Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Hımbıl: Zindan Kemiren - Bölüm 63: Sikovski'nin günlüğü


Bu kitabın içeriği bir günlük gibiydi.

Gün 1: Sabahın ilk ışıkları ile Alacabat kalesinden ayrıldım. Ben ayrılmadan önce kapıya gelen Martha teyzenin gözyaşları ve sözleri aklımdan çıkmıyordu. ‘lütfen o iti öldür!’ Bu sözler, bir annenin yüreğindeki acının dışa vurumuydu. Hali hazırda benim de küçük bir kızım olduğundan, onun duygularını tahmin edebiliyordum.

Gün 3: Çevre köylerde yaptığım araştırmadan sonra yaratığın artık bu katta olmadığını onayladım. İzci loncasına başvurup araştırma yaptırmaya karar verdim.

Gün 7: İzci loncasından aldığım bilgiye göre yaratık, ilk yaşam noktalarından birine gitmiş. Bu bilgi ile ben de portal taşıyıcı uzmanlarına danışıp o kata gitmeye karar verdim.

Gün 8: İlk yaşam noktasına vardım. Görünüşe göre burada sadece 1 şehir varmış ve adı Basur imiş. Bu şehrin çevresinde ise 3 adet orman varmış. İlk yaşam noktası adını gerçekten hak ediyordu çünkü küçüktü. Yüksek katlara kıyasla, burası bir köy kadardı.

Gün 9: Yaratık hakkındaki araştırmam henüz bir sonuç vermedi. Ancak pazarda dolaştığım sırada, gözüm bir bebeğe takıldı. Küçük kızım Sera, minik bebekleri çok severdi ve bu gördüğüm bebek de yetişkin bir insanın kuş parmağı kadardı. Geri döndüğümde ona vermek için satın aldım. Görünce çok sevinecek.

Gün 11: Birkaç günlük araştırmadan sonra, o uzun kulaklı şerefsizi gören olmadığını öğrendim. Bu nedenle ben de kendim aramak için ormana girdim.

Gün 13: Şaşırtıcı bir durum oldu! Ormanda yürürken başa saplanmış kılıç gibi görünen bir heykelle karşılaştım. Burada dolaşırken, yerde bir tür küre buldum. İncelemek için onu aldığımda, kör edici bir ışık yayıldı ve beni hiç bilmediğim bir yere getirdi! Daha önce, klanımın kütüphane binasında gizli ışınlanma tuzakları ile ilgili kitaplar okumuştum. Ancak, benim bölümüm bununla ilgili olmadığı için araştırma gereği de duymamıştım. Bu tür büyücü tarzı bir eşya ile, rastgele bir yerde karşılaşmayı hiç beklemiyordum.

Gün 15: Bu yer bir mağara gibi ve tavanda da çeşitli aydınlatmalara sahip. İçeride yaşayan boynuzlu garip yaratıklar var. Ancak, sadece 1. seviye gibiler ve bana pek zarar veremiyorlar. Mağarada dolanırken, o uzun kulaklı varlıktan geriye kalan izler keşfettim. Sanırım şehirde onu gören kimse olmaması normaldi. Çünkü o piç burada saklanıyordu.

Gün 17: Batırdım! Araştırma yaptığım sırada duvardaki bir yarıktan geçtim. Ancak ben geçtiğim an, bir anda yüzüme doğru sıvımsı ögeler fırlatıldı. Bu olduktan sonrasını hatırlamıyorum ama gözlerimi açtığımda, mezarlık misali cesetlerle dolu bir yerdeydim. Etrafa bakarak söyleyebilirdim ki, burası bir tür arı bölgesiydi. Ancak arılar bu tür mezarlıklara sahip olmamalıydı. Büyük ihtimalle, yaratık niteliğinde özel bir arı türüydü.

Gün 17 Ek Not: Ölüyorum. Sera, üzgünüm. Baba eve geri dönemeyecek. Eğer bu defteri biri bulursa, lütfen yarım kalmış işimi bitirip bu bölgedeki o uzun kulaklı varlığı yok etsin. O bir katil. Ve bu arı mezarlığında da dikkatli olun. Burada bir yaratık var ve önemli bir eşyayı koruyor gibi.

“...”

