Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Hımbıl: Zindan Kemiren - Bölüm 71: Basur Şehrine Dönüş


K.N: Arkadaşlar, seriyle ilgilendiğim sırada yaptığım bir hatayı fark ettim. Bu hata kimine göre büyüktür kimine göre küçük yani bu konuda yorum yapamayacağım. Ancak düzelttiğimi söylemek isterim. Bu notu da, o hatayı fark edenlere yazıyorum :D Böyle aptalca hatalarımı ve onları düzelttiğimi daha çok göreceksinizdir. O yüzden özür dilemiyorum xD Çünkü sürekli özür dilersem bir anlamı kalmaz.

*******

******

******

Şehre olan yolumda, önceki gibi dede Korkut’un verdiği haritayı takip ediyordum.

Son bir aydır, bana açıklanmayan bir nedenden dolayı asla kulübenin olduğu açıklık bölgeden ayrılamamıştım. Agata ve Lucie’yi bir aydır görmüyordum ve açıkcası ne durumda olduklarını merak ediyordum. Tabi, bu merakımın nedeni sevgi değildi, planlarımdı.

Bir ay öncesinde yaşadığım olaylar ve dede Korkut’un Kaderin bağları hakkındaki açıklaması, benim korku duymama neden olmuştu. Özel olarak açıklamasa bile, beni kulübeye tıkmasının sebebinin Kaderin Bağları ile bir ilgisi olduğunu tahmin ediyordum. O bile bu kadar ileri gitmişken, daha fazla vurdumduymaz olamayacağımı anlamıştım.

Her ne kadar o hardcore eğitimi tamamlayamamış olsam bile, hala planlarım vardı.

Şehre gitmem ile, bu planlarımı devreye sokacaktım.

Tabi, normal şartlarda bu kadar serbest olamazdım. Sonuçta, Maceracı loncası ile bir sözleşmemiz vardı. Özel olarak giriş görevini yapmamış olsak bile, eninde sonunda yapmak zorunda kalacaktık. Bir aydır ortalıkta olmadığım için, kesinlikle benim için bir cezaları olmalıydı.

Ancak… ben onların üyesi değildim!

Dede Korkut’un teklifini kabul ettiğim gün, ondan bir açıklama aldım. Nasıl yaptığını bilmiyorum ama, ana karargaha gönderilen giriş kağıdımızı ele geçirebilmişti! Onun sayesinde o acemi avcısı loncanın elinden kurtulabilmiştim. Ancak gene de o loncaya dikkat etmem gerektiğini düşünüyordum. Eğer bizim loncaya katılmadığımızı fark etmişler ise, bela çıkarabilirlerdi ki bir aydır görmediğim Agata ile Lucie, çoktan bu durumla karşılaşmış bile olabilirlerdi.

Yürüdüğüm sırada bir süre sonra horoz tanrısı heykelinin olduğu kısma da geldim. Geçen seferkinin aksine, orada hiçbir horoz ibikli canlı yoktu. Gerçi olsaydı bile içimde bir korku oluşmazdı. Çünkü ilk seferin aksine şu an çok daha güçlüydüm. O yaratıklara sorun çıkarmak gibi bir aptallık yapmayacak olsam bile, bana saldırmaları durumunda kendimi koruyabileceğimin farkındaydım. Sonuçta, ilk karşılaşmamızda bile onlardan kaçabilmiştim. Şu anki halim, o zamankinden çok daha hızlıydı. Eğer özel bir grup çalışmaları yoksa, bana dokunmaları bile imkansız olmalıydı.

İlerlemeye devam ettim. Bir süre sonra da, şehre vardım. Önceki gibi ekin bölgelerinde bulunan insanlar vardı ve önceki gibi bu tarafa doğru garip bakışlar atıyorlardı.

“Bu günlerde de sessiz ormandan çok insan gelmeye başladı. Acaba, artık tehlike geçmiş midir?”

Yan taraftaki tarla çalışanlarından gelen bu sözler dikkatimi çekmişti ama bakışlarımı o tarafa çevirmemiştim. Şu an aklım başka düşünceler ile doluydu ve tanımadığım insanlar ile yakınlık kurmaya vaktim yoktu.

Şehre girdiğimde, o ortaçağ evlerini tekrar görmek beni biraz mutlu etti.

Miskin nöbetçileri önemsemeyerek yolun kenarından yürümeye başladım.

Birbiriyle muhabbet eden grupların ve yalnız başına ilerleyen kişilerin yanından teker teker geçtim. Şu anda, gitmeyi amaçladığım bir yer vardı.

Ancak yolda ilerlerken, bu ilerlememi aksatan dikkat çekici bir görüntü ile karşılaştım.

Az ileride yol 4 tarafa ayrılıyordu ve tam ortasında da koca bir ağaç vardı.

O ağacın kendisi yaşam dolu ve ilgi çekici görünse de, asıl dikkatimi çeken şey onun yakınında toplanan insan grubuydu.

Bir merak ile o tarafa ilerledim.

Vardığım zaman, bu grubun ortasında duran 3 kişi olduğunu gördüm. Bunların 2’si erkek elf, 1’i erkek insandı. İnsan olan hafif kirli kahverengi bir gömlek giyiyordu ve yere düşmüş gibi görünürken yüzünde korkulu bir ifade ile ayakta duran 2 elfe bakıyordu. Bu 2 elf ise üzerlerinde altın rengi desenler olan kırmızı cübbeler giyiyorlardı ve soğuk bakışlar ile yerde duran adama bakıyorlardı.

