Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Hımbıl: Zindan Kemiren - Bölüm 72: Doğu Kapısındaki Borç


Aradan bir saat kadar geçtikten sonra, karargahtan tekrar çıkmıştım. Ancak artık yalnız değildim. Yanımda, 2 parça eskimiş bez gibi kıyafet giyen ve saçı sakalı uzun zamandır bakım görmüyormuş gibi birbirine giren, dilenci görünümlü bir adam vardı.

Bu kişi, bir ay önce mapus damlarında tanıştığım Francis abiydi.

“Kardeşim, bana büyük bir iyilik yaptın. O sürtüğün bana açtığı dava nasıl olduysa sonuca bağlanmadı. Bir aydır suçsuz yere yatan kardeşlerim ile yan yanaydım... Ahh ahh. Onların hikayelerini bir duysan, hepsi de acıklı ve iç ağlatan cinsten.”

Son kısmı söylerken gözleri hafiften yaşardı.

“Haklısın abi, sırf zenginlerle iyi ilişkiler kurmak için, kanunları kötü yana kullanıp suçsuz insanları içeri atıyorlar. Bu şehir çürümüş.”

Sözlerimin bitimi ile Francis abinin yüzüne bir gülümseme yayıldı.

Bir kolunu hızlıca uzattı ve boynuma sardı.

“Kardeşim benim be! Sen gerçekten doğruları gören bir adamsın. Şimdi, beni kurtardığına göre sana bir iyilik borçluyum. Dile benden ne dilersen!”

Bu sarılı ile hafiften kötü olan bir koku aldım. Bir ay önce leş gibi kokuyordu. Ancak şimdiki kokusu biraz dinmiş gibiydi. Anlaşılan, hapis hayatı onu biraz daha temiz hale getirmişti. Garip.

“Abi… aslında gerçekten bir konuda yardımın lazım.”

******

Üç saat kadar sonra, bir kıyafet dükkanından çıktık.

Bilinmeliydi ki dede Korkut’un mekanından ayrılırken ilk günkü kıyafetlerime sahiptim. Benim başarısız olduğumu düşündüğünden, daha fazla kıyafet yardımı yapmak istemiyor gibiydi.

Şimdi ise… aslında hala aynı kıyafetleri giyiyor sayılırdım. Tek fark, üstümdeki kahverenginin açık tonundaki kolları yırtılmış gömleğin yenisi ile değiştirilmesi ve altımdaki korsan pantolonu ile ayakkabının temizlenmesiydi.

Ancak Francis abi ise… tamamen değişmişti!

Buraya gelmeden önce onun iyi bir banyo yapıp traş olmasını sağlamıştık. Şu anda oğuzkağan misali dudaklarının yanından dökülen bir bıyığı vardı ve suratının geri kalan sakal kısmı traşlanmıştı. Saçları yıkanmış ve sade bir şekilde omuzlarından salınmıştı. Üzerine de az önce çıktığımız kıyafet dükkanından yeni kıyafetler alınmıştı. Burada artık türk gelenekleri olmadığından buna uygun kıyafetler bulamamış, sadece beyaz renkli temiz gömlek ve kahverengi bir pantolon almıştık. Ayakkabı ise pantolonu içine alacak şekilde deri çizmeydi.

Bu kadarlık bir değişimden sonra, ilerlemeye devam ettik.

Bir süre sonra da, doğu kapısının önüne vardık.

Oraya geldiğimizde, önceki gibi birçok askerin bulunduğunu fark ettim.

Bunlardan birisi, bana bir tanıdıklık hissi vermişti. Ben de bu his ile ona doğru ilerlemeye başladım.

Yanına vardığımda da, konuşmaya girdim.

“Merhaba abicim, kolay gelsin.”

Seslenişim ile askeri üniformalı adam bana döndü ve, “Teşekkürler.” dedi.

“Beni hatırladın mı abicim? Bir ay önce 2 kız ile beraber gelmiştim. O zamanlar üstümde desenli bir palto vardı.”

Sözlerimin bitimi ile askeri üniformalı adam birkaç saniye düşünür gibi durdu.

