Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Hımbıl: Zindan Kemiren - Bölüm 64: Çılgın Seyir’in Son Lütfu


Bu yaratığı öldürme yöntemim çok basitti ve sonuçları aslında muhteşem denilebilirdi.

Hali hazırda özel bir yaratık olduğundan can puanı da dahil tüm özellikleri standart derecedeydi.

Normalde ona elim ile uyguladığım baskının sadece temel fiziksel hasarım kadar falan etki etmesi gerekliydi. Verilen hasarın nasıl işlediğini bilmiyordum ama tahminime göre hasarın kendisi ile canın orantısına göre olmalıydı. Sadece elim ile vereceğim bir hasar, en fazla kemiklerinin ezilmesine falan yol açmalıydı. Sadece avuç içi gücümle onu öldürememeliydim. En azından birkaç taneden fazla tekme ile ezmem gerekmeliydi. Ancak karşımdaki bu canlı, bana bir elmayı avuçluyormuşum gibi hissettirmişti. Zorlansam bile ezip öldürebilmiştim.

Bunun sebebini anlayamamıştım ama bu tür cevap bulamayacağım soruları da fazla üstelemeyi sevmezdim. Ben de bir kenara bıraktım ve başka bir şey düşünmeye karar verdim.

Sikovski’nin günlüğünde bahsettiğine göre burada bir tür yaratık vardı. Normal şartlarda böyle güçlü bir adamı, avuç içi kadar bir yaratığın öldüreceğini düşünmeye bilirdim. Ancak Sikovski’nin vücudunda hiç yara izi görememem ile az önce öldürdüğüm yaratığın yeteneklerini bağdaştırdığımda, olaylar bana biraz mantıklı gelmişti. Muhtemelen bana yaptığı gibi ona karşı da bir şekil değiştirme becerisi uygulamıştı ve Arzunun Ruh Sömürüsü yeteneği ile de işini bitirmişti. Tabi, yaratığı hızlıca öldürdüğüm için, bu yeteneklerin detaylarını da incelemeye fırsatım olmamıştı.

Hatta yaratığı öldürdüğüm sırada vücudundan yayılan yazıların bile içeriğini görememiştim.

Düşünceler içindeyken, bakışlarımı ilerideki karanlık deliğe yönlendirdim.

İlk başta, Sikovski’nin bahsettiği yaratığın orada olabileceğini düşünmüştüm. Ancak şimdi Çapras isimli bu yaratığı öldürdüğümde, o delik hakkındaki fikirlerim biraz değişmişti. Eğer gerçekten günlükte sözü geçen yaratık Çapras ise, o deliğin içi artık güvenli olmalıydı.

Etrafta, geldiğim yol ve bu delik hariç başka bir çıkış yoktu.

Geldiğim yol, neredeyse tamamen dik olan bir yokuştu ve üzeri de kaygan sıvılar ile kaplıydı. Şu anki yaralı halimle, oradan çıkmam imkansız olmalıydı.

Ancak bu karanlık deliğin de, güvenli olduğu kesin değildi. Orada hala başka yaratıklar da olabilirdi.

“Yaardım eet...”

Ben düşünceler içindeyken aniden bir ses yayıldı! Bu ses, ne erkeğe ne de kadına aitti. Sadece ölüm döşeğindeki yaşlı bir insanın ağzından çıkıyormuş gibiydi.

Sesin geldiği yer… karanlık delikti!

“Lüütfeeen… bana yardıım eet.”

“S-Sen kimsin?!”

“Been… bu kovanın kraliçesiiyim.”

Kraliçe Arı!

Bu yerde böyle bir varlık ile karşılaşmayı hiç beklemiyordum.

“Neden benden yardım istiyorsun?”

“Sıkııştıım. Tuzağa Düşürüldüüm.”

Bu sözleri duymamdan sonra biraz yutkundum.

Şu anda oradan bir yardım isteği geliyordu ama benim göremediğim bir yere girmek gibi bir niyetim yoktu.

Ancak ben bu düşüncelerin içindeyken, sanki zihnim okunmuş gibisine bir olay oldu ve o karanlık bölge aydınlandı!

