"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Yıldızlar Kralı - Bölüm 53 : Baskın Aura


 

Ay gökyüzünden kararmış yeryüzünü aydınlatırken bundan da payını alan bir kız ormanlık bir alanda çapraz bacaklı oturmuş, yalnız bir his etrafa yayıyordu.

Beş ay oldu gittiğinden beri. Nerede kaldın?

Her gün akademide eğitim yapıyorken, Ersa olmadığında kendisini yapayalnız hissediyordu. Gittikçe içine kapanık bir halde daha fazla eğitim yapmaya başladı.

Kalbinde ise karşı koyamadığı bir özlem vardı. Şuanki durumunu bilmiyordu. Hayatta mıydı onu bile bilmiyordu. Bu sorular aklını meşgul ederken altı ay dolmadan akademiye dönmesini umuyordu.

Neden en az bir ay dediği halde, en fazla yönü kullandığı ise kalbinde kızgınlık oluşturuyordu.

...

Ersa geri dönmeye başladığından beri iki hafta geçmişti. Ne kadar hızlı hareket etse de kat ettiği mesafe çok fazlaydı. Bu nedenle varış süresi uzuyordu.

En sonunda ilk yolculuğuna başladığı yere geldiğinde dudaklarınde küçük bir tebessüm oluştu.

Hava kararmıştı, bu yüzden en son kaldığı hana gitti ve bir oda tuttu. Hava aydınlandığında yarın yola çıkacaktı. Doğru düzgün dinlenmeyen bedeni rahat bir odaya vardığında rahatlamış ve uykuya dalmıştı.

Kesintisiz bir uyku olmasa da yabani yoldakinden çok daha iyi bir uyku çekmişti. Sabah akademiye dönecek olmanın verdiği heyecandan erkenden kalktı.

Hiç oyalanmadan handan çıktı ve akademiye doğru yola çıktı.

Hızlı varmak için ağırlığı sıfırlamayı düşündü ama gerek olmadığına karar verip yoluna devam etti.

Yolculuğu büyük bir hızla devam ederken biran da bir şeyler hissetti ve gözleri tehlikeli bir görüntü oluşturdu.

Sağ tarafından kendisine gelen bir okun hışırtı sesi kulaklarına ulaştığında bedenini hemen yana attı, ama ok sol bacağını sıyırmıştı.

''Reflekslerin iyiymiş çocuk.'' Alaylı bir ifade ile ağaçların arasından çıkan adamla birlikte beş kişi daha dışarı çıktı.

Ersa'nın ifadesi kararmıştı. İnsanların neden bu derece vahşi olduğunu anlamıyordu. Sıyrılan bacağı sızlarken yüzünde acının en ufak bir izi yoktu.

Ersa'nın korkunç ifadesini gördüklerinde biran titreme yaşayan adamlar hemen sonrasında gülmeye başladılar.

''Ölüm hissi insanları korkunçlaştırabiliyor. Öldürün şu çocuğu.''

Lider olan adam emri verdiğinde, diğerleri tam saldıracakken önlerindeki çocuğu bir şeyler mırıldandığını fark ettiler.

''Ölüm, neden herkes onu arıyor? Ne den bana saldırdınız?''

Ersa'nın sözlerini duyan adam yüksek sesli bir kahkaha attı. ''Sebep mi arıyorsun? Üzerinde taşıdığın eşyalar desem.''

''Para için? Para için ölümü seçmek.''

Ersa'nın saçmaladığını düşünen lider tekrar emir verdi. ''Aslında öldürmeyin. Yüzü çok güzelmiş. Yüzüne zarar vermeden kendisini yakalayın.''

Adamlar Ersa'nın yüzüne baktılar ve kötü gülümsemelerini açığa çıkardılar. Böyle bir yüz servet bile edebilirdi.

Beş kişi acımasız bir ifadeyle saldırıya geçtiler. Ersa'nın gözleri soğuk bir ifadeye büründü.

Sol eli harekete geçip, sağ bileğinin üzerine dokundu. O sırada adamlarda Ersa'nın önünde varmıştı.

Kılıçlarını hayati olmayan bölgelerine nişan aldılar ve salladılar. Kılıçlar aşağıya indiğinde havaya giden saldırı hepsini afallatmıştı. Ersa'nın önlerinden kaybolduğunu fark ettiklerinde neler olduğunu anlayamıyorlardı.

''Hey, nereye kayboldu velet!?''

''Bilmiyorum. Nasıl kaybolabilir!?''

Adamlar birbirlerine neler olduğunu sorarken alanda ardı ardına çığlık sesleri yükseldi.

''AAahhh.''

''Ahhh.''

Saniyeler içinde liderin gözlerinin önünde beş cansız beden yerde yatıyordu. Gözleri neredeyse yuvasından çıkacak olan lider, yerde kalpleri delinmiş beş kişinin bedenine baktığında anlamsızlaşmıştı.

''N-Ne-Neler oldu az önce?''

Ersa'nın bedenine gözleri kaydığında cesetlerin arasında kırmızıya bulanmış kılıç ile kırmızı kıyafetini daha da kırmızılaşmış çocuğun güzel yüzü sanki korkunç bir görüntüye dönmüştü onun için.

Hemen geriye dönüp kaçmaya başladı.

''Hayyırr. Gelme peşimden! Gelme!''

''Aughh.''

Arkasına bakacak iken bir anda göğüs bölgesinden yayılan yoğun acı ile kan kustu ve gözleri önünde görünen korkutucu gözlere sahip çocuğu gördü.