“Aah, evet hatırladım. Ne oldu evlat? O gün ayrıldıkları sırada kız arkadaşlarının yanında seni göremediğimi hatırlıyorum. Yoksa terk mi edildin?”

Onun sözleri ile sormak üzeri olduğum sorunun cevabını aldım. Görünüşe göre, o gün Agata ile Lucie ormandan ayrılmayı başarmıştı. Bu bile mutlu edici bir haberdi.

“Yok be abi. Sadece bazı nedenlerden dolayı ayrı düştük. Aslında, sana bununla ilgili bir soru da soracaktım abi. Acaba, arkadaşlarımı bulmamın bir yolu var mı?”

“... aslında, kız arkadaşlarını bir ay içinde birkaç kez gördüm. Artık bu ormana gelmiyor olsalar bile diğer ormanlara gidiyor gibiler ve sanırım yüksektaş sokağında bir ev tutmuşlar. Yani en azından onları oralarda gördüm.”

“Anladım abi. Verdiğin bilgi için çok teşekkürler… bir de, eğer onları görürsen, kendilerini aradığımı söyleyebilir misin?”

“Tabii, söylerim.”

“Sağolasın abi, sana kolay nöbetler.”

Bu sözleri söyledikten sonra ilerlemeye başladım.

Francis abi ile ilerlediğimiz yer, eşya kiralayan ve satan elfin dükkanıydı. Oraya bir borcum vardı. Ben rahatlık düşkünü biriydim ve bu nedenle o geçenki amazon gibi dostları olan bu adama kazık atmak istemiyordum. Onun bana verdiği zırh parçalarını kaybettiğim için, paralarını da ödemeliydim. Şu anda derı zırh ceket ile 2 adet deri kol zırhının toplamında 3 adet eşya kaybetmiştim. Bunun hesabını vermem gerekiyordu.

Vardığımızda, içeriye sakince girdik ve ilk günki gibi tezgahta duruyor olan elfin yanına ilerledik.

“Merhaba. Görünüşe göre tekrar karşılaştık.”

“Ohh? Beni tanıdınız mı? Bu gururumu okşadı.”

“Tabii ki de tanıdım. Sonuçta, benden eşya kiralayan ve bir aydır o eşyalarım ile ortalıkta hiç görünmeyen birini, unutamam değil mi?”

Bu sözler ile içim hafiften titredi.

“E-Evet. Aslında, ben de o konu için buraya gelmiştim. Bir ay önce yaşadığım talihsiz olaylar dizisi nedeniyle, sadece şimdi gelme şansım oldu. Borcumu ödemek istiyorum. Şu anda, 1 deri zırh ceket ile 2 adet deri kol zırhım kayıp. Ancak, fiyatlarını ödemeye hazırım.”

Sözlerimin bitimi ile, elf görünümlü adamın yüzünde sonuna kadar giden bir gülümseme oluştu.

“Tabii. Hemen hesaplayalım. Ortadan kaybolmuş bir deri zırh ceket, 2 adet deri kol zırhı ve extradan olan 27 günlük ücret.”

27 günlük ücret?

Has!

Bu eşyaların kira süresi vardı!

“Evet… toplamda 1800 Puan yapıyor.”

OHAA!

Bu ne lan!

Bir kere benim o kadar param var mı ki?

Ödemem gereken miktarı duymam ile düşünceler aklımdan geçti.

İçim kasvetle dolmuştu ama bunu yüzüme yansıtmamak için elimden geleni yapıyordum.

Bir düşünce ile puanlarımı kontrol etmek istedim ve şu anda 2132 Puana sahip olduğumu gördüm. Bir ay önceki vurgunum nedeniyle zengin olduğumu ve artık rahat bir hayat yaşayacağımı düşünmüştüm. Ancak şu an yaşananlar, bu rahat halimi resmen yerle bir etmişti!

Benim böyle bir ruh hali içinde olduğum durumda, yan tarafımda duran Francis abi konuşmaya başladı.

“Efendim, bu puan çok fazla!”

“Siz kimsiniz?”