Karanlık bölge 3 metre kadar bir yüksekliğe sahipti ve şu anda duvarlarından yuvarlak beyaz ışıklar yayılıyordu. Karanlık olan her yer aydınlanmıştı ve artık her şeyi gözler önüne sermişti.

Karanlık bölgenin içinde… bir sandık dışında hiçbir şey yoktu.

Bu görüntü ile, biraz rahatladım. Burada beklemenin bir yararı yoktu. Ben de ilerlemek için ayaklandım.

“Duur.”

Ancak, kalktığım an aynı ses ile durduruldum.

“Gözakan’ın... vücudunuu da getiir.”

Onun isteği ile bir an şaşırsam da sonrasında bahsettiğinin Çapras isimli yaratık olduğunu anladım.

Uzandım ve onun sümük gibi zemine yapışmış olan vücudunu aldım.

Ardından, platformdan atladım ve sandığa doğru ilerlemeye başladım.

Vardığımda da, konuşmaya girdim.

“Nasıl tuzağa düştün?”

“Buuradaaa, çook öneeemliii biir eşyaaa… ooolduuuğuunu ööğrendiim. Banaa, bunuu Gözakan söylediii. Beeni kaaandıırdıı… vee, bu kutuuya, hapseetti.”

“Hmm… doğru söylediğini nereden bileceğim?”

“...lütfeeen. Eğeer banaaa, yaardıım ederseen… seeniin, güveenliğinii, garaanti ederiim.”

Güvenliğim mi!

Onun bu teklifini duyunca, kalbim pırpır etti.

Şu anda buradan kaçmak için aklımda bir plan yoktu ve biraz bekleyip plan hazırlasam bile hepsi hayatımı tehlikeye atmak üzerine kurulu olurdu.

Hali hazırda yarım canım kalmışken ve tüm hızımla bile koşamayacak durumdayken, buradan çıkmaya pek de umudum yoktu.

Önümde sadece 2 seçenek vardı. Kabul et, ya da etme.

Birkaç saniye boyunca sessizce bekledim ve içimde karar vermeye çalıştım.

Sonrasında, bir iç çektim.

“Tamam, teklifini kabul ediyorum sayın saygı değer arı kraliçesi. Kraliyet üyesi olan sizin, sözlerinize sadık olduğunuza inanıyorum.”

Kıçımın koruma kalkanlarını biraz daha artırmak için yavşak tavırlarımı da araya katmıştım.

“Şimdi, yardım etmek için ne yapmam gerek?”

“Gözakan’ın gözünüü, kutuunuun üzeerindeekii, bölmeyeee kooy.”

Onun sözleri ile bakışlarımı kutunun üzerinde gezdirdim.

Bu kutu sağa ve sola doğru 1.5 metre, ileriye ve yukarıya doğru ise 50 santim uzunluktaydı.

Bildiğim kadarıyla bir kraliçe arı normal arılardan daha büyük olmalıydı. Ancak bu kutunun boyuna bakılırsa, en fazla normal arıların boyutunda olabilirdi. Bu durum kafamı karıştırmıştı ama şu an sorgulayacak durumda da değildim.

Kutunun kapağı üstteydi ve tam ortasında da yuvarlak bir bölme vardı. Tam olarak elimdeki Çapras’ın gözü için yapılmış gibiydi.

Ancak, uyguladığım ezme gücü nedeniyle Çapras’ın gözü biraz deformasyona uğramıştı.

Kutudaki kraliçe arı, benim dışarıdaki hareketlerimi gördüğüne göre Çapras’ın gözünün de deformasyona uğradığını görebiliyor olmalıydı. Buna söz etmediğine göre, sorun da olmamalıydı.

Çapras’ın gözünü, kenarlarından parmaklarımı sokarak çıkarttım. Ardından, kutudaki bölmeye yerleştirdim ve elimi çekip bekledim.

Ancak bekleyişim daha bir saniye sürmüştü ki… Çapras’ın gözü kutunun içine çekilmeye başladı!

“Clank!”

Sert bir ses ile kutunun kapağı bir anda sonuna kadar açıldı ve beraberinde kör edici parlak bir ışık yaydı!

Bu ışık bir iki saniye kadar durdu ve ardından söndü.

“Vhiuvz!”

