"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Yükselen Efsane - Bölüm 2:Baba ile Oğulları


 

Larrin Gezegeni Merkez Ormanında.

Tssss!

Teo, bacağına doğru saldırıya geçen küçük yeşil yılanı tekmesi ile ikiye böldü. Dikkatini yılandan ormana geri çevirince, hayal kırıklığı dolu bir kahkaha bıraktı.

"Hahahahahahah! Bu mudur yani?! O kadar dünya arasından, bu soktuğumun ormanına mi ışınlandım? İki gündür buradayım lan! Ne bir şehir, ne bir köy var. Hepsini geçtim, insan yok lan burda!"

İçindeki hayal kırıklıği. Eğer biraz daha bakmaya devam ederse, aklını kaybedip çılgınlar gibi ormana dalacaktı.

Aaah ah! Babam bize yapmamız gerekenleri anlatınca ne hayaller kurmuştum! Bir de şu halime bak! Gezginler gibi iki gündür mal mal ormanda geziniyorum.. Sokayım beni buraya getiren şansıma! Sokayım bu ormanda yaşayan canlılara!

iki gün gün önce babaları onu ve kardeşlerini çağırınca, hepsi bir şeyler olacağını anlamıştı. Sonuçta babaları, yani kral gibi bir figür, büyük sorumluluğu olan biriydi. Tüm insan ırkını yöneten en soylu dört ailesinden birinin başı olarak, kendine pek vakit ayıramıyordu. Teo, babasını görmediği sürenin yıllar ile sayılabildiği zamanı hatırlıyordu.

Babası ona ve iki kardeşine kısa bir süre baktıktan sonra, memnuniyetli bir şekilde onları övmüştü.

"Üçünüz de büyümüşsünüz çocuklarım. Anneniz burada olsaydı, çocukları ile gurur duyardı."

Yüzünde hüzünlü bir ifade beliren kral, derin bir şekilde içini çekti. Anneleri, Zena Demiryürek. Kralın ilk ve son karısı. Aslında kendisi soylu bir aileden gelmiyordu. Ama kalbi, bu dönemde kendini soylu olarak tanıtan her ikiyüzlünün kalbinden daha soyluydu.

Kral daha gençliğinde, yani daha kral olmamışken; Altın Kılıç Sarayı, Kızıl El Sarayı ile bir savaş içindeydi. Önceden hep bir rekabet içinde olsalar da, hiç kan dökülmemişti. Şeytan İttifağı mühürlendiğinden ve Dört Tanrı Bölgesi kurulduğundan beri, insanlar arsında görülen ilk iç savaştı bu. İki bölge arasında bulunan sınırda gerçekleşen bu savaş, çok uzun sürmese de, iki taraftan binlerce asker ve onlarca element ve silah ustasının ölümüne sebep olmuştu.

Savaş sırasında orduya komuta eden İlk Prens Dane Demiryürek, düşman tarafında bulunan beş usta tarafından saldırıya uğrayıp kaçmaya zorlanmıştı. Yolda pusu kurabileceklerinden şüphelenen prens, kendini son bir kuvvet ile Altın Kılıç Bölgesinin sınırında bulunan bir köye atmıştı. Köydeki herkes, köylerine gelerek bayılan bu kanlı figürün dost mu yoksa düşman mı olduğunu bilemediğinden panik yapmışlardı. Prensin yaraları zamanında tedavi edilmezse, ölmese bile sakat kalabilirdi.

Köylüler bu kanlı figür hakkında ne yapacaklarına karar veremezken, köylülerin arasından melek gibi bir genç kız çıkarak köylüleri sakinleştirip, baygın prensi evine almıştı. Birkaç gün sonra baygınlığından kurtulan prens, uyanır uyanmaz karşısında gördüğü bu genç ve saf kıza tutulmuştu. Savaş yüzünden vakti olmayan prens, kıza teşekkür edip isteksiz bir şekilde ayrıldı. Uzun olmayan bu savaş bittikten sonra ise köye geri dönüp, melek benzeri bu genç kıza evlenme teklifi etti. Aile büyükleri tarafından teklifi hoş karşılanmayıp uygunsuz olarak belirtilse de, Prens Dane'nin kararlığı karşısında zorla ikna oldular.

