"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Hımbıl: Zindan Kemiren - Bölüm 39: Katılım Görevi


Kapıyı açıp içeri girdik.

Odanın içerisinde bir kitaplık ve üzerinde çiçekler olan bir masa vardı.

O masanın arkasında ise bir bayan oturuyordu.

Bu bayan, biraz yaşlıydı ve hafif çekik gözler ile sivri bir buruna sahipti. Bir gözlük takıyordu ve şu an önünde bir kitap vardı. Oturduğu için ayrıntıları göremesem de biraz uzun boylu gibiydi. Yüzünde de hafif bir soğukluk vardı.

Biz içeri girdikten sonra kadın konuşmaya başladı. “Buyrun?”

Onun bu sorusunu, yüzümdeki ifadesizlik ile yanıtladım. “Biz, az önce sözleşme yapıp loncaya katıldık. Baş Yetkili size gelmemizi ve detayları öğrenmemizi istedi.”

Bu açıklamamdan sonra kadın onaylarcasına başını salladı.

Ardından, kendisi de bir açıklama yapmaya başladı.

“Muhtemelen biliyorsunuzdur ama, loncamızın adı ‘Maceracı Loncası’. Amacımız, birçok üyeyi küçük seviyelerde elde edip ileriye doğru yetiştirmek. Sonuçta, ağaç yaşken bükülür. Eğer sizlere işin ortalarında eşlik ediyor olsaydık, önceden birçok fikriniz oluşmuş olurdu ve bu fikirleriniz loncamızın çıkarları ile çakışabilirdi. Bu nedenle, işin başında sizlere eşlik edip doğru fikirleri elde etmenize yardımcı olmayı amaçlıyoruz. Tabi, işin ortalarında aramıza katılan kimseler de var. Ancak, onlar hali hazırda loncamız ile uygun fikirlere sahip insanlar. Onlar öyle olsa bile, diğer birçok kişinin öyle olacağının garantisi yok. Sonuçta, insanlar bilgi edindikçe cimri olmaya meyilli olur.”

Onun bu açıklamasından sonra onaylarcasına kafamı salladım.

Yapacağı her açıklama karşısında tek yapacağım bu olabilirdi. Çünkü, hali hazırda sözleşmelerinin gizli içeriğini görmüştüm. Ancak, karşımdaki kadına bunu söyleyip açıklamadan kurtulamazdım. Çünkü, lonca emir kağıdı ile bize bir emir verilmişti. Başkalarına gizli içerikten bahsetmemiz şu durumda imkansız gibiydi. Zaten, karşımızda duran bu bayanın da o içerikten haberdar olmama ihtimali vardı.

Sihirbazların olduğu ünlü bir filmden fırlamış gibi görünen bu kadına bakarken, ifadesiz bir suratla dinlemeye devam ettim.

Kadın da konuşmasına devam etti. “Şu anda siz loncamıza üye oldunuz. Loncamızda ve diğer bütün loncalarda belli bir sistem vardır. Bu sistem, görev yapmayı gerektiriyor. Genelde görev yapmak üyenin kendi kararıdır ama, bazı görevler zorunludur. Örneğin, şu an loncaya katıldığınız için bir katılım görevi yapmanız gerek. Eğer bu görevi yapmazsanız, ileride başka bir görev de alamazsınız. Lonca görevlerini yapmak ve extra ödüller almak için, katılım görevini yapmanız gerekir.”

Onun bu sözleri ile kaşlarımı çatmak üzereydim ama kendimi dizginledim.

Hali hazırda o şerefsizce sözleşmeyi imzaladığımızdan, elimizde yapacak bir şey yoktu.

Kafamı onaylarcasına salladım ve karşımdaki kadının konuşmaya devam etmesini bekledim.

Kadın da onayladığımı görünce açıklamasının geri kalanını söylemeye başladı. “Loncaya katılım görevini girişteki tezgahta bulunan Citra’dan alabilirsiniz. Kendisi, tezgahtaki bu işlerden sorumlu kişidir.”

Onun bu sözleri ile kafamı tekrar onaylarcasına salladım.

Ardından, yüzümdeki ifadesizliği korurken bir soru yönelttim. “Bitti mi?”

Kadın, bu sorumu hemen yanıtladı. “Hayır. Son bir ayrıntı daha var. Şu an görev alsanız bile, 3 gün içinde bu görevin ödüllerini alamayacaksınız. Çünkü, az önce yaptığınız sözleşmenin loncanın ana binasına gönderilip onaylanması gerek. Onaylandıktan sonra loncanın resmi bir üyesi olacaksınız ve bunun kanıtı olarak önünüze bir bildirim ekranı gelecek. Ayrıyeten, loncanın özel günlük ödüllerinden de yararlanma fırsatınız olacak.”

Daha resmi bir üye değil miyiz?

Bu soru aklımdan geçti.