Göz bebekleri korku ile küçüldüğünde oracıkta canını verdi. Ersa, adamın vücuduna saplanmış kılıcını çıkardı ve gözleri hala soğukluk barındırırken bir daha bu adamlara kısa bir bakış bile vermeden oradan ayrıldı.

Bu insanlara bir daha dönüp bakma isteği bile yoktu.

Kırmızıya bulanmış vücuduyla akademiye olan yolculuğuna devam etti. Saatler süren bir yolculuğun sonunda akademiye ulaşmıştı. Akademinin kapısından kanlar vücudunda iken girince öğrencilerin gözleri korku ve merak ile ona döndü.

''Bu kişi Ersa değil mi?''

''Evet aylardır akademide olmadığını duymuştum.'' Gözleri Ersa'nın vücudunu süzen başka bir çocuk arkadaşına döndü.

''Yaralı galiba! Nasıl yaralanmış ki?''

''Bilmiyorum ama çok korkutucu.'' Kızlardan biri gözlerini kaçırırken söyledi.

Başka kız hemen atladı. ''Bence çok havalı.''

Ersa, hiçbirini umursamadan yolunda devam etti ve ilk olarak akademiye döndüğünü onaylatmaya gitti. Birçok öğrenci ise Ersa'nın görünüşünü yeni dedikodu malzemesi yapmış, olayı abartarak anlatıyordu.

Ersa görevlinin yanına geldiğinde kendisine yönelmiş şaşkın bakışların altında ''Akademiye döndüğümü onaylatmak istiyorum.'' dedi.

Görevli kadın önündeki çocuğa tekrar tekrar baktı ve iyi olup olmadığını düşündü. ''Ta-tamam. Adın ne?''

''Ersa.''

Kadın sanki baskı altında gibi hızla işleri halletmeye çalışıyordu.

Birkaç kağıdı doldurduktan sonra Ersa'nın önüne koydu. ''Kartınla onaylatmalısın.''

Ersa kafasını salladı ve kartını kağıttaki kart bölümüne tuttu. Kısa bir ışıldamanın ardından kağıtta Ersa'nın bilgileri belirmişti.

''Bitti mi?''

''E-evet.''

Soğuk bir bakışla ayrılan Ersa'nın arkasından bakan kadın sonundan rahat bir ifadeye bürünmüştü. ''Korkutucu bir baskı. Bu yaşta nasıl bu derece korkunç bir baskıya sahip olabilir.'' Kadın mırıldanırken Ersa odasına doğru yola çıkmıştı.

Bu sırada, Mely ormanda eğitimdeydi.

''Geçen yıl jenerasyonunda birinci olan kişi uzun sürenin sonunda akademide. Girişte kendisini göstermiş.'' Bir çocuk heyecanla anlatırken diğeri de ilgili bir tavır takındı.

''Cidden mi? Akademiden ayrıldığını duymuştum.''

''Hayır, ayrılmamış. Hatta kanlar içindeymiş.''

''Kanlar içinde mi? Nesi varmışki?'' Meraklı gözlerle çocuk yanınaki arkadaşına bakıyordu.

''Bilmiyorum. Sanırım yaralanmış.''

Bütün konuşmaya kulak misafiri olan Mely'nin kalbi yoğun bir tempoda atmaya başlamıştı. Ersa geri dönmüştü. Mutlulukla dolan kalbi konuşmanın devamını duyduktan sonra karanlığa gömüldü.

Hışımla ayağa kalktı ve aceleci bir tavırla tüm gücünü kullanarak koşmaya başladı. Öyle ki şuanda ulaştığı hız normal hızından bile daha fazlaydı.

İlk olarak akademinin girişine gitti. Oradaki kişilerin konuşmalarına kulak misafiri oldu ve bu sefer öğrenci işlerinin halledildiği binaya geçti.

Ersa'yı bir türlü bulamadığında giderek sabırsızlaşıyordu. Neredesin Ersa?

En son çare yurdunun bulunduğu bölgeye bakmaktı. Oyalanmadan dışarıya çıktı ve A2 yurduna doğru koşmaya başladı.

Öğrenciler Mely'i gördüğünde merakla neden bu kadar telaş içinde olduğunu anlamaya çalışıyordu. İfadesi endişeli bir haldeyken öyle hızlıydı ki şaşkınlıkla arkasından bakabiliyorlardı.

Mely'nin masmavi kıyafetleri hızından oluşan rüzgar ile havada dalgalanıyor, insanların gözlerine muazzam bir güzellik ortaya çıkarıyordu. Siyah saçlarının arasındaki güzel yüzü ve belirgin mavi gözleri güzelliğin tanımı gibiydi.

İnsanlar hayretler içerisinde ilerleyişini izlerken, akademinin ünlü güzelliği biranda durdu. Gözleri onlarca metre ilerisinde kırmızı kıyafetli bir figüre kilitlenmişti.

Kırmızı kıyafetli çocuk tehlikeli bir aura ile yavaş yavaş ilerliyordu. O anda bir şeyler hissetmiş gibi durdu ve bedeni arkasına döndü.

Onlarca metre uzaktaki güzel kızla kavuşan siyah güzleri ciddi bir ifadeden büyük bir değişim geçirerek yumuşadı. Etrafındaki tehlikeli aura da ortadan kalkmış, geriye yakışıklı ve güzel bir gencin havasını bırakmıştı.

Yüzünde samimi bir gülümseme oluştuğunda, karşısındaki kızın gözlerinin kenarı kızarmaya başlamıştı.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 859

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 743

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17361 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23482 Bölüm Sayısı


creator
manga tr