“Aah, ben sadece onun arkadaşıyım. Ancak lütfen konuşmama izin verin. 1 ay önce buraya gelişinde, sadece bakarak bile arkadaşımın toy olduğunu anlayabilmişsinizdir. Cebinde beş kuruş parası olmayan, sıradan bir acemi. O bir ay öncesinde, kendisi ve grubu ormanda kurt sürüsünün saldırısına uğradı. Arkadaşım o saldırıda ağır yaralanmıştı ve grubuyla da ayrı düşmüştü. Şu son bir ayda, yataktan bile nadiren çıkmıştır. Çünkü, bir ay önce kritik yaralar almıştı. Kendisi, mütevazi biridir. Size olan borcunu hiç unutmadığı da söylenebilir. Sürekli dile getiriyordu. Bu nedenle, yaraları düzgünce iyileştiği vakit, direkt buraya gelmeye karar verdi. Normalde, cebinde hala parası olmamalıydı. Ancak, sırf size borcunu ödeyebilmek için Ebedi Kefaret bankasından borç aldı. Aldığı miktar ise… ne yazık ki 1700 Puan.”

Francis abi bu kısımda duraksadı.

Onun duraksaması ile de elf satıcı bakışlarını bana çevirdi ve, “Bu doğru mu?” diye sordu.

Onun sorusu ile, ben de hızlıca onaylar biçimde kafamı salladım.

“Anladım… madem durum bu, o zaman 1700 Puan versen de olur.”

Bu sözlerinden sonra, arkasından ödeme için olan altın amblemli siyah ögeyi çıkardı.

Francis abinin konuşması iyi olsa da, sonunda söylediği 1700 Puan kısmı bana sadece 100 Puanlık bir kaar getirmişti. Bu çok mutlu edici olmasa da hiç yoktan iyiydi.

Altın amblemli siyah ögenin tezgaha konulması ile, elimi uzatmaya başladım.

Ancak o anda, Francis abi uzanan elimi aniden tuttu ve tekrar söze girdi.

“Satıcı bey, gerçekten bu acımasızlığı yapacak mısınız?”

Francis abinin sözleri beni şaşkınlığa uğrattı.

Başımızı belaya mı sokmaya çalışıyor?

Kafamın içinden bu düşünce geçti.

Bakışlarımı elf satıcıya yönlendirdiğimde, kaşlarının hafifce çatıldığını gördüm.

“Arkadaşım mütevazi olduğu için dile getiremiyor ama… fark etmiş olmalısınız ki bundan başka parası yok. Ondan şu an 1700 Puan’ın tamamını alır iseniz, beş kuruşssuz kalır. Lütfen, siz onurlu ve iyi yürekli bir adama benziyorsunuz. Arkadaşıma acıyıp, ardında en azından üç beş bir şeyler bırakamaz mısınız?”

Francis abinin sözlerinin bitimi ile, elf satıcının yüzünde kararsız bir ifade oluştu.

Ancak birkaç saniye sonra, söze girebildi.

“Tamam. 1500 Puan ödesen yeter.”

İşe yaradı!

Bu durum beni şaşkınlığa uğrattı ama sorgulamakla uğraşmadım.

Hiç bozuntuya vermeden elimi uzattım ve 1500 Puanın akmasına izin verdim.

Sonra elimi tekrar çektim ve elf satıcı da altın amblemli siyah ögeyi tekrar yerine koydu.

“İyi niyetiniz için teşekkür ederim onurlu beyim.”

Francis abi, bu sözleri söyledikten sonra ayrılmak için dönmeye başladı.

Ancak, döndüğü sırada onu durdurdum.

“Bir dakika.”

Sonrasında, bakışlarımı elf satıcıya çevirdim.

“Efendim, 1 ay önce bıraktığım kıyafetimi… acaba geri alabilir miyim?”

Elf satıcı, bu sözlerimden sonra birkaç saniye duraksadı ve düşünüyormuş gibi göründü.

“Oh, şu kıyafet.” dedikten sonra tezgahın arkasındaki bir odaya ilerledi ve bir süre kaybolduktan sonra geri geldi. Elinde, o gün geldiğimde bıraktığım üzerinde ortaçağ desenleri olan palto benzeri türk kıyafeti vardı.

