Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Yıldızlar Kralı - Bölüm 60 : Lord


 

Bariyer gelen saldırıyı en küçük sarsılma bile yaşamadan karşıladığında siyah madde başka saldırılar gerçekleştirmeye başladı, ama ne kadar denerse denesin nasıl bir şekil alırsa alsın çekirdeğe ulaşamıyordu.

Ersa ise çekirdeğine saldırıldığı her anda titreyerek ağrısına hakim oluyordu. Siyah madde vücudunda kaldığı her saniyede bütün olarak kalmıyor parçaları bedeninin içine dağılıyordu.

İlk girdiği büyüklüğün yarısından bile azı kaldığında siyah madde hızla Ersa'nın bedeninden çıktı. Dışarıya ulaştığında Mely'i gördü ve bir süre durduktan sonra Mely'e doğru ilerlemeye başladı.

Ersa, hala acı çekiyorken bu durumu fark ettiğinde hızla bedenini döndürdü ve siyah maddeye tekme attı, fakat tekmesi siyah enerjiye hiç etki etmeden içinden geçmişti.

Ersa'nın gözleri genişledi ve hemen haykırarak bedenindeki ağırlığı sıfıra getirip Mely'e koştu. Siyah madde bu sırada Mely'e gidiyorken Ersa'nın hızı ondan daha fazlaydı.

Ersa kollarını Mely'nin bedenine sardı ve onu sıkıca kucakladı. Siyah madde ise yanlışlıkla Ersa'nın bedenine girdi.

Mely, Ersa'nın kendisine ilk defa sıkıca sarıldığı bu durumda afallamış bir halde tüm vücudu taş kesilmiş gibi duruyordu.

Hareketsiz halini Ersa'nın gevşeyen kolları ve acı haykırışı bozmuştu. Siyah madde, Ersa'nın bedeninde tekrar dağılmaya başladığında aceleyle kaçtı.

Ersa, siyah maddenin çıkışından sonra ağrılarına dayanarak Mely'i arkasına aldı ve siyah maddenin karşısında durdu. Öylece bir süre duran siyah madde Ersa'yı geçemeyeceğini anladığında gökyüzüne yükseldi ve uzaklaştı.

Siyah maddenin gidişi ile rahatlayan Ersa diz üstü çöktü ve ağzından akan kanlarla kendine gelmeyi bekledi. Vücudunda siyah maddenin kalıntıları dolaşıyor, bedenine yoğun ve katlanılmaz bir acı veriyordu.

Siyah maddelerin dolaşımı bedenini yiyip bitirirken hücrelerinin içinde saklanan kırmızı renkli maddeler dışarı çıktı ve siyah renkli enerjiyi kan dolaşımından çekerek kendilerinin yanına bağladılar.

Siyah maddenin kalıntıları, kırmızı enerjinin gücü karşısında hiçbir şey yapamadan sadece uslu bir hale büründü ve yanına yanaştı.

Ersa'nın vücudu normal düzenine yeniden kavuştuğunda Ersa'nın titreme hali de durdu. Mely bunca zamandır bir şey yapamadan bekliyor, ağlamamak için kendisini zor tutuyordu.

Ersa'nın aşırı solgun yüzü ile ona dönerek gülümsemesiyle ona koşup sarılması bir oldu. O kadar sıkı sarılıyordu ki Ersa'nın yorgun bedeni acıya dayanamamış öksürmeye başlamıştı.

Mely, hemen ellerini gevşetti ve özür dilercesine Ersa'ya baktı.

'Booom!'

Arkalarındaki silindirin yere çöküş sesi yoğun bir patlamayla etrafa yayıldığında şok olmuş ifadelerle silindire baktılar. Silindirin bulunduğu yerden başlayarak orman yere çökmeye başladı.

''Orman yok oluyor! Hemen gidelim buradan.''

Mely'nin endişeli bir tonda söylediği sözlerle Ersa kendisini zorlayarak ayağa kalktı ve tünele doğru Mely ile birlikte koştu.

Tünelin sarmaşıklarla kaplı çıkışını geçtiklerinde arkalarından tünelinde çöktüğünü gördüklerinde hızlarını arttırdılar ve daha hızlı koşmaya başladılar.

Ersa az önce bedeninin parçalanma ağrısından ve yorgunluğundan sonra bu denli bir koşuyu kaldıramayarak tökezlediğinde Mely, Ersa'nın elini sıkıca tuttu ve enerjisini ona aktarıp destek olarak kendi temposuna ayak uydurttu.

Uzun ve yorucu bir kaçışın ardından tünele girdikleri yere geldiklerinde çıkmaza girmişlerdi. İkisi de şaşkın ve gergin ifadelerle tünelin kapalı girişine bakıyordu. "Burası ne zaman kapanmış?"

