"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Hımbıl: Zindan Kemiren - Bölüm 18: Ter Dökmeden Yapılan Büyük İyilik


“Cik cik cik!” diye bir ses yayıldı.

Önceki yerlere kıyasla, burası daha canlı gibiydi.

Her yerde uçuşan kuşlar ve bizi gördüğünde uzaklaşan minik hayvanlar vardı.

Bu minik hayvanlar burada dolaşabildiği için yakın çevrede vahşi bir hayvan yoktur diye düşünmüştüm.

Ancak, böyle düşünmeme rağmen tetikteliğimi de elden bırakmamaya çalışıyordum.

İlerlediğimiz sırada Agata, “Hey.” diye seslendi.

Bunu duyunca, ona doğru boktum ve, “Efendim?” diye karşılık verdim.

Agata, ilerlediği sırada, “Sen bizim adımızı duydun ama biz senin adını henüz öğrenmiş değiliz.” diye söylendi. Ardından, cevap beklercesine bir ifade ile yüzüme bakmaya başladı.

Bunu saklamak için bir nedenim yoktu. Aslında, bu tür karmaşık akıl oyunlarıyla da uğraşmak istemiyordum.

Yüzüme gülümser bir ifade takındım ve, “Hımbıl.” dedim.

Bu cevabımdan sonra, Agata’nın yüzünde garip bir ifade oluştu.

Hemen arkamızdan gelen Lucie de hafif bir kıkırdama saldı.

Bu tepkilerini görünce, meraklı bir ifade ile, “Ne oldu?” diye sordum.

Bu sorum karşısında Agata, cevap vermek yerine Lucie’yi taklit ederek hafif bir kıkırdama saldı. Tabi, cüssesi ve ses tonu nedeniyle bunun o kadar da şirin görünmediğinin söylenmesi gerek. Daha çok, az sonra birilerini terbiye edecek güçlü bir ablaya benziyordu. Korkutucuydu.

Sorumun cevapsız kaldığını görünce, tekrar sordum. “Neden gülüyorsunuz?”

Agata, kıkırdamayı sürdürdüğü sırada cevapladı. “Şey, sadece bir ailenin çocuğuna bu tür bir isim koymasına şaşırdım.”

Agata’nın bu cevabı bir anlığına dona kalmamı sağladı.

Ortamın etkisi nedeniyle ismimin insanlarda ne tür tepkiler yarattığını unutmuştum.

Agata’nın ve Lucie’nin bu hatırlatması sayesinde, ismimin utandırıcılığını tekrar hatırladım.

Yüzüme kibirli bir ifade takındım ve, “Hey, ben memnunum. En azından, adımın hakkını vermek pek zor değil.” diye cevapladım.

Bu doğru, tek yapmam gereken tembel bir herif olmak… gerçi… bu ortamda ne kadar tembel olabileceksem.

*Fışır Fışır*

Biz ilerlerken, aniden bir ses yayıldı.

Bu ses ile, hepimiz az ilerimizdeki çimenlere bakmaya başladık. Orada bir çalı grubu vardı.

*Fışır Fışır*

Aynı ses tekrar duyuldu ve çalı grubunda bir hareketlenme oldu.

O anda, yan tarafımda duran Agata aniden yayını çıkarttı ve bir ok yerleştirip yayın ipini çekti. Suratında gergin bir ifade vardı.

Sonuna kadar germiş olduğu yayı çalı grubuna fırlatmaya hazırlanıyor gibiydi.

Bunu fark ettiğimde, elimi onun önüne doğru ittim. Bu hareketim ile, Agata’nın yüzünde şaşkın bir ifade oluştu.

Agata’nın yüzüne baktım. Kafamı iki yana doğru salladım ve, “İlk önce ne olduğunu görelim.” dedim.

Ardından, sol elimde duran Demir Yatağan’ınımı sıkıca tuttum ve çalı grubuna doğru pozisyon aldım.

Bir an sonra, çalı grubunun arasından ufak bir figür çıktı.

Bu figürün sahibi… bir oğlan çocuğu gibiydi.

Bu çocuk kahverengi saçlara sahipti ve anlının hemen üzerindeki saçlarında bir gözlük takılıydı. Boyu ise aşağı yukarı 1.30 civarıydı.

Boncuk misali siyah gözlere sahipti ve bu gözlerin içi şu anda şaşkınlık doluydu.

Çocuğun bakışları bizim üzerimizdeydi ve bizi görmeyi beklemediği belliydi.

Aynı şekilde, bizim de bakışlarımız çocuğun üzerindeydi.

Böyle bir ormanda, küçük bir çocuk tek başına ne yapıyordu?

Daha doğrusu, tek başına mıydı?

Bu durum bizi şaşırtmıştı.

Ancak, daha da şaşırtıcı olan bir şey vardı ki o da, çocuğun ifadesiydi.

Elimdeki Demir Yatağan’ımı çekmiş bir pozisyonda karşısında duruyordum.

Agata da, yayını biraz gevşetmiş olsa bile hala o tarafa doğru oku atmaya hazır tutuyordu.

Normalde, bu durum karşısında sıradan bir çocuk bağırarak kaçardı.

Bu çocuk ise, sadece şaşkın bir ifade takınmıştı.

Kısa süreli şaşkınlığından sonra, çocuğun yüzünde yardım ister bir ifade takındı ve, “Abicim, ablalarım, acaba bana yardım eder misiniz?” diye sordu.

