"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Hımbıl: Zindan Kemiren - Bölüm 55: Bir Çapkının Empatisi


Aradan birkaç dakika geçtiğinde, Dante’nin yaraları tamamen iyileşmişti ve ayağa kalkabilir hale gelmişti.

Cesetler hala yerde duruyor iken Dante de artık sandalyede oturuyordu ve bu sırada ben de kapının yanında dışarıyı gözetliyordum.

Dante’ye kafamı döndüm ve vücudunu bakışlarımla süzdüm. “Hey, ilk seferde yaralarının sadece bir kısmı iyileşmişken, şimdi nasıl tamamı iyileşti?”

Dante de bana döndü. “Bunun cevabı basit. Ne kadar yersen o kadar doyarsın. İlk seferde yediğim parçanın boyutu nedeniyle yaramın sadece bir kısmı iyileşmişti. Bu sefer yediğim ise ondan daha büyük olmalıydı ki tamamını iyileştirebildi.”

“Eğer böyle bir durum varsa, neden en başta başka parçalar da yiyip tamamen iyileşmedin ki?”

Dante kaşlarını biraz çattı. Birkaç saniye düşünür gibi göründü. “Dostum… birkaç dakika önce tüm sırlarımı açığa çıkarmamam konusunda öğüt veren sen değil miydin? Neden şimdi beni sorguluyorsun?”

Onun bu sözlerinden sonra, dudaklarımın kenarları aşağıya doğru battı. Bir iç çektim. “Bak, ilk baştaki olaylar için özür dilerim, tamam mı? Buraya gelme sebebimiz sen olduğundan biraz öfkeliydim, o kadar. Ama artık senin değerini anladım. Sen, ikimizin oluşturduğu bu takımda vazgeçilmez birisin. Bu nedenle, eğer iyileşme yeteneğin konusunda bir ayrıntı varsa kesinlikle bilmeliyim.”

Bu konuşmayı onu ikna etmek için yapmıştım. Her ne kadar başta azarlamış olsam da bu sadece onun ne kadar işe yaradığını bilmediğim içindi. Şimdi ise, onun işe yarar olduğunu bilmeme rağmen sert davranmak sadece aptallık olurdu. Bu nedenle yavşak kişiliğimi biraz ortaya çıkarmaya karar vermiştim. Tabi, onun pısırık bir tip olduğunu bildiğimden hala baskın tavrımı da sürdürmeyi planlıyordum.

Sözlerimin yarısındayken Dante’nin çatık kaşları eski haline dönmeye başlamıştı ve bitiminde ise artık kızarmış bir surata sahipti.

Ancak, tam ağzını açacak gibi göründüğünde, tekrar duraksadı ve bir iki saniye kadar sessiz kaldıktan sonra kaşlarını çatarak kafasını iki yana doğru salladı. “Olmaz. Burada tüm sırları öğrenilen benim. Eşit olmamız için, senin de bana bir sırrını vermen lazım.”

Onun sözlerinin bitimi ile iki kaşım da havaya kalktı. Ancak, hemen bir cevap vermedim.

Benden bir sırrımı istiyordu. Takım çalışmasının uyumu için Gerçeğin Gözü yeteneğimden veya SÜPER özel becerimden bahsedebilirdim.

Ancak ben bu kararlar arasında giderken, aklıma aniden bir fikir daha geldi.

Yüzüme bir gülümseme yerleştirdim.

Benim bu gülüşüm ile Dante de kafasını hafiften yana eğdi ve iki gözü ile de hareketlerimi izlemeye başladı.

Boşta olan ellerimi aşağıya doğru uzattım ve yavaşça pantolonumu sıyırdım.

O anda, Dante kaşlarını havaya kaldırdı ve bir eliyle hızlıca gözlerini siper etti. “Dostum! Benim erkeklere ilgim yok!”

“Sakin ol aptal. Gözlerini aç, burada düşündüğün gibi bir şey yok.”

Dante, sözlerimin bitimi ile yavaşça gözlerini siper eden elini indirdi.

O anda, pantolonumu sıyırdığım kısımdaki Zincir Kilot’um gözlerinin önüne serildi.

“Ben, geçmiş hayatımda kendimi dünyevi zevklerden ayırmayı planlıyordum ve bu bekaret kemerini giydim. Ancak bu dünyaya geçtikten sonra, fikirlerim değişmişti ve artık maceralardan tat almaya karar vermiştim. Tabi… anahtarı kaybetmeseydim! Bu dünyaya geçişim sırasında, anahtar yanımda değildi! Uygun bir çözüm bulana kadar, esaretim sürecek. Şu an sır olarak sayılabilecek tek bilgim bu. Umarım seni tatmin etmeye yeter.”

Sözlerim bittikten sonra Dante’nin ifadesini inceledim.

Şu anda kaşları sonuna kadar kalkmıştı ve ağzı da açıktı. “Dostum… sana gerçekten acıdım.”

İşe yaradı!

Neyseki Gerçeğin Gözü yeteneğim sayesinde onun kişiliği hakkında biraz bilgi edinebilmiştim. Ömrünü çüküne adamış bir insan için, cinsel hayatının kısıtlanması tam bir cehennem olmalıydı.

Eğer bu ‘bekaret kemeri’ olayını başkasına anlatmış olsaydım, hayat kurtaran bir sır olmadığını düşünüp kabul etmeye bilirdi.

Ancak bu Dante kardeşimiz, daha önce bunu konu alan kabuslar görmüş olmalıydı ki empati kurup yeterli değerde olduğuna karar kılabilmişti.

