Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Hımbıl: Zindan Kemiren - Bölüm 13: Macera Tutkusuyla Dolu Bir Genç


Bir çift kırmızı göz, benim korkuyla dönen gözlerime dimdik bakıyordu.

Virüslü Yaban Domuzu Prow, bana baktığı sırada burnundan buhar oluşturan sıcak bir nefes verdi.

Sonrasında, sağ ön bacağını sertçe yere sürtmeye başladı.

Virüslü Yaban Domuzu Prow’un bu hareketi, aklıma boğaların öfkelendiklerinde yaptıkları hareketi istemsizce getirdi.

Bir an sonra bu düşüncem doğrulandı.

“WHİÖĞĞ!”

Virüslü Yaban Domuzu Prow, hızlıca üzerime doğru koşmaya başladı.

“Ah!”

Korkuyla çığlık attım.

Hiç beklemeden arkamı döndüm ve koşmaya başladım.

“Siktir git lan!”

“BAM!”

Bir küfür savurmamın hemen ardından, sırtımda ve sol kolumda bir ağrı hissettim. Beraberinde, ayaklarım yerden kesildi ve bir kuş misali havada uçmaya başladım.

Havadaki bu uçuşum bir kaç saniye sürdü.

“PAT!”

Sonunda yere çakıldım.

Hemen ardından yerde yuvarlanmaya başladım.

10 metre kadar yuvarlandıktan sonra durabildim.

Yüzükoyun yattığım sırada, sessizce inledim.

Birkaç saniye duraksamanın ardından sağ kolumla vücudumu doğrultmaya çalıştım.

O anda, bakışlarım sol koluma takıldı.

“AHHH!”

Gördüklerim karşısında, istemsizce çığlık attım.

Kolum… kırılmıştı!

Garip bir açıda bükülmüş duruyordu  ve hiçbir şekilde hareket ettiremiyordum. Bükülen kısmın olduğu yerde… kemik görünüyordu!

Bu görüntüyle beraber attığım çığlık içimin bir mide bulantısıyla titremesine neden oldu.

Kolumdaki kırık bana pek bir şey hissettirmese de belime aldığım darbe bana acısını hissetirmeye başlamıştı.

Bu acı, daha önce Virüslü Tavuk’lardan aldığım çiziklerle karşılaştırılamaz düzeydeydi. Pek emin olamasam da, birçok kaburgam kırılmış olmalıydı.

Vücudumun en üst kısmını kaldırmak sıkıntı olmasa da, göğsümün hemen altındaki kısımları hareket ettirmek bana inanılmaz bir ağrı veriyordu.

Yaşadığım ağrı ve bunun getirdiği mide bulantısı, bana bir an sonra bayılacakmışım gibi hissettiriyordu.

Ancak, tam bayılacak gibi olduğum sırada, kafamın içerisinde bir ağrı hissettim.

Bu ağrı ile, öncesinde gelen diğer ağrılar ve mide bulantısı dinmeye başlamıştı.

Belimde hala ağrı olsa bile, eskisine kıyasla buna katlanabileceğimi hissediyordum.

Kafamı yavaşça hareket ettirdim ve arkaya doğru bir bakış attım.

Bu bakışım ile Virüslü Yaban Domuzu Prow’un da bana baktığını fark ettim.

O anda hala hayatta olduğumu fark eden Prow, sağ ayağını tekrar yere vurdu.

Bu görüntü, içimin tekrar korkuyla dolmasına neden oldu ve belimdeki ağrıya rağmen ayağa kalkmaya çalışmamı sağladı.

O anda,

“WHİÖĞĞ!”

Prow tekrar bir uluma saldı ve bana doğru koşmaya başladı.

Ben ise, belimdeki ağrı nedeniyle vücudumu dikleştiremesem de, yarı yatay bir pozisyon alabilmiştim.

Prow koşmaya başladığı sırada, ben de önümdeki ağaçlara doğru koşmaya başlamıştım.

Şaşırtıcı bir şekilde, Tahta Sopa’m hala şortumun karın bölgesinde duruyordu.

Ancak, eskisinin 3’de 2’si kadardı.

Prow’un bana geçirdiği darbe sonrasında gelen yuvarlanma sonucu, ucu kopmuş gibiydi.