Çocuğun bu sorusu benim bir anlık boş boş bakmama neden oldu.

Ormanda tanımadığı insanlar görüyordu ve onlardan yardım mı istiyordu?

Gerçekten garipsenebilecek bir durumdu.

Buna rağmen, Demir Yatağan’ımı indirdim ve Agata’ya da yayını geri çekmesi için el işareti yaptım.

Sonrasında çocuğa doğru baktım ve yüzümde bir gülümseyle, “Küçük adam, sana nasıl yardımcı olabiliriz?” diye sordum.

Çocuk, “Abicim, ablalarım, buralarda bir yerlerde benim için çok önemli olan bir eşyayı kaybettim. Onu bulmazsam, dedem beni haşlar. Lütfen, onu bulmama yardım edin!” diye feryat etti.

Çocuğun bu ümit dolu çağrısından sonra, Lucie’nin yüzünde değişik bir ifade oluştu. Sanki… yavru kedi bulmuş küçük bir kız gibi.

Lucie, bu değişik ifadeyi sürdürürken, “Aah, ne kadar şirin. Lütfen ona yardım edelim!” diye seslendi ve kararını söyledi. Ancak, bunu yaptığı sırada bakışları benim üzerimdeydi.

Bu durum beni şaşırttı ve düşünmeden edemedim.

Haa?

Neden bana öyle bakıyorsun? Bu grubun lideri ben değilim!

İçimde bu tür bir isyana sahip olsam da, bakışlarına karşılık verme ihtiyacı duydum.

Yüzüme bir gülümseme takındım ve, “Peki.” dedim.

Bu sözlerimden sonra, Lucie mutlu bir ifade takındı.

Agata ise, hafifçe bir “hmph.” sesi saldı. Ancak, kararımıza itirazı yok gibiydi.

Çocuğa doğru döndüm ve, “Peki, sana yardım edeceğiz küçük adam. Söyle bakalım, aradığın bu önemli eşya nedir?” diye sordum.

Yardım edeceğimizi duyduktan sonra, çocuğun yüzünde mutlu bir ifade oluştu.

Yüzündeki bu mutlu ifade oluştuktan sonra hiç duraksamadan yanıtladı. “Abicim, ablalarım, size çok teşekkür ederim. Aradığım eşyayı bana dedem hediye etmişti. Dedem bu hediyeyi bana geçen yılki doğum günümde almıştı. Ondan aldığım ilk hediyeydi. Bu nedenle, hediyeye gözüm gibi bakacağıma söz verdim. Ancak, şimdi kaybettim. Bu çok kötü! Dedem sözlerini tutmayan insanlardan nefret eder!”

Çocuk, bu uzun açıklamayı yaptıktan sonra, bir an duraksadı. Sonra, yüzlerimize umutlu bir ifade ile baktı ve aradığı eşyayı söyledi. “Ben, gözlüğümü arıyorum. Burada kovalamaca oynarken düşürmüş olmalıyım.”

Çocuğun bu açıklaması karşısında, hepimizin yüzünde şaşkın bir ifade oluştu.

Yüzümüzdeki bu şaşkın ifadeleri görünce çocuk da şaşırdı.

Boşta olan sağ elimi kaldırdım. Çocuğun anlının üstündeki saçları işaret ettim ve, “Kafandaki gözlükten mi söz ediyorsun?” diye sordum.

Çocuk, bu sorum karşısında yüzündeki şaşkın ifadeyi korudu ve birkaç saniye duraksadıktan sonra sağ elini kafasına uzattı. Sonrasında, orada duran gözlüğü tuttu ve eline aldı.

Gözlüğe birkaç saniye baktıktan sonra, yüzünde çok mutlu bir ifade oluştu ve bana bakarak, “Haha! Yardımın için çok teşekkür ederim abi!” dedi.

Çocuğun bu tepkisi karşısında, ben de garip bir gülümseme saldım ve, “B-Bir şey değil küçük adam.” dedim.

Çocuk, yüzündeki mutlu ifadeyi korurken sağ elinde tuttuğu gözlüğü gözlerine taktı. Ardından, “Abicim, ablalarım, size büyük iyilik borçlandım. Bunu size nasıl ödeyebilirim?” diye sordu.

Çocuğun bu sorusu karşısında şaşkına döndüm.

Hali hazırda ona yardım etmek için ter bile dökmemiştik. Ancak, şimdi büyük bir iyilik yapmış muamelesi görüyorduk.

Bu biraz şaşırtıcıydı. Ancak, teklifini reddetmedim. Bu küçük bir çocuk olsa bile, bize yardım edebileceği bir kaç konu vardı.

Çocuğa doğru gülümsedim ve, “Bu ormandan çıkıp güvenli bir yere gitmemize yardım eder misin?” diye sordum.

Bu sorumdan sonra, çocuk hiç duraksamadı ve, “Tabii. Beni takip edin. Sizi evimize götüreyim.” dedi.

Bu yanıtından hemen sonra da, arkasını döndü ve az önce çıktığı çalı grubuna yöneldi.

Agata, Lucie ve ben birbirimize baktık. Anlayış içinde hafif gülümsemeler saldık. Sonrasında, çalı grubuna doğru yönelen çocuğu takip etmeye başladık.

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1045

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 952

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 793

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 756

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 561

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 558

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 555

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 507

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 472

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 251

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 166

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 164

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 105

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10981 Üye Sayısı
  • 278 Seri Sayısı
  • 15092 Bölüm Sayısı


creator
manga tr