Ancak, pek umursamadım.

Sonuçta, bunun durumumuza bir etkisi yoktu.

Tabi, günlük ödüller biraz dikkatimi çekmişti ama, bizim seviyemizde öyle ahlım şahlım bir ödül alınacağını sanmıyordum.

Kafamla onayladım ve odadan ayrılmak için döndüm. İkili de beni takip etti.

Odadan ayrılınca, Lucie bir kez daha teselli edici ses tonunu kullanarak konuşmaya başladı. “Bak. En azından günlük ödül falan alabileceğiz. Hem, loncaya özel görevlerden de yararlanabileceğiz. Belki de, o kadar kötü değildir.”

Onun bu sözlerinden sonra, sadece yüzüne baktım ve hafif bir gülümseme salıp kafamı sağa sola salladım. Bu kızın saflığı gerçekten komikti.

Agata da ona doğru baktı ama yüzünde daha farklı bir ifade vardı. Sanki ‘ne diyo la bu’ der gibiydi.

Lucie şaşkın bir ifade ile yüzlerimize baktı. Sanki ne olduğunu gerçekten anlamamış gibiydi.

Ancak bu durumu pek önemsemedik.

Beraberce aşağı kata inmek için ilerlemeye başladık.

Aşağı kata indiğimizde, ortamın her zamanki canlılığına sahip olduğunu gördüm.

İnsanlar hala iki tarafa ayrılmıştı ve her masada çeşitli gruplar vardı.

İlk baktığımda bu bana ilginç gelmişti ama, şu an baktığımda sadece bir acıma duygusu hissediyordum.

Bu insanlar… bir köle haline geldiklerinin farkında bile değillerdi.

Beraberce ilerledik ve ilk başta konuştuğumuz kadının olduğu yere geldik. Şanslıydık ki şu an önümüzde bir sıra yoktu.

Citra isimli resepsiyonist giyimli kadının önünde durduk. Bu olduğu sırada, yüzüme tekrar yavşak bir gülümseme takınmıştım. Baş Yetkiliye bir kinim olsa bile, bu bayana karşı herhangi bir öfkem yoktu. Yüzümdeki yavşak gülümseme ile konuşmaya başladım. “Merhaba, sanırım artık aynı ailenin üyesiyiz.”

Bu sözlerimden sonra, Citra isimli bayan da gülümsedi ve konuşmaya başladı. “Loncaya katılımınız için tebrikler. Umarım beraberce uyumlu ve mutlu bir üyelik geçiririz.”

Onun bu sözleri karşısında kafamı onaylarcasına salladım.

Citra konuşmaya devam etti. “Sanırım, buraya katılım görevinizi almak için geldiniz, değil mi?”

Onun bu sözlerini de kafamı sallayarak onayladım.

Yüzümde yavşak bir gülümseme olsa da, şu an pek konuşasım yoktu. Sonuçta, acım tazeydi.

Citra, onayladığımı gördükten sonra tezgahın altına elini uzattı ve birkaç saniye eliyle araştırdı. Sonrasında, bir kağıt çıkardı ve tezgahın üzerine koydu. Kağıdın üzerinde birkaç yazı yazılıydı. Citra, kağıdın yanına bir kalem koyarken konuşmaya başladı. “Detayları üye görevlisinden öğrendiğinizi tahmin ediyorum. Ancak, yine de açıklıyayım. Sizler, şu an resmi üye değilsiniz. Az önce imzaladığınız sözleşmenin onaylanması için minimum 3 gün gereklı. Bu nedenle, şu an görev alamazsınız. Ancak bu, sadece gereklilikleri özel olan görevler için gerekli. Şu an, size katılım için bir tür eşya toplama görevi vereceğim. Bu eşyayı elde ettikten sonra, sadece sözleşmenizin onaylanmasını beklemeniz yeterli. Sonrasında, eşyayı lonca binalarında teslim edebilirsiniz. Bu şekilde, görevinizi tamamlamış olursunuz.”

Mantıklıydı, bu durum yorum yapılasıydı ama bugün burada daha fazla durmak istemiyordum. Bu nedenle, sadece tekrar kafamla onayladım.

Citra, önündeki kağıdı bana uzattı ve, “Lütfen üçünüz de imzalayın. Bu sayede, görevin size verildiği kanıtlanmış olacak.” dedi.

Onun bu sözleri ile neredeyse kaşlarımı çatıyordum.

Ben kendimi engelleyebilmiştim ama diğerlerinden emin değildim. Arkama bir bakış attım ve Agata’nın da hala sakin bir ifadeye sahip olduğunu gördüm. Ancak, bakışlarımı aşağıya indirdiğimde yumruklarının sıkılmış olduğunu gördüm.

Lucie ise, ifadesiz bir surata sahipti. Sanırım detayları fark etmemişti.

