Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Yıldızlar Kralı - Bölüm 27 : Akademiye Dönüş


Kadim imparator yüzüğü Ersa'ya uzattı. ''Testlerin hepsini geçen kişiye yüzüğü teslim etmem gerekiyor. Benim görevim buydu. Yüzük antik kalıntılara girdiğinde seni yönlendirecek.''

Ersa, dikkatli bir şekilde yüzüğü aldı. Yüzüğe zarar vermek istemiyordu. Kadim İmparatorun yüzünde samimi bir gülümseme bulunuyordu. ''Yüzük tek alacağın şey değil.''

''Seninle tanıştığıma sevindim, evlat. İleride karşılaşabilmemiz umuduyla. Seni bekliyor olacağım.''

Kadim İmparator, ellerini uzatarak Ersa'nın alnına hafifçe dokundu. Birkaç saniye içinde bedeni havaya karıştı ve Ersa etrafına baktığında kalıntıların arasına döndüğünü fark etti.

Yüzünde yoğun bir şaşkınlık vardı. Önündeki yeraltı girişi kaybolmuştu ve her şey eski haline dönmüştü.

Ersa, etrafa şaşkınlıkla bakarken kalbinin hızlı hızlı atmasıyla vücuduna yöneldi. Kollarındaki, bacaklarındaki, vücudunun her yerindeki kaslar, damarlar, organlar sanki çıldırmış gibi çalışıyorlardı.

Vücuduna yayılan yoğun acı ile yere diz çöktü. Sanki hücrelerini bir şeyler kemiriyordu. Vücudu acısıyla kırmızılaşmıştı. Ersa acı ile birkaç haykırış verdi. ''Ahh- ''

Hayatında şimdiye kadar hissettiği en yoğun acıydı bu. Vücudundaki her kas acıyla titriyordu. Ersa, acının yoğunluğuyla yerde yatıyordu. Arada acı iniltisi verirken, kıvranıyordu. ''Ahh- Bana ne yaptın Kadim İmparator!''

Bunun Kadim İmparatorun işi olduğundan emindi. En azından uyarmasının çok daha iyi olacağını düşünüyordu.

Dört saat civarında acı ile kıvrandıktan sonra kendine gelebilmişti. Etrafı kir ile dolmuştu. Yeşil ve siyah sıvı yerleri boyamışken, Ersa'nın kıyafetleri ve vücudu kir içindeydi. Ersa, şaşkınlıkla çevresine baktı. Tüm bu kirlerin vücudundan çıktığından emindi.

''Vücudumu arındırdı?''

Ersa, durumunu kontrol etmeden önce vücudunu temizledi. Vücudunun yumuşaklığı artmış, bedeni çok daha pürüzsüz olmuştu. Yanında kıyafet bulunmadığından üstü kirli kalmak zorunda kalmıştı.

Vücudu ile ilgilendikten sonra ne tür değişiklikler yaşadığını test etmeye hızı ile başladı. Tüm hızını kullanarak koştu. Ani hızıyla dengesini kaybetmiş, neredeyse yere düşüyordu. Şaşkınlıkla ayaklarına baktı. Önceki hızının neredeyse iki katıydı!

Yüzünde mutlu bir gülümseme oluşurken kılıcını eline aldı. Vücudunda artık çok daha rahat hissediyordu. Hareketleri daha basit ve keskin olmuştu. Kılıcını çapraz, yan, sağ şaşırtma vuruşu ve daha birçok tekniği kullanarak savurdu. Her vuruşunda yüzündeki gülümseme genişledi.

Gücünün artışı muazzam miktardaydı. Saldırıda, savunmada, hızda her alanda niteliksel bir gelişim yaşamış durumdaydı. Sanki bedeni yeni bir aleme adım atmış gibiydi. Gücünün şuanki seviyesini tahmin bile edemiyordu. En son ulaştığı kalfa evre 1 ve 2.  seviye arasında güçtü.

Gücünü heyecanla test ederken çok önemli bir noktayı atladığını fark etti. Yirmi beş günden fazla bir süredir kayıptı!