Yeni evli bu çift, halk tarafından coşkuyla karşılandı. Köylü bir kızla evlenen bir prens, halktan birinin kraliçe olabileceğini belirtiyordu. Bu hangi genç kız veya erkeğin hayali değildi?

Dane ve Zena'nın aşkı, halk içinde hikayeler ve şiirler ile anlatılmaya başlandı. İkili arasındaki aşk, hiçbir zaman solmadı. Prens Dane, Kral Dane olduğunda, sevdiği kadın Kraliçe olduğunda bile aşkları, ilk günkü gibi saf kaldı. Ama ne yazık ki herkesin sevdiği bu melekvari kraliçe, aralarından erken ayrıldı. Krala üç erkek evlat veren Zena, üçüncü oğlunun 7. yaş gününde vefat etti. Doktorların bazılar zayıf bünyeden, bazıları ise zehirlenmeden şüphelendi. Ama güçlü ve otoriter kralın nazik karısı, üç genç prensin sevgi dolu annesi böylelikle ölmüş oldu. Nasıl öldüğü ise meçhul kaldı.

Karısının ölümünden sonra, kral kendini işlerine verdi. Herkes kral hala eskisi gibi davransa da, karısını ne kadar çok sevdiğini biliyordu. Karısı öldükten sonra başka hiçbir kadına bakmaması bunu kanıtlar nitelikteydi.

Eski anılarında gezinmeyi bırakan kral, odağını önünde diz çökmüş üç oğluna verdi. Birbirleriyle sık sık görüşemeseler de, ona bakan üç çift gözde çocuklarından gelen yoğun sevgi ve saygıyı hissedebiliyordu.

"Gerçekten de büyümüşsünüz! Ha! Ailemizin geleceği gerçekten de sağlam omuzlarda. Zamanı gelince tahtı sizden birine bırakıp gittiğimde gözüm arkada kalmayacak."

Yüzünde gülümsemeyle konuşan kral, üç oğluna da sevgiyle baktı. Bu benzersiz çocuklar, ona sevdiği kadından bir armağandı. Çocuklarının zamanı geldiğinde ise, artık rahatlayıp karısıyla birlikte çocuklarının büyümesini izleyebilirdi.

Aklındaki düşünceleri şimdilik kenarı koyan kral, ana konuya gelmeye başladı.

"Evlatlarım, bildiğiniz üzere bundan 97 yıl önce, büyük büyük babanızın da katıldığı bir ittifak ile, galakside bulunan bütün şeytani yaratıkları ve onların tarafında durmayı seçen ırkları Merkezi Bölge'ye; yani yeni adıyla Şeytani Alan'a mühürledik."

Çocuklarının yüzündeki ilgi dolu ifadeye bakan kral, hafifçe gülerek anlatmaya devam etti.

"He he. İlginizi çekmişe benziyor. Bu iyi bir şey. Ama ne yazık ki insan ırkımız ve ittifakta bulunan diğer ırklar için bir felaket olabilir. O savaşta, ittifakta bulunan ırkların atalarının büyük fedakarlıkları sayesinde bu mührü kurabilmişlerdi. Ancak o mührün de bir ömrü var. Mührün içindeki güç bitmeden önce, yaklaşık üç yılımız var."

Babalarını dinleyen üç prensin yüzündeki ilgi dolu ifade, yerini ciddiyete bıraktı. Bu konunun ağırlığı, onları bir kaç beden aşıyordu.

"Sanırım anladınız. Bu konu şu anda sadece ittifağın başında bulunan dört ırkın yüksek statülü üyeleri tarafından biliniyor. Ama daha fazla saklarsak, yaşanacak büyük kaybın altından kalkamayız. Bu yüzden.."

Prenslerin yüzünde yeniden ilgi dolu bir ifade belirdi.

