Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Hımbıl: Zindan Kemiren - Bölüm 12: Abi?


“WHİÖĞĞ! WHİÖĞĞ WHİÖĞĞ!”

Yaban domuzu, ona söylediğim sözlerden sonra öfkeli görünen bağırışlar attı.

Bu bağırışların nedeni elinden kaçmış olmam mıydı yoksa ona yönelttiğim hakaret miydi emin değildim. Ancak, emin olduğum bir konu varsa o da bu yaratığın benim işimi bitirmeyi arzuladığıydı.

Şuan yerden, aşağı yukarı 3.5m yukarıdaydım ve burası yaban domuzunun ulaşamayacağı bir noktaydı. Bu nedenle, artık daha rahat hissediyordum.

Onurlu yüzbaşı Antoine’ye saygılarımı sunduğum sırada bir domuz saldırısına uğrayacağımı kim tahmin edebilirdi ki?

Kapı gibi görünen 2 ağacın ortasından geçtikten sonra bu bölgede en az birkaç dakika geçirmiştim ama tüm bu süre boyunca o yaratık hareketlenmemişti. Bunun üstüne, o yaban domuzunun ayaklandığı noktaya bakılırsa ilerlediğim sırada tam yanından geçmiş olmam gerekirdi. Böyle bir durumda, beni fark etmesi imkansız olmalıydı.

Yaban domuzunun uyku halinde olduğunu ve beni sonradan fark ettiğini düşünsek bile, kapı gibi görünen iki ağacın durumunu nasıl açıklayacaktık?

O ağaçlar, tam ben olayların farkına vardığım sırada birleşmeye başlamıştı.

Bunlar, gerçekten bir tesadüf olabilir miydi?

Kendime bu soruları sorsam bile, cevabını bulamıyordum. En azından, aklıma gelen cevaplardan emin olamıyordum.

Bu nedenle, cevabını bulamadığım böyle bir konuyu sonraya bırakmaya karar verdim.

“Gğğrkk.”

Bu ses, midemden gelen başka bir guruldama sesiydi. ‘Başka’ olmasının sebebi, öncekine kıyasla baskınlığının az olmasıydı. Bu, muhtemelen önceki baş ağrılarımdan kaynaklanıyor olmalıydı.

Durum böyle olsa ve açlığım öncekine göre daha az baskın olsa da, bu aç olduğum gerçeğini değiştirmezdi.

Etrafıma baktım ve bana en yakın meyvenin sol tarafımdaki bir dalda olduğunu gördüm.

Daha rahat hareket edebilmek için Tahta Sopa’mı şortumun karın kısmından soktum.

Yaban domuzunun vahşetine uğramamak için düşmemeye dikkat ettim ve o dala doğru ilerledim. Dala doğru ilerlememi bitirdiğimde uzandım ve meyveyi sapından tutarak koparmaya çalıştım. Bunu denediğim gibi anında başardım ve meyveyi dalından ayırdım.

Meyveyi kopardıktan sonra, daldaki az önce bulunduğu noktadan bir sıvı akmaya başladı. Bu sıvı, meyvenin kırmızı renginden farklı olarak koyu bir yeşildi.

Tahminime göre, bu yeşil rengin meyvenin içi ile bir ilgisi olmalıydı. Muhtemelen, meyvenin iç kısmı da yeşildi. Sıvı akmasının sebebi de, fazla sulu olmasından kaynaklanıyor olmalıydı.

Meyveyi kopardıktan sonra, düşmemek için olduğum yerde duruşumu düzelttim. Ardından, hiç tereddüt göstermeden kavun büyüklüğündeki bu yuvarlak kırmızı meyveden bir ısırık aldım.

“Mmm.”

Meyveden aldığım bu ısırıktan sonra, memnun bir ses çıkarmadan edemedim. Meyve, kırmızı renginin hakkını vererek gerçekten iştah açıcı bir tada sahipti. Dolu doluydu ve içi sanki bir şeker yuvası gibiydi. Tadı, olmuş bir incirin tadını andırıyordu.

Ancak, iç kısmı bir elma misali pürüssüzdü. Çiğnediğim zaman yumaşak bir pamuk şeker gibi ağzımın içinde şekilden şekile giriyordu.

Bu meyve, daha önce yediğim meyvelerden farklı olarak bam başka yeni bir meyveydi.

Meyvenin tadı ile mest olmuş durumum, beklenmedik bir şekilde önüme gelen yazı grubu nedeniyle bozuldu.

‘Latpa Zehri’ etkisine maruz kaldınız.

1 saat 12 dakika 46 saniye içinde öleceksiniz.

“PÜÜÜÜÜ!”

Önümde çıkan bu yazı grubunu görünce, ağzımda çiğnemekte olduğum meyve parçalarını şiddetlice tükürdüm.