Okuduklarımdan sonra bir 10 saniye kadar sessiz kaldım.

Ardından defteri kapattım ve kilitledim.

Üzerimde deri zırh ceketim yoktu ve herhangi bir çantaya da sahip değildim.

Ancak, Sikovski’nin belinin sağ tarafında asılı olan bir mini çanta görebiliyordum. Onu çıkardım ve kendi belime astım. Sonrasında Sikovski’ye tekrar uzandım ve cebindeki oyuncak bebeği alıp günlük ile beraber çantaya koydum.

Bu işi bitirince bakışlarım Sikovski’nin suratına indi. Yüzümde acıklı bir ifade oluştu.

Herhangi bir şey söylemedim ve birkaç saniye öylece yüzüne baktım.

Bu kısımdan sonra kafamı iki yana salladım ve kasvetli düşüncelerden arındım.

“Neyse. Artık deri zırh ceketim olmadığına göre, sanırım seninkini alabilirim.”

Sözlerimi bitirmem ile üzerindeki yarım deri zırhı inceledim. Bu zırh, palto benzeri kıyafet ile birleşik gibiydi. Eğer çıkarmak istiyorsam, ilk önce palto benzeri kıyafeti çıkarmalıydım. Ancak kıyafetin şekline bakılırsa, Sikovski’nin vücudunu dikleştirmem gerekiyordu.

Zahmetliydi. Bu nedenle, ilk önce can puanlarımı kontrol ettim. Şu anda biraz iyileşmiş gibiydi ve 55 puana gelmişti. Ancak, bir 10 saniye kadar bakmama rağmen herhangi bir ilerleme yoktu.

Sadece kontrol etmek için bakmama rağmen böyle bir şeyle karşılaşınca, içim tekrar kasvetlendi. Anlaşılan… sakatlanmıştım.

Bu yara, daha önceki renkli saçlı kızın iksiri veya başka bir sakatlık giderici eşya olmadan iyileşmezdi. Böyle bir durumda, can puanlarım 55’e sabit kalmış olacaktı. Eğer bu arılardan tekrar bir vuruş daha yersem ve beraberinde kanama olursa, ben daha müdahale edemeden puanlarım 0’a gelecektir. Bunun yanı sıra, karnımın sol tarafındaki yara da herhangi bir iyileşme belirtisi göstermiyordu. Eğer yapışkan sıvı orayı tutmayı keserse, muhtemelen kanama tekrar başlayacaktı.

Bir iç çektim.

Ardından, duvara tekrar yaslandım.

Ölülerle konuşmanın bir anlamı yoktu ama, şu yalnız olduğum durumda kendimi tutamıyordum.

“Hey, söylesene, hali hazırda bir kızın olmasına rağmen, neden böyle tehlikeli işler yapıyordun? Bu yaratık, kendi canını vermeye değer miydi? Bu tür işler, evde bekleyecek kimsesi olmayanlar için olmalı. Gerçekten düşüncesizce bir hareket yapmış gibisin.”

“Haklısın.”

Ansızın gelen bu cevabı duymam ile korkuyla zıpladım!

Hemen adama doğru baktım. Ancak, suratının hala eskisi ile aynı pozisyonda olduğunu gördüm.

“S-Sen mi konuştun?”

“Hayır, aptal. Ben konuştum.”

Bu sesi duymam ile hemen kaynağına doğru döndüm.

O anda, kafamın sol çaprazında birazcık yukarıda uçan, peri benzeri kanatlı bir canlı gördüm. Bu canlı parlak beyaz bir renge sahipti ve bir avuç içi kadar boya sahipti. Onu görmem ve tanımlamam ile hemen bakışlarımı oraya odakladım ve özelliklerini incelemeyi arzuladım.

“Merhaba. Sen beni tanımıyorsun ama ben seni tanıyorum.”

Ben özelliklerini gözlemlediğim sırada yaratık da konuşmaya başlamıştı.

“Nesin sen?”

“Ben, senin vicdanınım.”

Bu açıklamasından sonra etrafımda biraz dolandı ve aynı anda konuşmaya devam etti.

