Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Hımbıl: Zindan Kemiren - Bölüm 3: Bokuna Kurban


 

Kıçımda oluşan ağrıya rağmen bu canlıyı şaşkınlıkla izledim.

Bir ipucu arama niyetiyle baktığım yer, aslında bir farenin (veya sıçanın) geçiş yoluymuş.

Burada bir canlı görmek beni heyecanlandırsa da, haşere sınıfından olan bir canlıyla oynamanın doğru olmayacağını düşünüyordum. Sonuçta, bu tür canlılar her türlü hastalığı taşıyabilirdi. Bu nedenle, şimdilik ondan uzak durmaya karar verdim.

Kıç üstü düşmüş olduğum pozisyonumdan kurtuldum ve tekrar sandalyeye oturdum. Sol elimi çeneme koydum ve tekrar düşünmeye başladım. Düşündüğüm sırada bakışlarımı aşağıya indirmeye alışkındım ve bu sefer odada göz gezdirmediğim için bakışlarım, direkt olarak önümdeki masanın üzerine indi.

O anda, şaşırtıcı bir şey gördüm.

Masanın üzerinde duran, iki adet yuvarlak cisim vardı. Hap’a benziyorlardı.

Bu hapları fark ettikten hemen sonra, oturduğum yerde üst vücudumu daha ileriye götürdüm ve hapları daha yakından inceledim.

Bu haplar, nohut boyutundaydı ve yuvarlak bir şekle sahiplerdi. Biri kırmızı, diğeri mavi olacak şekilde iki renge sahiplerdi.

Sağ elimi uzattım ve hapları avucumun içine aldım.

Bakışlarım hapların üzerinde olduğu sırada, düşünceli bir şekilde konuşmaya başladım.

“Bunları yemem mi gerekiyor? İşler bu kadar basit mi? Hmm. Bu doğru olamaz. Muhtemelen, haplardan biri zararlı olmalı.”

Bu konuşmam sırasında, haplar ile ilgili bir şey fark ettim.

“Eğer bu hapları bana veren yuvarlak kör gözlükleri takan siyahi bir amerikan olsaydı… o zaman hangi hapı yutmam gerektiğini anlamak daha kolay olurdu.”

Hapları tekrar masanın üzerine koydum.

Böyle bir durumda, ne olduğunu bilmediğim bu hapları yutmak… her iki anlamda da ‘hapı’ yutmama neden olabilirdi.

Odayı bir süre daha incelemeye karar verdim.

******

******

“Bu s*ktiğimin odasından nasıl kurtulacağız lan!”

İşte bu, bir saat boyunca odayı aradıktan sonra verdiğim tepkiydi…

Gizli bir baskı noktası bulurum diye tüm duvarları ve zemini taramıştım. ‘Açıl susam açıl!’ gibi alternatif yolları denemiştim. Oturduğum sandalyeyi kırıp, bacağını kullanarak kapının çember kulpu ile duvar arasında bir güç bile uygulamıştım.

Ancak, bir saat boyunca oraya buraya vurarak anlamsızca dans etmekten, hikayelerde duyduğum tekerlemeleri söylemekten ve elime kıymık batmasından başka hiçbir şey elde edemedim.

Artık, bir bacağını kırmış olduğum sandalyemi duvara dayamış bir şekilde oturuyordum ve sağ elimde tuttuğum iki hapa bakıyordum.

Bakışlarımı sürdürdüğüm sırada, sol elimi uzattım ve kırmızı hapı tuttum. Havaya kaldırdım ve konuşmaya başladım.

“Neo dayı bunu yediğinde, ayağı boktan kurtulmamıştı. Sürekli bir problem, sürekli bir atraksiyon.” Bakışlarımı mavi hapa indirdim. “Bu mavi hap ise… tatlı rüyaya devam hapıydı... En son hatırladığım kadarıyla benim rüyanın geçtiği bölge atomlara ayrılmıştı. Eğer bu hapı kullanmak beni oraya döndürecekse… yok, almayayım.”

Mavi hapa bakmayı daha fazla sürdürmedim. Böyle bir durumda, hangi hapın iyi, hangi hapın kötü olduğunu bilmek, benim için imkansızdı. Bu nedenle, ipucum olmasa bile kartımı kırmızı haptan yana kullanmaya karar verdim.

Sol elimle tuttuğum kırmızı hapa baktım. Tedirgin bir ifadeye sahiptim. Bakışlarımı birkaç saniye daha sürdürdükten sonra, kırmızı hapı yavaş yavaş ağzıma doğru götürmeye başladım.

Bu hap, benim gelecekti kaderimi belirleyecekti. Hali hazırda iki hap bulunduğu için, büyük ihtimal birbirlerinden farklı etkilere sahip olmalılardı.

‘Keşke, etkilerini test etmek için bir yolum olsaydı’ diye düşünmüştüm.

Ancak, tam hapı ağzıma getirdiğim sırada, aslında bir yol olduğunu fark ettim; Fare (veya sıçan).

Onu kullanarak hapı test edebilirdim.

Kırmızı hapı ağzımdan uzaklaştırdım ve bakışlarımı farenin (veya sıçanın) geçiş yolu olan duvara yönlendirdim.

Şansa bakın ki, haşere de o anda dışarıdaydı. Burnunu yere eğmiş, bir şeyler arıyor gibiydi.

Haşere, ulaşabileceğim bir noktada olsa da, ona bu hapı nasıl yedireceğimi veya hangi hapı yedirmem gerektiğini bilmiyordum. Bu nedenle, herhangi bir harekette bulunmadım.

Ancak, ben bu şekilde onu izlediğim sırada, haşere sonunda aradığı şeyi bulmuş gibi göründü. Bir noktada durdu ve birkaç saniye pozisyonunu korudu.

Ardından, tekrar oradan ayrıldı ve deliğine döndü.

Bu durum, beni biraz şaşırtmıştı.

Sadece birkaç saniye sürmüş olsa da, haşerenin boş boş durup etrafına baktıktan sonra ayrılması, bana garip geldi.

Haşerenin bu hareketi karşısında merakıma yenik düştüm ve az önce durduğu noktaya ilerledim. Oraya geldiğimde, daha net görebilmek için yere eğildim ve zemini gözlemledim. Bu gözlemim sonucunda, gördüklerim beni gerçekten şaşırttı.

Güldüm ve ufak bir yorum yaptım.

“Tuvalet bölgesi mı? Evine sıçmak yerine dışarıya sıçmayı tercih ediyor gibi. Terbiyeli bir haşereymiş.”

Aşağıda, bakışlarımın hemen altında, fareye(veya sıçana) aitmiş gibi görünen bir pislik mevcuttu.

Bir pisliği uzun süre incelemenin anlamı olmadığı için, bakışlarımı daha fazla üzerinde tutmamaya karar verdim.

Ancak, bakışlarımı kaçırmak üzere olduğum anda, bir şey fark ettim.

Bu pisliğin rengi, farklı gibiydi.

Kafamı daha da yaklaştırdım ve daha net baktım.

O anda, pisliğin renginin… kırmızı olduğunu fark ettim.

Bu olay ile, sonunda gerçek bir ipucu yakaladığımı düşündüm: Ne yersen, onu sıçarsın.

Kırmızı hapı, haşereye yedirmem gerekiyordu.

Eğer renk körü değilsem, garip bir şekilde koyu kırmızı renge sahip bu pislik, ipucunun ta kendisi olmalıydı.

Ancak, hala bir problem vardı; Haşereye bu hapı nasıl yedireceğim.

Onu öylece elimle kavrayıp yediremem değil mi?

Bunun dışında, bir kez elimden kaçtı mı bir daha deliğinden çıkar mıydı?

Ortalıkta başka bir delik göremiyordum. Yani, sadece onun çıkmasını beklesem ve o çıktığı zaman deliğin önünü kapatsam, yeterli olabilirdi. Ancak, bir evdeyken bile haşerelerin nereden geldiğini anlayamıyorken, ben göremesem bile buralarda bir yerlerde bu haşerenin ikinci bir kaçış noktası olup olmadığını nasıl anlayabilirdim ki?

Böyle bir durum mevcutken, en iyisi bu haşere ile kapışmamak olacaktı.

Bu nedenle, ikinci ve daha basit olan yolda karar kıldım.

Duvardaki deliğin önüne yürüdüm ve elimdeki kırmızı hapı önüne bıraktım.

Ufak bir söz söyledim ve beklemeye başladım.

“Hadi bakalım küçük Neo! Gel de harikalar diyarına geçişini yap!”

Bu bekleyişimin uzun süreceğini düşünsem de, aradan daha bir dakika bile geçmeden, fare veya sıçan mı bilmediğim küçük Neo’nun figürü, duvardaki delikten dışarıya çıktı.

Küçük Neo, ilk önce karşısındaki kırmızı hapa baktı. Sonra da, hiçbir tedirginlik göstermeden kırmızı hapa yaklaştı ve nohut büyüklüğündeki hapı ağzına atıp çiğnemeden yuttu.

Hapın yutulduğunu gördükten sonra, merakla beklemeye başladım.

Küçük Neo, hapı yuttuktan sonra hareket etmeyi kesmişti.

Bu görüntü karşısında, biraz garip hissettim.

Bu his… atom bombasının patladığı an yaşadığım hisse benziyordu.

O anda, istemsizce geri çekildim.

Geri çekildim sırada… hiç beklemediğim bir patlama oldu!

Patlayan… küçük Neo’ydu!

Vücudu, hiç bir parça bırakmayacak şekilde kan sisi misali dağıldı!

Küçük Neo’nun halini görünce, istemsizce çığlık attım.

“HAYIUUUURRRR!”




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1039

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 950

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 789

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 752

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 555

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 553

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 552

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 505

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 469

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 244

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 163

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 163

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10752 Üye Sayısı
  • 268 Seri Sayısı
  • 14938 Bölüm Sayısı


creator
manga tr