Önüme döndüm. Kağıdı aldım ve üzerini okudum.

Kağıdın üzerinde yazılı olanlar, öncekine benzer bir şekilde görevi aldığımızı onaylamak için sözler içeriyordu.

Yazıların en altında, görevi tamamlamak için gerekenler ve bu gerekenlerin yerinin nasıl bulunacağı yazılıydı.

Gereken öge, bir Karanlık Papatosu’ymuş.

Bunun ne olduğunu bilmiyordum ama isminin hemen altındaki resime bakarak, bir çiçek olduğunu söyleyebilirdim. Bu renkli bir resimdi ve aslında bir resimden çok fotoğraf gibiydi. İsminin aksine beyaz ve parlak bir renge sahipti. Ancak, gövdesinden fırlayan dikenler vardı ve bu dikenler simsiyahtı.

Bu öge ile ilgili yapılan açıklama ise şöyleydi;

Karanlık Papatosu. Genelde el değmemiş gizli mağaralarda yaşar. Bu mağaralar gizli olduğu için bulunması zordur. Ancak, onları bulmak için hala bir yol vardır. Karanlık Papatosu güçlü bir zehir içerir. Her zehrin yanında bir de panzehiri vardır. Bu nedenle, Karanlık Papatosu’nun olduğu gizli mağaranın yakınlarında, her zaman bir Kara Bağ Ağacı bulunur.”

Kara Bağ Ağacı da aynı şekilde bir resme sahipti. Resme bakarak yargılarsak normal bir ağaç ile aynı büyüklükte gibiydi. Ancak, cildi kapkaraydı ve vücudunun ortalarında salınan garip dallar vardı. Bu dallar bir ip gibi dalgalıydı ve bembeyaz bir renge sahipti.

Bu açıklama, anlaşılan işlerimizi baya kolaylaştırmak içindi.

Bir çiçeği bulmak zor olabilirdi ama bir Ağacı bulmak ondan çok daha kolay olurdu.

Sözü edilen ağacı bulduğumuz sürece, yakınlarındaki bölgede bir mağara aramamız yeterliydi.

Sözleşmenin ön kısmını okuduktan sonra, diğerlerine uzatmadım. İlk önce, arkamı döndüm ve kapıdan giren güneşe doğru yöneldim.

Bu hareketim ile Citra biraz şaşırmış gibiydi. Ancak, o bir şey söyleyemeden güneşin vurduğu yere vardım.

Ardından, kağıdı kaldırdım ve arkası bana bakacak, önü güneş ışıklarına bakacak şekilde tuttum. Güneş ışıklarının kağıda vurması ile, arka tarafı detaylıca inceledim. Ancak, herhangi bir yazı göremedim. Bununla beraber rahatladım ve kağıdı indirip tekrar tezgaha döndüm.

Citra, ne yaptığımı anlamamış gibiydi. Ben de, onu yanıtlamakla uğraşmadım. Kağıdı masaya koyduktan sonra kalemi alarak imzaladım.

Benden sonra diğer ikili de sırayla imzaladı.

Ardından, kağıdı masaya bıraktık.

Sonrasında, öncekiyle aynı bir şekilde kağıdın içinden kendisi ile benzer bir silüet fırladı ve havada çizgi halinde dans ettikten sonra Citra’nın elindeki bir yüzüğe girdi.

Bu olaydan sonra, citra sözleşmeyi bana uzattı ve, “Bu sizde kalabilir. Üzerindeki açıklamayı okuyarak ve resimlere bakarak görevinizi daha rahat tamamlarsınız.” dedi.

Onun sözleri ile başımı tekrar onayladım ama bu sefer extra bir söz de söyledim. “Teşekkür ederiz güzel bayan.”

Bu sözlerimden sonra elimi uzattım ve kağıdı aldım.

Ardından, kağıdı sağ elimde tutarak sol elimi hafiften havaya kaldırdım ve elveda edercesine el salladım.

Citra da bana el sallayarak karşılık verdi.

Karşılığımı aldıktan sonra, arkamı döndüm ve ayrılmaya başladım.

Lucie de peşimden geldi. Peşimden gelen adımların sadece bir kişiye ait olduğunu anlayınca istemsizce arkama baktım. O anda, Agata’nın hala Citra’ya doğru baktığını gördüm.

Citra da, ne olduğunu anlamamış gibi meraklı bir ifadeyle Agata’ya bakıyordu. Agata, bu bakışlarını birkaç saniye daha sürdürdükten sonra bir ‘hmph’ sesi saldı ve sonunda arkasını dönüp o da benim peşime takıldı.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1045

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 952

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 793

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 756

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 561

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 558

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 555

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 507

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 472

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 251

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 166

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 164

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 105

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10981 Üye Sayısı
  • 278 Seri Sayısı
  • 15093 Bölüm Sayısı


creator
manga tr