Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Hımbıl: Zindan Kemiren - Bölüm 21: Şaşırtıcı Tesadüf


“Çat çat.” Ateşin sesi etrafta yankılandı.

Bu ateş, şöminenin içinde yer alıyordu.

Şöminenin hemen karşısında bir koltuk vardı ve koltuğun yanında da bir sandalye duruyordu. Bu sandalye, yaylanan cinsten gözüküyordu.

Ortam, filmlerdeki sahneleri aratmaz nitelikteydi.

Ancak dışarıda hava ortalama sıcaklıktaydı.

Böyle bir havada neden şömine yakıldığını, şu an sorgulamak istemiyordum.

Yaşlı adam, yaylanan sandalyeye oturdu.

Sonrasında bir eli ile koltuğu işaret ederek, “Lütfen oturun.” dedi.

Onun onayını takiben, üçümüz de koltuğa oturduk. Sıralama önceki ile aynıydı ve yaşlı adama en yakın olarak ben oturmuştum.

Resmen, tüm yük bana kilitleniyordu.

Yaşlı adam, biz oturduktan sonra ağzını açmadı ve ortama bir süre sessizlik hakim oldu.

Bir dakika geçti.

Beş dakika geçti.

Sonunda, yaşlı adam ağzını açtı. Bu durum, en sonunda konuya girebileceğimiz için beni sevindirmişti.

Ancak, yaşlı adam ağzını açtıktan hemen sonra bir esneme saldı ve, “Biraz uykum var. Uyumaya gideceğim.” dedi.

İçimden ‘Dalga mı geçiyon lan sikik!’ demeden edemedim.

Böyle güçlü görünümlü bir adam, öğlen uykusuna mı ihtiyaç duyuyordu?

Saçmalık!

Ancak, bu tür tepkileri dışa yansıtmaya hakkım yoktu.

Bu nedenle, sadece boş bir ifade ile kafamı aşağı yukarı sallamak ile yetinebildim.

Yaşlı adam oturduğu sandalyeden kalktı ve odadan ayrıldı.

Sonrasında, ne yapacağımı bilemediğim için Agata ile Lucie’nin yüzüne baktım. Ancak, onların da benim gibi amaçsız kaldığını fark ettim.

Birkaç saniye düşündükten sonra, yan tarafımızda duran ve resim çiziyormuş gibi görünen çocuklara baktım. Ardından, kalktım ve onlara yaklaşarak, “Selam.” diye seslendim.

Resim çizmekte olan çocuklar durdu ve meraklı bakışlarla bana doğru baktı.

Yüzüme bir gülümseme yerleştirdim ve konuşmaya başladım. “Merhaba, çocuklar. benim adım Hımbıl. Şu güçlü görünen ablanızın adı Agata ve çıt kırıldım görünen ablanızın adı da Lucie.”

Kendini tanıtmak, bir muhabbetin başlangıç aşamasıdır. Şu ana kadar ‘muhabbet’ denilebilecek bir konuşma yapmadığımızdan, buna fırsatım olmamıştı.

Grubu tanıtmayı bitirdiğim an, gözlüklü oğlan çocuğu konuşmaya başladı. “Benim adım da Ahmet ve bu da Hayriye. Memnun oldum abi.”

Adı ahmet olan bu çocuğun tanıtımından sonra bir şaşkınlık yaşadım ve, “Siz türk müsünüz?” diye sordum.

Ahmet de başını onaylarcasına salladı ve, “Evet. Abi, yoksa sen de mi türksün?” diyerekten bir soru yöneltti.

Türk!

Burada kendi klanımdan birini görmeyi beklemiyordum.

Daha doğrusu, hiçbir klanı görmeyi beklemiyordum. Anlaşılan, bu yer bizim dünyamız ile bir tür bağlantı içinde olmalı. Yoksa, bu çocukların ‘türk’ kelimesinin anlamını bile bilmemesi gerekirdi.

Ahmet’in sorusundan sonra ben de ona yanıt verdim. “Evet. Adım biraz garip olsa da ben de türküm… soruma devam edeyim. Bu bölge türklerin yaşadığı bir yer mi?”

Ahmet olumsuz anlamında kafasını salladı ve, “Hayır. Bir zamanlar burada türkler yaşardı ama, şu an burada sadece karma bir şehir var. Orada türkler bulunsa da, diğerlerine kıyasla çok daha az.” diye yanıtladı.

Onun bu açıklaması beni biraz üzse de, bu konuyu daha fazla uzatmamaya karar verdim.

Sıradaki sorum, “Söz ettiğin karma şehir ne kadar uzaklıkta?” oldu.

Ahmet, bu soruyu duyunca bir an duraksadı ve kafasını kaşımaya başladı. Sonrasında, üzgün bir ifade ile yanıtladı. “Unuttum.”

Bu cevap beni şaşırttı. Ahmet’in verdiği cevabı düşündüğüm sırada, yan tarafımdan Agata’nın sesi duyuldu. “Eğer unuttuysan, nasıl şehirde bulunan gruplar hakkında bu kadar bilgili olabiliyorsun?”

Ahmet, bu soru karşısında ne diyeceğini bilemez gibi oldu ve sadece, “Şeyy…” diyebildi.

O anda, Lucie de lafa girdi ve korumacı bir ses tonuyla, “Hey! Çocuk unuttuğunu söyledi işte. Niye ona suçluymuş gibi davranıyorsun? Eğer o olmasaydı, hala ormanda dolanıyor olurduk!” dedi.

Lucie’nin bu tepkisi beni şaşırttı. Onu kısa süredir tanıyor olsam bile, bu kısa sürede içine kapanık biri olduğuna emin olmuştum. Sadece Agata’nın sözlerini yerine getiren biri olarak düşünmüştüm. Hatta, ilk tanıştığımız zamanki hakaretleri bile Agata’nın emri ile söylediğini düşünmüştüm. Ancak şu an, bireysel bir hareket yapıp Agata’ya çıkışmıştı. Bu durumu, içine kapanık biri olmadığı olarak mı yargılamam gerektiğini yoksa çocuk sevgisi yüzünden oluşan cesaret olarak mı yargılamam gerektiğini bilemedim.

Lucie’nin tepkisinden sonra Agata sadece bir ‘hmph’ sesi saldı ve sustu.

Sonrasında, çocuğa bir soru daha sormaya karar verdim. Ancak, bu soruyu sorup sormamak konusunda tereddütlüydüm.

Birkaç saniye süren tereddütümden sonra, yine de sormaya karar verdim. “Buralarda… seviye kasabileceğimiz bir yer biliyor musun?”




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1045

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 952

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 793

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 756

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 561

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 558

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 555

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 507

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 472

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 251

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 166

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 164

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 105

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10981 Üye Sayısı
  • 278 Seri Sayısı
  • 15090 Bölüm Sayısı


creator
manga tr