Hızla yüksek hızını kullanarak akademiye yola çıktı. Akademiye varması uzun sürmemişti. İki saatte akademinin kapısının önüne ulaşmıştı. Fazla oyalanmadan akademiye girdi ve odasına koştu.

Oda da Ray ve Berk oturmuş, sessiz bir durumdaydılar. Ersa aniden içeri girince ikisi de kızgındı.

''Hey, başkasının odasına bu şekilde giri—Er- Ersa!?''

İkiside gözleri genişlemiş Ersa'ya bakıyorlardı. Gözleri yaşarırken, ayağa zıplayarak, Ersa'ya koştular ve aynı anda sarıldılar. ''Çocuklar, sorun ne?'' Ersa gülerek sordu.

İkili, Ersa'dan uzaklaşıp bir daha baktılar. ''Sen hayatta mıydın?''

''Sizce?'' Ersa yüzünde gülümseme ile arkadaşlarına bakıyordu.

''Ben yokken neler oldu?'' Ray ve Berk'in tepkisinden olay göründüğü kadar basit görünmüyordu. En azından bu kadar tepki göstermemelilerdi.

İkili hala durumun şokunda olsalarda Ray cevapladı. ''Kalıntıları keşfe gittiğinizde, canavar sürüsünü yok etmişsiniz ama canavar sürüsü öldükten sonra çok daha güçlü bir canavar sürüsü gelmiş. Hiç kimse neden geldiklerini anlamadı. Biri kalıntılarda bir şeyleri tetikledi diye tahmin ediliyor. Canavar sürüsünde yeryüzü evresinde olanlar bile varmış. O sırada onlarca öğrenci ölmüş ya da kaybolmuş. Ustalar hızlı bir şekilde öğrencileri kurtarmışlar ama canavarlar çok güçlü olduğundan kayıptan kaçınamamışlar. Saldırıda 12 öğrenci öldü ve 4 öğrenci de kayıp düştü.''

Ray bir süre duraksadı. ''Sen de kayıpların içinde olunca bi-biz senin de ölmüş olduğunu düşünmüştük.''

Ersa test alanına gittiğinde böyle büyük bir olayın olduğunu hiç bilmiyordu. Nedeni konusunda ise hiçbir fikri yoktu.

''Ersa, neler oldu? Neredeydin bunca zaman?'' Berk merakla sordu.

Ersa, bu soruyu nasıl cevaplaması gerektiğini bilmiyordu. Doğruyu söylememesi gerektiğini düșünüyordu. ''Kalıntılarda bir yeraltı mekanı keşfetmiştim ama içeri girince dışarı çıkamadım. Günlerce uğraştıktan sonra ancak dışarı çıktım.''

Ersa yarı doğruyu anlatarak olayı anlattı. Ray ve Berk, Ersa'nın yalan söyleme ihtimali üzerine düşünmediler. Ersa'nın öldüğünü düşündüklerinden hüzünlü bir ifadeyle dolanıyorlardı. Şimdi ise yüzlerinde geniş bir gülümseme vardı. Ersa'yı aralarına alarak uzun bir sohbete tuttular. Hava karardığında anca üçlü birbirlerinden ayrılmıştı.

Ersa, iyi bir duş almamıştı uzun zamandır. Hevesle iyi bir duş aldıktan sonra vücudu çok rahatlamıştı.

Duşunu aldıktan sonra yatağına derin bir rahatlık duygusuyla uzandı. Ama hatırladığı kişi ile hemen yataktan fırladı. ''Nasıl olduğumu bilmiyor. O da öldüğümü düşünüyor olmalı.''

''Kim?''

Kulak misafiri olan Ray ve Berk merakla sordu. ''Hiç. Önemli değil. Benim biraz işim var dışarı çıkıyorum.'' Ersa aceleyle dışarı çıkarken ikili arkasından şaşkınlıkla bakıyordu.

Ersa, Mely'nin tam yerini bilmiyordu. İlk gideceği yer ise birlikte eğitim yaptıkları alandı. Bir ihtimal orada olabilir diye düşünüyordu.

Eğitim alanına vardığında, narin ve hoş bir bedenin her zaman savaştıkları alanda durduğunu gördü. Ayakta dururken, elindeki buz mavisi kılıcına bakıyordu. Ersa, yüz ifadesini görmediği için ne düşündüğünü anlamıyordu.