“Bence de bu herif aptallık etmiş. Gücünün yetmeyeceği, aklının ermeyeceği işlere bulaşmış. Ancak sen öyle değilsin. Buraya sadece basit görünen bir görevi yapmaya geldin. Bir suçun yok çünkü kim olsa basit bir görev için korkmazdı. Asıl suçlu olan… o küçük cin. Sana bu görevin tehlikelerinden bahsetmedi. Onun yüzünden neredeyse ölecektin ve sonun bu adamdan bile beter olacaktı. Hem, bu adamın günlüğünde uzun kulaklı bir varlıktan da bahsedilmiyor mu? Belki de, onun da buraya gelme sebebi cindir. Belki de, ikinizin de acılar çekmesine yol açan o cindir. Belki de, size acı çektirmekten zevk aldığı için bu olayları yaratan cindir. Nereden biliyorsun, sen buradayken o cinin, arkadaşın Dante’yi salata haline getirmediğini? O cin güvenilmez. Sana çektirdikleri için, ondan kesinlikle intikam almalısın!”

Onun bu sözlerini dinledikten sonra, yüzüme kasvetli bir ifade yerleşti.

“Haklısın. Bütün sorumlu o. Beni ölümün kıyısına getirdiği için hatalı! Onu öldürücem! Parçalara ayırıcam! Sera’yı babasız bıraktığı için de ayrı bir ceza vereceğim! Onu hadım edip çocuksuz bırakacağım!”

Benim bu öfkeli görünen sözlerimden sonra, küçük peri bir kıkırdama saldı.

Ardından, bir şey söylemek ister gibi bana yaklaştı ve aramızdaki mesafeyi yarım metreden daha az hale getirdi.

“Sana b-”

Sözünü bitiremeden sağ elimi uzattım ve onu hızlıca avuçladım!

Ardından, tüm gücümü elime verdim ve sertçe sıktım!

“KWAAA!”

İnce bir çığlık sesi geldi ve yaratığın şekli değişmeye başladı.

Az önceki peri görünümü, tüm vücudunu kaplayan kocaman bir göz ve iki kanadı ile mor bir vampirimsi canlıya dönüştü.

Bir an sonra uyguladığım baskı başarılı oldu ve iğrenç bir ses eşliğinde yaratığın vücudundan mor sıvılar fışkırdı. Beraberinde, yaratık da debelenmeyi bıraktı.

100 TP Kazandınız

60 Puan Kazandınız

O yaratığın öldüğünden emin olduğumda, elimi açtım ve yere doğru birkaç kez silkeledim. Sonucunda da yaratık elimden fırladı ve sümük gibi yere yapıştı.

“Hah. Ne şanssızsın ki Gerçeğin Gözü yeteneği olan bana rastladın. Özel becerim devreye girmediğine göre, muhtemelen bu gösterdiğin de halüsinasyon değil, gerçek bir şekil değişimi olmalı.”

O yaratığı gördüğüm an, özelliklerini incelemiştim. Orada yazanlar şunlardı.

İsim: Çapras (kötü)

Tür: [Gözakan]

Unvan: Yok

Seviye: 3 (%0)

Sınıf: Belirlenmedi

Özellikler:

Fiziksel Güç: 10          Dayanıklılık: 10     Büyü Gücü: 20

Canlılık: 10                Çeviklik: 15 Şans: 15

Aktif Yetenekler:

[Şekil Değişimi-sv5]

Pasif Yetenekler:  

[Arzunun Ruh Sömürüsü-sv5]

>>>Detaylar

Fazlaca araştırmaya gerek kalmadan, sadece isminin yanındaki ‘Kötü’ eki ve aşağıdaki yeteneklerin adına bakarak bu yaratığın benimle ilgili iyi planları olmadığını anlayabilmiştim. Düşünmeye vaktim olmadığından elime fırsat geçtiğinde hızlı karar verdim ve yaratığı avuçlayıp ezdim. Bu şekilde de orjinal görünümü ortaya çıktı.

Artık sadece, öldürdüğüm bu yaratığın gerçekten kötü olduğunu ummaktan başka çarem yoktu. Şu anki ağır yaralı halimde, hiçbir şeyi riske atamazdım.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1040

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 949

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 789

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 753

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 556

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 553

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 553

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 505

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 469

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 246

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 163

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 163

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10855 Üye Sayısı
  • 269 Seri Sayısı
  • 14984 Bölüm Sayısı


creator
manga tr