“Tamam, sana açıklayacağım. Aslında benim yeteneğimin bir kusuru var. İyileşmek için çiğ et yiyebilsem de, bunu bana veren herifler bir sınırlama koymuş gibi. Aksi takdirde, aşırı güçlü olmaz mıydı?”

“Hm. Dinliyorum.”

“Bu kusur… boyut, sayı ve süre. Sadece ağzımın içine sığabilecek ögeleri yiyebiliyorum ve bunu yarım saat içinde 1 kez tekrarlayabiliyorum. En azından, şu ana kadar keşfettiğim bunlar.”

“Ne! O zaman… önümüzdeki 50 dakika içinde sadece 1 kez daha mı savaşabilirsin?”

Dante’nin kaşları tekrar havaya kalktı ve beraberinde dudaklarının kenarları aşağıya dönerken göz bebekleri de büyüdü. “Hayır hiç savaşmayacağım! Şu halime bir bak! Kalkanım bir darbe daha alırsa ortadan ikiye ayrılacak ve üzerimdeki Deri Zırh Ceket ise artık bir savunma sağlayamaz! Bir dahaki darbe, 2 saat içinde zor yenilenecek seviyede olabilir!”

Onun bu açıklamasından sonra, bir iç çektim. “Haklısın. Her ne kadar para çeşmemizi kaybetmek istemesem de, yenilenme yeteneğini boşa harcayamayız. Dikkatlice buradan çıkmanın bir yolunu bulmalıyız.”

Dante’nin ifadesi tekrar normale dönmeye başladı.

Ben de bakışlarımı tekrar kapının dışına yönlendirmeye ve aynı anda bir plan düşünmeye başladım.

Tavanda asılı olan avize görünümlü çiçekler, mağarayı çıplak gökyüzünde asılı olan ayın kendisiymiş gibi aydınlatıyordu.

Mağaranın içi doğal sütunlar ile doluydu ve bu sütunlar mağaranın kendisini parçalara bölüyor gibiydi. Sık olarak her yerde bulunmalarından mağaranın boyutunu tam seçemiyordum. Ancak bulunduğum yerden gördüğüm kadarıyla, her yer domuzcuklar ile doluydu. Aralarında aşağı yukarı otuzar metre olsa da, tren tecrübemiz bu ayrılığa aldanmamamı ve kurt sürüsü misali takılan bu yaratıklardan uzak durmam gerektiğini bana hatırlatıyordu.

Bu yaratıkların, isimleri yoktu ve büyük ihtimalle tekrar doğan cinstenlerdi. Daha fazla beklememizin bize sadece zarar getireceğini rahatlıkla anlayabiliyordum.

“Hımbıl.”

Ben düşüncelerin içindeyken Dante’nin sesi duyuldu ve ben de bakmak için ona döndüm.

Bakışlarının, masanın üzerindeki Demir Yatağan’ım üzerinde olduğunu gördüm.

“Ben daha önce yaratıklar ile savaştığımda, onları kesmek için en azından birkaç vuruşa ihtiyaç duymuştum, ama sen bu garip kılıç ile tek vuruşta işlerini bitirebiliyorsun. Söylesene, bu kılıcın özellikleri nedir.”

Onun sözleri ile ağzımın bir köşesi yukarıya doğru kıvrıldı. “Tabii ki söylerim. Bu gördüğün kılıç benim ırkıma ait ve özel olarak Kelle Makası olarak adlandırılmıştır. Bu yüzden her vuruşumda kelleleri hedef alıyorum. Özelliklerine gelirse… şu an ezbere hatırlamıyorum o yüzden bir bakmam lazım.”

Buradan sonrasında özelliklerini görmek için Demir Yatağan’ıma odaklandım.

Demir Yatağan (Sıradan)

Eşya türü: Silah

Saldırı Türü: Kesme - Saplama

Fiziksel hasar: 22-54

Silah Dayanıklılığı: %98

Bilgi: Türk silah yapım ustaları tarafından dövülmüş sıradan bir demir yatağan.

Bu gördüklerimi aynı şekilde Dante’ye aktardım.

“Wow! Maksimum hasarı çok fazla değil mi? Benim Demir Kısa Kılıç’ımın hasarı 26-36, senin silahın maksimum hasarı benimkinden çok daha fazla. Ve adında da özel olarak ‘Türk silah yapım ustaları’ yazıyor. Benim silahta ise sadece sıradan bir demir kısa kılıç olduğundan bahsediliyor. Bunu nereden buldun?”

“Satın aldım. Önceki görevimin sonunda ödül seçimleri arasındaydı. Tam olarak 400 Puan bayıldım.”

“Oha! Ben kısa kılıcıma sadece 250 Puan vermiştim. Neden bu kadar iyi olduğu belli oldu. Ben de 400 Puan verdiğim bir silah alsam, herhalde aynı hasarı çıkarırdım.”

“Sanmam. Hasar biraz daha yüksek olsa bile maksimum hasarı bunun kadar çok olamaz gibi. Hem, tahminime göre bu maksimum hasar sadece kellede işe yarıyor. Yani, diğer bölgelerde daha düşük bir hasar veya minimum hasarı çıkartacaktır.”

Buraya kadar konuştuktan sonra, “Onu boşver de,” dedim ve ilerleyerek masada duran Demir Yatağan’ımı sol elim ile kavradım.

Ardından tekrar kapıya doğru döndüm ve ilerledim. Dışarıyı izlemeye başladım. “Bir planım var.”




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1045

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 952

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 793

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 756

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 561

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 557

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 555

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 507

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 472

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 251

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 166

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 164

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 105

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10981 Üye Sayısı
  • 278 Seri Sayısı
  • 15090 Bölüm Sayısı


creator
manga tr