"Bunun önemi şuanda yok hemen yok etmeliyiz bu duvarı." Mely, Ersa'nın dediğini yapmak için kılıcını çıkardı ve güçlü bir tekniğini aktif hale getirdi. Büyük bir kuvvet ile duvara vurduğunda duvar biraz sarsılmak dışında yok olma belirtisi göstermedi. Mely üst üste birkaç kez daha vurduğunda Ersa, duvarın kolay yıkılmayacağını anladı.

Kılıcını çıkardı ve Mely'i durdurdu. Mely şaşkın bir ifadeyle Ersa'ya baktı. "Hayır, bedenin şuanda savaşmayı kaldıramaz."

Ersa gülümsedi. "Sadece bir saldırı yapacağım, merak etme."

Zorlukla yürüdü ve dişlerini gıcırdatırken duvarın karşısına geçti. Su yolunu çalıştığı tüm anları zihninden hızlandırılmış bir görüntüyü izlercesine çalıştırdı ve gözleri durgun bir hal aldı. Mely, Ersa'nın aurasındaki muazzam değişimi hayretler içerisinde izliyordu. Merakla Ersa'nın ne yapacağını beklemeye başladı.

Ersa'nın kılıcına doğadan enerji toplandığında birden mavi bir enerji kılıcın çevresinde oluşmaya başladı. Ersa bunları görüyorken Mely hiçbir şey göremiyordu. Sadece Ersa'nın ona verdiği muazzam baskıyı ve değişen aurasını hissediyordu. Ersa'nın gözleri keskinleşmiş, çevresindeki hava korku ile normalde uyguladığı kuralları uygulamıyor, sanki korkuyormuş  gibi etrafta dolanıyordu.

Ersa kılıcını savurdu ve duvar ile buluşturdu. Kılıç ve duvarın çarpışmasından etrafa yayılan gümbürtü ile duvar ortadan bölünerek parçalara ayrıldı ve tamamen yok oldu. Mely gördüğü görüntüye inanamıyormuş gibi gözlerini ovuşturdu. Sadece tek bir saldırı duvarı paramparça etmişti! Sanki yağı kesiyormuş gibi kolay bir şekilde.

Ersa'nın yere diz çökerek kan kustuğunda Mely endişeli bir sesle bağırdı ve Ersa'nın yanına koştu. "Ersa!"

Ersa birkaç kez öksürdükten sonra yorgun düşmüş bedenini Mely'nin kaldırmasına izin verdi. "İyiyim. Hemen gidelim."

Yakında yıkım onlara da ulaşacaktı. Bu nedenle acele etmeliydiler. Mely, Ersa'yı sırtına aldı ve koşmaya başladı. Hızı ile kısa süre de mağaradan çıkmalarından bir süre sonra mağara parçalara ayrılarak çöktü.

Ersa sonunda tehlikeyi atlattığında daha fazla iradesine hakim olmadı ve bedeninin düşmesine izin verdi. Ersa'nın ellerinin arasından kaydığını fark eden Mely hemen belinden tuttu ve kendisine yasladı.

Ersa zorlukla açılan gözlerini Mely'e çevirdi. Yüzündeki endişeli ifadeyi gördüğünde zorlukla gülümsedi. ''Sadece biraz dinlenmeye ihtiyacım var. Endişelenmene gerek yok.''

''Bana yaslan seni taşıyacağım." Ersa'nın bu duruma itiraz edecek hali yoktu.

Mely, Ersa'yı beline aldı ve çok hızlı bir şekilde ormandaki dinlenme alanlarına koştu. Hızıyla fazla sürmeden vardıktan sonra Ersa'nın uyuya kaldığını gördüğünde gülümsemesini engelleyemedi.

Ağacın altına rahat bir yer hazırladı ve Ersa'yı üzerine nazikçe bıraktı.

Ersa'nın tepkisiz bedeni yere kendisini emanet ettiğinde gözleri solgun yüzünün yakışıklılığını etkileyemediği çocuğa döndü. Ersa'nın kendisini düzenek alanından ittiğini ve korumak için yaptıklarını hatırladığında kalbine saplanan ağrı berbat hissetmesine neden oluyordu.

Nazikçe Ersa'nın gece gibi siyah saçlarını okşadı ve mırıldandı. ''Böyle olmaması lazım. Benim yüzümden acı çekmemelisin. Beni korumanı istemiyorum, benim seni korumam lazım.''

Ersa, hiçbir şeyin farkında olmadan uyurken Mely yaklaştı ve Ersa'nın alnından öptü.

...