Şimdi, balık şişlemek için yapılmış ince bir mızrağa benziyordu.

Normal şartlarda, etrafı çevirmiş olan ağaçlar ile ortadaki yaşam dolu ağacın arasında uzun bir mesafe vardı. Ancak, Prow’un bana geçirdiği darbe sonucu bu çember biçimindeki ağaçların yanına kadar gelebilmiştim.

Vücudumun yarı sakat olması nedeniyle hızım çok düşmüştü.

Prow da zehirlenmiş olsa bile ilk ortaya çıktığı zaman olan hızını koruyordu.

Aramızdaki mesafe giderek azalıyordu.

Birkaç saniye sonra, bu mesafe birkaç metreye düşmüştü.

Tam o anda, ben de ağaçlara yetişmiştim.

Bu ağaçların arasında aşağı yukarı birer metrelik aralar vardı.

Hızlıca ilerleyemeyecek olsam bile aralarından geçebilirdim.

Hemen ilerledim ve ağaçların arasına girdim.

Sonrasında, arkama bile bakmadan ilerlemeye devam ettim.

Cüssesi nedeniyle, Prow’un benimle aynı hızda ilerleyemeyeceğini umuyordum.

Sakat olsam bile olabildiğince hızlı ilerlemeye çalıştım.

Belimdeki ağrı artıyordu ve ağaçlardan fırlayan birkaç dal vücudumu çiziyordu.

Ancak buna rağmen, katlanmaya çabalıyordum; Eğer duraksarsam, bundan çok daha fazlasıyla karşılaşacağımı biliyordum.

******

Biraz ilerledikten sonra, bu ağaçlık bölgenin tahmin ettiğimden daha büyük olduğunu fark ettim. İlk geldiğim zaman, hemen yanında bulunan tepe nedeniyle, bu ağaçlığın nereye kadar uzandığını bilmiyordum.

Ancak şimdi, gerçek bir orman niteliğindeymiş gibi olduğunu anladım.

Yaklaşık 10 dakikadır ilerliyor olsam bile, henüz sonuna gelememiştim. Ağaçların yakınlığı nedeniyle, sonunun nerede bittiğini anlayamıyordum.

Ben kaçtığım sırada, arkamdan da Virüslü Yaban Domuzu’nun ulumaları gelmeye devam ediyordu; Henüz peşimi bırakmadığı belliydi.

İçimde oluşan korku hiç dinmemişti ve şuanki durum nedeniyle artmaya da devam ediyordu.

Eğer, bu ilerlediğim yol gerçekten bir ormansa, Virüslü Yaban Domuzu Prow ile aramdaki bu kovalamaca bir dayanıklılık savaşına dönüşecekti.

Benden seviye olarak üstün olması ve yaralanma bakımından benim daha kötü durumda olmam, eninde sonunda yakalanmama neden olacaktır.

Ona bir çok Latpa Meyvesi atmış olsam bile, virüse dayanıklılığı benden fazla olabilirdi.

Bu durumda, zehirden ilk ölecek olan da ben olabilirdim.

En baştaki süreyi düşünürsek, şu anda yarım saat kadar bir zamanım kalmış olmalıydı.

Ancak, bu süre konusunda pek endişelenmiyordum.

Çünkü, koşuşturma nedeniyle o kadar bile dayanamayacağımın farkındaydım.

İşlerin umutsuz olduğunu görsem bile, dişlerimi sıktım ve koşmaya devam ettim.

5 dakika kadar sonra, ileride bir ışık görebildiğimi fark ettim.

Bu görüntü, durumumu değiştirip değiştirmeyeceği bilinmese de içimin biraz mutlulukla dolmasına neden oldu.

Artık, enerjim bitecek seviyeye gelmişti ve en fazla 10 dakika daha dayanacağımı tahmin ediyordum.

Tabi bunu söylüyor olsam bile, öncekinden çok daha yavaş ilerliyordum.

2 dakika daha koştuktan sonra, ağaçların sonuna ulaştım.

Vücudumu önümdeki son ağacın yanından da geçirdikten sonra, ileriye baktım.

Karşımda… bir uçurum vardı.