“OROSPU ÇOCUKLARI!”

Mevcut durumum nedeniyle sövmeden edemedim.

İlk görevimin çıkışında tam kurtuldum derken ‘mutlak zehir’ ile karşılaşmıştım.

Şimdi de ikinci görevimin içindeyken benzer bir durumla karşı karşıyaydım. ‘Latpa Zehri’ isimli sikim sonik bir zehire maruz kaldım.

Bu durum beni o kadar öfkelendirmişti ki neredeyse başımdaki ağrının tekrar ortaya çıkacağını hissettim.

Elimdeki kırmızı meyveyi parçalamak istercesine sıkıca tutuyordum.

“AAHHHHH!”

Öfkeme daha fazla dayanamadım ve kırmızı meyveyi iki elimle tuttuğum sırada havaya kaldırdım ve öfkeyle yerde duran yaban domuzuna doğru fırlattım.

“PAT!”

Kırmızı meyve, tam olarak yaban domuzunun kafasına yapışmıştı ve parçalanmıştı.

“WHİÖĞĞĞĞĞĞĞĞ!”

Yaban domuzu, öncekilerden bile daha öfkeli bir bağırış saldı.

Bu bağırış karşısında, kulaklarım patlayacak gibi hissettim ama öfkeli bakışlarımı çekmedim.

Yaban domuzuna doğru baktım ve şiddetle bağırdım.

“Seni gidi piç! Eğer öleceksem bile, birçok insanın ölümüne sebep olan seni de yanımda götürürüm! 1 saat sonra ölmeye hazır ol!”

Bu sözler ağzımdan çıktığında, ne kadar saçma olduğunu fark ettim.

Karşımdaki virüslü bir yaban domuzu idi ve burayı evi olarak seçmiş bir grubun üyesiydi.

Kim kendine zarar verebilecek bir ağacın yanını kendine ev yapardı ki?

Bu durumun saçmalığını fark ettikten sonra, oluşmuş olan öfkem biraz dindi ve yüzümde bir tebessüm oluştu.

“Haha.”

Ölümün kaçınılmaz gibi olduğunu hissettiğimde, hali hazırda oluşmakta olan korkum biraz da olsa yavaşladı.

O anda, hızlıca düşündüm ve bir çözüm bulma amacıyla ağaçtaki meyvelere doğru baktım.

Daha önceki edindiğim ‘Gerçeğin Gözü’ yeteneği, bütün canlıların özünü görmekten falan bahsediyordu. Bu durumda, karşımda duran ağacın meyvesi de bir canlı olarak kabul edilebilirdi.

Önceden sol tarafımda olan ama artık tam karşımda olan ağacın dallarındaki kırmızı meyvelerden birine odaklandım.

O anda, isteklerim cevapsız kalmadı ve karşımda bir yazı grubu oluştu.

Latpa meyvesi

Tür: Meyve

Açıklama: Kutsal Latpa ağacında yetişen meyve. Büyü Gücünü artıran iksirlerde ham madde olarak kullanılabilir. Ancak, direkt tüketimi halinde tüm türler için zehir görevini görür. Zehirin etkisi ve süresi, kişiye göre değişir. Sürekli kullanım halinde zehrin etkisi artmaktadır.

“Bu…”

Açıklamayı görmem ile, durumu anlamıştım. Bu meyve, bir tür simya eşyasıydı. Daha önce oynadığım birkaç oyunda, simya eşyaları çeşitli iksirler yapmakta kullanılabilirdi. Ancak, hiçbir işlem görmeden direkt tüketimi halinde yan etkilere de sahip olabilirdi. Bu yan etkiler… genelde kötü olurdu.

Bu durum üzerinde biraz düşününce… aklıma bir kurtuluş fikri geldi!

Yere düşmemeye dikkat ederekten, önümdeki dala uzandım ve meyvelerden birini sapından tutarak kopardım.

Bunu yapmamdan sonra, meyveyi iki elimle tuttum ve aşağıdaki yaban domuzuna doğru baktım.

Yüzümde, sinsi bir bakış oluştu.

“Açmısın orospu çocuğu!”

Bu küfürü ettikten hemen sonra elimdeki kırmızı meyveyi fırlatmak amacıyla geriye doğru çektim.

Ancak, fırlatma işlemini tam gerçekleştirmek üzereyken, aklıma bir fikir daha geldi.

Havada olan kırmızı meyveyi dengemi bozmayacak şekilde kucağıma indirdim.

Ardından, bakışlarımı hala yerde öfkeyle ulumakta olan yaban domuzuna çevirdim ve ona olan bakışlarımı odakladım.

O anda, beklediğim gibi önüme bir yazı grubu geldi.

İsim: Prow (kötü) (zehirlenmiş)

Tür: [Virüslü Yaban Domuzu]

Unvan: Yok

Seviye: 3 (%0)

Sınıf: Belirlenmedi

Özellikler:

Fiziksel Güç: 20          Dayanıklılık: 12     Büyü Gücü: 0

Canlılık: 18               Çeviklik: 10 Şans: 10

Aktif Yetenekler:

[öfke]

Pasif Yetenekler:  

Yok

>>>Detaylar

Önümdeki bu yazı grubunu okuduğumda, yaratığın gerçekten de Virüslü Yaban Domuzu olduğunu anladım. Oluşturduğum plana göre, bu Virüslü Yaban Domuzu’nun derisi ile yeteri kadar kırmızı meyvenin temas etmesini sağlar isem, derisinde bulunan gözenekler zamanla bu kırmızı meyveden çıkan sıvıları özümseyecek ve zehirlenmesine neden olacak. Ardından, ‘Latpa Zehri’nin açıklamasında yazılanlara bakılırsa, tekrarladığım sürece zehirin etkisi artacak. Sonuç olarak da, Virüslü Yaban Domuzu benden önce ölecek. Bu sayede, görevim tamamlanacak ve vücudumdaki tüm kötü etkiler silinecek.

Tabi, bu kadar detaya rağmen hala bir kusur vardı; Virüslü Yaban Domuz’unun bu zehire karşı bağışıklı olma ihtimali.

Ancak, önümdeki yazı grubuna bakılırsa, Virüslü Yaban Domuz’u zehirlenmiş durumdaydı. Bu zehir önceden oluşmuş da olabilirdi ama şuan bu umuda bel bağlamaktan başka şansım yoktu.

Derin bir şekilde nefes alıp verdim. Sonrasında, elimdeki kırmızı meyveyi tekrar havaya kaldırdım ve Virüslü Yaban Domuz’unun kafasına isabet alarak fırlattım.

“PAT!”

Meyve, tam hedef aldığım noktaya vurdu ve sanki bir gül gibi parçalarını her tarafa dağıttı.

Bu çarpışmaya rağmen, Virüslü Yaban Domuzu hala hiç etkilenmemiş gibi gözüküyordu.

Önümdeki daldan tekrar bir kırmızı meyve daha aldım ve tekrarladım.

******

******

“AL! BUNU DA AL! BUNU DA AL! HAHAHA! NASILMIŞ OROSPU ÇOCUĞU?! ÖLECEK GİBİ HİSSEDİYORSUN DEĞİL Mİ?!”

Virüslü Yaban Domuzu, beklediğimden daha dayanıklı çıkmıştı. Dayanıklılığı yüzünden o kadar çok kırmızı meyve fırlatmak zorunda kalmıştım ki, artık seriye bağlamıştım. Hızlıca en yakınımdaki meyveyi alıyordum ve Virüslü Yaban Domuz’una fırlatıyordum.

En sonunda, az önce attığım son meyve ile, Virüslü Yaban Domuzu’nun sendelediğini gördüm.

Yüzümü istemsizce bir sevinç ifadesi kapladı.

Bir sefer daha yakınlardaki bir kırmızı meyveye uzandım ve iki elimle tutarak havaya kaldırdım.

Yerde bulunan ve ayakta bile zor duruyor gibi görünen Virüslü Yaban Domuzuna baktım. Yüzümde, küçümser bir ifade asılıyken konuşmaya başladım.

“Hıh. Beklediğimden daha dayanıklı çıktın piç seni. Bu kırmızı meyve, daha önce öldürdüğünüz tüm köylüler için gels-”

“Çat.Çat.”

Tam sözümü bitirmek üzereyken, sağ ayağımı doladığım dal çatırdamaya başladı.

Sonrasında, daha ben doğru düzgün bir tepki bile veremeden… sağ ayağımı doladığım dal kırıldı!

Yere doğru düşmeye başladım ve bu olduğu sırada sol ayağımı doladığım dal da kırıldı!

“KÜT!”

“PAT!”

Sertçe yere düştüm ve kırmızı meyve de hemen ardımdan sol tarafıma düşüp parçalandı.

Yere düştükten sonra, birkaç saniye sersemlemiş kaldım ama sonrasında kendime geldim ve ayağa kalktım.

Ayağa kalktığımda… Virüslü Yaban Domuzu’ndan birkaç metre ötede olduğumu fark ettim.

O anda, içim tarif edilemez bir korkuyla doldu ve başımdaki dindirici ağrı neredeyse ortaya çıkmak üzereydi.

“Abi?”

Kıçımdan çıkmışcasına cırtlak bir sesle, Virüslü Yaban Domuzu’na doğru seslendim.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1039

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 950

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 789

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 752

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 555

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 553

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 552

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 505

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 469

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 244

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 163

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 163

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10754 Üye Sayısı
  • 268 Seri Sayısı
  • 14938 Bölüm Sayısı


creator
manga tr