Bana uzatması ile kıyafeti aldım ve tekrar teşekkür ettikten sonra ayrılmaya başladım.

Dükkandan çıkmam ile palto benzeri kıyafeti tekrar üzerime giydim.

Birkaç adım ilerledikten sonra da, konuşmaya başladım.

“Abi, orada yaptığın iyilik için teşekkür ederim… ama bu görevde geçen iyilik borcunun karşılığı değildir diye umuyorum.”

Sözlerimin bitimi ile Francis abi hafif bir kahkaha attı.

“Yok lan. Bu müesseseden. O kadar puanı gidip saçma bir iyi niyet uğruna harcaman, zaten aptalca. Gözlerimin önünde tamamının gitmesine dayanamadım. Neyse, onu boşver de, sen bu kadar puanı nereden buldun la? Bana sadece ormanda talihsiz bir olay yaşadığını söylemiştin. Talihsiz bir olay yaşayıp bu kadar puan kazanmak, nerede görülmüş?”

“Abi… bunun detayını gerçekten anlatamam. Hayat memat meselesi, lütfen zorlama.”

Bu sözleri söylememin nedeni, korkuyor olmamdı.

Nasıl ki buraya gelmemin sebebi elf satıcının dostları ise, o gün ölümlerine sebebiyet verdiğim arı topluluğunun da dostlarından korkuyordum. Eğer onları yok edenin ben olduğu ortaya çıkarsa ve sempatizanları varsa, o zaman başım büyük belaya girebilirdi. Bu nedenle saklamaya karar vermiştim. Ancak, bunu yalan söyleyerek yapmayacaktım. Tabi en azından bu karşımdaki hırsız becerilerine sahip Francis’e karşı. Kendisi, az önce yaptıkları ile bana hünerlerini göstermişti. Benim gibi basit bir yavşak gülüşü sahibi kişi, söylediği yalanlar ile onu muhtemelen kandıramazdı. Böyle bir durumda, kendimi riske atıp Francis abinin güvenini fazla zedelememeye karar verdim ve sadece söyleyemeyeceğimi açıkladım.

Francis abi de, açıklamamdan sonra üstelemedi ve yolumuza devam ettik.

Bir süre sonra da, doğu kapısına vardık.

Şehre tekrar giriş yaptık ve ilerlemeye devam ettik.

“Heey, bu tatliş burnum çok kızardı. Hadi sıcak bir yere geçelim.”

İlerlediğimiz yol kenarının az ilerisinde bir ses duydum ve bu sesin bana tanıdık gelmesi nedeniyle bakışlarımı o tarafa çevirdim.

Orada, pembe ile sarı karışımı saçlara sahip ortalama figürlü beyaz tenli bir kadın ve onun sarılmış olduğu uzun boylu beyaz teni ile siyah saçlı bir adam vardı.

Bu kadına doğru baktığımda, onun kim olduğunu fark ettim.

Bu… bir ay önce, Dante’nin öldüğünü görünce bir anda yeni birini aramaya başlayan sevgili kızdı.

Ohh, gökte ararken yerde buldum.

Bu düşünce aklımdan geçti ve o kıza doğru olan bakışlarımda gülümseme oluştu.

Ben o tarafa baktığım sırada, Francis abi de yan taraftan kafasını ileri uzattı ve bir bana bir de baktığım yöndeki renkli saçlı kıza baktı.

“Hey, eğer onu arzuluyorsan sevgilisini aradan çıkarmamız lazım… böyle konularla ilgilenen tanıdıklarım var. Tabi makul bir ücret karşılığında.”

Francis abinin sözleri ile ona garipsercesine baktım.

“Hayır abii, öyle bir şey değil. O kız bize lazım ama başka nedenlerden dolayı. Hadi, sana sonra açıklarım.”

Sözlerimi bitirdikten sonra, renkli saçlı kıza doğru ilerlemeye başladım.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1040

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 949

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 789

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 753

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 556

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 553

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 553

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 505

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 469

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 246

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 163

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 163

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10855 Üye Sayısı
  • 269 Seri Sayısı
  • 14984 Bölüm Sayısı


creator
manga tr