“Efendim! Bir yanlış anlaşılma var!”

“Yanlış anlaşılma mı? Sen Rudolf Karaeski değil misin?”

“O-Oyum. Ama b-”

“O zaman yanlış anlaşılma yok! Şahitlerin de söylediğine göre, sen Ateş Dokunuşu Tanrı Tapınağına saygısızlık eden sözlerde bulundun. Seninle beraber bu katta bulunan tapınağa gideceğiz ve doğruluk sağlayan Dokunuşun Göz Küresi ile suçunu teyit edeceğiz. Kanıtlanması durumunda, mal varlığının %30’unu tapınağa bağışlayacaksın. Tekrarlanması halinde ise cezanın boyutu artacaktır.”

Buradan sonrasında, ayakta duran elflerden biri elini yerde duran adama bakacak şekilde kaldırdı ve işaret parmağını hareket ettirmeye başladı. Onun hareketi ile de… havada desenler oluşmaya başladı!

Bu desenler kırmızı bir ışık ile parlıyordu ve elfin parmağı hareket etmeyi kestiğinde bu kırmızılık daha da parlak bir hal aldı.

Hemen ardından tüm bu desenler toplandı ve elfin işaret parmağının ucunda kırmızı bir yuvarlak misket haline geldi.

Elf, parlak kırmızı misketin olduğu parmağını uzattı ve adamın alnına dokandı. O adam ise, sadece çaresiz suratı ile izlemekle yetindi.

Dokunma işlemi bittiğinde, bir anda adamın derisinin üzerinde kırmızı çizgiler çıkmaya başladı. Bu çizgiler oluştuktan sonra da… adamın vücudu havalanmaya başladı!

Yerden yarım metre kadar havalanmıştı. Az önce yapılan büyü, garip bir şekilde bu adama uçma gücü bahşetmişti ama bir sorun vardı. Adamın gözleri, artık boş bir ifadeye sahipti. Sanki içinde ruh yok gibiydi.

“Ahali, size rahatsızlık verdiğimiz için özür dileriz. Bu kişiye gerekli ceza verilecektir. Dağılabilirsiniz.”

Elflerden biri bu sözleri söyledikten sonra, grup da dağılmaya başladı. Ancak dağılırken de göz ucuyla seyretmeye devam ettiler.

“Çok yazık, sadece bir söz yüzünden mal varlığının neredeyse yarısını kaybedecek.”

“Hey, öyle deme. Eğer tapınak, önüne gelenin hakaret etmesine izin verse, sence hiç saygınlıkları kalır mı?”

“Biliyorum ama… bu ceza biraz fazla gibi.”

Etraftaki yakınmalar kulağıma çalındı.

Bu olay dikkatimi çekmişti. Görünüşe göre buralarda bir tapınak vardı ve şehrin ortasında bu kadar rahat bir şekilde insanları alıkoyabildiklerine göre otoriteleri de yüksekti. Bulaşılmaması gereken kimseler gibiydiler.

Merakım nedeniyle, ilerleyen elflerden bir tanesine doğru baktım ve özelliklerini görmek istedim.

İsim: Porfavor

Tür: [Elf]

Unvan: [Tapınak Müridi]

Seviye: 3* (%0*)

Sınıf: Çırak Rahip

Özellikler:

Fiziksel Güç: 10          Dayanıklılık: 10     Büyü Gücü: 30

Canlılık: 10                Çeviklik: 10 Şans: 10

Aktif Yetenekler:

[Küçük şifa-sv3], [A.D.K.M-sv3], [Ateş Topu-sv4]

Pasif Yetenekler:  

Yok

>>>Detaylar

Yüksek seviyeli!

Bu kişi de yüksek seviyeli!

Bu durum beni şaşırttı.

Karşımdaki kişinin sıradan bir tapınakçı olduğunu düşünmüştüm ama, görünüşe göre benden bile yüksek seviyede olan biriydi.

Onun özelliklerini incelerken, garip bir şekilde dejavu hissi de yaşadım.

Sanki… daha önce buna benzer bir ekran görmüş gibiydim.

Bu düşüncelerin içindeyken, baktığım noktadaki elfin de kafasını bana doğru döndüğünü fark ettim. Bu elfin kaşları biraz çatılmıştı.

Ben de bunu fark etmem ile, hemen önüme döndüm ve özellik penceresini daha fazla önemsemedim.

Merakım yüzünden durduk yere başıma bela açılsa, pek de hoş olmazdı.

Önüme dönmemden sonra, yoluma devam etmeye başladım.

Bir süre yürüdükten sonra da, sonunda hedefime vardım.

Şu anda, tahminime göre bir gün önce olduğum yerde, yani güvenlik karargahının önündeydim.

“Umarım hale buradasındır.”

Bu sözleri söyledikten sonra, içeriye doğru ilerlemeye başladım.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1040

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 949

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 789

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 753

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 556

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 553

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 553

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 505

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 469

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 246

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 163

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 163

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10855 Üye Sayısı
  • 269 Seri Sayısı
  • 14984 Bölüm Sayısı


creator
manga tr