Gökyüzünde neredeyse görünmez bir durumda siyah bir madde ilerliyordu. Uzun bir ilerlemenin sonunda dağların arasında binlerce insanın bulunduğu bir barınma alanına vardı.

Üstlerinde siyah kıyafetler giyen insanlar ve yaşadıkları karamsar yer insanların içini ürpertebiliyordu. Siyah madde geniş bir alanı kaplayan binanın içine girdi ve kolonlarla desteklenmiş salonun başındaki siyah tahtta oturan kırklı yaşlarda, uzun siyah saçlı, kirli sakallı ve koyu kahverengi gözlü adama doğru ilerledi.

Adam siyah maddeyi gördüğünde küçük bir şaşkınlık yaşasa da ifadesi hemen sevinçli bir duruma dönüştü. ''Lordum, size hizmet etmekten onur duydum.''

Sanki ne yapması gerektiğini biliyormuş gibi diz çöktü ve solgun siyah maddenin bedenine girmesi karşısında hiçbir tepki göstermeden yüzünde sükunet duygusu hakimken öylece durdu.

Siyah madde adamın çekirdeğinin içine yüksek bir hızla girdi ve çekirdeğin tamamını simsiyah bir hale çevirdi.

Siyah madde, bedenine girdiğinde gözleri kapanan adam bu sefer gözlerinin rengi kötücül siyah renge bürünerek açıldı. Yüzündeki ifade derin bir kızgınlığı barındırıyordu. Bu ifade gören kişiyi olduğu yerde korkudan öldürebilirdi.

''Sadece imparator evredeyim. Lanet olası velet, tüm nihai özümü dağıttı ve yolumu engelledi. Seni elime geçirdiğimde tüm bedenini paramparça edeceğim ve o lanet olası saçma çekirdeğini zevk ala ala yok edeceğim.''

...

Ersa gözlerini açtığında tüm yorgunluğunun süpürüldüğünü fark etti. Gökyüzünde yükselen güneşe baktı ve yanında duran kıza döndü. Uykusuz gözleri ile çapraz bacaklı oturmuş, enerjisini tazeliyordu.

''Mely.'' Ersa'nın nazik sesi kulaklarına ulaşan Mely, kalbinde yükselen heyecanla döndü.

''Uyanmışsın. Nasılsın, şimdi daha iyi misin?''

Ersa, bedenini doğrulttu ve iyice gerdi. ''Çok iyi durumdayım. Hiçbir sorun yok.''

Mely rahat bir nefes aldı ve ayağa kalkıp biraz uzağından bir şeyler getirdi. Ersa yemekler olduğunu gördüğünde şaşkın bir ifadeyle Mely'e baktı. Kendisi için yemek hazırlamıştı.

Çok aç olduğundan Mely'nin gülümsemesinin karşısında yemeğini yedi. ''Kaç saattir uyuyorum?''

Ersa bir gündür uyuduğunu tahmin ediyordu. Mely tereddütlü bir halde durdu. Aslında Ersa, üç gündür uyuyordu ve Mely bunca zamandır onun yanında uyanık halde durmuştu.

''Şey, yaklaşık üç gündür.''

Ersa, yediği yemeği neredeyse tükürecekti. Mely'e hayretle baktı. Üç gündür uyuyordu! İlk defa bu kadar uyumuştu. Mely'nin renklenmiş göz torbalarına baktı. İçinde üzüntü ve sıcaklık hissettiğinde ''Hiç uyumadın mı?'' dedi.

Mely, bu soru karşısında ne dese bilemedi. Ersa'yı üzgün hissettirmek istemiyordu. Bu nedenle ''Ara ara dinlendim. Çok iyi durumdayım bak.'' dedi ve vücudunu hareket ettirdi.

Ersa, Mely'nin söylediklerine inanmamıştı. ''Ben buradayım. Uyumanı istiyorum.''

''Gerek yok durumum iyi diyorum.''

Ersa'nın kendisine sessizce gözlerini dikmesi ile uzun süre dayanamadı ve ''Tamam, tamam. Uyuyacağım. Bakma öyle.'' dedi ve kendisine yatmak için bir yer ayarlayarak Ersa'nın bakışlarının altında uzandı.

Ersa'ya dönük durdu ve Ersa'nın yemeğini yemeye devam ederken ki memnun gülümsemesini izleyerek huzurlu bir halde uyudu. Ersa'nın iyi olması hissi kalbinin en derinlerindeki acı duyguları yatıştırmıştı. Üç gündür delicesine endişeli kız şimdi bir bebek gibi uyuyordu.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1218

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1053

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 870

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 643

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 599

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 547

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14814 Üye Sayısı
  • 453 Seri Sayısı
  • 19476 Bölüm Sayısı


creator
manga tr