Kutunun içinden arı sesine benzer bir ses ile rüzgar gibi bir figür fırladı!

Ancak bu figür… normaldi!

Diğer arılara kıyasla, geldiğim dünyanın  sıradan arıları gibiydi.

Hayır dur… aslında normal bir arının iki katı kadardı! Tıpkı normal bir kraliçe arı gibi!

“AHAHAHA! SONUNDA ÖZGÜRÜM! O APTAL GÖZAKAN! SONSUZA KADAR BU MAĞARANIN HUZURUNU KORUYABİLECEĞİNİ SANDI! ANCAK ŞİMDİ ONUN GÜCÜNÜ ELDE ETTİM VE SAYISIZ YAVRUMU DAHA DÜNYAYA SALACAĞIM! BU MAĞARA BENİM OLACAK! AHAHAHA!”

Şaşkınlığa uğradım!

Bu kraliçe arının boyunu bir kenara bıraksak bile, böyle kibirli ve mağara ele geçirme gibi garip planları olan bir varlık olmasını beklemiyordum.

Bunun yanı sıra… huzuru korumak mı?

Lan! Yoksa ben iyi birini mi öldürdüm!

Ananı skym!

Bu durum yüzünden içimden feryat etsem de, yüzüme yansıtmadım.

Yavşak bir gülümseme saldım.

“A-Arı kraliçe hazretleri. Anlaşmamızın bana düşen kısmını yerine getirdiğime göre… şey…”

Arı kraliçe ben konuştuğum sırada bir mermi misali etrafta zikzaklar çiziyordu. Anlaşılan serbest kaldığı için aşırı heycanlıydı.

Bu hareketlerini sürdürdüğü sırada, konuşmaya başladı.

“TABİİ! TABİİ! GİDEBİLİRSİN! ZATEN ENİNDE SONUNDA ÖLECEKSİN! BU MAĞARA! BENİM KAOSUMUN EVİ, BEBEKLERİMİN YUVASI OLACAK! VE SİZLER DE YEMEKLERİ! AHAHAHA!”

Çıldırmış!

Bu arı gerçekten çıldırmış!

Şu anda, yaptıklarımdan biraz pişman olmaya başlamıştım.

Bu mağaranın genişliği hakkında bir bilgim yoktu ve aslında buradakilere karşı özel bir sevgi de beslemiyordum.

Ölecek olsalar bile pek umursamazdım.

Ancak buna sebebiyet veren ben olursam… bu biraz da olsa vicdan azabı çekmeme sebep olabilirdi. Daha da kötüsü, eğer bunun sebebinin ben olduğum ortaya çıkarsa… başımı ağrıtabilirdi. Sonuçta Maceracı loncasındaki o küre, yapılan kötü hareketleri de gösterebiliyordu. İleride bir yerde benim yüzümden ölen binlerce masum canlı görürsem, sıradan toplum içinde bu çok fazla baş ağrısı yaratabilirdi.

Tabi, bu tür düşüncelerim olsa bile böyle mermi misali gezen bir yaratığa karşı çıkamazdım.

Onun onayı ile, gitmeye hazırlandım.

“DUR!”

Arı kraliçenin seslenmesi ile tekrar ona döndüm.

“ŞU KUTUNUN İÇİNDEKİ EŞYAYI DA AL! O ŞEYİ BİR DAHA GÖRMEK İSTEMİYORUM! ZATEN NE İŞE YARADIĞINI DA BULAMADIM!”

Deli arının söylediklerinden sonra, kutuya yaklaştım.

O anda, içinde dart oku benzeri bir eşya gördüm.

Uzandım ve elime aldım.  Ancak şu anda burada daha fazla durmak istemediğimden incelemeye vakit ayırmadım.

“Teşekkürler arı kraliçe hazretleri.”

Son yavşak sözlerimi de söyledikten sonra arkamı döndüm.

Ancak… nereden çıkacaktım?

Bu düşünceler aklımdan geçtiğinde, cevabımı da aldım.

Bulunduğum delikte, tam karşımdaki kısım yanlara doğru çekilip bana mağara girişi misali bir geçiş alanı sağladı.

Ben de oradan ilerledim.

Dışarıya çıktığımda, etrafta sayısız arı olduğunu gördüm.