"Dört Tanrı Bölgesi olarak bir karara vardık. Bu kadar büyük bir mesele, ama neden bunu bir yarışmaya dönüştürüp 97 yıldır çözülmemiş bir soruna çözüm bulmayalım? Biraz tehlikeli ve pervasız bir yöntem bu. Ama konu ortaya atılınca büyük ilgi gördü. Bilirsiniz, büyük gücü olanların istediği tek bir şey vardır."

Prensler konuyu tam anlamadıklarından karışık bir ifadeyle bakarak karşılık verdiler.

"Daha büyük bir güç. Bu yüzden dört ırk, şanslarını varislerinden yana kullanmaya karar  verdi. Hepimiz tüm varislerimizi aşağı gezegenlere yollayacağız, ve onlara gerekli kaynaklar vererek kendi birliklerini oluşturmalarını isteyeceğiz. Komuta üzerindeki yeteneklerini, ileri görüşlülüklerini test edeceğiz. Bu kurulan birlikler, üç yılın sonunda başında sizlerle savaşa sokulacak ve en büyük katkıyı yapana ise büyük bir ödül verilecek. Ödülü daha kararlaştırmadık ama büyük olacağından emin olabilirsiniz."

Sözünü bitirince, bu sefer üç prensin yüzlerinde farklı ifadeler belirdi. İlk Prens Sein Demiryürek'in yüzünde ciddiyet ve kararlılık vardı. Üçüncü Prens Keun Demiryürek'in yüzünde ihtiyat ve endişe vardı. İkinci Prens Teo Demiryürek'in yüzünde ise yoğun bir ilgi ve savaşma arzusu vardı.

"Tabi ki en büyük ödül değil. Az önce söylediğim gibi, uzun yıllardır çözülemeyen bir sorunu çözmek için yarışacaksınız."

Kralın gözleri ufak bir istekle parladı.

"İttifağın lideri pozisyonu için yarışacaksınız. Kazanan varisin ailesi, ittifağın lideri pozisyonuna getirilecek."

Üç prens biraz şaşırsa da, anladıklarını belirtecek şekilde babalarına kafalarını salladılar.

"Hepiniz konuyu anladığınıza göre, üç gün içinde hazırlıklarınızı yapabilirsiniz. Gerekli kaynakları hazırlatacağım. Üç gün sonra rastgele bir gezegene ışınlanacaksınız."

Konuşmayı bitiren kral, yüzünde gurur ve beklenti dolu bir ifadeyle çocuklarına baktı.

"Dikkatli olun çocuklarım. Ödül çok büyük olsa da, hiçbir şey sizin hayatınızdan değerli değildir."

Çocuklarını uyardıktan sonra kral gülümseyerek devam etti.

"Ama yine de fırsat bulursanız, insan ırkının ve Demiryürek ailesinin gücünü insanlara gösterin."

Prensler de büyük bir sırıtışla cevap verdiler.

"Emredersin baba."

------------------------------------------------------------

Üç gün çabuk geçti, prensler sevdikleri insanlara veda ederek ihtiyaçları olabilecek malzemeleri topladılar. Şu anda taht odasında dört kişi duruyordu. Elinde üç adet yüzük bulunan kral, ve üç genç prens.

"Sanırım üçünüz de hazırsınız. Bu üç yüzük, orta seviyeli Ay derece hazine. İçlerine ihtiyaç duyabileceğinizi düşündüğüm birkaç şey ve kendi birliğinizi kurmanız için kullanabileceğiniz birkaç yüz Sıradan ve Gezegen dereceli hazineler koydum. Birkaç Ay derecesi hazinesi de var."

Şaşıran üçlü dikkatli bir şekilde yüzükleri aldı. Bu kadar büyük bir şey beklemiyorlardı.

Üçlünün şaşkın yüzlerini gören kral, sıcak bir gülümseme ile oğullarına baktı. On yıl önce karısı ile birlikte büyümelerini izlediği dört hiperaktif velet, şimdi ailesinin ve insan ırkının sorumluluğunu omuzlarına alıyorlardı.

"Sizinle gerçekten gurur duyuyorum. Başka bir sorunuz yoksa, peşimden gelin."

