“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Hımbıl: Zindan Kemiren - Bölüm 1: Güneşli Bir Yaz Günü


Şaşkınlık ile gözlerimi açtım. Duruşumu düzelttim ve etrafıma baktım. Bunu yaptığımda, şaşkınlığım daha da arttı.

Artık, bilmediğim, oda gibi bir yerdeydim.

Hala yaşıyordum. Derim soyulup büzüşmemişti ve acı dolu bir yanma hissi içinde değildim.

Ah... pardon... Bu şekilde giriş yapmak biraz garip olabilir. Bu yüzden, daha geriden anlatsam iyi olacak.

******

Her zamanki gibi, sabahın erken saatlerinde uyanmıştım.

Düşünülenin aksine, tembel insanlar geç uyanan tipler değildir.

Eğer yapacak bir işimiz yoksa, günün ilk ışıklarında bile uyanabiliriz.

Evet, ben tembel bir insanım.

Bunun yanında, çevremdeki insanlar tarafından işe yaramaz olarak da tanımlanabilirim. Böyle tanımlanmamın ve böyle olmamın sebebi, ismim olabilir.

Benim adım Hımbıl.

Evet, doğru duydunuz. Hımbıl.

Bir insan, çocuğuna neden böyle bir isim koyar ki? Yani, geleceğimi falan mı tahmin etmişlerdi? Genlerden falan mı geliyor?

Bu ismin anlamını ilk öğrendiğimde, anneme gidip nedenini sormuştum. Ancak, onun bana verdiği cevap… kahkahalar olmuştu. Gerçekten, nedeni neydi ki?

Neyse, konumuza dönelim.

Her zamanki gibi sabahın erken saatlerinde uyanmıştım. Altımda beyaz şort ve üzerimde Al Pacino’nun suratına sahip bir beyaz tşört giyiliydi.

Yataktan çıktığım gibi elimi yüzümü yıkamak için odamdan ayrıldım. Lavaboya yöneldiğim sırada, koridorda babam ile karşılaştım. Yüzünde yeni uyanmış olmanın sağladığı bir ifadesizlik vardı. Ancak, beni fark ettiği zaman bu ifadesizliği biraz somurtkanlığa dönüştü. Sanki ‘işe yaramaz’ der gibiydi… her zamanki gibi sıradan bir gün işte.

Babamla olan bu kısa ve sevgi dolu karşılaşmamızdan sonra, lavaboya girdim.

Elimi yüzümü yıkadım ve karşımda duran aynaya baktım.

Kişiliğimin aksine, pek de garip bir görüntüm yoktu. 177 boyunda, 67 kilo, 18 yaşında çıtır bir oğlan çocuğuydum. Sakallarım daha yeni kalınlaşmaya başlıyordu. Simsiyah saçlara ve kahverengi gözlere sahiptim. Ancak, tembelliğim nedeniyle uzun saçın bakımını yapamayacağımdan, saçlarımı sürekli kısa kesim yaptırıyordum. Beni tanımayan insanlar, karşılaştığımız zaman hiçbir gariplik sezemezdi.

Aynadaki yansımama, yalnızlığın verdiği rahatlıkla garip bir gülüş attım. Yüzümü kuruladım ve lavabodan ayrılarak odama döndüm.

Bu arada, babamın mesleği yatırım sermayeciliği gibi bir şey. İsminin doğruluğundan tam emin olmasam da, iyi para kazandığına eminim.

18 yıllık ömrüm boyunca tembel olmamın en büyük sebebi de bu gelirin bana sunduğu rahatlık olabilir.

Odama, döndükten sonra, yatağımın yanında bulunan buz dolabına yöneldim. Oradan, kendime bir donmuş pizza aldım ve ısıtıp kola eşliğinde yedim.

Bu rahat yemeğimden sonra, plaj terliklerimi giydim ve odamın terasına çıktım.

Güneş yükselmekteydi.

Evimizin bulunduğu yer, şehri net olarak gören bir arazideydi. Şehrin ortasında bir deniz vardı ve güneş ışıklarını da iyi yansıtıyordu.  Manzaranın güzelliği ve güneş ışığının verdiği rahatlık ile, terasımda bulunan şezlonga kuruldum. Ardından, gözlerime takmak için göğsümde asılı duran gözlüğümü almak için uzandım.