Bu durum beni tedirgin etmişti ve adım atmamı zorlaştırmıştı.

Ancak bir an sonra fark ettim ki, ben onları görsem bile onlar beni görmüyor gibiydi. Bunun yanı sıra, hepsi ortaklaşa bir şekilde arkamdaki yapıya doğru ilerliyordu.

Ben de bu anlayış ile, yaralı halime rağmen mümkün olan en yüksek hızımla uzaklaştım. Bir süre sonra, geldiğim yarığa varmıştım.

Bu olduğunda, arkama baktım ve en baştan bu yana olan heyecan nedeniyle inceleyemediğim alanı gözlemledim.

O anda, gördüklerim karşısında şaşkına döndüm ve etkilendim.

“Vaay bee…”

Birkaç yüz metre ileride, devasa bir kaya ile yapışık duran, çoğunlukla sarı ama bir kısmı siyah olan devasa, kovanımsı bir cisim vardı. Bu kovanımsı cismin en altında da sayısız delik vardı. Anladığım kadarıyla bu dev arılar, boyutları ve iğneleri nedeniyle yerden fazla yükselemiyordu. Bu yüzden girişleri sadece aşağıdaydı.

O yere baktığım sırada, sonunda bir rahatlama nefesi verebildim.

“Siktiğimin görevine, biraz zaman öldüreyim de kaybettiğim puanları az geri kazanayım diye girdim, ama neredeyse kolumu verip götümü kaptırıyordum. Sikerim peri balını! Gel kendin al!”

Bu acılı sövüşümden sonra, geri dönmek için hazırlandım.

Ancak, ilk önce elimde tuttuğum dart oku benzeri cisme baktım.

Ne olduğunu merak ediyordum bu nedenle incelemek istedim.

Çılgın Seyir’in Son Lütfu (Kalite Bilinmiyor)

Eşya türü: ?

Özel Etki: ?

Bilgi: ?

İsim hariç her şey soru işaretiydi.

Buradan anladığım kadarıyla, eşyanın kendisi, benden çok daha üstün bir seviyeye aitti.

Bu durumda tek yapabileceğim dış görünüşünü incelemekti.

Aşağı yukarı 15 santim kadar uzunluğu olan ve kırmızı renk üzerine anlayamadığım desenler işlenmiş bir eşyaydı. Bu eşyayı biraz çevirip incelemeye devam ettiğimde, kıç tarafında bir çıkıklık olduğunu gördüm.

Bu çıkıklık yuvarlaktı… ve bir düğmeyi andırıyordu.

Bir merak ile, o çıkıklığa baskı uyguladım.

“PHİUUUUWWWW!”

Güçlü bir kız kaçıran sesi ile elimden fırladı!

Bir füze misali dimdik bir şekilde kovana doğru ilerledi ve boyutu nedeniyle bir an sonra görüşümden kayboldu.

O anda, içime garip bir his doğdu.

Bu hissi daha önce 2 kez yaşamıştım.

Atom bombası patlarken ve küçük neo kan bulutuna dönerken çok net hissetmiştim.

Bu tecrübelerim sayesinde, ben de hiç duraksamadım ve hızlıca geri çekilip duvardaki yarığa girdim.

“BOOOOOOOOOOMMMMMMMMMMMM!!!!!!!!!!”

Kulak çınlatan bir patlama sesi yayıldı!

100 TP Kazandınız

100 Puan Kazandınız

5 TP Kazandınız

5 Puan Kazandınız

3 TP Kazandınız

2 Puan Kazandınız

3 TP Kazandınız

2 Puan Kazandınız

5 TP Kazandınız

5 Puan kazandınız

>>>Seviye Atladınız<<<

Tüm kötü etkiler kaldırıldı.

Lütfen nitelik puanlarınızı dağıtınız.

...

[Tebrikler. ‘Bir Vuruş Yüz Ölüm’ unvanını kazandınız.]

“Hasiktiiir…”




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1040

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 949

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 789

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 753

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 556

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 553

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 553

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 505

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 469

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 246

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 163

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 163

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10855 Üye Sayısı
  • 269 Seri Sayısı
  • 14984 Bölüm Sayısı


creator
manga tr