Arkasını dönen kral, taht odasının içinde yürüyerek süs gibi görünen bir yapının önünde durdu. Elini ileri doğru götürdü ve parmağının ucunda ufak bir yıldırım elementi belirdi. İnsan belirli bir güce ulaşınca, element gücü üstündeki hakimiyeti akıl almaz oluyordu.

Yıldırım elementi parmağının ucundan çıkıp süsün ortasına gelince, yapıda gariplikler meydana gelmeye başladı. Az önce yapının  ortasından baktıklarında arkasındaki saray duvarını görebilen prensler, birden görüşleri bulanıklaşmaya başlayınca temkinli duruma geldiler.

Çocuklarına bakan kral kıkırdamaya başladı.

"Bu gördüğünüz yapıya portal denir. Kendisi orta seviye Galaksi dereceli bir hazinedir. Bu portaldan geçmek, sizi istediğiniz herhangi bir gezegene gönderir. Portalın gideceği yerin koordinatlarını, son toplantıda kura çekerek belirledik. Şimdi bu portaldan geçerseniz, sizi rastgele alt dereceli bir gezegene gönderir. Yüzüklerinizde bunun gibi bir portal mevcut. Galaksi seviyeli bir portal olmasa da, orta seviye Yıldız dereceli bir hazinedir. Ve bunu dikkatli bir şekilde saklamanızı öneririm. Eğer başına bir şey gelirse, sizi bulana kadar bulunduğunuz gezegende kalırsınız. Kaç ay yada yıl süreceğini söyleyemem."

Ağızları dört parmak kadar açık olan üçlü, otomatik bir şekilde başlarını salladılar.

"Aynı zamanda otuzar adet koordinat taşı da yüzüklerinizde bulunuyor. Şimdiki gücünüz bir portalı etkinleştirebilmekten çok uzak."

Aynı şekilde kafalarını sallayan üçlü, kendilerine gelmeye başladı.

"Tamam o zaman. İlk kim girecek? Şu anda bir alt dereceli gezegenle bağlı."

"Ben girerim."

İlk prens tereddüt etmeden ileri doğru adım attı. 

"Güzel. Gel bakalım sarıl bir babana. Kendine dikkat etmeyi unutma."

Öne çıkan prense kucağını açan kral, prense sarıldı.

Ayrıldıklarında, prens kararlı bir şekilde portaldan geçti.

"Evet. Şimdi kim gelecek?"

Tereddüt eden küçük prens, yavaşça krala doğru yürüdü.

Babası ile sarıldıktan sonra ayrılınca, açık mavi gözlerinde birkaç damla yaş belirdi. Sonuçta daha on dört yaşındaydı.

"Afferim çocuğum. Kendine dikkat etmelisin. Alt dünyalarda sizi tehdit edebilecek şeyler olabilir."

"Tamam baba."

Gözündeki yaşı silen prens, tıpkı büyük abisi gibi portaldan geçti.

Kral kalan oğluna döndü ve gülümsedi. Teo'nun yüzünde de bir gülümseme vardı.

"En çok dikkatli olması gereken kişi sensin sanırım. Kardeşin küçük olsa da, kurnazdır. İhtiyatını elinden bırakmaz. Abin ise kurnaz olmasa bile, bir asker gibi ne zaman çekileceğini bilir. Ama sen... Duyduğuma göre son zamanlarda suçlu avına çıkmışsın. Özellikle element ve silah ustaları."

Babasının dediklerini duyan Teo suçlu bir gülümseme takındı. Lanet Kevın Amca! Her şeyi babama uçurmuş!

İlerleyerek babasına sarılan Teo, tıpkı kardeşleri gibi portaldan içeri adım attı.

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1385

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1162

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 960

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 889

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 781

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 740

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 698

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 629

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 594

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 554

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 520

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 214

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 156

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 129

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 127

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 124

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 122

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 120

Site İstatistikleri

  • 20217 Üye Sayısı
  • 570 Seri Sayısı
  • 28277 Bölüm Sayısı


creator
manga tr