Ancak, gözlüğümü aldığım sırada, içime tuhaf bir his doğdu. Sanki, daha önce hiç duymadığım bir ses duymuşum gibiydi.

Tam o anda, şehrin tam ortasından kör edici bir ışık yayıldı. Işığın verdiği acı nedeniyle gözlerimi kapattım ve kafamı eğdim.  Ancak, bunu yaptığım sırada, ışığın yaydığı kör edicilikle eş değerde sağır edici bir patlama sesi de yayıldı. Kör edici ışık, patlama ile beraber ortadan kaybolmuştu.

Bunu fark ettiğimde, gözlerimi açtım ve kafamı düzelterek boynumu patlamanın olduğu yöne doğru uzattım. Bir elim ile gözlerimi kölgeleyerek bakışlarımı şehrin merkezine yoğunlaştırdım ve sonrasında… gördüklerim karşısında şok oldum.

Patlamanın olduğu noktada, bir duman bulutu havaya doğru yükseliyordu.

Bu durum beni şok etse de, net bir tepki veremeden duman bulutunun altındaki zemin bölgesinden çember biçimde yayılan bir duman dalgası fark ettim. Bu duman dalgası yayıldığı sırada, beni şok eden bir görüntüyle daha karşılaştım.

Duman dalgasının geçtiği yerler… yok oluyordu!

Daha doğru bir şekilde söylemek gerekirse, parçalara veya atomlarına ayrılıyorlardı.

Gözlerimin önünde, koca şehir toz haline gelip havaya dağılıyordu.

İçinde yaşayan yüz binlerce insan, aynı bu binalar gibi toza dönüşüyor olmalıydı.

Yıllarca üzüntüyü ve mutluluğu beraber yaşamış olan bu toplum, her zamanki gibi sıradan bir günde ve saate bakılırsa çoğu henüz daha yataklarında uyurken, ölümle tanışıyordu.

Bu görüntü karşısında ilk başta korku yaşasam bile, ardından bir rahatlama hissettim. Duman dalgasının yayılma hızına bakılırsa, ne yaparsam yapayım kaçamazdım.

Ölümün kaçınılmaz olduğu bir durumda, korkmanın da bir anlamı yoktur.

Tekrardan şezlonguma kuruldum ve üç saniye kadar daha karşımdaki duman bulutunu gözlemledim.

O anda, bir şeyler söylemenin anlamı olmasa da, bazı düşüncelerimi dile getirmeye engel olamadım.

“Bu duman bulutu… mantara benziyor.”

Bu son sözlerimden sonra, gözlerimi kapattım ve artık düşünmeyi kestim.

Sadece, kaçınılmaz ölümü beklemeye başladım.

On saniye kadar sonra, kulağımda bir ses çınladı.

Duman bulutundan yayılıyormuş gibiydi.

Bu sesi duymamdan hemen sonra ise, bir anlığına, yüzüme sert bir darbe inmiş gibi hissettim.

Ancak, beklediğimin aksine, bir acı yoktu.

Bu, beni şaşkına uğrattı.

İçimdeki şaşkınlık ile gözlerimi açtım.

Artık, en başta sözünü ettiğim ana gelmiştim.

Bilmediğim, oda gibi bir yerdeydim.

Odanın duvarları çıkıntılarla doluydu. Sanki bir kayanın içine oyulmuş gibiydi ve mahzen duvarlarını andırıyordu.

İçeride hiç bir pencere yoktu ama buna rağmen görebileceğim derecede aydınlıktı.

Bir oda olduğunu düşünmemin sebebi ise, bir köşede masa, masanın yanında bir sandalye ve diğer köşede de bir kapı olmasından kaynaklanıyordu.

Birkaç saniye boyunca şaşkınlığım devam etti.

Sonrasında, bir rahatlama nefesi verdim ve elimi anlıma doğru uzattım.

Subay tıraşı saç kesimim nedeniyle olmayan saçlarımı elimle okşadım ve şaşkınlığımı dile getirmek için konuştum.

“Burası… Cennet gibi görünmüyor.”




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1045

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 952

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 793

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 756

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 561

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 557

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 555

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 507

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 472

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 251

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 166

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 164

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 105

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10981 Üye Sayısı
  • 278 Seri Sayısı
  • 15090 Bölüm Sayısı


creator
manga tr