''Hayranım, yalnız başına ne yapıyorsun burada? Yoksa beni mi bekliyordun?''

Mely, kulağına giren sesle ani bir titreme yaşadı. Arkasına döndüğünde, gülümseyen yakışıklı bir yüz ile karşı karşıyaydı. Vakitlerini birlikte geçirdiği, oldukça aşina bir yüzdü.

Biran ne diyeceğini bilememiş, inanamıyor gibi Ersa'ya bakıyordu. Okyanusun nazik esintisi gibi sesi ulaştı Ersa'ya. ''Ersa, sen misin?''

Ersa, samimi bir kahkaha attı. ''Elbette benim. Başka kim böyle yakışıklı bir yüze sahip olabilir?''

Ersa'nın her zamanki dalga geçen sözlerini duyduğunda Mely, Ersa olduğuna emin olmuştu karşısındaki kişinin. O an da duygu patlaması yaşıyordu. İstemsizce gözleri kızarmış, göz yaşları gözlerine akın akın gidiyordu.

Ersa, şaşkınlıkla Mely'e baktı. Bu kızın kendisi için ağlayacağını hiç düşünmemişti. Ölümü onun için bu kadar üzücü müydü?

Mely, büyük bir hızla koşarak, Ersa'nın göğsüne iki ellerini doladı. Gözyaşları hala durmadan akıyordu. Ersa, Mely kendisine sarılınca şaşkınlıkla dona kaldı. Göğsünde ağlayan kıza baktığında içinde koca bir sıcaklık yayıldı.

Mely, Ersa'ya sıkı sıkı sarılarak uzun süre durdu. Ersa da Mely'i uzaklaştırmadı, ya da bir şey söylemedi. Sadece sessizce bekledi.

Mely, uzun sürenin sonunda yanaklarına akın eden kanla uzaklaştı. Gözleri direk olarak Ersa'ya bakamıyordu. Utandığı her halinden belliydi.

Ersa, Mely'nin tatlı haline gülümsedi. Güzel gözleri ağlamaktan kırmızılaşmıştı.

Mely, kendisini toparladıktan sonra sordu. ''Nasıl hayatta kaldın?''

Ersa, arkadaşlarına anlattığı şeylerin aynısını Mely'e anlattı ve tüm gerçekleri söylemedi. Anlattıkları bitince Mely'e takılmaya başladı.

''Olmadığım günlerde hayranlığın artmış gibi.''

Gülerek söylediği sözleri Mely'i elma gibi kıpkırmızı yapmıştı. Ersa'yı karşısında görünce biranda düşünme yetisini kaybetmiş gibiydi. Sarılmasının da nedeni buydu. İlk defa birine bu şekilde sarılmıştı.

Farkında olmadan Ersa hayatındaki en önemli kişilerden biri haline gelmiş durumdaydı. Çok fazla zaman geçirmemiş olmalarına rağmen ilişkileri samimi ve gerçekti. Diğer yaşadıklarından çok farklıydı.

İlk defa böyle bir arkadaşlık kurmuştu ve biran da Ersa'nın kaybolması ona şok etkisi oluşturmuştu. Akşamları sürekli zamanını geçirdiği kişi, birlikte eğitildiği insandı.

Sohbetlerini Ersa ile yapmış, onunla gülmüştü. Mizahı onunla değişmeye başlamıştı. Mely fark etmeden önündeki çocuğun kendisi için bu derece önemli olmasına hayret etmişti. Kulaklarına ulaşan sesli gülüşleri onun için alışık olduğu sesti. Bir an kalbine yayılan rahatlama duygusunu hissetti.

''Neden bahsediyorsun? Kim sana hayranmış!''

''Oo pekala.''

Ersa'nın tavrıyla Mely daha çok kızarmıştı. ''Ne pekala? Öyle bir şey yok!''

...




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1450

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1198

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 983

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 905

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 798

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 777

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 717

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 630

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 592

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 592

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 157

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 150

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 149

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 129

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 14923 Üye Sayısı
    • 709 Seri Sayısı
    • 33139 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr