"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Hımbıl: Zindan Kemiren - Bölüm 70: Bir Ay


Kapıdan çıktığımda, ufak bir koridora rastgeldim ki bu daha önce gördüğüm bir yerdi.

Aradan daha birkaç gün geçtiği için anımsamam zor olmadı ve yemek masasının olduğu odaya doğru ilerlemeye başladım.

Oraya geldiğimde, 2 çocuğun masayı dizmekte olduğunu ve yaşlı adamın da masanın yanındaki bir sandalyede oturduğunu gözlemledim.

Ben odaya gelmiş olsam bile, yüzünü çevirip bakan olmamıştı.

Daha fazla ayakta beklemedim ve ilerleyip dede Korkut’un karşısındaki sandalyeye oturdum.

Kısa süre içinde masa da hazırlanmış oldu.

Yemek, önceki ile aynı şekilde patates gibi kokan kırmızı ögeydi.

Hala geçen günden kalan yemeği mi yiyorlardı yoksa yenisini mi yapmışlardı bilemiyordum. Ancak burası kendi evim olmadığından, sorgulamaya da hakkım yoktu.

Önüme konulan yemeği yemeye başladım. Bu sırada, masayı da bir sessizlik esir almıştı.

Bir süre sonra, yemek yeme faslı bitti.

Dede korkut, dış kapının önüne ilerledi.

“Beni takip et.”

Onun sözleri ile peşine takıldım ve beraberce kulübeden ayrıldık. Yan taraftaki çiçek bahçesine kadar ilerledikten sonra durduk. Dede korkut, sade bir gülümsemeyi yüzünde korurken çiçek bahçesini gözleri ile süzdü.

“Hımbıl.”

Onun bana seslenişi ile, dikkat kesildim ve dinlemeye başladım.

“Bu çiçekler, herhangi bir müdahele olmadan bile büyüyebilir, gelişebilirler. Ancak eğer kendilerine özen gösterilirse ve bakımları yapılırsa, bu ilerleyiş daha sağlam ve istikrarlı olabilir. Bir haftalık bakımlı bir çiçek, bir haftalık sıradan çiçekten daha güçlü olur.”

Buraya kadar konuştuktan sonra çiçek bahçesinin yanından ilerlemeye başladı.

Ardından, sol elini kaldırdı ve ilerideki bir noktayı gösterdi. Bakışlarımı o tarafa çevirdiğimde… yabani otların arasında duran, solgun bir çiçek gördüm.

Bu görüntü ile de, bir aydınlanma yaşadım ve dede Korkut’un ne demek istediğini anladığımı düşünmeye başladım.

“Evlat, güç sadece puanlardan gelmez. Aynı zamanda, puanları dağıttığın özelliklerini nasıl kullandığından gelir. Bir kılıç güçlüdür ama onu nasıl savuracağını bilmezsen, sadece keskin bir metal parçası olur.”

Suratını bana döndü ve yanıma ilerledi.

“Bırak sana yatağan ustalığını öğreteyim. Bırak seni bakımlı bir çiçek, savrulmasını bilen güçlü bir kılıç haline getireyim.”

Onun bu teklifini duymam ile, düşüncemin doğru olduğunu anladım.

Karşımdaki dede Korkut, birkaç gün önceki sözlerini tekrar dile getirmişti. O zaman bana söylediği ‘tekrar karşılaşacağız’ sözleri, şimdi daha mantıklı hale gelmişti. Karşımdaki bu kişi, gerçekten gizemlerle doluydu.

dede Korkut bana bu teklifi tekrar sunsa bile… aslında düşüncem hala olumsuzdu. Bir kez o canavarla karşılaşmış olsam bile, bu sadece şanstı. Tek yapmam gereken, bir daha böyle tehlikeli işlere girmemekti. Ancak bu düşünceme aykırı olan bir durum vardı ki onun kaynağı da Kaderin bağları isimli kavramdı.

Ben bu düşünceler içindeyken, yüzümde de bir tereddüt ifadesi vardı.

Dede Korkut bunu görmüş olacaktı ki, bir teselli konuşmasına girişmeye başlamıştı.

“Evlat, buraya gelmeden önce senin ne ile veya kim ile karşılaştığını bilmiyorum. Ancak şundan eminim ki, hayatın yakın zamanda riske girecek. Eğer bu olduğu vakit hala şu anki halinde kalırsan… bu pek de iyi olmaz.”

Dede Korkut’un söylediği bu sözler, şaşırmama neden oldu. Hayatımın tekrar riske gireceğinden emin konuşuyordu. Böyle gizemli bir kişi bu tür sözler söylerken, hala tereddüt etmenin bir anlamı yoktu.

“Peki… lütfen bana yatağan ustalığını öğretin.”

******

******

******

******

******

1 Ay Sonra

*rüzgar sesi*

Ilık bir rüzgar, ağaçları dalgalandırarak alanı süpürdü.

Boş bir arazide, iki kişi birbirine bakarak duruyordu.

Bunlardan birisi, bembeyaz saçlara ve kırışıklıklara sahip yaşlı bir adamdı. Ancak yaşlı olsa bile dimdik bir duruşa sahipti.

Diğeri ise, genç olduğu belli olan beyaz tenli bir çocuktu. Bu çocuğun saçları subay traşıydı ve alnında da yatağan şeklinde bir dövme vardı.

İki tarafın da elinde, ikişer adet tahta yatağan vardı.

Bu ikili birkaç saniye birbirine baktıktan sonra… ileriye atıldı!

Aynı anda tam orta kısma vardılar ve aynı anda tahta yatağanlarını savurmaya başladılar!

4 yatağan, havada dans edercesine birbiriyle çarpışıyordu!

Bu çarpışma 2 3 saniye kadar sürdükten sonra, iki tarafta birkaç adım geriye sıçradı.

Ancak hemen sonrasında tekrar ileriye atıldılar!

Genç dövmeli, sol elindeki yatağanı dikey biçimde savurdu!

Yaşlı olan da bu saldırının karşısında sağ elindeki yatağanı havaya doğru sanki kırbaç sallıyorcasına kaldırdı ve aynı anda vücudunu ters çevirmeye başladı. İki kılıç havada buluşurken yaşlı olanın kılıcı havadan gelen kılıcı yana doğru savurdu. Aynı anda yaşlı adamın ters dönüşü tamamlandı ve sol elindeki yatağanı yatay bir şekilde genç olanın beline savurdu!

Genç dövmeli de hızlıydı. İlk darbesinin başarısız olması onu biraz yalpalatmıştı. Ancak genç dövmeli bunu avantaja çevirip vücudunu daha aşağıya eğmiş ve geriye doğru bir takla atarken aynı anda sağ elindeki yatağanı yaşlı adamın yatağanını daha havaya fırlatmak için savurmuştu. Yatağanın doğal yapısı nedeniyle bu kanca mekaniği işe yaramış ve bele savrulan saldırı daha yukarıya fırlayarak havayı kesmişti.

Genç olan taklasını tamamladıktan sonra direkt olarak yeni bir savaş duruşu sergilemişti. Yaşlı adam da aynı duruşu sergiledi. İki taraf birbirine baktı.

Ardından, yaşlı adam konuşmaya başladı.

“Gerçekten geliştin. Bu kadar kısa sürede, bu derecede gelişmeni beklemiyordum. Sen, benim şu ana kadarki en iyi öğrencilerimdensin.”

Yaşlı adamın bu sözlerinden sonra, genç olan da savaş duruşunu bozdu ve kafasını onaylarcasına sallayarak “Teşekkürler usta. Hepsi sizin sayenizde.” dedi.

Bundan sonra da… bir anda yok oldular! Beraberinde, rüzgarlı orman da yok oldu.

Heyecanlı bir ifade takındım. “Vay bee! Gerçekten muhteşem bir savaştı!”

“Pat!”

Kafama bir tokat yedim!

Bakışlarımı çevirip tokatın sahibi olan yaşlı adama baktım.

“Aptal! Tabi muhteşem bir savaş olacak! Sana bu hologramı niye gösterdim biliyor musun?”

“N-Niye?”

“Çünkü sen berbatsın! Ahh… neden kaderimde senin gibi birini eğitmek var ki? Bir aydır! Koskoca bir aydır eğitim görüyorsun ama, o videodaki çocuğun tırnağı bile olamazsın! Şu koskoca bir ayda, sadece bir adet saldırımdan kurtulacak seviyeye gelebildin! Eğer diğer ustalar seni benim eğittiğimi öğrenirse, artık nasıl yüzüm olabilir?”

“Ama usta! Ben elimden geleni yapıyorum!”

“Pat!”

Kafama bir tokat daha yedim!

“Elinden geleni yapıyor musun?! Lan tembel herif, sana verdiğim işlerin daha yarısına gelmeden aylaklık ettiğini, bilmiyorum mu sanıyorsun?! Ben yanındayken deli gibi çalışıp, ayrıldığım zaman tembellik ediyorsun!”

Has!

Yakalandım!

Dede Korkut birkaç saniye başını ovdu.

“Tamam. Karar verdim. Seni kovuyorum! Artık öğrencim falan değilsin ve dışarıda da öğrencim olduğundan bahsetmeyeceksin!”

“Nee!”

Onun sözlerinden sonra, acıklı bir ifade takıldım.

Dede Korkut, benim bu ifadeyi takınmamdan sonra yüzüme doğru baktı.

Birkaç saniye kadar bu bakışları sürdü.

“Peh! Her ne kadar seni azat etsem de, hareketlerinden az çok seni eğittiğim anlaşılacaktır. Olur da bir şekilde Kaderin bağlarını kırarsan, dışarıda beni rezil edebilirsin.”

Bu kısımdan sonra, elini kıyafetinin içine attı ve oradan 2 adet kağıt çıkarttı. İkisini de ayrı ayrı ellerinde tuttu. Sonrasında gözlerini kapattı. Bir ışığın parlaması ile, kağıtların üzerine yazılar kazındı. Bununla beraber tekrar gözlerini açtı ve kağıtları bana uzattı.

Ben, bunun bir fırsat olduğunu bildiğimden hiç tereddüt etmedim ve ellerimi uzatıp kağıtları aldım. Bununla beraber kağıtlar tekrar parladı ve yok olurken gözlerimin önünde yazı grupları çıkmasına sebep oldular.

>>>Pasif Yetenek Edinildi<<<

Pasif Yetenek: Yatağan Ustalığı

Açıklama: Yatağan kullanarak verdiğin hasar, seviye başına %10 artar.

>>>Aktif Yetenek Edinildi<<<

Aktif Yetenek: Kelle Makası

Açıklama: Boyuna yapılan saldırılarda hasar artımı sağlar. İlk seviyede 10 Enerji Puanı harcanarak %10 hasar artımı elde edilebilir. Atlanılan her seviye için Enerji Puanı gereksinimi 10 artar ve beraberinde %10 hasar artımı daha kazanılır.

******

15 dakika sonra, pılımı pırtımı toplamış şekilde dede Korkut’un mekanından ayrıldım.

Son 1 ayı özetlemek gerekirse, dede Korkut bana söylediği gibi eğitim vermeye başladı. Ancak bu eğitim… tam bir cehennem eğitimiydi! Normal dünyadaki halime kıyasla buradaki halimin enerjisi daha zor bitiyordu. Ancak acıyı hala aynı seviyede hissediyordum. Dede Korkut’un verdiği eğitim, acılarla dolu birçok hareketi yapmamı gerektiriyordu. Mesela, o hologramdaki dede Korkut’un yaptığı geriye dönerek yapılan saldırı. Onun için yaptığım alıştırmada, birden fazla kez belimi sakatladım. Eğitimi kabul ederken, nereden bilebilirdim ki böyle hardcore olacağını? Ben rahatlığı seven adamım abi. Katlanamam böyle şeylere.

Şu an kovulmuş olsam da, aslında pek kafaya takmıyordum. Son bir ay, bana göre gayet verimli geçmişti. Tamam, bu eğitim seviyemle belki tanrı katleden biri olamam. Ancak, sıradan kişilere göre gayet iyi durumdaydım. Tabi, belki bir aylık eğitimle öyle çok güçlü olamazdım ama, dede Korkut’un gösterdiği bütün hareketlerin pratiğini öğrenmiştim. Tek yapmam gereken tekrarlamaktı ve bu sayede bir gün çok daha güçlü hale gelecektim… sıradan insanlara kıyasla.

“Ya arkadaş, o kadar eğitime rağmen ne kaslarım gelişti ne puanlarım arttı. Hatta 1 ay geçmesine rağmen saçım bile uzamadı. Sikeyim, nasıl hayat bu?”

Son bir ay, benim için bu yerdeki ilk uzun vakitti. Özel olarak kas çalışmıyor olsam bile, bir aylık süreçte yaptığım hareketler beni çok yoran cinstendi. Normal şartlarda bu kadar eğitimden sonra, biraz kaslanmam gerekirdi. Ne bileyim en azından bir karın kası falan. Ancak hiçbir şey olmamıştı. Hala buraya geldiğim halimdeki gibi 177 boylu 67 kilolu bir çıtırdım. Bununla beraber, puanlarımda da bir artış olmamıştı ve aslında ortalama bir uzunluğa gelmesi gereken saçım, hala subay traşı boyundaydı.

Bu durum benim aklımda bir fikir doğurdu; Doğal yollarla gelişememek.

Her ne kadar dede Korkut’a bunlar hakkında sorular sorsam da, nedenini 15 dakika önce anladığım kadarıyla bana cevaplar vermekten kaçınıyordu.

Bu durum kafamı karıştırmıştı. Normal şartlarda anlamadığım konuları bir kenara bırakırdım ve aslında bunu da öyle yapacaktım. Ancak, ileride bir karar verirken, o kararlarımı son bir ayda öğrendiğim bu gerçeklere dayanarak oluşturacaktım.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1040

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 949

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 789

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 753

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 556

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 553

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 553

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 505

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 469

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 246

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 163

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 163

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10855 Üye Sayısı
  • 269 Seri Sayısı
  • 14984 Bölüm Sayısı


creator
manga tr