Üç tarafta da gökyüzü görünüyordu ve yanlara doğru 100 metre, ileriye doğru ise 150 metre kadar zemin var gibiydi.

O anda, gördüklerim karşısında vücudum istemsizce sallandı ve düşecek gibi oldum.

“Ben bittim.”

Ağzımdan çıkan bu umutsuz sözler ile, yere kapaklanmaya başladım.

Ancak tam o sırada, bir ses duydum.

“WHİÖĞĞ!”

Virüslü Yaban Domuzu’nun çılgın sesi, biraz arkamdan geliyordu.

Tahminime göre, birkaç dakika sonra yanımda olacaktı.

Bu ses ile, kendime geldim ve düşmemek için direnebildim.

Hala yarı eğik pozisyonda olan vücudumu, ileri gitmek için zorladım.

2 dakika kadar sonra, Virüslü Yaban Domuzu’nun Kırmızı çizgilere sahip kara vücudu, ormanlık alandan fırladı.

Ben ise ondan 150 metre kadar ileride, neredeyse uçurumun dibindeydim.

Virüslü yaban domuzu, beni görmesi ile bir uluma saldı.

“WHİÖĞĞ!”

Ardından, koşa koşa yanıma gelmeye başladı.

Bu olduğu sırada, ben de kafamı eğmiş, uçurumun aşağısına bakıyordum.

Aşağısı, geldiğim yerden farksız olarak ölü ağaçlar ile kaplıydı. Bazı yerlerde Virüslü Tavuklar da görülebiliyordu.

Aşağıyı birkaç saniye süzdükten sonra, hala yarı eğik pozisyonda olan vücudumu çevirdim ve bana doğru koşmakta olan Virüslü Yaban Domuzu Prow’a doğru bakmaya başladım.

Yüzümde, ciddi bir ifade vardı.

Bakışlarımı sürdürdüğüm sırada, sağ elimi uzattım ve hala şortumun karın bölgesinde olan Tahta Sopa’mı aldım.

Sağ elimle sıkıca tuttum.

Durumun umutsuz olduğunu farkındaydım.

Daha yeni başlamış olan maceram, büyük ihtimal burada bitecekti.

O anda, sessizce fısıldamama engel olamadım.

“Anne,baba… ben geliyorum.”

Virüslü yaban domuzuyla aramda sadece 10 metre kalmıştı.

Kırık sol kolum hala istemsizce salındığı sırada, sağ elimde bulunan 3 de 1’ini kaybetmiş Tahta Sopa’mı sıkıca tuttum.

Ardından, kırılan taraftaki sivri ucu, bana doğru hızla gelen Prow’a doğru çevirdim.

Artık gerçek anlamda kıçı kırık olan Tahta Sopa’mın, bu asla pes etmeyen Virüslü Yaban Domuzu’na hasar veremeyeceğini bilsem de, hiçbir karşılık vermeden ölmek istemiyordum.

Kısa süre içinde, Virüslü Yaban Domuzu ile aramda sadece 2 metre kaldı.

“AHHHHHHH!”

“WHİÖĞĞ!”!

“BAM!”

“Puçhi.”

Öfkeli bağırışlar ile çarpıştık ve bunun sesi şiddetli bir şekilde yankılandı.

Ancak, hemen aynı anda başka bir ses daha duyuldu. Bu ses, bir saplama sesi gibiydi.

Prow’un bana çarpması ile, hemen arkamdaki uçuruma fırladık ve düşmeye başladık.

Aldığım darbe nedeniyle, Prow’un dişlerinin göğsüme saplandığını hissedebiliyordum.

Bilincim kapanmak üzereydi.

Gözlerimi kapatmadan önce tek görebildiğim… Prow’un gözüne saplanan ve dibine kadar giren Tahta Sopa’mdı.

******

“BAM!”

Sert bir çarpma sesi duyuldu.

O anda, kalbi macera tutkusuyla dolu bir genç, hayatını kaybetti.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1045

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 952

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 793

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 756

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 561

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 558

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 555

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 507

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 472

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 251

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 166

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 164

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 105

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10981 Üye Sayısı
  • 278 Seri Sayısı
  • 15092 Bölüm Sayısı


creator
manga tr