 591

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 537

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 323

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 171

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 90

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14033 Üye Sayısı
  • 417 Seri Sayısı
  • 18765 Bölüm Sayısı


creator
manga tr